16 Eylül 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 10

16 Eylül 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sahife 10 Fedakar Kral Louis'nin an- tille, oğlunu çok &8c- nesi Blanche de Cas- © verdi amma, çök ca- daloz bir kaynana idi. Gelini Margerite © de Provence'a yap- Hani bugün bile ba zi kadınların: Kay- nana deyip yaka $ilk- tikleri (o Kaynanaları vardır. İşte Blanche o kadınlardan biriydi. Blanche, oğlu !le gelini arasında hiç bir samimiyet çekemezdi. Karı koca başbaşa kalıp konuşamaâzlardı. Niha- yet daireleri arasında gizli bir merdi- ven yaptırdılar, odalarına gizli girip çıkarlardı Kral karısı ile beraber otururken, biri gözcülük eder, Blanche'in geldiği- ni görünce, derhal ayak vurur, kral koşa koşa odasına çıkardı. Margarite kocasrna bağlı ve çok fe- dakâr bir kadındı. Louls Mısıra harbe giderken kocasından ayrılmak isteme- di. Dokuz aylık gebe olmasına rağınen kocasile beraber harbe gitti. casının esir düştüğünü haber aldı. İçine öyle bir korku girdi ki, geceleri Tahât uyuyamaz oldu. Artık yanından seksen yaşında eski bir şövalyeyi ayır- muıyordu. Geceleri «korkuyorum» di- ye sayıklayınca şövalye omuzuna do- kunur; — Korkmayınız, derdi. Doğuracağı gün şövalyeyi yanına çağırdı: — izden bir ricam var dedi. — Ferman ediniz. — Eğer düşman bu bulunduğumuz şehri ele geçirip işgal ederse, onların eline esir düşmeden evvel benim ba- $ımı keseceğinize söz veriniz. İhtiyar şövalye: — Hiç merak etmeyiniz dedi, ben zalon buna evvelden karar vermiş- tim. Sizi esir vermektense öldürmeği tercih ederim. Salamon Salamonun karisi arkadaşına: Bizim oğlan beş kuruş yuttu, dedi. Arkadaşı İlâve etti; — Tehlike yok ya... çünkü babası duy- ben buradayım! — Hayır yok, Plâjlar çok eski zamanlarda eğlen- ! ce yeri değildi, Birçok Avrupalı da plâjin ne olduğunu bilmezlerdi Ancak 17 ve 18 inci asırlarda, Fran- sızlar Diöppe'e giderlerdi. Amma de- nize girmek için deği! kuduz tedavisi için o zaman kuduz tedaviharesi Dieppe'de idi. Bir gün kuduzlarını tedavi ettiren saraya mensup üç kadin denize giri- verdiler. Berry düşesi bü plâjın rağbetini Arttırdı, Hanlar derhal otel oldu, ha- yat pahalılığı başladı, Deniz kenarın- da lokanta yapıldı. Bundan sonra Dicppe Etretat istasyonu rağbet gördü. O zaman Etretat küçük bir balıkçı köyü idi. Fakat halk Ktretat'nın fev- | civarındaki geliyordu, Kadınların e ayaklarında terlikle plâja | nizei mayosu İdi. 1830 da birkaç seyyah keşfettiler. O zaman Blarritz banyuar, giderlerdi Otuz sene sonra, 1560 da kraliçe Öje- ni Biarritzi meşhur etti, Yavaş yavaş Dumas ve daha bazı muharrirler, ressamlar Normandiya Sahillerinde plâjlı köyler keşfettiler. Şimendiler gidip gelmeği her sene bir- az daha kolaylaştırdığı için, plâjlar da her sene biraz daha rağvet buluyor- du 17 nci asırda, nasılsa Paristen Hav- re giden bir çocuk, karşısında denizi görünce şaşalayıp kalmıştı. Bugünse denizi olan memleketlerin en hücra köşelerinde oturanlar bile denizin ne olduğunu biliyorlar, Şunu da ilâve edelim ki, bizler de denizi senelerce uzaktan Seyrettik, Anadoluda denizin ne olduğunu bilmi- Biarritz'i küçük kalâde güzei kayalıklarını görmek, ay-| ni zamanda da denize girmek için | £ Btretat'ya akına başladı. İlk zaman- | yenler ekseriyetteydi. Bugünse, halk ılıcalara gittiği gibi plâjlara gidiyor. lar balıkçı kulübelerinde misafir ka- kırlatdı, Sonra sonra orada da bir otel yapıldı. 1850 de, Paristen Etretat'ya tren işlemeğe başlayınca, Etretat Parisin plajı sayıldı. Yol o kadar yakınlaşmış- ta. Halk gemici kıyafetine girip plâja Biraz Takdir Oğlunun muhabbetini tecrübe et- mek isteyen bir baba bir gün oğluna dedi ki: — Senden çok memnunm, Runun için de sana bir mükâfat vereceğim. Benden takdir mi görmek istersin yoksa beş lira mı vereyim, Bunlardan birini tercih et, Ya takdir ya beş lira, — Beş lirayı alıyorum baba, Çün- kü bana herşeyden evvel takdirin lâ- zım. Eğer parayı ulmazsam beni tak- dir etmezsin, budala dersin! pi İlân Gazetelerden birinde şöyle bir ilân okuduk: «Yarı içerde, yarı dışarda çalışacak birine ihtiyaç vardır. İsteyenlerin fa- lân adrese müracatları İyi amma ilân kapı kapanınca ada- mın ne olacağını yazmıyor. Bizde eskiden kadınlar denize, de- niz hamamlarından girerlerdi, Erkek- lerin deniz hamanıları açık, kadınla- rınki kapalıydı. Plâjda gezme yoktu. Mayolara gelince, resmimizde otuz Gündüzleri, kadınlar başlarında ge- | sene evvelce ald mayoları görüyorsu- niş kenarlı hasır şapkalar, üstlerinde | nuz. 100080008 0008080088 BABAAEEEAOEEAAAEEEAYEANNEEEUAANAA SAA AAAEEAENA da gülelim bir köydü. Seyyahlar beyaz badanalı evlerde kiracı kalırlardı. Talihsiz Özür — Ne 0 suratın çarpık. Biri şapkasına çarptı, şapka yere | — Tabii düştü. Adam: — İşlerin yolunda gitmiyor demek Vay. İ — Hiç sorma, talihsizliğim devam ! ediyor, —Müteesisr olma, elbette bir gün talihin döner, — Hiç zannetmem, Nereye elimi at- sam kuruyor. Bügün sermâyemi koyup sabun fabrikası açarsam, ertesi günü sabahları el yüz yıkamak modasının Diye şöyle bir hiddetle rönüp te | pehlivanı görünce: İ Estağfrullah dedi, bunun için | özür dilemeğe bile değmez, ben yer. den şapkamı alıp giyerim!.. İyi hi — Azizim cebinde bir milyon gümüş BR öz lirâyı on beş sene taşıyacak olursan, Benzemek parlar birbirlerine sürtüne sürtüne İ i değer i 7 İ — Yirmi sene evveli duran karı ko- e eN e kufüş Da can t biribirlerine benzemeğe Ar. Bu suretle bir milyon kuruş eksil- miş oluyor, | ği bunu'bir doktor söylü- — İyi ki hesaplayıp söyledin birader, — Doktorun söylemesine hacet yok; ben karagözlü bir kız tanırım, mâvi güzlü bir adamla evlendi, haftasında dikkat ettim, adamın bir gözü simsi- yahtı!... —————— Isim: Adres: 7, 4, 5, 8, 1, im «memurların maaş kanunu. 3,4, 7,6,5,im «havadis, 2, 5,im wwücutta bir şişlikvtir, . Lü Bilmecemizi doğru halledenlerden SR DAN Bir misafir O gün Reims asil- zadesi Aulon'un ko- nağında hararetli bir t hazırlık vardı, Orta- Tık süpürülüyor, mut- fakta kazanlar kay ruyordu. Aulon oradan ord- ya koşuyar, yapılan işlere nezaret ediyor- du. Şaka değil bu, kral misafir gelecek ti. Nihayet her iş bitip hazır olunca yaz Aulon derin bir nefes aldı, rahat bir yere olurdu, çok yorulmuştu, sabahın beşindenberi ayak üstündeydi. Saat iki idi. Karnı da çok açıkmışlı, kral da gelmiyordu. Gelecek olan kral 9 uncu Louis idi. On bir yaşındaydı. vee Nihayet dışarda nal sesleri duyul- du. Aulon yerinden fırladı. O kral ile beraber muhteşem bir he yet bekliyordu. Halbuki kralın araba. sının önünde üstleri başları pejmür- de, körler, topallar, sakatlar yürüyor- du Bunlar da ne!... d Aulon herkesten evvel kralın yave- | rini yakaladı: — Bu da nedir dedi, bunları nereden topladıniz? Yaver: — Biliyorsunuz dedi, kral daha çok çocukluğundanberi hergün yirmi altı dilenciyi etle, balıkla, şarapla besler, Aulon sustu. Çaresiz bu dilencilerin karınlarını doyuracaktı. Kral karşıladı. İçeri girdiler. Uşak- lar haber verdi: — Yemek hazır!.. Aulonun kürnı zil çalıyordu. He men kalktı, Fakat kral, — Hayır dedi, oturunuz. Evvelâ di- lencilerin karınları doyurulsun!... Yirmi sltı sakat sofraya oturdular, yemeklerini yediler. 9 uncu Louis: — Yoksullar doydu, şimdi biz de bir lokıma ekmek yiyebiliriz! dedi. Korkusuz Ağaca çıkmış yemiş topluyordu. Oradan geçen biri sordu — Bahçıvandan korkmuyor mu- sun? — Hayır, bahçıvan babamdır! SLAR Yeryüzünde en bel koyun Amerikadadır. Oralarda yüzbinlerce başlık sülüler görünür. İşte resmimizde de, on binlerce başlık bir sürünün ortasın. da kalari bir otomobil görüyorsuluz, (e ancak kurtulacaktır, Otomobil bu kuşatmadan birkaç saat- birinciye bir fotoğraf makinesi, 2 inci- ye bir güzel dolmakalem, üçüncüye zarif bir kotra, 77 kariimzie muhte- lif hediyeler verilecektir. Bugün bizim âsri adın: verip seyrettiğimiz dansların çoğu kadim danslar. dır. İşte resmimizde, Fransız müstemlekelerinden birinde yerli bir zenci kızın cambaz raksını görüyorsunuz. Bu dans yüz seneliktir ve bizim sahnelerimiz- de asri adını almaktadır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: