20 Haziran 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

20 Haziran 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sayiyilürdö Saç taramak ve manikör işini nasıl halletmeli? Bayfiyeye gidenler yazın ekseriyet- le saçlarını taratacak berber ve mani- kür bulamazlar. Bunun için sayfiyeye gitmezden evvel saçlara permanant yaptırmalı ve şekli vermeldir. Sayfi- yede biraz uğraşmakla saçlar pek gü- zel tanzim edilir, Manikür'e gelince, ellerin beyaz ve yumuşak olması için, her yıkadıkça bir şişe içinde duran ayni miktar li- mon suyu, gliserin, kolonya ve gül su- yu mahlütundan birkaç damla akıtıp masaj yapmak kâfldir, Tırnaklara gelince, bunlara yalnız manikür yapılır, fakat cllâsız bırakı- hırsa çok İyi olur, Tırmaklar istirahat | edi yi nefes alır, kuvvetlenir ve kış için hazırlanır, CJâ sürmek arzu edi- İirse haftarın muayyen bir günün- de tırnakların cllâsı yeniden sürülme- Yidir. Bunun için hazır satılan cilâ çı- kartan ilâçtan bir pamukla tırnakla» rın üzerine sürerek cilâyı çıkarmal Bundan sonra ince uzuh bir törpü ile tırnaklara biçim vererek törpüle- meli, Katiyen makasla kesmemelidir. Bu iş de bittikten sonra sıcak sabui su dolu bir tas içerisine elleri koyarak tamâkların etrafındaki derileri ka- bartmalıdır. Sudan çıkınca hususi âleti ile, eğer yoksa bir kürdanın ucuna pamuk $a rarak ve pamuğu vâzeline batırarak tımak diplerindeki derileri oyağla- malı, sonra İnce makasla bu de ileri kesip tımağın etrafını t dir. Tımak uçlarının içlerini oksijenli suya batırılmış pamukla temizledik- ten sonra yarım limonun İçine par- mak uçlarını sokarak friksiyon yap- malıdır. Deriler kesilirken kanamış- sa, limon, gayet İyi gi yet tırnaklara intihap edilen rülür ve üzerine daha fazla par- laması için düz beyaz cilâ sürülebi- Nihâ Nasıra karşı Bu mevsim ayaktaki nasırların san- cıları artar, Bunlardan kurtulmak için her gece yatarken nasırın üzerine biraz Arap sabunu sürmeli, Üzerine bir parça fanile koyarak temiz bir sargı ile sarmalı, Birkaç gün sonra &- Cak suyla banyo yaptıktan sonra na- sr dokunulunca çıkar, Kırışıklara karşı domates suyu Gece yalarken yüz yıkandıktan son- Ta bir pamukla yüze sürülen domates suyu kırışıkları geçirir, cildi gergin yapar. Tefrika No. 32 ÇE Dedi ve ürkmüş olan Ninayı kuca- | ğına aldı. , Öğleye doğru uyandıkları vakit birbirlerinin yanında uyumuş olduk- Jarını görerek karşılıklı gülümsedi- Jer; sonra ikisinin de aklından niha- yet yarının bir ayrılış günü olması ihtimali geçti, kaşları çatıldı. Kıran kendi kendisine diyordu ki: — Bugün Öksüz ile Yoksul döner- ler; yarın Ninadan kurtulmak ve işe başlamak lâzım; Şalan kalede bir rüya görmüş oluyorum, o kadar! Daha uyanmadığı bu tatlı rüyaya devam etmek için kollarını kadina do- tadı, Kadın da ayni şeyleri düşünü. yordu; onun için dolanan kolların ara- sına âlılmağa candan hazırdı; sarma şık gibi, sanki çıplak vücudünde ufak ufak, binlerce tutunucu ve yapışıp ka- ıcı tüy nazikliğinde çengeller varmış gibi erkeğe sarıldı; derisini bütün me- samatile ve tüylerile erkeğinkine i)- mikledi. Yaz günleri gelen misafirlere ik- ram edilecek türlü türlü şerbetler mü- nasebetile güzel örtü modelleri der- cediyoruz: Bu örtüler bihassa bahçede ağaç- ların gölgesinde kurulan masa Üze- rinde fevkalâde zarif bir manzara teşkil eder. Bunlar yeşil ketenden Mürver çiçeği ve Menkuhu- nun faydaları Ilık mürver çiçeği menkuhu ile du- daklar yıkanırsa hem çatlamaz, hem de kırmızı ve canlı Gurur. İ Ayni menkuh içerisine biraz tuz at | br ve ayaklar banyo edilirse bütün yorgunluğu giderir, Göz kapaklarını dinlendir- mek için Rendelenmiş saintahık içerisine bir kahve kaşığı gül suyü karıştırmalı, iki tülbent arasına yerleştirerek göz | kapakları üzerine koymalı, Bir çeyrek #nat durursa göz kapaklarının yor- gunluğunu, şişi ve kırmızılığı geçer. | TE Yazan: REFİK HALİD Kıran, ancak harp cephesinden birkaç gün için şehre gelen, sevişip yeni ev- lenmiş genç askerlerde görülmüş bir mezbuhane gayretle âşıklığını göste- riyordu; cephede gibi #edakâr, atık gan, yılmaz ve muharipti. Kadın da hüner, marifet, sanat, şeytanet kesil. mişti, mucid ve perendebazdi. Kalenin loş kovukları, iç avlularının yeşilliği, mazgal delikli burçları, kuleleri ve yük- sekteki yolları, hepsi, şahidsiz ve se- yircisiz onlarındı. Bir aralık Nina bahar yağmurlarile | dolmuş ve havuz halini almış, üstü açık bir sarnıca atıldı; çırpındı, yüzdü, | güldü, titriyerek çıktı. Kıran onu, s0- | Kuk almasın diye, iyice, derisini pem- beleştirinceye kadar oğdu, oğdu, çim- dikledi ve yumrukladı, Sonra dört ta- rafından ısınmış taş duvarlarla çevrili iç avlunun keskin güneşi altında saç- larını ellerile kabarta kabarta koştuğu- nu, kurunduğunu, sıçrayıp taştan taşa atladığını, sütunlara tırmandığımı, ısındığını seyretti, e 2 yapraklarla renkli ketenden çiçekler- dir. (1) Yapraklar modelde tabii büyüklük- te görülmektedir (2). Yeşil keten üze- rine az daha koyu koton perle ile et- rafı feston, içerisi sap işi olarak İşlen- miştir, Küçük kelebek arzu edilen renkten işlenebili: Çiçekler ya hepsi ayni renkle, ya- MOD hut tek tek olmak Üzere şu renkler- de işinebilir: Pembe, mercan rengi, kırmızı, samani, portakal rengi, sarı, açık mavi, siklamen, leylâki, mor, be- yaz, koyu mavi renkler, Çiçeklerin modeli yarım olarak gösteriliyor (3). Bu iki defa yanyana konnulürak çizilirse bütün çiçeğin şekli meydana çıkar. Şerbet bardaklarının kimi yaprak, kimi çiçek üzerine konulmaktadır. Masanın üzerine üçer çiçek ve yaprak karşılıklı konulur ve ortasına şerbet veya limonata sürahisi yerleştiri- dir (0). Vişneli pelte Beş bardak su, beş çorba kaşığı ni- şasta (125 gram), ayni bardakla iki buçuk bardak toz şeker, iki buçuk bar- dak sıkma vişne suyu almalı, Beş bar- Gak suyu tencere ile ateşe koymalı, fi- kır fıkır kaynayınca, nişastayı su ile İ salep koyuluğunda ezerek kaynıyan çeden peite halinde akınca, içerisine şekeri atmalı. Şeker tamamile eriyin- ciye kadar karıştırararak pişlrmeli, Sonra tencereyi ateşten indirmeli ve | önceden hazırlanan vişne suyunu içe risine ilâve etmeli. İyice karıştırmalı ve tabaklara, yahut yüksek kek kalıbına suyun içerisine akıtarak ilâve etmeli. | boşaltmalı, Soğuyunca şeffaf kırmızı Bunu yaparken tencereyi kepçe ile renkte lezzetli bir pelte olur. Buz do- mütemadiyen karıştırmalı, (Aksi tak- | labında bir müddet durduktan sonra dirde nişasta top olur.) Ve karıştıra» rak pişirmeli, vişneli dondurma hissini verir, Bu tertip üzere frenk üzümü, yahut Nişasta kokusu zall olunca ve kep- * ahududu peltesi de yapılabilir. başından geçme irdiklerini bildikleri Kimseni maceraya bir için bundan sıyrılmadan evvel ne yapılmak | mümkünse onu yapmaktan geri kal- miyorlardı, Kader böyle emretmişti; buluşmaları o kadar acaip, beklenil. mez birşey olmuştu ki, artık icabını, bir alın yazısı addederek çekinmeden, hiç bir vesvese, üzüntü, takayyüd lü. zumu hissetmeden Allahın emri gibi yerine getiriyorlardı. Bu, harp ve teh- like zamanlarına mahsus bir psikolo- ji leabıydı. Öyle zamanlarda yapılan iyi veya kötü, yanlış veya doğru, usu- le ve ahlâka uygun veya aykırı her ha- rekette insan kendisini gizli kuvvet- lerin hükmü altında bulurdu, mazur görürdü. Ölüm öyle yakındı ki, hiç kimse yarın, bugünün hesabını vere- ceğini, normal bir dünyayı tekrar bu- Yup anane ve maral çerçevesine yeni. den gireceğini ümid etmiyordu. Kiran: — Son günlerim! diyordu. Nina: — Dünyaya yüzlerce defa gel sem gene bulamıyacağım günler! de- mekte idi. Asırlardanberi hemen he- men insan ayağı basmamış bir dağ silsilesi üstünde bin sene yük- âların kışına ve yağışla. rna göğl germiş bu kale, bu iptidai yaşayış tarzı, bu yarı yabani kıyafetli, fakat kültürlü, yakışıklı ve dinç muharip; kızılların pençesinden o daha dünkü kurtuluş ve hayata tek- nüz bilmemek, bütün bu hâdiseler ve düşünceler Ninanın sergüzeşt seven ruhuna istediğini, beklediğini vermiş- ti. Böyle bir muhit, bir kadro bir ro- man hayalinde bile kurulanıyacak derecede mizacına, emeline uygundu | ve hakikatti, Onu kisa kesmekten haz etmiyordu. İstiyordu ki, içine düştüğü macera daba şiddetle, acaiplikle, değişmelerle devam etsin; daha sarsıcı, daha kor. kunç, daha muhataralı olsun. Bunu nasıl temin edeceğini bilememekle be- raber içinde bir ümid besliyor, yeni hâdiselerle karşılaşmak imkânını büs- bütün silinmiş görmüyordu. Koşarak geldi, Kıranın dizlerine çık. tı; yarı örtülü, çekik gözlerini o bay- Ein, çiçek koklar bakışile erkeğin me- sud yüzünde bir gök yakut ışıltısı gibi uğurlu ve ferah verici minimini gule- ler halinde gezdirerek sordu: — Ne zaman ayrılıyoruz? — Yarın. — Beni ne yapacaksın? — Bu kaleyi terkedeceğimiz ve mem- leketin İç cephelerine odöneceğimiz Için ifşaatından korkumuz kalmamış- tır. Seni münasip bir saatte Beylan $0- sesinin emniyetli bir noktasına bıra- kacağız; bu yol askeri sevkiyat yapılan bir geçittir; çok geçmeden Fransız kuvvetlerine raslarsın (o kâybettikleri sergüzeşiçi kadına tekrar kavuşmuş rar dönüş, istikbalin me olacağını he. | olurlar; rolünde devam edersin, Moda haberlet X Beyaz elbiselerin beline ek ipekliden enli kemer bağlanıy X Beyaz üzerine renkli ve göl çizgili ketenden tayörler mı 4 Beyaz, pembe veya mavi N kın krep marokenden yapılan seler ajurla süslenmektedir. * Tığ iğnesi ile örülen iri danteli bluzlar rağbeltedir. X Yazın kullanılan broş ve Kİ yeler kristalden yapılmış çiçek ! ya meyva şeklindedir, # Beyaz kelenden yapılan eri selerin yakalarına, yahut omü Daşlarına çiçekli basmadan. kesi miş çiçekler takılmaktadır. X Gece giyilen vual, muslin d biseleri (marabu) denilen tüylü ie süslemek modadır, İLLERE CEVAP Vişne likörü Bursa, Bedia N. : Vi pılış tarzını tarif ed yapınız. 1 — Çürüksüz, irilerini alarak larmı çıkarmay gazmı keserek kıs olgun dan fi So: rın üzerini örtünceye kadar kırk Dİ recelik ispirto koyunuz. a Bir parça tarçınla dört beş w ye fil ilâve e K sna! kapadıktan rakmali, Bu muştur. 2 — Diğer vişnenin Saj buçuk peker Tiive ile ateşte on dakika pijif, So çi sırlı bir küpe boşaltarak © ne üç kilo altmış derecelik ispirto, “bii lem tarçın nuz, ağzını On günden meli ve meyvaları-da sıkarak süzme, Sırça kavanoz içerisin. silmiş İri vişmeleri dizi N noz vişne olunca üzerine tülbentteri 5 düğünüz vişne suyundan doldu” Kavanozun ağını sıkı kepayınız Ve hafta sonra kul Yaz için yalnız bir ruj vardır “GULTARE, Cazip, parlak, 14 yeni Renk RUJ GUTTARE, tarifi veçhile kul! sa bütün gün dudaklarda «abit | yemekle, içmekle, banyo almakla sili” ve iz vermez. Tecrübe edinir, başi kullanmıyacaksınız. Her yerde aray!” — Bırakacağına inanıyorum, f gideceğine değil... Sen buralarda ne çalışacaksın! — Kumandanına öyle söylersin demki kanaatin budur. Biz, bir # İedaiyiz; casusluktan da pervamı$ tur. Zira tehlikeye koyduğumuz ordu değildir, nihayet, beş, on ve) perverin hayatıdır; yenileri gelir; dimizi pahalıya satacağımızı da * melisin! — Beni aramıyacak mısın? H8*| Yamıyacak mısın? — Yalan söyliyemem, arıyacsğ) hatırlıyacağım. Fakat kimbilir nö dar kısa bir zaman İçin... — Çabuk mu unutursun? — Yaşarsam seni hiç unutmıy? ğım! amıma artık uzun ömre peki yacım kalmadı; beni tada doyurü Geçirdiğimiz sergüzeştten çok P “| nun olmakla beraber biraz da utai rum ve bunun hesabını kimseye © mek istemiyorum, Bana «O denizdö kan şüpheli kadını ne yaptın?» © sorduklarını işitmemek daha iyi. nin hasretini çekmemek, busele'”| susamışlığını duymamak, göğsün” ve kokundan bikes kalmamak © iyi... Bir gün, bir yerde kurşuni zildiğini işitmemek daha iyi. Böyle diyen Kıran, Ninanın nn öpüyor, saçlarını kokluyor (Arkası sali al m m m, ln İZİ

Bu sayıdan diğer sayfalar: