18 Şubat 1940 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 12

18 Şubat 1940 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Eski günlerde OTOMOBİL Biraz tarihçesi, Istanbula gelişi (Amo) eski rumcada (kendi kendi ne) manamna gelen (autos) ve (mobi İs) de lâtincede (bareket) demek olan (mobilis) den alınma, Canlı bir hayvan tarafından çekimi. Yen, buharla, petrolle, elektrikle, bezyfij edilmiş hava ile, gazla hareket eden arabalara otomobil deni 1765 de ilk buharlısını yapan , ismindeki bir Fransız zabitidir. Ö7İ de İngilizlerden Griffith, 1824 de Brustali Me Hill, Cugnot'nun prensiplerine uya 3ak, buharlı dilijanslar yapmışlar. 1859 da yine Fransada Marki Staf- ford bu işe merak sarmış. Bunlarda makine arkada, su hazinesi de ön tarafta imiş. Mühendis Serpollet, 1889 da eskilerden daha pratik ve çok daha mütekâmil bir şekil buluyor, Ene- #antane buhar hasıl eden, borulu bir kazan keşfediyor. Aşağı yukarı o senelerde bazı mühte rilet de ilk defa olarak ihtiraklı metörler kullanmağı başlıyorlar. Petrol ile hareket eden arabalar, meselâ Panhard Levaseurünkiler het 10 kilometrede bir litre petrol yakar» Tarmış. Elektrikiller bunlar kadar bile sürekli gidememiş. 30 kilometrelik bir mesafeye varınca o kalıvermişler. Tü kenen bataryaları değiştirmek o mecbu- riyeti, 95 deki yarışlarda en babayiğitle- rinin bir saatteki yolu 24 kilometre; be- delleri de 250-350 lira arasında, Üç beş sene içinde otomobil alıp yü- rüyor. İhtiraklı motörler mükemmelile- gerek nihayet bugünkü baş döndürücü hıza sahip oluyorlar, Otomobilin İstanbulda görünüşü Meşrutiyetin akabindedir. O vakte ka- dar hududlardan içeri girmesi bir mem- nu silâh, bir bomba kadar yasaktı. Burayı teşrilinde içine ilk kurulanlar da, Kalamışta mukim, Basralı Züheyir zade Ahmed paşanın iki kerimesidir (|) Kadınefendilerin, sultanların ruküp buyurdukları hasahır lândolarıvari, kı- rem ipekten storları, açılır kapanır kö- rüğü, şapkalı, kâküllü bir şoförü vardı. Korneye, morneye hacet yok, motö- sün gürültüsü kâfi. Fenerbahçe berza- hındaki bostanın yanında, kıyıdaki da- raş yolu buldukları zaman, pata küteler duyulmağa başlardı Mesiredeki konak, kira, muhacir ara- bacılarında etekler tutuşuk. — Baş belâsi geliyor Arabacılardan küfürler ve kahtarlı- larla yerlerinden silayan atlayana; bey» girlerin önüne geçip okların başına sım sıkı yapişan oyapışana; pek küheylin süranlerde de, kamçıyı çularak tâ fener kulesinin dibi; kayık iskelesinin önü. Bu alarm halini gören arabadakiler- tunlaz da, tazelerde de telâş, he- ve hep fırlamışlar dışarı: — Şeytan arabası (2) sökün ediyor! Muhteşem ytonlarındaki, binek beygirlerindeki mahdum ve damad bey- lerle kerime ve gelin hanımlarda çehre- ler balmumu sarı kesilirdi. Otomobil Fenerbahçeye (o dalarken, li şoför caka olsun diye eğzos nu inadina r, şapkasını basar, sanki altmdaki mal kendininmiş, mucidi muş kadar szametie, içeridekilerde beniz kül, devrana dahil olur Arak seyreyle etraftaki hercü merci... Şahlaran Markolar, Hektorlar: çiftele: le makasları hurdehaş eden Fındıklar, Ceylanlar... Kolan kayışlarını, dizginleri koparıp başıboş, tazeleri bulanlar... Kendini dışarı atmışlarda da bayılan ayılan, şakaklarını, bileklerini kolonya- lorla sıvazlayıp çırpınan... Arabacılarda yine ağız dolusu veriştirme: — Şu cenabeti araba yapıcılar, ko- şumcular icad etmedilerse sinsileme oku- sunlar, İstanbula getiren de vallahi Tophanedeki Maksud, o Doğruyoldaki Alekodur!... Orada mevcutlardan, val paşa babasına güvenen, dişlilikleri baki kimselere mensupluk O takınanlar, kır traşlı, sünepe İki polise yanaşarak gekvadan geri kalmazlardı ve lâkin (va- şakı dihri vefayı kim okur, kim dinler?) Bu zapçıktı otomobil, Fenerbahçeye müdavim en yaman ekipaj sahiplerinin çanına ot tıkamıştı, Acap neden ola ki yarışa çıkıp bastıracaklar da bir türlü görünmemişti? O günlerden bir müddet sonra, İstan- Bul içinin en yaman otomobili, Harbiye Nazır Mahmud Şevket paşanınki oldu (3)... Firaklı firaklı, köpek düdüğünü — öttüre hazreti şehirn dört buca- m taşırken erbaplar: — Ne diyorsun? Saatte 70 kilometre- yi haklıyor!... derlerdi. O sıralarda taksiler de birer ikişer be- lirmeğe başladı. Taksi diyorsak saati aati yok, gelsin pazarlık. Yerlerinden rak liç çekimi. Göde İzehk olmayan yerlere kıpırdamazlardı.. Bü- hâlâ eski min- | İstanbulun ilk taksilerinden bir Ford otomobili (direksiyonda en eski şoförlerden Apik) yükdere, Sariyer gibi taraflara | gitme gelme on iki, on beş liranın kapısı) Bu kira otomobilleri içinde en revaç- takiler İraninin çifte Mersedesleriydi. Mal sahibi, Sultanahmed belediye bahçesinin karşı köşesindeki tütüncü Abdüsselâm. Paraya kıymış, o Mahmud Şevket paşanınkile ayni markalar alı- yermiş Devrin en şahane arabalarıydı. 28 beygir kuvvetinde motörlü; karoserile- ri ahşap; alt gövdelerinde kamyonlar misali zincir. Trampete ateşi Yapıyorca- sna tarrakalı idiler. Tütüncü Abdüsselâmın bu iki araba- sından birini, bir dostumun satın alacağı tuttu. Beğendirme provasında Oben de bulundum. Vaktin meşhur şoförü ve makinisti şapkalı Jozef direksiyona geçti. Kâğithaneye vurduk; bayırlar indik, çıktık. © Mükemmel, © yıldınmâsı, Bi zim ahbap kelepir diyerek, 180 lira al- bn parayı tıkır tıkır saydı. Araba vapu: sile Üsküdan ve bizim yakayı boyladık. Erenköyündeki eski istasyon cadde sinden şimendifer yoluna geçerken müt- hiş bir küt Mütehassis Jozef efendi. neye varıp: bir munye- demez ini? inde imiş, Mersedes arabaları Almanyanın asfalt ve tahta yollarına göre yapıldığı için alçak ve yere basık olurları Hemşerimizin bu parayı da söküldüğünün ferdasında; — Oh, mükemmel, kekâl.. diyerek Kadıköyüne iniyoruz. Yoğurtçu çayırına varırken, bir daha zınklaştık Lâstikler delinmiş, yenileri lâzınamış. Mişlen markalar 20 bu kadar lira tutar- on da daha ehvenleri Kontinantallı Pirelliler 120 kuruş eksiğine alınabilir. miş, Sabik Halilei Mahmudiye mektebinin önünde külçe kesilmiş haldeyiz. Teker- lekleri kaldıracak krikoyu ara tara yok Yisa, boca fayda etmiyor, Dere kena- rındaki kayıkçılara kadar baş vuruldu üç dört mrk bulundu. Otomobilin al Da sokup, aftakilerin de yardımile lenduhayı kaldırıp yırtık lâstiği perçinle- yinceye kadar, yatsılara kadar hellik olduk Nihayet, canıma tak diyen arkadaş, alâmeti yalnız motörü fiatine bir taka- eya defetti de kurtuldu ve sadaka verdi. O zamanlar 4 anbula gelen en em etomobiller Fransız marka Askeri mürededir. İ bat İ yatrosunda vereceğimiz müsamere mecburi İrtanbula ilk gelenlerden Renmali maaz kalı bir otomobil (kapıda aktör Sadi) | Delahey, | Delaje, De Dion Donton, Renault, Deloney o Beileville, Holandanın Minerva, İtalyanın Fiatı idi. Amerikanınkiler yok O mesabesinde. Yalnız Ford vardı ki bir adı da keçi Tenekeden diye tu kaka, Satışmı yapan, Şişhane karakolundaki Avizdordu. Kılık kıyafet züğürtlüğünden naşi iş- lerine kimseler adım atmaz, öbürlerinin yüz kuruşu gittikleri yere yarı finte, b ta silik mecidiye ile iki çeyreğe bile gi- derlerdi, Binenlerin hepsi de ayak takımı, kül- hanbeyler; Çiçekçi ve Ziba yosmaları... Zuma ve çifte naralarla, çakıl çukul Hürriyet tepesindeki içkili kahveleri boylayıp dururlardı. Umumi harp senelerindeki Enver pa- şanın, Cemal paşanın Maginot hattı gibi pür silâh otomobillerinin meşhurluğunu unuunayalım. Şimdi hatırımıza gelen en caki otomobil sahiplerini ve şefBrlerini de zikredelim: Senihi (şimdi Beyoğlunda garaj sa hibi) ; Mehmed efendi (Saliha sultanın ğasıydı) > Pangaltılı Apik; Lâz Yani i 6): Ayı Boğan Mus | tafa (merhumdur), Sermed Muhtar Alus (0) Yıldızın 6p tçi başısı, müzikal hü- mayınlı kaymakam Stravolo, İstanbula iIk otomobili bizsat kendi getirttiğini söyle- mekte We de benim bildiğim, gördüğüm yelkr daki hemişirelerinkidir. Şe arabası, şimendifer tamire» Gi'rezinlerine denilirken, dediğim ilerde otomobile kavança edilmişti. (8) İçinde vurulduğu bu araba, şimdi Müsamere tehiri Ç. K. K. Eminönü kazasından: | Çocu üpbaneleri menfaatine 20 şu- 40 salı akşamı Beyoğlunda Fransız t- bir sebeple bir hafta sonrasına yani 27 şu- bat 1940 salı akşamına tehir edilmiştir. Sa- 20 Şubat Çarşamba Hayatın aynasıdır. Vapurlarımızın başka memleketlere kiraya verilmesi doğru değildir Bu yüzden hayat pahalılığı başgös- termesi Şileplerimizin başka memleketlere ki- verilmesi meselesi, yalnız deniz ti- caretini alâkadar eden bir mevzu değil dir. Bu hususta iki çereyan vardır. şudur: Türk şilepleri ecnebi memleket- İer hesabına çalışmalıdır, bunda hiçbir mahzur yoktur. Bilâkis ba yüzden de memleketimize döviz bile girer. Çünkü kiraya verilen şileplerin bir günlük kira Gereti 700 - 900 Tirayı bulmaktadır. On şilep kirâya verilecek olursa ayda mem- İeketimize 180 - 200 bin lira kadar bir il müvazeneşi iç de az kabil olurs muzdan, birçok şilepler daha kiraya ve- rerek memleketimize daha fazla döviz temin edelim, İkinci bir fikir de şudur: Ticaret filo- muz ancak memleketimizin omünakale ihtiyacin temin edebilmektedir. Dış pi- yasalardan vapur satın almak imkânsız bir hale geldiği için, bugünkü şerait al- tında ticaret filomuza Yeni gemiler ilti hak edemiyecektir. Mevcut tonajla ida- re etmek mecburiyetindeyiz. Halbuki her koş mevsiminde kazalar yüzünden vasati olarak bir kaç vapurun battığını da kabul edersek. mevcut tonajın da azaldığını belki de daha ziyade azalaca- ğın hesaba katmak lâzımdır. # Şehremini Helkevinden! 1 — Evimizde değerli bir arkadaşın idaresinde haftanın pazartesi ve öl günleri saat 16 dan sonra keman dersleri verilmektedir. Görü- len istifade üzerine talebe kadrosu artti- rilacaklır. İstekliler her gün öğleden sonra EV sekreterliğine iki fotoğrafla mü- racnat ederek kayıtlarını yaptırmaları, 2 — Evimizde'şubatın 20 sinde açılaca- İn İla etiğimiz müsabakatı resim ve fo- toğraf Sötgisinin küşadı 25 şubata bıra- kılmıştır. Binaenaleyh resim ve fotograf vermekte geciken amatörlerin eserleri 23 wabat akşamına kadar kabul edilecektir İstekillerin eserlerini her gün öğleden sonra Ev kütipliğine makbuz mukabilinde Yırakınaları, Dünyanın en tatlı sesi ihtimali İ kömür rekabet kanu vardır Bu vaziyet karşısında ovapurlarımızı diş memleketlere kiraya vermek ne de tece doğrudur? Şimdiye kadar beş va- ur kiraya verildiği Zonguldak - kömür navlunleri 350 kuruşa yükselmiştir. Halbuki beş ay evvel, Zonguldaktan İstanbula bir ton arı yüzünden 90 kuruşa kadar naklediliyordu. Arndaki fark pek büyüktür Şileplerimizin kiraya verilmesine iti- vaz edenler diyorlar ki: Ticaret filo- muz memleketimizin münakale hizmet- lerini ifa etmelidir, bu hizmete ne ka- dar tonaj ayırabilirsek navlun | fintleri © kadır düşecektir. Aksi takdirde, kira- ya verilen vapurlar yüzünden, nakliye hizmetlerini gören tonajın miktarı aza- lacak, diğer taraftan navlu; yüksele- cektir. Bunun neticesi olarak hayat pa- halılığı baş gösterecektir Burada hatıra iki sual geliyor: Acaba memleketimizde bir kaç vüz bin lira döviz girmesi mi daha faydalıdır, yok- sa Zonguldak » İstanbul arasında kö- mür navlunlarının yükselmesine, bir kö- mür pahalılığına ve bu yüzden hayat pahalılığına mı razı olalım? Akli selim ikinci suale «Evet» diyemez. Hüseyin Avni Vefat Çatalca mutasamfı merhum Mahmut beyin eşi ve âyandan merhum Ali Rıza beyin kerimesi âyan reisi Ahmed Rı- za beyin hemşiresi Malatya mensucat fabrikası müdürü Nazmi Tezcan ile Ka- dıköy Halkevi reisi ressam Vecih Be- mun kayın vwalideleri bayan Mahkenin Malatyada vefat ettiği tees- sürle haber alınmıştır. Kederdide ailesi- he iüziyetlerimizi msan&. |,|, | taziyetlerimizi sunarız. 2 Pegi © seki TİYATROSU SEHİR TİYATROSU | İstiklâl end. Komedi kası T Gece sunt 20,30 du | Oğlumuz NELSON EDDY e çarpışan bir milletin istiklâl mücadelesini gösteren büyük bir AŞK ve KAHRAMANLIK filminde ALEV ŞARKISI Pek yakınla MELEK sinemasında Sinema âleminin yeni Güzel çifti GİNGER ROGERS - JAMES STEWART Şarkıdan kavgaya... Danstan Boka... Neş'eden Hicrana... İsyandan Aşka akan en son Filimleri ATEŞLİ KADIN Bu Perşembe akşama 1 ÂLE sinemasında Fransız simemacılığının biricik DON KAZAKLARI VERA KÖRENE » CHARLES VANEL - ROGER DUCHESNE Çarlık Rusyasında ihtişam içinde geçen Entrikalar büyük harbin ilânı, Aşk, İntikam... DON KAZAKLARI m etmi le em Bu filmi herkes görecek, sevecek alkışlayacaktır. DON KAZAKLARI Çe, gere lela gi ve ve cihanşümul Don SÜMER sinemasının Loca ve numaralı koltukları şimdiden akdırmız. Zafer galası olacaktır. Bu akşam: SARAY sinemasında e LAMOUR LEW AYRES ve LIONEL ATWILL ASK Fi ve müessih ve büyük mizansenli AŞK FIRTINASI Ask ve İhtiras filminin şayamı hayret kahraman; olacaktır. İlâveten: Yeni FOKS JURNAL son dünya ve harp haberleri Bugün: ZAZA filminin son 3 matinesi

Bu sayıdan diğer sayfalar: