26 Eylül 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 34

26 Eylül 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 34
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

5 P Futbol Yuhalanan antrenör Geçen çarşamba gecesi yarı Türkçe, yarı İtalyanca konuşan gözlüklü bir şahıs geliyordu. Bu, Beşiktaşın İtalyan antrenörü Puppa Sandro idi. Sandro ilk defa 1952 yılında Türlüye, ye gelmişti. Memleketimizde kaldığı bir yıl, Sandro'nun şöhretinin yayıl- ması için başlangıç teşkil etmişti. Gerçekten değerli bir hocaydı. Bu- nu kısa zamanda ispat etti. Çalıştır- dığı (oOBeşiktaş şampiyon olmuş, milli takımımız büyük başarı sağla- mış, İspanya gibi kuvvetli bir rakibi eleyerek Dünya Kupası finalleri için hak kazanmıştı. Sandro memleketimizde fazla kalma dı. Şöhreti yayılmıştı, önce İspanya- ya, sonra da vatanı İtalyaya gitti. İtalyanlar Sandro'dan faydalanmak yolunu tuttular ve onu milli takımla- rı için antrenör seçtiler. Fakat hasta- lığı kısa birsüre sonra Sandro'yu gö- revinden ayırdı ve ancak evvelki yıl yeniden mesleğine dönebidi. Bir Türk dostu olduğunu her fırsatta belirti- yor ve Türkiyede vazife kabul etmeğe çalışacağını söylüyordu. Nihayet se- zon başında Beşiktaş idarecileri Sandro'yu kandırdılar ve İtalyan ant- renörü Temmuz ayında görevine baş- ladı. Bütün Beşiktaşlılar sevinçliydi- ler. İyi bir antrenör bulmuşlardı... Ama çarşamba gecesi herşeyi alt üst etti. Beşiktaşın arka arkaya aldığı farklı yenilgilerde bir kısım taraftar- lar antrenörü suçlu görüyorlardı. Bu- nu daha da ileri götürüp, çarşamba gecesi 19 Mayıs Stadında üzerine yü- rüdüler, yüzüne tükürdüler. Olay gerçekten üzücüydü. Sadece Beşiktaş için değil, Türk sporu için üzücüydü. Sandro ne yapmıştı? Geçen sene 90 dakika koşan futbolcular sahada yü- rümeyi dahi düşününce bir antrenö- rün elinden ne gelebilirdi? Nefesleri yerindeydi, mücadele (kabiliyetleri tamdı, ama geçen yıldan eksiklikler vardı, bu da onun elinde değildi. Me- sela futbolcular geçen yılın hırsıyla oynamıyorlardı. o Sebebi malumdu: Para! Birkaç futbolcu bunu defalar- ca tekrarlamıştı. Hatta içlerinden bi- ri, şampiyonluk primi verilmediği takdirde « seri yenilgilerin devam ede- ceğini yüzü kızarmadan söylemişti. Bu da gösteriyordu ki Beşiktaşın ö- vünülecek havası bir yıl içinde kay- bolmuştu. Burada idarecilerin tedbir almaları gerekmez miydi? Siyah-beyazlıların yenilgilerinin i- kinci bir sebebi de, federasyonun ha- zırladığı programdı. Federasyon üze- rindeki yükü atabilmek için, düşün- 34 OR meden hazırladığı programını tatbik mevkiine koymuş, seyahatten dönen bir takım üç gün sonra arka arkaya üç maç yapmağa mecbur bırakılmıştı. Netice olarak belirtmek gerekir ki, taraftarlar suçu başkalarında ara- malıydılar. Futbolda amatör transferin tah- dit edilmesi, zaten karışık olan trans- fer işlerini, daha da karıştırdı ve i- çinden çıkılmaz bir durum karşısında kalındı. Amatör transferin tahdidini isteyen Futbol federasyonunun, bu işin ince noktalarını düşünmeden, is- teğini Merkez Danışma Kuruluna getirmesi ve Danışma Kurulunun da bunu onaylaması karışıklığın başlıca sebebiydi. Mesela bir Cenap, Ayhan ve Güven hadisesinin içinden çıkabil- mek için, dünyanın en ünlü uzmanla- rını dahi getirmek fayda sağlamaya- caktı. Çünki, bu kadar karışık işlerin içinden çıkabilmek bir uzmanın değil, olsa olsa bir sihirbazın işiydi. Hadisenin başlangıcı Beşiktaş ile Galatasaray, İzmirden üç futbolcu ile anlaşmışlardı. Bu üç futbolcudan Cenap ile Güven ama- tör milli takım kadrosundaydı. Cenap ve Güven gibi, amatör milli takım kadrosunda bulunan ve transfer yap- mak isteyen birkaç futbolcu daha vardı. Futbol federasyonu, Komaya gidecek amatör milli takımımızın kuvvetinden kaybetmemesi için, ama- tör transferi dondurmuş, sadece böl- ge değiştirmek suretiyle amatör fut- bolcuya transfer ohakkı tanımış ve amatörlükten profesyonelliğe geçme- yi de yasak etmişti. Merkez Danışma Kurulunun da kabul ettiği bu karar karşısında, İzmirsporlu Cenap ve Gü- ven ile Altaylı Ayhan, bölge değişti- recekleri için, İstanbula transferleri mü resmiyete dökülünce, kulüpleri ellerindeki vesikaları açık- ladılar. Amatör futbolcularına para vermişlerdi. Federasyon günlerce bu açıklamalarla ilgilenmedi. Fakat, Al- tay ve İzmirspor klüpleri, durumu Beynelmilel Futbol Federasyonuna -F.İ.F.A- bildirmekle federasyonu tehdit edince federasyonun en yetkili şahıslarından biri hadiseyi otahkik için İzmire gönderildi. İzmire giden yarbay İbrahim Onuk, Altay ve İz- mirspor kulüplerinin o defterlerini kontrol etti. Amatör futbolcuların para aldıkları doğruydu. Federasyon, para alan futbolcuları amatör, milli takım kadrosundan çıkardı ve Mer- kez Ceza Kuruluna şevketti. Buraya kadar olan kısım, normal, bir seyir takip ediyordu. Ancak bundan sonra olup bitenlerin içinden çıkabilmek için eli çabuk bir sihirbaza ihtiyaç vardı. Oynıyabilirler mi? Futbol federasyonu üç futbolcunun para aldıklarım tespit etmiş ve kendilerini amatör milli takım kad- rosundan çıkarmıştı. Demek ki bu futbolcular amatör değildi. Amatör olmadıklarına göre birer profesyonel transferi arap saçlarına döndü. Federasyonun, önce bu futbol- cuların amatör olarak mı, yoksa pro- fesyonel olarak mı transfer edebile- ceklerini açıklaması doğru olacaktı. Fakat federasyon bu işe yanaşmadı. Çünkü işine de gelmezdi. Yanlış ka- rarları yüzünden üç futbolcu transfer edebilmek için aylarca beklemişlerdi. Bu açıklama yapıldığı takdirde ise, üç futbolcu bir kere daha mağdur ola- caklar ve önümüzdeki Temmuz ayına kadar hiçbir kulüpte oOynımayacak- lardı. Bu bir gerçekti. Federasyonun hazırladığı yönetmelikler bunu ge- rektirmekteydi. Bir kere, amatörlükleri kabul e- dilmeyen futbolcuların amatör olarak transfer yapmalarına imkan yoktu. Ama Dosyalar amatör olarak muame- meleye kondu. İzmirden bu futbolcu- gösteriyordu ki, u futbolcuların mağdur oldukları: an- lamış, transferleri için gayret sar- fetmişti. Çünkü transferlerini profes- yonel olarak yaptırmak istese, o fut- bolcular bir yıl hiçbir kulüpte Ooynı- yamıyacaklardı. Profesyonellik yö- netmeliğine göre Temmuz ayı içinde imzalanmıyan mukaveleler hüküm- süzdü. Bu yüzden Güven ile Cenapın -Aynan sonradan Altay da oynadığı için transferi bizce imkansızdır- transferleri federasyonun lütfuna bağlı kalıyordu. Bir başka yön Amatör transferlerin bir başka yö- ü o masıydı. Mesela, İzmir bölgesi Cenap, Ayhan ve Güvenin bonservislerini göndermemekte ısrar ediyordu. Kon- ya bölgesi de Göztepenin almak is- tediği Çağlayan için aynı ısrarı gös- teriyordu. Durum basketbol için de aynıydı. Metin Dikenelli adlı bir spor- cu için İzmir bölgesine tam 5 defa yazı yazılmış, bunların hiçbirine ce- vap alınamamıştı. Bölgelerin kayıt- sızlıkları, ya bölgecilik hissinden ya da görevlerinin çok olmalarından ileri gelmekteydi. o Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünün bonservis ver- me yetkisi olmadığından, sporcular eski bölgelerinin gönülleri hoş olun- caya kadar beklemek zorundaydılar. AKİS, 26 EYLÜL 1960

Bu sayıdan diğer sayfalar: