26 Ocak 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 10

26 Ocak 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER gibi onu da yasak ederlerdi, o da kimseyle görüşmezdi. Ne konuştuğu- na gelince.. İktidar Muhalefeti de hiç olmazsa Devletin parasıyla tertiple- nen davetlere çağırmış olsaydı, Ka- sım Gülegin ne konuştuğunu kulakla- rıyla duyardı. Şimdi pek merak edi- yorsa Radyoyu verirdi, Kasım Gülek de Radyodan millete ne konuştuğunu açıklardı. Bu açıklamayı hükümete yapmak gibi bir mecburiyetten habe- ri yoktu. Hem, asıl hükümet Ameri- kalılarla ne görüştüğünü açıklasa da- ha iyi ederdi. Kasım Gülegin yaptığı, Demir Perde dışındaki her memleket- te yapılan bir normal hareketti. na neden kısılmıştı? C.H.P. Sekreteri göz kırparak "Galiba, şe- kere zam..." diye güldü. meselâ Zafeı' manşetlerıuı şekere zamma tahsis edecek yerde Kasım Güleğe ayırmayı tercih — ediyordu. Gazete neler, ne saçmalar söylüyor- du yarabbi.. C.H.P. Devlet içinde Dev let miydi ? Dış politika hakkında tav- siyede bulunmak hakkım nereden a- lıyordu? Bu politikayı teukıt etmek hakkı kimsede yoktu. Gazete arka- dan, Londrada çıkan bir yahudi ga- zetesini buldu. Bu gazetede, Muhale- fetin İsrailden elçımızıu çekilmesini tenkit ettiği yazılıydı. an efen- dim, işte Muhalefetin Dış polıtıkayı tenkıdının doğurduğu felâketi görü- yordu akınız, dışarda nasıl a- leyhimizde hava yaratılıyor, "Türk dış politikası bu yüzden ne muazzam bır çıkmazın içinde olarak gösterili- or'du... Haydi bu saçmalan yazan magşuş kalem" tamamiyle şiraze- den çıkmıştı. Ama bunlar nasıl olur da ciddi bir gazetede ciddi ciddi ya- yınlanabılırdı" Demek dış politika- da hükümetle mutabık olmamak ya- saktı' Sebeb? Londrada çıkan yahu- dice srazete bunu istismar ediyordu! Yeni Sabah'ın haberi Hayal peşinde 10 C.H.P. Meclisi toplantısından görünüş Meclis kelimesine paydos! Zaferde bunlar yazılırken İngilte- renin yarısı Muhafazakâr Iktıdarn dış politikasını şıddetl eriyor, İn- giliz Muhalefet lideri İngilterenin dı- şında, Fransada ve Amerikada Lond- ra hükümetinin tutumunu bombardı- mana tutuyordu Amerikada Eisen- hower plânı hakkında herkes birşey söylüyor, bir senatör "Eğer İdare Ti- toyu davet ederse, ben istifa ederim" diyordu; Fransada Mollet 'nin dış po- lıtıkası dott bır yandan hücuma uğ- Almanyada Muhalefet NA- TO aleyhınde sert bir kampanya açı- yordu. Ama evet, İktidar organlarının kendileriyle mutabık olmayanları va- tan hıyanetiyle suçlandırdıkları, hat- ta cezalandırdıkları yerler dünyada yok değildi. Ama Türkiye oralar de- ğildi ve Türkiyede herkes iç politika hakkında dış politika hakkında da doğru bıldığını soylemekte devanı edecekti. ' bunu böy- lece kafasına soksa, bırçok zahmetten kurtulurdu. Sukutu hayalin tesiri albuki bu haftanın başında C.H.P. eclisi de Dış politika hakkında tenkıtler ihtiva eden bir tebliğ ya- yınlayınca, Zaferin hiddeti burnuna geldi. Bu "Meclis" kelimesi de ne o- luyordu? Zafer, tenkit edilecek bula bula onu buldu ve mutad üslubuyla "buna karşı tedbır alınmasını iste- di. Vay canına!.. Demek "Meclis" ke- limesi de yasak edılecektı Peki, zi- yadesiyle meşhur idare Meclıslerıne ne denilecekti. İktidarın luddetı, bır hayal sukutundan doğuyordu. D.P. tutan gazetelerin son guulerde en a- teşlisi halinde olan Yeni Sabah, te- mennisini hakikat sayıp bir havadis yayınlamıştı. Bu havadiste C.H.P. nin Dış Politikayı desteklediği — bildirili- yordu. Tebliğde meselâ İngilteresiz Bağdat Paktı tenkit olununca ve Kıb- rıs meselesinde, diğer bütün mesele- lerde olduğu gibi İktidarla C.H.P. nin temas etmedikleri ilân olununca Za- fer ver yansın etti. Olmayacak şey nlaşılan İktidar, Muhalefetin Dış Politikayı kayıtsız şartsız, kendi- si ne yaparsa yapsın, hangi yolu ba- tarsa tutsun desteklemesini istiyor- du. Bu, olacak şey değildi. Muhalefet, herkes biliyordu ki, Dış Politika mev- zuunda İktidarla fikir teatisine çok- tan hazırdı. Feridun Ergın Mecliste bir müzakere açılması için takrir ver- mişti; takrir reddedilmişti. İsmet İnönü mülakat talep etmişti; cevap bile verilmemişti. Muhalefet Dış Po- litikayı desteklemem demiyordu, fa- kat destekliyeceği Dış Polıtıkadan ha- berdar olmak, üzerinde fikrini söyle- mek, muzakere etmek istiyordu ki bu onun en tabii hakkıydı. Ona bu hakkı tanımaksızın "benim takip e- deceğim her dış politikayı illâ destek- liyeceksin" demek, yeni yetti hayal sukutlarına vesile vermekten başka birşeye yaramıyacaktı Türkiyenin Demokrasinin 11 ıncı yılında olduğu- ııu unutup, Zaferin -yem bir gulunç- k daha- yaptığı gıbı "M f dev- ri"ne hasret çekmenin ancak hayal ol- duğunu D.P. mutlaka anlamalıydı. "Mıllı Şef yerine bir "Millf Lider" gelsin diye devrilmemişti. Değiştiri- len bir zihniyet ve bir devirdi. İşte bu yüzdendir ki Bütçe komis- yonunda Başbakan Adnan Möendere- sin, Feridun Ergin tarafından sıkış- tırılınca "Başbakaulığı şereflendirin, görüşelim" demesi de müsbet bir ne- tıceye varacağa benzemiyordu. Fe- gazetelere "Randevu tesbit edilirse, elbette giderim dedi. Fakat bu haftanın sonuna kadar her hangi bir randevu tesbit edilmiş de- ğildi. AKİS, 26 OCAK 1957

Bu sayıdan diğer sayfalar: