26 Mart 1930 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

26 Mart 1930 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sabife 6 Tefrika — numarası — Yahu, dedim, bu mezar ydaha o kadar taze ki, henüz üze- “rine dökülen sular bile kuruma- mış... Arkadaşlar döndüler ve merakla, hepsi birden, kulaklarını bu ıslak topraklı mezarın üzerine koydular. Ben de, tekrar egildim. Hepimiz şu sesi işitmişt — Ahhh..! Amaaan..! Yengeç Sadi bağırdı: — Bu, Celâl beyden ziyade bir hortlâğa benziyorl oturunuz... 'Tehlike yok! Ses devam ediyordu: — Beni kurtaran Allahım, ben ölmedi yok mu? Beni acı bir. feryet takip etti: — Eyvah.. büyükannemin dediği çıktı... Ölüler diriliyor! Bedianın sinirleri * gevşemişt Korkusundan taşların üstüne dü; ... Bayıldı. Arkadaşlar Bediayı sigara du- “Mmanile ayıltmağa çalışırken, ben — de geniş bir nefes almıştım. Tehlike bertaraf edilmişti. Etrafımızda ne cin, ne kuş, he şeytan... Hareket eden hiç ' bir şey yoktu. Gece yarısına bir saat vardı. Mezarı açmağa karar vermiş- / “fik. Bu garip badisenin esrar per-) “desini yırtmadan kaçıp gitmek bizim için doğru bir. hareket ola- Bi ” < x Arkadaşlar: — — Bu mezar her vakit gömülmüş olacak.. asarı da / meydanda. — Mezarcının — şurada bıraktığı kazma kürek bile bunu halde geç Gece yarısı mezarı kazmağa başladık. Toprağı açtıkca, ses, Hepimiz — hayret ve — merak içinde: — Acaba mezardan kim çıka- *cak?l Diye sabursuzlanıyorduk. izden — Ece Kadri bey! İstermisin, — gü mezarın içinden Celâl bey çıkıversin? | Bu söze Bedia cevap vermişti : — Ben dünyada her düşünülen H#eyin olabileceğine inandım ! | Nihayet on beş dakika zarfın- da, mezardaki bütün toprakları dırdık. Beyaz kefene bürünmüş olan ölünün birdenbire harekete geldiğini gördük ! — Bu tüyler ürpertici” manzara karşısında - — Allah aşkına beni şuradan rınız!li “Gecenin korkunç karanlıkları | arasında, hayretten hepimizi çıl- dirtacek kadar esrarengiz görünen ibu hadise karşısında arkadaşlar İ ı'ılıen birer hatve geriye çekildik. Mütareke senelerinde ELE GEÇMİYEN HIRSIZ ÇETESİ' Yazan: İskender Fahreddin Dirilen ölünün kefenini açtık... Hort- lak, mezarın içinde yalvarıyordu: “Yahu, ben ölmedim.. öldü diye gömmüşler!,, beniburaya imizin önünde dirildiğini imüz bu meçhul adamın vaziyeti, bize, kendi vaziyetimizi unutturacak kadar garip gelmişti. Bedia hırçınlanmağa başladı. — Artık bukadarına tahammül edilmez, dedi, ö di inciye kadr. uğraştık. gidelim! Hortlak da toplayınca, gideceği yere gider.. Hürriyet verdik... Hayata yeniden doğmuş gibi sevinsin! Dirillen ölü, Bedia'nın sözlerini işidince, mezarın içinden yalvar- mağa başladı — Cin misiniz?... Peri misiniz? Hesap sormağa gelen melekler misiniz? Her kim iseniz, Allah aşkına, beni bu yılan ve çıyan — yuvasından — çıkarınız | Ben ölmedim.. bir yanlışlık olmuş. Beni buraya öldü diye gömmüşler! Hortlak, dünya havasını tenef- füs etmeğe başlayınca, muhake- mesini toplamıştı... Gittikce düz- gün, makul sözler söyliyor ve gittikce yükselen hazin sesile haykırıyordu. — Beni kurtarınız... açınız! Yavaş yavaş bu zavallı adam- cağızın hakikaten ölmeden gör müş olduğuna — inanmıştık. Bütün arkadaşlar, el ele vererek yanına sokulduk ve dikkatle yüzüne baktık. Bu sırada, Yengeç Sadi : — Ahhi Diye acı bir feryat kopardı. Elektirik - fenerlerini - tutarak, Kollarımı Sadi, boğulıyor gil başını yere — eğdi açtı ve dizleri titriy, daha ilerledi.. hortlağın boynuna Babacığım! Seni bu- raya diri diri nasıl gömdüler ? Akşam d l Soldan sağa: 1 — Yörelması nevinden bir sebze7 Bekiz ayaklı bir deni — Vatanımızın basılan yef 7. 8 — İhtiyar8 - Vermek 8. — Zaman 2 - Mektup 4 * Azpip miş pilâv 4 - Üç 2. — Zaman 2 * Başına bir (T) ız tek olur 9. 6 — Hazır 6 - Tarik 8 -Serkeş 5. — Nota 2 -Nota 2, n şey 8 - Nümüne, mo- 9 — Olmamış, kemale ermemiş 3 den 5-Hail, m dade 38 edatı 2. I1 — Bir işi birine terketmek 5. yumurta 3 -T Yukardan aşağı: 1 — En büyük papas 4 -Balik avla için kullanınır 2 -Nihayet, son &. kıt 2 » Başta bulünür 8 » Borhayat 4. 3 — Uzaklık ifade eder 2 - Bir erkek ismi & - Müşabih, benzer 2, 4 — İsim 2- Az 5- Levn 4. 5 — İstanbulun semitlerinden biri 6. 6 — Elemi muücip 4 - Parça, kısım 5 - Can 8. 7 — Kuramı kerimin fasılları 4. ta 2 - Cenup vilâyetlerimizden 2 9 — Adalet gösteren 4 - b 'ücuttaki 10 — Kabahat, kusur 4 etler 5 - Kamer, ay 8. 1l — Masa 6. 12 — Su 2-- Çalgının seslerini düzelt- lava seyahat için verilen şey için peşin verilen para 3- Kuru soğuk 4. (Mabadi var) Devlet Demiryolları ve 15 — Zirve 4 - Beyaz 2 - Gemi mü- tebatı 5. : Limanları umumi idaresinden: Altı tane on metrelik demir köprü malzemesile beş adet keza on metrelik demir köprü malzemesi! in kapalı zarfla ayrı ayrı münakasa- ları S Mayıs 30 pazartesi günü saat 16 da Ankarada Devlet Demir- yolları İdaresinde yapılacaktır. Münakasaya iştirak edeceklerin mektuplarını - ve ayrı ayrı ihzar edecekleri teklil uvakkat teminatlarını aynı günde saat 15,30a kadar komisyon kâtipliğine vermeleri lâzımdır. Talipler beş ve altı köprüye ait münakasa şartnamelerinin beherini 'on beşer lira mukabilinde Ankarada, Umumi İdare Maliye ve muha- sebe işleri reisi den İstanbulda H. P. veznesinden tedari Devlet demiryolları ve limanları umumi idaresinden Bir adet sabit buhar kazanı kapalı zarfla münakasaya konmuştur. Münakasa 14 Nisan 930/Pazartesi gü, demiryolları İdaresinde yapılacaktır. Münakasaya iştirak edeceklerin teminatlarını ayni günde saat 14,302 kadar komisyon kâti; meleri lüzümdır. ü saat 15 de Ankarada devlet teklif mektuplarını ve Talipler münakasa şartnamelerin on lira mukabilinde Ankarada, devlet demiryolları, maliye ve muhasebe işlerinden, İstanbulda Hay- darpaşa veznesinden tedarik edebilirler. dan yetim Fasiha H., r kız Semine Hanıma .. Ab, Fasiha, ah... Erkek- lerin ne âdi mahlüklar olduğunu bilmezsin... Haaa... Bak... Aklıma ir tedbir geldi: Hacı Mehmet Beye müracaat edelim; o senin babanın candan dostu idi; p: işlerine de bakıyor; evlâdı imişsin seni seviyor; — bakalım , tahkikat — net Nedim Bey kında ne öğrenecek... Ciddi öyle işleri iyi yapar... Onu kırk seneye yakın bir zaman- dir tanıyorum... Fakat, yavrucu- ğum, daha önceden haber vere- i bu Nedim, servetine göz Seni soyacak... Buna emin İhtiyar kız, ertesi gün, Hacı Mehmet Beye giderek meseleyi anlattı. Hacı Bey de, cuma gün köşke — bizzat. gelip, neticeyi b lirmeği vadetti neticeyi ne fük bir sabırsızlıkla bekledi- görmeliydi... — İnkisardan ümide, ümitten inki du. Bazan aşka geliyor; bazan da, teyzesinin haşin itirafı, onu allakbullak edi- yordu. Hacı Bey, sözünde durarak, cuma günü geldi. Zavallı Fasiha'- cık, onun kara sakallı abus sura- ftını, altın gözlüğü içinden ba- kan kıvırkıvır kir gözlerini görünce, şaşırdı. Öyle korktu, öyle korktu ki... Hissi- kablelvuku ile, fena bir haber alacağını tahmin etti. İhtiyar kız, Hacı Mehmet Beye: — Fasiha'nın yanımızda bulun- masında beis yok.. Artık büyi maşallah,... O da işi Hattâ, Tkendi - kulağile işitmesi daha isabet.. Söyleyin: tahkikatınız ne netice verdi? Biçare gençkiz, — heyecandan titriyordu. Bunu farkeden teyzesi elini avuçları içine aldı. Ve, alçak sesle: — Kendine hâkim ol, evlâdım! - dedi. Hacı Bey, tecvitli bir lisonla, anlatmağa başladı — Nedim Bey, 'begayet necip, asil bir ailenin evlâdıdır... Ped sadaret müsteşarlığı etmiş... Nedim Beyin senevi 14500 lira varidatı vardır. İhtiyar kız : —ALALALT- diye haykırdı.- Denseniz e ki, Fasiha'dan daha zengin ! Hacı Be ni salladı : — Nedim Beyin, Şişili'de bir konağı var... Ahlâk ve fazilet noktasından, onun aleyhinde bir şey söylemeğe — vicdan — razı olmaz! Nedim Bey, tahsilini Pa- e yapmış. Hasılı, Hacı Bey, delikanlının münhasıran lehinde şahadet edi- yordu. İhtiyar kız, heyecan ve hayret- ten yeğeninin elini koyvermişti. — Hacı Bey! Bu söyledikleri- “ Evet ,, manasında bi istanbul Limanı Sahil Sıhhıye merkezi sertebabetinden: S00 teneke bentin münakasai üzere her gün Galatada Kara Mustafa Paşa sokağında kâin merkezimiz levazım şubesine ve münaka: aleniye suretile “mübayaa edilecekt Taliplerin şartnamesini almak iştirak etmek için de yevmi münakasa olarak tesbit edilen 6 Nisan 930 tarihine müsadif Pazar günü saat 14'te merkezi mezkürda müteşekkil ihale komisyonuna caatları ilân olunur. İhtiyar kız ikli fıldır fıldır -| 26 Mart 1930 nizin doğru olduğuna emin misi- niz ? Emin misiniz? -diye sor- dü. — Elbette eminim... Emin ol masam makamı kerimem Fasiha H. kızımın başını nara yakacak surette şahadette bulunur mıyım? — Eh, öyleyse pak âl, öyleyse hayırlı. i yar kız, — âdetâ geçirmeğe — başladı. — -Doğrusu, ben, bunu ummuyordum... İnsan beşer, elbet şaşar.. Bana müsaade; yemeğe bakıyım ... Sofrada gene konuşuruz. Fasiha, sevinç içinde, yerinden fırlayarak Hacı Mehmet Beyin elini öptü: — Nedim Bey hakkında hüsnü- şahadette bulunduğunuz için size minnettarım, amca Beyl! - dedi; aynı zamanda da, - hicabından kızardı. Hacı Bey, hafifçe ve, kızın arkasını okşa: — Hakikatı — haber — verdim, yavrum. Nedim Bey, elhak, ezhere cihet, mükemmel bir delikanlı... Zamane züppelerine hiç de ben- zemiyor! —Anlamadığım bir cihet kaldı: Teyzem, bu derece - tecrübeli olduğu halde, acaba niçin Nedim Beyi fena bir adam zannett Amma, sahi... Başından öyle hiş bir macera geçmiş madem. — Evet, kızım... O dolandırıcı hık macerasını ben de biliyorum... imsedi; e — Kendi başına gelen felâke- benim de başıma gelmemesini istemiş demek... Zavallıcık... Bü- tün erkekleri eş sanıyor.. — Bütün kadınlar ve kızlar da eş değildir, kızım... Şu aynaya bir bak hele.., Ne> güzelsin, maşallahl. — Tenin, — saçların, gözlerin, boyun, bosun.. Bunlar hep delikanlıları baştan çıkaracak gibi... Hele şimdiki zamanede açık saçık da dolaşıyorsunuz... — Halbuki, teyzen, şimdi nasıl çir- kinse, eskiden, gençliğinde de öyle gudubetti, betti... Ona, erkeğin Aşık — olabilmesine imkân yoktu... Kendisi mantıklı olup da bunu düşünmeli, anlamalıyda. Fakat, Semine zaman aklına ge kızim. biçbir Düşünmedi ki kendisine ilâni aşk eden bilhassa güzel bir genç münhasıran parasına göz dikmi; İşte, kapıldığı hatânı güzel, kendinin çirkin oldı dikkat etmemiş. Dikkat etmemiş ki, sana âşık olunabilir; kendisine olunamaz. Nüâkili: (Hatice Süreyya) Nasıl satmış ? Genç bir ingiliz muharririn açık gözlüğü Genç ingiliz muharrirlerinden biri aşk isminde bir roman yaz- mış ve bastırmışsa da hernedense satmak mümkün olmamıştır. Mae ha müşteri bulmıya azmeden muharrir bir güt büyük gazete- lere şu iştir: * Genç ve kibar bir. milyoner evlenmek maksadile bir - genç kızla tanışmak istiyor. Bu genç kızın “Petro Oxsworth,, un ismindeki romanının kahramanı olan kızı andırması matluptur. Aradan bir hafta geçmeden kitap sonuncu nüshasına kadar satılmıştır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: