12 Aralık 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 30

12 Aralık 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 30
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

TİYATRO Ankara Dalkavuğun piyesi pm Tiyatrosu, ikinci turpiyes- leri birer birer oynamağa bağladı. Bunlardan Küçük Tiyatroda geçen akşam ilk temsili verilen "Hacıyat- maz", gerek bir telif eser olması, ge- rek değişen iktidarın, devirlerin, hat- la ihtilâllerin sosyal ve politik obün- yemizden söküp atamadığı pek ma- lâm bir tipi ele alması bakımından üzerinde durulmağa değer.. Bu tip, dalkavuk tipidir. "Küçük şehir ove "Paydos"daa bu yana, ce- miyetimizin birçok tiplerini dâima aktüaliteleri içinde sahneye çıkarma- ağacın gövdesindeki kurt, kanındaki mikrop" dediği dalkavuğu tanıtıyor, Cevat Fehminin meziyet- lerinden biri de hayali vakalar, ha- yali kişiler tasvir etmek değil, ya- şadığı devrin, toplumun manzarası- nı çizmek, onun elle tutulur hale ge- len tiplerini sahneye çıkarmaktır. Hemen bütün piyeslerinin geniş se- yirci topluluklarından gördüğü ilgiyi biraz da bu Özelliğinde, zamana ayna tutmasında aramak gerekir. "Hacıyatmaz"ın kahramanı Olan Hıza Şeker de yaşadığımız devrin el- le tutulur hale gelmiş bellibaşlı tip- lerinden biridir. Hele son devrim ha- reketinin kaçınılmaz neticesi olarak ortaya serilen hakikatlerden sonra... Cevat Fehmi belli bir kişiyi, bir züm- reyi, bir partiyi hedef otutmadığım programdaki yazısında açıklıyor, bu- na delil Olarak da vakanın 1965'te geçtiğini ileri sürüyor. Evet, piyeste- ki vaka 1965'te, hâttâ son perde 1969 da geçiyor. Ama bu, şu günlerde he- sabı görülmekte olan yolsuzlukların, kötülüklerin ve sanık o sandalyaları- nın gerisinde yılışık yılışık sırıtan ve yaranacak yeni o efendiler edinmeği kuran dünkü, bugünkü ve yarinki Hacıyatmazları teşhis etmemize mâ- ni olamıyor. Yazarın kimseyi gocun- durmamak için vakasını ittiği tarih, Üstelik, kana karışmış mikrobun ko- lay kolay oÖlmiyeceğini o hatırlatan karamsar bir müşahedeyi de açığa yürüyor. Cevât Fehmi Bâşkut yeni eserin- âe, bir "devr-i sabık" parodisi yap- manın kolaylığına, ucuzluğuna kendi- sini kaptırmamış. "Hacıyatmaz"da seyirciyi bol bol güldürmek için lü- " ; - Devir değişir, partiler gelip politikacılar ya tekrar ayağa çizmiş. geçer, 30 kalkmak, yahut bir daha kalkmamak üzere yü.varlanır"ken "dâima ayakta kalan" Hacıyatmazı, gömlek değişti- rir gibi parti ve inanç değiştiren, dâ- ima bir "kodaman" Oğlu ile evlendir- meğe kalktığı kızının nişanını o "ko- daman" düştüğü gün bozmakta, nü- fuz ticaretini yürütmek için karını bile vekil vükelâya peşkeş çekmekte tereddüt etmeyen dalkavuğun port-. resini... Sahnedeki oyun rygacıyatmaz'ın Küçük Tiyatroda- ki temsili, başrolü ' oynayan Hâ- ini Alpagonun «yazarın "Harputta bir Amerikalı" komedisinde yarattı- de, güzel fiziğinden faydalanmasını bilen ölçülü oyunu kadar sahne este tiği, pürüzsüz diksiyonu ve mükem- mel tonlarıyla umumi bir takdir u- yandırmıştır. Diğer rollerden, "Hacıyatmaz"ın birinci karısından olan kızı Neriman- da Gül can öcalır duygulu oyunu, İs- mail Amcada Ekmei Hürol isabetli kompozisyonu, Gazeteci Nihatta Tur- gut Sarıgöl hef zamanki kıvraklığıy- la dikkati sekiyorlar. İstanbul Geçmişzaman olurki... şi Tiyatrosunun, Kadıköy bölü- münde sahneye koyduğu yeni bir Fransız komedisi, Claude-Andre Pu- "Hacıyatmaz"dan bir sahne Yaşanan devrin eseri ğı Komiser rolü kadar, belki ondan da- nefis kompozisyonu sayesinde, büyük bir başarı olmuştur. Piyesi, Turgut Zaimin dekorları içinde, sah- neye koymak işini de üzerine almış olan Saim Alpago, genç unsurların a- ğır bastığı bir kadro ile ahenkli bir oyun sağlamış. Bu arada yeni ve par- lak bir istidadı meydana çıkartmak fırsatım da bulmuş. Bu istidat "Ha- cıyatmazdın genç ve güzel ikinci ka- rısı Fazilet rolünü oynıyan Semra Savaşır. Çocuk Tiyatrosundan yetiş- tiğini öğrendiğimiz bu genç sanat- kâr, hakkiyle oynanması büyük bir sahne tecrübesi isteyen böyle bir rol- get'nin "Mutlu Günler"i, ister iste- mez seyirciye gençlik, hattâ çocuk- luk yıllan içirt sık sık kullanılan bu sözü hatırlatıyor: Geçmiş zaman o- lur ki hayali cihan değer! Evet, "Mutlu Günler" insanı genç- liğin o kaygusuz, o mesuliyetsiz, ma- sum duygular, hayallerle dolup taşan sıcak iklimine götürüyor. Bir kur e- vinde, teyze çocukları arasında ge- çen vaka, uyanış çağının hırçınlıkları içinde sırf alâka çekmek, kıskandır- mak için girişüen bir oyunun birden- bire nasıl tehlikeli bir mecraya dö- külüverdiğini, sâf ve tecrübesiz oyü- rekleri nasıl heyecana düşürdüğünü AKİS, 12 ARALIK 1960

Bu sayıdan diğer sayfalar: