21 Şubat 1940 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9

21 Şubat 1940 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

3. oturmuş | Üçümüz de uzdan, mektep- | İ rafa sal- nn uyan t kısa süren bir tered- a dönerek bu senin sevgilin gayet ola gelir ve seninle evlen- I k söyle Pe- kadar büyük bir iyilik nu benimle evlen- aşkın sordu Ne dedin? dayak atacaksın. Da- 1 sen de... Ben de senden nasihat bekliyordum. daha çiddi, âlimane bir se veremez. İşte sörlerimi Av- 1 eserleri ile de isbat ede- söyliyerek açtı. İçinden bil bu meşhur Avrupalı bir âli- Şu bahsi oku. din gösterdiği sahileye de merak etmiştim. İki- nm o sahifesini okumağa bize işaret ettiği sabırlar meşhur Romanm salim kra- kadındı. Sonra er vardır. Mese! Messalin sadist bir 1924 senesinde Almanyanın Hanovr gebrin» de muhakemesi yapılarak kendisi Xdams mahküm olan Harmann da meşhur sadisi- lerdendir.> n kitabın burasına gelince oku- kaldırarık Feride — Lâkin bunlardan bana 067. Ferid ukalâlığını büsbütün arttırarak: — Oku, oku... Devam eti,. dedi Süleymania ben okumamıza devam ettik. Sahifenin sonlarına doğru şunlar yarıyoğ- AN azı insanlar da sevdikleri kimseler tar rafından sulüm görmekten, bilhassa dayak yemekten fevkniâde hoşlanırlar. Bu gibilere de mazohist derler. Kadınlar arasında mâ- sehist olanlar pek çoktur. Bunlar Aşıkları, nişanlıları, kocaları tarafından dayak ye- mekten böyük bir lezzet duyarlar. Onların birçok ar der. Manma- #ih erkel de pek ni Rousseau tam mâ bir sadist. Okumaktan artık Büleymanın canı sikıl- muş Ba m Ferid, için okutuyorsun bütün bunları ba- , dedi yor mu' nden şaşma... Be- dediğimi yap yak senin sevgiline baktıktan sonra: tapkı benim: m dediğini — Yap. Yap ya... Bak lim sayesinde ne ar mesud olacaksın... diyorum #anaâ. ilimden şaşma ?... Ertesi gi ü Süleyma- a rasladı. El yüzü sargı içinde idi, Feride: — Dediğini yaptım. Mükemmel bir dayak yedim, dedi Ferid ayni ukslâ tavırla cevap verdi: 2 küçük bir yanlışlık oldu. Senin sevgilin meğer mazohist değil, sadi 5 Yani zulüm görmekten, dayak yemekten değil, zulmetmekten, dayak atmaktan hoş- lenırmış.. görüyorsun ya, küçük bir teşhis hatas ne sen İlimden Şaşma Hikmet Feridun Ex Abone ücretleri Ecnel 2000 kuruğ MSO » 0 » — » Türkiye 1400 Kuruş mw » w > 5 » SENELİK 8 AYLIK 3 AYLIK İ AYLIK Posta ittihadına dahil olmıyan ec: memleketler: Beneliği 3600, altı aylığı 1900, üç aylığı 1000 kuruştur. Telefonlarımız: Başmubarrir: 20565 — Yazı işleri: 20765 —) (1) — Müdür: 2044 El 100 730 938 1200 Va, 4090 648 1223 1577 1749 İdarehane: Babılil oivarı Ae sokuk No. 13 # Ürküdar As. $. Başkanlığından: Şubemizde kayıtlı olup tütün ikramiyesi almakta olan malâl subay ve erat ile şehit yetimlerinin 940 yılı yoklamaları- na 22/2/940 tarihinden itibaren başla- nacağından yedlerinde bulunan tevzi cüzdanlarile şubeye müracaatları ilân olunur Tuzak içinde Tuzak Tefrika No. 72 SU Gayet lâubali, ahbap bir hali vardı. Uşağa değli, arkadaşa, meslektaşa benziyordu. Gülümsiyerek; — Geldi! - dedi. — Al içeril « cey nı verdi. Bahte hizmetçi ile efendinin bu ge- len adama pek ehemmiyet verdikle- Tini, fa t giyledikle- ak güç değildi. , yabancıyı içeri aldı — Sühi Bey Elstanbuli burada değ Fakat hocası, vasisi ve vekili ümuru Me görüşebilirsiniz... - diyordu İçeriye giren, orta boylu daha ziya- | de ufak tefeğe yakın bir insandı. Kı- 4a boyunlu, gaga burunlu bir yahudi tipiydi, Cildi zeytiniydi. Yüzünün ifa- desi tatlı ve mütevazidi, Koltuğunun altında küçük bir çan- ta tutuyordu. Fakat öyle bir tutuş tutuyordu ki içinde pek mühim, pek kıymetli bir şey sakladığı belliydi. Nakleden : (Vâ - Nü) Zira, kaplanın yavrusu üzerine tire- diği gibi, oda bu küçük çantanın üs- tüne titriyordu. Sanki elinden kap- malarından, götürmelerinden korku- yordu. daya girince, korkak bakındı Sanki sulkasde uğ korkuyordu. Fakat içeride ke! ufak tefek olan Baha ile Yunduğunu görünce & abu kün geldi. Birkaç adım ilerleyip: onjur beyefendi! - dedi, başından aldırma iki yanına korkak maktan nden bile dahi alnız bip a bir süs masasının asın Safa geldiniz... - E, neymiş, ne varmış bakalım? Efendim Sizi tanıyamadım... Ya?... — Samuel Rosen — Biyeli Fakat öyle ehemmiyet vermiyor gö- rünüyordu ki... Kâğıdlarile oynıya- » Kuyumcu. ME — İ di karat, yi AEŞAM rAOYO Türkiye Radyodifüzyon Postaları Dalga urunluğu ürkiye Radyosu 1048 m. 182 Ke/& 120 Kw. Ankara Radyosu T.A. P.3LT m. 045 Ke /5 20 K. W. TÜRKİYE SAATİLE ÇARŞAMBA 21/2/940 1480 Program ve memleket sent 1335 Ajans ve meteoroloji haberleri, 12,50 Türk müziği (P1), 1930-14 Müzik: Küçük orkestra (Şef: Necip Aşkın), i- Kari Föde- Hi: Viyana şarkısı, 2- Pranz Lehar: Eva 0pö- yetinin uvertörü, 8- Paul Lineke: 'Tören 4- Emst Arnold: Melodi, 6- Ru- eti, 18,85 saat ayarı, Ajans ve me- aberleri, 1930 Türk müziği: Pi- ları, Çalanlar: Hakkı Derman, çil, Hasan Gür, Hamdi Tokay, Oku- yanlar: Sadi Hoşses, Sai şi: Bir ceviz hikâyesi, Yazan: Vahi Öz, 21 Berbes sat, a) BULMACAMIZ Bulmacalarımızın iktibas hakkı mahfuzdar, . . 1 — Cesaret etmek. 3 — Bir kadın ismi - Familya, 3 — Mümkün mertebe. 4 — Hicap - Bin - 'Tersi notadır. Tersi miras demektir - Ufuklar Hane - Bir kış meyvası. 7 t ekili, 8 — Doktor rümuzu - Heyeti hükümete, 9 — 'Tersi yanmış demektir « Güzel sa- nat, 10 — Başına ef: gelire adem olur - Kü- çük bir kuş Yukarıdan aşağı: 1 — Bir erkek ismi 2 — Başma «He gelirse marifet olur - Mevcüd 3 — Rüzgâr - Tersi beyazdır. lirse Zeybek ağası ız - İmalâthane, anın maruf faresi, Kralların başma giydikleri, Geçen bulmacamızın halli Soldan sağa: i — Birsenelik, 2 — Aşir, Ve — Rihleteden, 4 — 83 Emte, Leria, 6 —Le, Krumw i, Emiri, 8 — Za, Adu, Nedsak, 10 — Tİ 6, Na. Ra- Resne, alhmâcaklı bizim Geldiniz de e vherât delikanlı için sahi... mek? Evet Mücevherat efendim. Bakması için getirdim... - Pekâlâ Pekâlâ,.. Zannede- rim, İstanbulda çok akrabalarınız da var... Rosen'ler... Çantalı adam: — Zanmetmeni, efendim... - diye kaşlarını azıcık çattı. - Ben Samuel Röosen'im... Samuel Rosen... Bu yani benim isniim çok tanınmıştı Onu işitmiş olacaksınız... Olabilir... Demek mücevherat üzerine Yakın Şarkta top- yapan ve mühim tüccar diye miz sizsiniz?... Viyanada da işle- r memnun memnun gülümsedi: Evet... Bendenizim... Asıl işim ku- yumculuk değildir; tek taşlar top- larım ve satarım... Malüm ya, burası eski payitaht... Osmanlı imparatorlu- ğu zam nda birçok ailelerde, on ye- mi kırat, yirmi beş kırat taşlar birikmiş... Bunları çok seferler satın aldım Avrupada icabeden | müşlerilere sattım... Hem bana fay- daları dokundu, hem de mühtaç vü | siyette kalan ailelere... Heh heh heh... | Baha, bu sözleri fazla gevezelik ad- İSLAM TARİHİNDE Türk kahramanları Tetrika No, 59 Yazan: İskender Fahreddin Haccac ertesi gün atına binerek yanına bir bölük muhafız ve birçok memurlar aldı, büyük meydana, gitti Halifenin 'Türk kahramanlarına büyük bir itimadı vardı. Zâten Velidin babası Ab- dbimelik bin Mervan da Türkleri çok seve£ ve oğluna her saman «— Bu kahramanlar, yurdumuzun ebedi bekçileri olacak. Onları gücendirmiyelim.» derdi Valld, Türk oağlu Türk olan Tahir de gok seviyordu. Gerçi Muryana sağ iken ona z gücenmemiş dej Fakat, bülün ra Maryananın sebep olduğunu hali- fe çabuk anlamışt Velid, Tahirin m Tahiri Dicle - Pirat kıyı t Haccac Şamda İker na bir çok zsbitler, göndermiş ve bura! nu yaymışta Diele « Fırat kiy rlar, muhaf halifenin nü: Jarma bır lerinden bir tane inci içi k birçok. kabileler Balifenin da bu ka hakikat n kilerinde bi Ga zeng Hacca Bunlar hazineni: rü bulunan ineller hazine lacaktır Demiş ve filhakika sa zaman sonra ze Haccae Şamd N dererek, inci ticaretini halife memuürları- nın İnhisarına vermiş ve önüne geleni n6- birden inci çıkarmaktan yüzden zengin olan Araplar, Haccacın gay- bubetinden istitade ederek, tekrar nehire tasallita başlamışlardı. — Şumda, halifeyi sevenlerden biri, Ves Mde: «— Diele ve Fıratta muazzam defineler yatıyor. Siz, bir halife olduğunuz ba raca sık sık sıkmtı çekiyorsunuz. nelere el uzatsanız, hazineniz büyük servet le dolar ve para sıkintisindan kurtulursu- muz!» demişti İşte bu tavsiye üzerine âr, B Dicle - Piratteki incileri Jatıp Şe elbederdi Bu yüzden as etinin ha servete güvenerek teşebbüs buralara Var alınmadı. Pakat, bir yana çıktı ki, Dicle - Pi çok insanlar bu yüzden kolay- n olabiliyordu. dar, Bun hesabına Haccac o sene Sind havzasında büyük muvaffakıyetler temin ederek, yerine Demir Mahmudu ( o da bir Türk kı n dt) bıraktıktan sonra Hicaza dönmüştü. Haceae Mekkeye gelinee, halleden şöyle bir mek- tup aldı «Yaptığın hizmete ve gösterdiğin liyakat ve yararlıklara mükâfat olarak, seni Ye- men, Yemame ve trlenz yilâyetlerine umumi İl tayir ettim. Allah muvaffakıyetini art- Velid bin Abdülmelik Mervan Sind dönüşünden sonra, Hicazda o kalmıştı o Haccacın O mevkii çok yüksekti. O, cesur ve liyakatli bir kumandan olduğu kadar, oyni 20- manda da değerli ? vetli bir devlet ada beraber, Haccacın uzun müdde rahat rahal Harcac, ne, otura oturabilirdi? Elbette de bir gün düşünecek, onu ima alacaktı. bu noktayı halif her samank! gibi dediyormuş gibi: — Ha... Evet... anlıyorum, yorum... - dedi, - Netice?... 'Tüccara dönerek; — Otursanıza, azizim... Niçin ayak- ta duruyorsunuz?... İsminiz i dediniz? — Samusi Rosen. — Yahudisiniz sanırım, mösyö Ro- sen... Kuyumcu, ince bir tebessümle; — Museviyim... - dedi, - Arada epi fark vardır. — Pekâlâ... Öyle olsun. Buraya bizim Sühi Bey Elstanbuli ile görüş n mi geldiniz? — Evet. — Kendisi yok. — Uzun m re mi gitti? — Yaplığı işlere dair bana fazla malümat vermez şilköyde yeni aldığı köşktedir... Hem ben de ona: «Ne yapıyorsun, pârala- rını nereye sarfediyorsun?» demem. Zira, paralar (kendisinin de... Evlensin, metres tutsun; bana ne?... Hocalık devrimiz geçti artık... — Madem ki, sizi burada buldum, niçin rahatsız ettiğimi bildireyim. — Arzu ederseniz, hay hay. Baha, sevimli bir yüzle şu sözleri Dâve etti: — Şayed bir hizmetinizde buluna- anir iddet bulunmamak üze- birçok | Zannederim, Ye- | Büyüdü | | life Velid ne kadar çalıştıysa, bu tehlil. kenin önüne geçemedi, Velid bir gün — Tank, benim sağ kolum ise, Hs sol kol > Diyerek, 1 se e bir haber gönderdi birakarak, hemen Şa ı kede yerine E bıraksrak yola çıktı Haccacın Mekke'den fenalık Y çuvaldân memlekete Ben »z ve birçok m ydana gitti. Bura Hajifenin e ü dedikleri bu meyda: din babası Abdülm, Haccec, halkı namına taşın Üs «Bugünden itibaren, m dahili servetimizden bir 7 L rsa, bu t â çıkardılar bu adama sordi — Halifenin emrinden hi Bayır. — Bütün memleket duydu. Se: — Camide — Camid; ma, memleke gırmak Yi —M idi mi? ana ne Hacene hiddetlendi — Ben eskiden ne iş yapardın? Altın ve m vap veremedi Haccasın yanındaki memur? Onu ben çi İyi tanın di - O, birkaş yıl önce deveci i kaç kere gidip geldi. Zengin Beyrutla Şam arasında di, Iraka bir- oldu, Şimdi dokuyor (Arkası var) bilirsem — Estağfurullah efendim... Benim- nun olurum. Yazı masasına yaklaştı. Baha, ken- dine acındır k bir şekilde öksürme- Ze başladı. Şüphesiz bu adam, korku- Yacak bir şahsiyet değildi — Soğuk almışım galiba... - dedi. - Ne memleket şu İstanbul... Havas mütemadiyen değişiyor... E, ney- miş... Sühi beyle başladığınız bir işi benimle mi nihayetlendirmek istiyor» sunuz? Rosen gülümsedi. - Malümat aldım... gâyet zenginmiş... Müş pek sevineceğim — Zenginliğine, evet, zengindir... Fakat serveti pek de mübalâğa edile- cek cinsten mi, canım? — Ne söylerseniz, nafile... Pek zen gin olduğunu biliyorum... . eceğim yok... — Üstelik genç te... Hem zengin, hem genç... Ne saadet... İnsan bu vâ- giyette bulununca, metresi de olur. «Muallim:, oparmağını dudakları. na götürdü: — Söyledim ya: Ne karışırım, ne görüşürüm... Böyle bahisleri etmek bizim küçük beyin belki de menafik ne mugayirdir... Küçük bey m Olursa — Eminseniz (Arkası var)

Bu sayıdan diğer sayfalar: