26 Ocak 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 7

26 Ocak 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

KIBRIS SİYASETİ ir Türk, beş sene evvel, otomo- bille Edırneden Dedeagaca git- mişti. Hududa geçtikten bir müd- det sonra, şark rüzgarının getirdiği memleket havasını bir defa daha ci- ğerlerine doldurmak —üzere, yük- sekçe bir tepede arabadan inmişti. Ufukta, Selimiyenin minareleri ve kubbesi bütün ihtişam ve güzelliği ile gözüküyordu. O esnada yanına yaklaşan bir köylü, otomobilin ön canandaki bayrağı işaret ederek: "Edirneden mi geliyorsunuz?" di- ye sordu. Bu sual bir muhavereye başlan- giçti. Köylü, düzgiin Türkçe konu- şuyordu. tabının — ufka hâ- kım olan sanat Abıdesmı seyrettiği- ni görünce, sözü Turkıyeye intikal ettirdi. İstanbul ve Edirneyi sevdı— ğini anlattı. Ve bir aralık: "Edirn bizim olacaktır!" dedi. ürk vatandaşı, komşu memleket köylüsünün bu beklenmedik sözünü tam bir soğukkanlılıkla cevaplan- dırdı: "Kendinizi Edirnenin sahiple- ri arasında sayabilmek için, evvelâ Türkiye Cumhuriyetinin tabııyetıne kabul edilmeniz lâzımdır." O tarihlerde, Yunanlıların Kıbrıs üzerindeki iddiaları, mâna ve ehem- miyet itibariyle, Edirne hakkında besledikleri emellerden farklı değil- di. Fakat Yunan siyasi partilerinin Kıbrıs meselesini bir seçim plat- formu haline getirmeleri, dâvanın mahiyetini değiştirdi. Komşu mem- leketin iktidarı ve muhalefeti, Kıb- rısı Yunanistana kazandıracakları- nı en kati kir lisanla seçmenlere vaadettiler. Bir taraftan diplomasi- nin temin ettiği vasıtalarla Türki- yeden gelebilecek aksülameleri ön- lerken, diğer taraftan bütün dünya- da kesif bir propaganda faaliyetine giriştiler. Yunanistan heyetler göndermek, raporlar hazırlatmak, konferanslar tertipletmek, kitaplar yazdırtmak ve makaleler neşrettirmek suretiyle dünya umumi efkârını dâvalarına kazanmak için hiçbir gayretten çe- kinmedi. Onların — hazırlıklarını ılerlettıklerı yıllar boyunca, İZ karşı taraf prı opag ndasını tesirsiz bırakacak — tedbirleri — geciktirdik. Aynı zamanda, resmi noktai nazarı- mızda, müteaddit defalar rota de- ğiştirilmesi önlenemedi. Türk Hariciyesinin Kıbrıs mese- lesinde takip ettiği siyaset, beş se- nede dört safha geçmiştir. Hüküme- tin Yunan dostluğundan ve Balkan paktınd büyük umıdler besledıgı günler, birinci safhay şkıl et- mektedır Hariciye Um mi Kâtibi- nin bütçe encümeninde söylediği gi- bi sıyaset adamlarımız o vakitler AKİS, 26 OCAK 1957 İki memleketi bir konfederasyon halinde bırleştırmeyı duşunmuşler— di. Bu ümid yaşadığı müddetçe, münasebetleri gölgelendirecek hiç- bir meselenin zuhuru istenmiyordu. Hatta Yunan balıkçılarının kara, sularımızda avlanmaları bile bahıs mev V musaadesıne karşı- ık, Y nanistanın Kıbrıs meselesini mılletlerarası l)ır dava haline etır— mekten vaz geçmesi de, üzerinde durulan bır ıhtımaldı Fakat biz, mitli bir intizar içinde iken, nanlılar Kıbrısta teşkilât kııruyor- lar ve propagandalarına devam edi- yorlardı. İkinci safhada, şartlar değişmiş- ti. Kıbrıs, milletlerarası bir ihti- lâf mevzuu haline gelmişti. Adada sık sık tabancalar ve bombalar pat- lamağa başlanıştı. Dünyanın na- zarları, Şarkı Akdenızdekı yeşil ada ya dönmüştü. Fa Cumhuriyet Hukumetı Kıbrıs ihtilâfının Bri- nya Camıasını alakalandıran bir ıç mesele olduğuna kani gözükü- ordu. Cumhuriyet Hükümetinin bu dıırumu karşı tarafın cesaretını arttırıyordu Türkler aleyhine çı- kan yazılar ve savrulan tehditler günden gune şıddetlenıyordu Niha- yet bir gün, Kıbrıs Türkleri aleyhı- ne bir katliâm tertıplendıgı öğre- nildi. Üçüncü safha, Türkiyeden kuv- vetli bir sesin yükselmesiyle başla- dı. Kıbrısta tehdide maruz kardeş- lerimiz silâhsız ve müdafaasız bu- lunabilirlerdi. kuvvetler, a Türklerinin emniyetini koruya- mamak mevkiine düşebilirlerdi. Fa- kat en vahim şartlar altında dahi, Anavatan Ada Türklerini kendi mu- kadderatlarına terk etmiyecekti. Kıbrıs, Türk vatanının bir devamı i - di. Ada el değiştirdiği takdirde, Türk lerden başkasının sahip çıkmasına müsaade edilmiyecekti. Türkiye, Kıbrıs üzerinde — Yunanistanın hü- kümranlık iddialarım asla tanımı- yacaktı. Türkiyeden yükselen ses, ırkdaş- larımız, aleyhine hazırlanan katliâmı durdurdu. O anda, bir daha telâfi edilemiyecek bır fırsat — kaçırıldı. Türkiye katliâm — hazırlıklarını de- Tilleriyle dünya huzuruna serer, dâ- n 100 bin kişilik büyük bir kit- leye can emniyeti ve hukuk temi- nâtı sağlamak olduğuna belirtir ve insanlığın en tabii haklarını öne sü- rerek "Self- Determination" iddia- sını kökünden sökebilirdi. Fakat hâdiseler, bambaşka bir seyir aldı. Londra Konferansını İstanbul hâdi- seleri, örfi idare rejimi ve Kıbnstan bahsetme yasağı takip etti. Türki- Dr. Feridun EROİN ye, yine susmuştu. Yunanlılar ise, propagandalarına devam ediyorlar- dı. Dördüncü safhada, — Türkiyenin işgal ettiği mevzii kendiliğinden bı- raktığı görülmektedir. Kibrisin bir vatan parçası olduğuna dair iktidar < tarafından — yapılan — beyan artık maziye karışmıştır. Ingıltere, ileri- de "Self-Determination" tatbik e- dilinceye kadar Adaya idari muhta- riyet vermeği duşundugunu açıkla— mıştır. Cumhuriyet Hükümeti ise, Ad anın taksımıne taraftar olduğu- ilân etmiştir. Kıbrıs hakkında, Yunanıstanla eski dostluğu canlan- dıracak bır formül arandığı da be- lırtılmı Bu son satlıa, Yunanlıları şimdi- ye kadar hedeflerine erişmekten alı- koyan engellerden birini izale et- miştir. Bizim taksime taraftar ol- mamız, onlara Ada üzerinde bir hü- kümranlık mesnedi — kazandırmak- tadır. Onların tek bir iddiayı ısrar- la öne sürmelerine mukabil bizim dört defa rota değiştirmiş olmamız da, aleyhimize bir handikap teşkil etmektedir. Artık Yunanlılar, beş senedir fasılasız harcadıkları gay- retlerin semeresini beklemekte ve Adanın tamamını ele geçirmek is- temektedirler. Ancak bu emel ta- hakkuk etmez ve dava kaybolursa, nihat bir fedakârlık olarak Adanın taksimini kabul etmek cihetine gi- decekleri anlaşılmaktadır. Kıbrıs, meselesinde, İktidar han- gi mucip sebeblere dayanarak yine bir tez değiştirmiştir? Niçin Türk. tezi, en kuvvetli şekli ile dünya ef- kârı umumiyesine bütün propagan- da imkânlarından faydalanarak ta- nıtılmamıştır? Adanın geopolitik hususıyetlerı, bır taksime hakika- ten müsaid midir? Taksim formülü, ekserıyetı ziraatla uğraşan Türkleri hangi şartlar karşısında bırakacak- tır? Taksim yapılırken, Türklerin hukukunu korumak için nasıl bir formül hazırlanmıştır? Bir zaman- lar Türkiye ile Yunanistan arasında konfederasyon kurmağı — düşünen hayalperest bir zihniyetin, formül- leri realist ölçülerle kıymetlendir- mesi ve gerçekleştirmesi ne derece- ye kadar kabil olabılır" k falar bir tezi bırakıp onunla tena- kuz halinde bulunan bir diğerini be- nimsemekten çekinmeyen bir siya- set psikolojisi, dâvayı — muvaffaki- yete eriştirebilecek bir vasıfta sa- yılabilir mi? Bunlar, Kıbrıslı Türk- lerin mukadderatına alâka besliyen herkesin cevap beklediği suallerdir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: