19 Mart 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

19 Mart 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

vü eb len ok hiç m SEBRERT BESEEEEE ğ ş —— 19 Mart 1939 AKŞAMDAN AKŞAMA Tatlı, sert, âlâ... Alatbuntamızda iki zıd telkin dikka- time çarplı. Biri, «Yücel» mecmua sında (Halide Edibin öbürü de, Cumhuriyet» te Peyami Safanın. Birincisine aid tehassüslerimi «Re simli Haftas mecmuasında uzun vun anlattım. Halide Edib diyor ke «Utşmiyetle insanların, hususi yelie bisi» hem ferd, hem cemaat helinde en büyük ihtiyacımız dost» luktur. Darvin'in HAYAT MÜBARE- ZESİ ve en lâyık olanın payıdar ol- ması esaslarını mütemadi bir müca- dele ve en kuvvetlinin payıdlar olma» st gibi yanlış tefsir ediyorlar. Darvin'» den sonra dev adımla ilerleyen ilm müşahedeyi bilmedikleri için doslluk ufsurunun hayatta lüzumsuz, sırf âcizlerin ortaya attığı vakti geçmiş bir ihtiyaç te i ediyor ve zihniyet ifibarile on altı yaşta demir atıyor» lar. Cinslerin #skâmülünde azılı ve haşin. olanlar meselâ aslanla koplan azalıyor. Stcak kanlı, dost, küçük kuşlar çoğalıyor » Bir kadın kalemine de yakışan bu- dur. Halide Edibin madonna taflılı- ğında bir anlatışı var. Bunu çok be- ğenmekle beraber, «Hind - haristi. yan» yumuşaklığındaki bu telkini milli terbiyemiz için yegâne esas di- ye kabul etmeği kendi hakir aklımca uygun bulmadım. Şüphesiz, terbiyemizin esasında yarı yarıya bu lâlif, şefkatli unsur olmalı... Fakat mahdud doz dahi. Tinde... Bazı milletlerin, yedisinden yetmişine kadar bütün evlâdlarına yüzde yüz mikdarda Bokovina biberi gibi evur! Kır'. ahlâkmi aşılamak istiyorlar. Onu da istemeyiz. Şunun bir ortası. Hani eskiden bir sigara vardı; İsmi «tatlı sert âlâ» idi, Onun gibi bir şey... Karakter telkinatında Peyami Sa- fa, Halide Edibin tamamile zıddı olan bir cepheyi tutuyor. Bakmız onun dediklerine; «İnsan aslana hayrandır ve Homi- ros'tanberi kahramanlarını ona ben- zetir, . Aslanın püralayıcı uzuvları, dişleri, tırnakları gıptamızı celbeder, Beşeri nizamda kuvveti haktan ayır- muğa imkön yok. Müdafanız bir miskine yaşama hakkını çok gören eski Roma ve yeni anglo - sakson gü- rüşü de daha lâyığın ve daha mükem- melin bakastnı temine çalışan kor- kunç fakat zaruri bir tıja prensipi- tir. Tek çare âcizi aczinden kurtar. maktır. Bunun için de her köşe ba- sında bir darülaceze açmak değil, miskine çelik enjeksiyonu yapmak ve koyuna aslan guddesi aşilamak lğzım!» Diktatörlüklerin dayandıkları filo. zoflardan biri Nictzehe'dir. Peyami de bu düşünceleri onun ruhundan alıyor. Nitekim parçasını makletii. dim yazımın içinde de onun ismini takdirle sikrediyer, Fevkalbeşerliğe | yeltenirken çıldı- rp ölen bu filozofa, zamanının nük- tedanlarından biri: «Alelâde normal bir adam bile olamadın!» demişti. Yok hayır, ne Halide Edibin ideali olan madonna ruhlu, sıcak kanlı kuş Ne de Peyami Safanın fevkalbeşe- r, o taş basma resimlerden fırlama aslan... İnsan olmak kâfi.. İcabında tatlı, icabında sert; âlâsı budur... (va - Nü) Üniversite civarında gıda maddeleri satan dükkânlar Geçenlerde Üniversite talebesinden bir gencin Beyazıd civarındaki bir pas- tacı dükkünmdan yediği bir pasta ile zehirlenerek hastalandığı görülmüş ve derhal alınan tedavi tedbirleri ne- ticesinde gencin hayatını kurtarmak kabil olmuştur. Üniversite idaresi, oÜniversitenin mauhtelif fakültelerinde altı bin küsür talebe bulunduğu ve bunlardan hemen hepsinin öğle yemeklerini bu civarda yediklerini nazarı dikkate alarak, Be. yazıd ve civarile fakültelerin bulun. âukları muhtelif semtlerdeki gıda maddelerinin esaslı surette kontrol edilmesini Belediye relsliğinden iste- vera kavga İki gres iki takip eden bir adamı dövüp yaraladılar Evvelki gece Fatihte Sultanselim mahallesinde kadın yüzünden şöyle bir yaralama vakası olmuştur: Fatihte oturan bayan Fatma, gece geç vakit komsudan evine döndüğü sırada peşine Ahmed isminde biri ta- kılmıştır. Ahmed, Fatmayı ısrarla takib etmiş, konuşmak istemiştir. Bu sıralarda; bayan Fatmanın evi- ne komşu oturan Mehmed ve Osman isimlerinde #ki genç te bunların yok ları üzerine çıkmışlardır. Mehmed ile Osman, komşuları olan kadını ısrarla takib eden adamı dur- durarak bu takibden vazgeçmesini ihtar etmişlerdir. Ahmedin, kimsenin kimsenin işine karışmağa hakkı olmadığını söylemesi üzerine iki genç hiddetlenmişler ve Ahmedin üzerine çullanarak ellerine geçirdikleri cisimlerle gelişigüzel dö- vüp yaralamışlardır. Ahmed, feryad ve istimdada başla- | mış, biraz sonra gelen polis memur- ları, Ahmedi, diğer iki adamın elle- rinden almışlardır. Ahmed, tedavi altına aldırılmış, Mehmed ile Osman da yakalanıp mahkemeye verilmiş- lerdir. Bu da başka bir yaralama vakası Evvelki gece, ikinci bir yaralama vakası da Lâlelide olmuştur. Paçav- racılıkla geçinen Hamid ve Emin isimlerinde iki arkadaş, beraberce çalışıp evlerine dönerlerken bir he- sap meselesinden kavgeya tutuşmuş- Jar, Hamid, Emini bıçakla yüzünden yaralamıştır. Polis, Hamidi yakalamış, Emini de tedavi altına aldırmışlar. Hataya İhracat ve idhalât bedelleri Hataydan gelecek ve oraya gönderilece kmallar Türk parasile ödenecek Hataya gönderilecek ve Hataydan gelecek olan malların ne şekilde öde- neceği hakkında icra vekilleri kara- rı dün alâkadarlara bildirilmiştir. Bu karara göre Türkiyeden Hata ya ihraç edilecek malların bedelleri Türk parasile tahsil olunacak ve Ha- taydan Türkiyeye ithal edilecek olan eşyanın bedelleri de keza Türk pa Tasile ödenecektir. Türk parasının Türkiye ile Hatay arasında Islahiye ve Payas gümrük kapılarından ithal ve ihracı serbes, bırakılmıştır. Ancak bu suretle ithal ve ihraç olunacak Türk paraları gümrük memüurlarma beyan edile cektir. Posta ve bankalaria gönderi- lecek paralar hiç bir kayd ve beyana tâbi tutulmıyacaktır. Diğer taraftan Hatay menşeli ma» mul ve mahsulleri gösterir listeye de bazı bendler ilâve edilmiş, bu cümle- den olarak listeye sabun da konmuş- tur. İptidat maddelerin bir kismını yabancı memleketlerden tedarik et- mek suretile sabun ve yağ maddele- ri imal eden sermaye» si 37,000 sterlin olmak üzere bir zey- tinyağı ve sabun fabrikası yardır, Bu fabrikanın 24 saat zarfında isti» sal ettiği yağ mikdarı 10 ton ve ay. Mk sabun istihsalâtı da 100“. 200 tondur. ——— 6 Belediyenin 5 milyon liralık istikrazı Belediyenin Belediyeler bankâsın. dan alacağı beş milyon liralık istikraz hakkındaki Reislik makamının tekli. fi hazırlanmıştır. Bu teklifde banka. dan alınacak beş milyon liranın şehrin ne gibi işlerine sarfedileceği izah edi. lecek ve umumi meclisden istikraz $- çin salâhiyet istenecektir. Meclis, ni- san devresinde bu teklifi müzakere edecektir. | Haklı şikâyetler Millet vapurunda boğu- lanların ailelerine taz- minat verilmiyecek mi? Ereğli limanında batan Millet va- purunda o Duğulanlardan o serdümen Ahmedin karısı, iki çocuğlle beraber matbanmıza gelerek Şunları anlattı: «— Kocam Millet vapurunda boğul- duktan sonra iki çocuğumla yapayal- nir kaldım. Kumpanya bize para ve- Teceğini vadetmişti. Mahkemeden we- raset ilâru alarık kendilerine mlira- caat etmemizi söylediler. Borç harç yaparak bu işi yaptık, evrakımızı ta- mamladık ve kumpanyaya müracaat ettik. Fakat an para bile almak kıs- met olmadı. Bize mütemadi nn geliniz, iki gün sonra diyorlardı. Ergeç tazminat vel Ti ümidile gidip geliyorduk. Nihayet ümid.de kalmadı ve bise par »rrilmiyeceğini ace yüksek bir f L Şu iki gocuk olması me komşularımın ver- Gikleri yemeği kabul eder ve ne M0. arasında döğüş kumpanyadan tazminat “aldı- lar. Ben ve yu yanımdaki ihtiyar ka- dıncağız ayni şeyi yapamadığımız için &ç kaldık, Si lvarırım. Halimizi yazınız da bana değil, şu çocuklara acısınlar!.» İşle zavallı kadınm anlattıkları Hatırımızda kaldığına göre Barzi- iy kumpanyası Millet vapuru faci- asında ölenlerin ailelerine tazminat vereceğini söylemişti, Şu zavallı ka- dın ifadelerinden anlaşıldığına gö- Te acenta kısmen tevfiat ta yapmış. Bu kimsesiz aileye de yardım etmek kumpanyanın borcudur. Alâkadar makamların, kumpanyaya insani va- zifesini hatırlatıhasım dileriz, Baytarlara mesai saati harici ücret verilmiyecek Hudud, kapı, iskele, istasyon vete- Tinerlerine hayvan ihracatında me- sai saatleri haricinde yapacakları muamele ve muayeneler 'dolayısile mesai ücreti verilmiyeceği dün #lâ- kadarlara bildirilmiştir. ŞEHİR HABERLERİ Kadın yüzünden | Belediyenin Avrupadan getirteceği otobüsler Mazotla işliyen otobüsler tercih ediliyor Belediyenin Avrupadan getirteceği otobüsler için bir müddettenberi ha- zıriamağa (o başladığı şartnamenin esasları tesbit edilmiştir. Belediye bu şartnameyi hazırla- mak üzere şimdiye kadar müracaat eden otobüs müesseselerinin teklifle- rini tedkik etmiş, bu hususta gerek Avrupadaki sefaretlerimiz, gerek bü- yük otomobil sanayi merkezlerinden gelen malümattan istifade etmiştir. Bu şartnameye göre otobüslerde kullanılacak Omübarrik madğenin cinsi de tesbit edilmişti, Mazotun benzine nazaran daha ucuz olması itibarile mazotla müteharrik otobüs- lerin alınması kararlaştırılmıştır. Belediye bu suretle mâzotia işle- mekle beraber konfor itibarile en mükemmel ve en modern bir tip se- çecektir. Mazot ta bensin gibi hariçten ge- Jen yakıcı maddelerden madud ok makla berdber Nafia Vedletinin te- şebbüsile Kütahya civerındaki linyit madenlerinden mazot istihsal edil mesi mümkün olacaktır. İstanbul belediyesinin getirteceği otobüsleri mazotla işliyen cinsten tercih etme- sinin bir sebebide budur. Belediyenin getirteceği otabüsler, şimdilik otuzla otuz beş arasmda ola- cak, ayni zamanda bir garaj, bir de tamir ateleysi inşa edilecektir. Bir kadın kahvede camlari kırdı Beyazidda bir mahzende yatıp kal- kan bir kadın, gece Lâlelide bir kah- vehaneye gelerek kahveci ile kavga et- miş, bir aralık camlar; kırıp kaçarken polis tarafından yakalanmış ve mah- kemeye verilmiştir. Muhiddin Sadak ile Ferdi Ştatserin konseri Galatasaray lisesinde dün akşamki Dün akşam saat 17 de Galatasaray Hsesi salonunda İstanbul konserve tuarının kıymetli profesörleri B. Mu- hiddin Sadak ve B, Ferdi Ştatser tarafından çello ve piyano konseri verildi. Profesör Muhiddin Sadak, piyano refakatinde Corellinin oadacyosunu, Bracello ve Brahms'ın sonesini, Şo- penin prelüdünü büyük üstad maha. retile bestekârların en ufak nağme konser muvaffakiyetle neticelendi ve nüanslarını tebarüz va tebellür eö- tirerek çaldı, Ferdi Ştatser, bilhassa Şopenin valslerini, bu musiki dehâsının ruhu. nu inikâs ettiren bir kudretle tuşlarda yaşattı. Gerek Sadak, gerek Ştatser lise sâ- lonunu dolduran güzide ve münevver dinleyiciler tarafından alkışlandılar, Bu İki kıymetli sanatkârımızı tebrik ederiz. Sahife 3 İSTANBUL HAYATI Hepsi meraklı Sokakta biraz duraklıyarak arka. daşımızla yüksek sesle konuşsan derhal etrafınız meraklı çemberile gevrilir. Yolda bir kaza olsa, alâkadar memurlardan evvel meraklılar topla- nurlar; herkes bir fikir beyan eder, münakaşalar, dedikodular | hararet ezerek bekleşenler de her halde sa dece merak uğruna bu fedakârlığa katlarıyorlar, Geçen gece Bahçekapıda bir yan- gm oldu. Ertesi gün akşam üzeri yangm yerini bir göreyim dedim. Dördüncü Vakıf hanının önünde yedi kesildi. Yaya kaldırımı, yolun kenâr- Jarı tıklım taklım dolu. Herkes önün- dekini iterek ileriye sokulmağa uğ- raşıyor. Biraz İleride kadınlı erkekli, çoluklu çocuklu yüzlerce insan kal âırımın kenarına (o halkalanmışlar, Ortadan sesler duyuluyor: — İşte, asıl işi gören şu. — Bu taraftaki daha mühim. Bak- sana, nasıl kabarıyor! Sağdan soldan itile kakıla ben de kalabalığa karıştım. Omuz omuza Sıkışan bu kalabalığın heyecanla seyrettikleri ne olsa beğenirsiniz! İuna bağlanmış iki hortum. Biraz daha ilerledim. Yanan yerin önü adım atılamıyacak halde. İtfak- ye neferleri hâlâ ötesinden berisin- den duman çıkan enkaz kümeleri Salar ateş söner. — İyi amma, ya duvar yıkılırsa! Öteden biri teminat veriyor: — O duvar yıkilrsa ben kafamı keserim. Dün gece sabah o kadar uğ- raşlılar da şu demir direği yıkama- “

Bu sayıdan diğer sayfalar: