21 Haziran 1958 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 26

21 Haziran 1958 tarihli Akis Dergisi Sayfa 26
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

MİMARLIK Betonarme Betonarme estetiği etonarme insanın bugüne kadar bulduğu en güzel malzeme; ken- dini her kalıba her ihtiyaca ve gerilmeye uydurmasını bilen canlı bir Varlıktır." Bu sözlerin sahibi gü- nümüzün en büyük inşaat mühendis- lerinden biri olarak bilinen Pier Lui- gi Nervi'dir Ondokuzuncu yüzyılın — sonlarına doğru keşfedilip, yirminci — yüzyılın başlarında yapıda kullanılmaya baş- lanan betonarme, milletlerarası mi- marlık cereyanının bu malzemeyi be- nimsemesiyle köprülerin siloların ya- nında binalarda da görülmeğe baş- ladı. Avrupalı genç mühendis ve mimarlar sınırsız imkânlar vaade- den betonarmeye dört elle sarıldılar. Avrupa şehirlerinin yüzleri her ta- rafta mantar gibi türeyen betonarme binalarla kaplandı. Ama büyük çap- ta kullanılmasına Trağmen bu yeni yapı malzemesinin estetik kıymetını hisseden, ondan gerektiği şekilde is- tifade etmesini bilenlerin sayısı par- makla gösterilecek kadar azdı. Pek ok mühendis ve mimar betonarme binalarım diğer yapı malzemeleriyle kaplayıp onları geçmişteki binalara benzetmeğe çalışırken azim ve cesa- retle betonarmenın sihirine vakıf ol- maya uğraşan ileri görüşlü mühen- dislerden biri de Nervi olmuştur. Pier Luigi Nervi ilk betonarme binasını 1927 yılında inşa etmiş ve o zamandan beri bu malzeme üzerinde araştırmalarına — ara vermeden de- vam etmiştir. Bilhassa hafıf çatı Ör- tüleriyle tanınmış olan Nervi, beto- narmenin hantal ve kaba bir estetıgı olmadığını, bu malzemenin bir ipek kumaş gibi dokunabileceğini eserle- riyle ortaya koymuştur. — Nervi'nin çatı ortulerı konusundaki çalışmalar Ti ona "büyük bir tavan dekoratörü" lâkabını kazandırmışsa da bu bir haksızlıktır. Nitekim Nervi de, "de- koratör" sıfatına itirazla eserlerinde güzelliğin dekoratif elemanlardan zi- yade yapının bünyesinden doğduğu- na işaret etmektedir. Nervi ilk olarak 1930 yıllarında inşa ettiği uçak hangarlarıyla dik- kati çekti. İkinci Dünya Harbinden sonra yaptığı depo, ambar ve teşhir salonları gibi büyük hacimleri örten çatı sistemleriyle sanatının kudreti- ni ispat ederek Romada yapılacak olan 1960 Olimpiyat Oyunları için in- şasına karar verilen spor sitesi işini üzerine aldı. Roma Spor Sitesi 50 000 - kişilik bir stadyum ile biri 15.000 diğeri 5.000 kişilik iki tane kapalı spor sa- lonundan teşekkül etmektedir. Bugü- ne kadar bu binalardan bir tanesi, 5.000 — kişilik spor sarayı bıtmıştır Diğerlerinin inşaatı hızla ilerlemek- 26 olduğu güzeli olan kapalı spor salonu, beto- narmenin usta ellerle nasıl bır ifade kazanacağının çok güzel bir örneği- dir. Yerinde şeklinde ünce ayaklar ran zarif baklavalı bir kubbe bütün binayı örtmektedir. lar kalıp üzerine Ankara Spor Sarayının ardından ki hafta evvel ani olarak çöken Ankara Spor Sarayı, "Kıbrıs Türktür" mitinglerinin yarattığı ateşli hava içinde zihinleri pek fazla meşgul etmeden sönüp gitti. Tahkik heyeti buluşlarını bir ra- por halinde hazırlayıp umumi ef- kâra açıklamamış olduğu için he- nüz olay hakkında kesin bir hü- küm vermek imkânı yoktur Fa- kat facianın müsebbibi kim veya ne olursa olsun ortada kaçınılmaz bir hakikat vardır ki, ne şekilde tefsir edilirse edilsin Ortadan kal- kamaz. Bu hakikat şudur: yurdu- muzda inşaat faaliyetinin artma- sıyla beraber mimar, mühendis ve inşaatçılarda — apaçı k bir — şekilde görülmeğe başlayan mesleki kay- gusuzluk ve kayıtsızlık Ankara Spor Sarayı çatısının çökmesiyle artık kritik bir safhaya girmiştir. Meslek adamlarının ve maddi ihtiyaçlarını karşılama endişeleri yanında, gerek kendilerine gerekse mensubu bulundukları cemiyete karşı manevi borçları Vardır İşle- rini severek yapmak, ortaya koy- dukları eserlerle cemiyetın zevk, ilim ve kültür seviyesini yükselt— Yapı sahasında bu yolda alı- nan müsbet neticeler yanında men- fi gelişmelerin mevcudiyetini içimiz sızlıyarak kaydetmek zorundayız. Bugün içinde — bulunduğumuz durumun can noktasını, yıkılan bir binanın kabahatlisinde değil daha gerilerde aramak Jlâzımdır. Son yirmi yıldır memleketimizde tek- nik elemana karşı ihtiyaç büyük çapta artmış, bu arada teknik ele- man kazançları da ihtiyaç nisbe- tinde yükselmiştir. Öyle ki, bugün Türkiyede inşaat muhendısliği ve mimarlık en geçer meslek haline gelmiştir. Bunun neticesi olarak, liseleri pek ıyı derece ile bıtıren er öğrenci hayatta ne yapmak istediğini düşünmeden, neye kabiliyeti olduğunu araştır- maya lüzum hissetmeden ya kendi ' te olup yakında bunlar da tamamla- naca yoktur ki, sarayı sapsaglam yerinde durmakta- dır. ktır. Tabii Nervi soylemege . lüzum i'nin inşa ettıgı spor Nervi'nin şimdiye kadar yapmış binaların muhakkak ki en dökülmüş 36 adet "Y" üzerine otu- 60 metre çapın- daki kubbe 1620 tane 25 santimetre derinliğinde — prefabrike parçadan müteşekkildir. Betonarme baklava- yerleştirilmiş ve 3 Abdullah KURAN arzusu, ya da aile ve akrabasının tazyıkıyle kendini bir teknik okul veya üniversitenin eşiğinde bul- maktadır. Bu öğrencileri bütün ha- yatlarını vakfedecekleri bir mesle- ğin kucagına atan sebeplerin ba- şında çoğu zaman diplomalarını ceplerine koydukları an — kavuşa- cakları rahat bir hayat düşüncesi gelmektedir. Okul ve üniversitele- rimizde hakikaten sevdiği mesleği seçmiş olanların yanında, maddi ve şahsi menfaatleri bütün hayat- ları boyunca mesleki faaliyetlerini gölgeleyecek öğrencilerin de yer aldığı ve bunların sayısının bir hayli kabarık olduğu bir hakikattir. Bu talebelerin tahsil hayatlarım takibeden — yıllarda — mesleklerine âdet yerini bulsun kabilinden bağ- lanacaklarını tahmin etmek halde yersiz olmaz. Bir cemiyet muhtelif tıpte Ve kabiliyette insanlardan — mey: gelir. Cemiyet içerisinde bazı kım— seler düşünür, bazıları bu düşünce- leri tatbik veya murakabe ederler, diğerleri bu —faaliyetlerin — ifasını mümkün kılarlar. Bu düzen içeri- sinde herkes üzerine düşen vazife- yi iktidarı derecesinde en iyi şe- kilde yapana — cemiyetler kültür seviyelerine — ulaşırlar. Ama düşü- nürü, çok vaktini alıyor diye dü- şünmekten kaçınır,. tatbikatçısı vazifesini angarya kabul eder, mu- rakabecisi ise "neme lâzım; bu iş- lerle uğraşmak bana mı duştu di- ye işinden sıyrılmaya kalkarsa iç- timai ahlâk seviyesi düşük kalma- ya mahkümdur, İçine düşmüş bu- lunduğumuz bu nazik durumu id- rak ve takdir ıle ınşaatçılarımızın artık daha k bir anlayışla mesleklerine baglanmaları bütün mühendis ve mimarlarımızın ça- lışma şevkini daha derin manevi kıymetlerden — alarak tevazuyla masaları başına oturmaları cemi- yetin yüzünü güldürecek, şehirle- rimizin yüzünü güldürecek, şehir- lerimizin yüzünü aydınlatacaktır. santimetre kalınlığında bir beton ta- bakasıyla yerine tesbit edilmiştir. De- mek ki 60 metre çapında bir kubbe, 28 santimetre kalınlığında boşluklu bir kabuk ile örtülmüştür. Binanın dikkati çeken tarafların- dan' bira de, inşaatın 40 gün gibi ga- yet kısa bir müddet içerisinde biti- rilmiş olmasıdır. Malzemeden ve za- mandan azami tasarruf Nervi'nin bütün hayatı boyunca üzerinde ısrar- la durmuş olduğu hususlardır ve şu sözler önün görüşünü en iyi şekilde ifade etmektedir: "Ekonomi lâfı ge- çince mal sahibi en cüretli ve hattâ en güzel projeleri dahi kabul eder. Düşük maliyet fıyatları büyük este- tik kıymeti haizdir AKİS, 21 HAZİRAN 1958

Bu sayıdan diğer sayfalar: