6 Ekim 1929 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

6 Ekim 1929 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

6 Teşrinievel 1929 AKŞAMDAN AKŞAMA Ecnebi ismi hasların tasrifi Haftada lâakal bir kere sarf ve nahivden, lisan kaidelerinden bahsettiğim için, muhterem lerimden af dilerim. Lâkin, öyle sanıyorum ki, — buna - ihtiyaç da ardır. Zira, —gramerler — esaslı tarzda — yapılıncaya, — basılıncaya ve mekteplerde yeni nesle öyretilinceye — kadar - biz eski nesil , türkcenin canına — oku- yacağız! Memlekette şöhret ka- zanmış bazı avukatların, — dok- torların, hattâ büyük memarların arada sırada elyazılarını — görü- .yorum : Maazallah! Böyle bir imlâ vazifesini ilk mektep ikinci sınıf talebesi yazsa ikmale bile kabul olunmaksızın - top — atar! — Bu zevatın gazete okumadıkları ne kadar belli ! Diğer cihetten , memnuniyetimi mucip olan bir cihet var: Ecnebi ismi haslarını ve isti- dahların - beynelmilel — şekillleri muhafaza etmesi hakkında açtığı- mız sürekli mücadelenin tesiri gö- Tündü. Eskiden bu cihete aldırış eden yokken; herkes, fransız manevi kapitulasyonunun tesirinde iken, >- şimdi, gazetelerin ekserisi, bey- melmilel imlâyı kullanmak- tema- yülünü —gösteriyor. Hele çok şükürl Lâkin, farkna vardım ki, me- yer, şu fransız tesirini, herkes gibi, ben de üzerimden hâlâ ata- mamışım. - İçin için, tesirin altın- dayım; ancak zevahirde beynel- milel şekli kabul etmişim. Bu ciheti bana hatırlatan, Darülfünun müderrislerinden Halil Nimetullah Beyin "Vakıt, gazetisinin 28 eylül 1929 tarihli nüshasında neşrettiği * Türkçecilik , —isimli makale oldu. Nimetullah Bey, Türkçeci- diğin ümdelerini - sayarken, cümle, pek haklı olarak: * Türkçenin kaideleri, kendi öz türk kaideleridir.. Bir lisan, diğer disanlardan kelimeler alır; ve o kelimeleri, telâffuz, sive nokta- sından — kendine temsil eder. Fakat, diğer lisandan — kaide almaz! , diyor. ' Bu umdeyi, hem pek mantıki, böm de, avrupai dillere tatbik ederek, mavakaa mutabık buldum: Faraza, Fransızlar, meşhur alman makine firması olan Singeri, kendi tasavvutlarına göre okuyarak “senge,, telaffuz ediyorlar. Keza, alman ismini taşıyan ve almancası da türkçe gibi okunmak - icap eyliyen Paris sabık şehremini meş- hur Hausmann'ı ve namma izafe edilen bulvarı “ osman,, diye lâffuz ediyorlar. - Sonra, - değil cahil halk - hattâ, mebusan kür- süsün de nazırlar bile ingilizcesi * baldvın ,, telâffuz olunan * Bal. devir kendi / tasavvutlarına y (- Keremit fabrikası | bir fabrika Kütahyada *inşaat — malzemesi girketi tarafından büyük bir kere- mit fabrikası yapılmıştır. Bu fab- rika da Marsilyadan gelenler aya rında kiremit imal edilmektedir. Fabrikaya Avrupadan en yeni makineler ve civarında kurutma farınları en asri tertibatla tesis edilmiştir. Fabrikad ayapılan kremitler bil- hassa Ankaradaki inşaatta kulla- nılmaktadır. Keremitlerin metaneti hakkında nafia vekâletince resmi bir rapor verilmiştir. Bu raporda Kütahya kiremit- leriyle Marsilya kiremitleri ara- sında bir fark olmadığı ” beyan ediliyor . Kütahya keremitleri Marsilya keremitlerinden yüzde 30 dere- cesinde ucuzdur ve şehrimizde de | rağbet ğe başlı göre nice misaller göstermek mümkün- dür. Bütün bu “ hatal? lar , Fran- | sızların ingilizce yahut almanca | bilmedikleri yüzünden mi? Böyle | sanırsanız hataya siz düşersiniz. | Hayır! Ondan değil! Her lisan, baş- ka ından kelime alırken onun imlâsını muhafaza ediyor. Ancak, 0" kelimeyi kendi tasavvutuna göre okuyor. Biz ise, - ecnebi dillerini ekseriya kulaktan dolma öyren- diğimiz için - olacak * bunun, ta- mamile aksini yapıyorduk. Şimdi, | beynelmilel i'mlâyı ekseriyetle | kabul etmekle beraber, gene fransız tasavvutunu esas tutuyoruz.... Ben de - bunü yapı- yormuşum. — Meselâ, fransızcada * bokas,, diye telâffuz olunan ve türkçede harflerimiz tasavvutu- na göre okunması lâzım gelen “ günlerce, » Boccace'i, Boccace'a, Baccace'ın Boccace'la , - süretinde — yazdım. Halbuki, * Boccace'nin, Bocca- ce'ye, Boccace'nin, Boccace'yle , diye yazmak gerekti. Yani gene, fransızcayı esas tutmuşum. İrabı, o telâffuza söre yapmışım. Boc- cace'nin italyanca * bokkaçio , telâffuz olunduğunu - söylersem , beynelmilel — kelimeleri - Fransa tarikile almamızdaki garabet büs- bütün meydana çıkar , Binaenaleyh : |Kütahyada büyük . Beynelmilel imlâlarila yazaca- ğımız kelimeleri kendi tasavvutu- muza göre okumalı ve tasriflerini ona göre yapmalıyız. (Vâ-Nü) | Akşami Balık mevsimi Balık mevsimi yazı boş geçiren balıkçılar faal yetle çalışıyorlar. Son günlerde bilhassa lüfer fazla çıkıyor. Balık- başladı. Bütün | çılardan maada balık avına me- raklı olanlar da denize çıkıyorlar. Sandalı olmayan meraklılar sahil- de balık tutmağa uğraşıyorlar. Yukarıdaki resim bir küçük balık avı meraklısını gösteriyor. Kaldırım üzerinde uyku Son gönler zarfında bazı yersiz yuartsuz — kimselerin — sokaklarda serilip yattıkları, hatta piyade kaldırımlarını kapladıkları görül- mektedir. Yukarıdaki resim sabah vakti bu suretle uyuyan birisini gösteriyor. Bozuk otomobiller Bir haftadan beri yapılan sıkı t neticesinde piyasada işli yen bozuk otomobiller tesbit edil- miştir. Bilhassa frenleri bozuk olan bu otomabiller lâzım gelen tamiratı — yaptırarak — seyrüseler merkezine muayene - ettirinceye kadlar işliyemiyeceklerdir. HİR HABERLERİ Süt meselesi Ahırların ıslahı için teşebbüsatta bulunulacak İstanbulda halis ve temiz süt bulmak kabil olmadığını her kes bilir. Emanet süt meselesini hal- letmek için geçen sene bazı teşeb- büslerde bulunmuş ve bir süt şirketi teşkil etmişti. Fakat yanlış yol tutulduğundan bu iş hiç bir netice vermedi ve nihayet şirket iflâs etti. Bunun üzerine emanet daha doğru “bir yol tuttu ve veremli inekleri ayırmak için bütün inek- lere tüberkülin aşısı tatbik ettir- meğe başladı. Bu mesai elân devam ediyor. Bir kaç kadar tüberkülin tatbiki bitecek, bundan sonra sıra ahırların isla- hına gelecektir. eli Taşiğla ” aalardar gayri sıhhi şerait altında yaşa- makta devam ederlerse ” verem hastalığı tekrar baş gösterecektir. Bunun için ahırların ıslahı lâ- zım gelmektedir. Emanet bu iş ile ciddi surette meşgul olmak niyetindedir. Avrupada tahsil Hükümet hizmetini kabul etmiyenlerden alınacak tazminat Hükümet nam ve hesabına olarak resmi mekteplerde ve Av- rupada tahsil gören talebe 5 sene müddetle hükümet emrinde çalışacağını teahhüt ederler. Bu teahhütnameler noter huzurunda tanzım edilir. Son zamanlarda memlekiti de ve Avrupada tahsil gören gençlerden mühim bir kısmı hü- kümetin gösterdiği vazifeler ye- rine hariçte bazı işler derahte etmişlerdir. Aldığımız malümata göre hü- kümet bu suretle tahsile tabi tu: tulacakların şartlarını — değiştire- cektir. Evelâ taahhütname veren- lerden ayni zamanda birde kefil alınacak ve kefil mali — itibarı haiz ve piyasada maruf olacak, yahut / teahhüt edilen — meblağı mürekkep faizile tediye edebile- cek derecede emlâk ashabından bulunacaktır. Bundan başka şimdiye) kadar ücreti aynen alındığı halde şimdi bu miktar iki misli alınacaktır. Hamit bey İktisat vekâleti şirketler mü- dürü Hamit bey Ankaraya git- —— Sahife 3 II HEke- çamppndn " İntihar vakaları Gazetelerdeki intihar vakalarına dikkat ediniz, İstanbulda her semtin intihar usulü başkadır. Meslâ iye kadar Şişlide biç kimse kalkıp da kendı kuyuya atarak intihar etmer Çünkü kuyuya atmek Şişlinin in- tihar tarzı değildir. Kuyuya - atılmak — Edirnekapı , Topkapı gibi şehrin en kenar mahallelerinin intihar usulüdür. Buralarda — intiharın bile azami derecede ucuz olması lâzımdır. Edirnekapıdan , — Topkapıdan biraz daha> ilerliyiniz.. Fakat, Aksaray, Fener gibi semtler- de - intihar parça mas- raflıdır, intihar edecek — olan paraya kıyar, bir. kutu kibrit alır. Bu kibritlerin” başını p bir bardak suda eritir, Bunun için Fatihteki intihar Edir- nekapıdaki intihara nazaran daha hovardaca, daha pahalıdır. Şehzadebaşı, Beyazıt, Sultan Ahmr gibi şehrin orta halli yer- lerinde bu hususta daha fedakâr davranılır, fazla masraftan çe nilmez.. — Buralarda iple t asılmak tenturdiyot içmek usülleri caridir. Galatada, Taksimin arkasındaki sokaklarda, yani İstanbulun bütün günahkârlar muhitinde perman- ğanat içerek intihar edilir. Çünkü kırmı fenerli mahallerde, her lâvbalı ve kafesli evde bir şişe pezmanganat bulunur. Raada, Kadıköyünde ve Göz- tepe, zrenköy, Feneryolu, Süa- diye, Bostancı gibi hat boyunda oturanların — intiharları — nispeten şajiranedir Bunlar kendilerini Ada ve Kadıköy- vapurlarından denize atarlar ve bunun için de ekseriya mektepli gençler geceleri intihar " ederler. Tabanca ile intihar ” aristokrat bir intihardır ve Şişli, Maçka gibi kibar muhitlerde çok — tesar edilir... Bu her semte mahsus intihar üsülleri kendi. mintakalarına öyle yerleşmiştir ki katiyen bir yerde, diger bir muhitin usulü ile intihar edildiğini göremezsiniz. Onun için meselâ hiç bir Şişlili çıkıp kendisini " kuyuya - atarak Edirnekapılıların, — kibrit ucu içe- rek Fatihlilerin, tavana asılarak Sultan Ahmetlilerin hakkına te- cavüz etmek istemez.. Hikmet Feridun Frugi han İran Hariciye nazırı Frugi hanın bu günlerde gelecegi geçenlerde yazılmıştı. İran sefiri, henüz Av- rapada bulunmaktadır. Frugi ha- 'nın ayın onundan sonra şebrimize gelmesi bekleniyor. Karikatür tefrikası No: 18 (2 inci kısım ) valla, Palabiyik'la kösteb den meyvalar Ü da yağı 1 a BSal çok sevendi. Dorhal / Palabiyığin — yardı- alabiyık, k tular, Yaramaz. beyaz bi Kdracılar kolaşını bülüp - kü: açtılar, — Palabiyki — top v gibi kendisini dışarı nit Yeni dostları — Sallabaş'la şühler. T e Arkasi yarm ğ YA

Bu sayıdan diğer sayfalar: