5 Şubat 1938 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 4

5 Şubat 1938 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Pıyale tepeye vardığı vakıt Şehzade Korkndu. endişeli gözlerle beklerken buldu — Yolumu şaşırdın da A'a- Yazan: M. Ayhan şehre doğru — geçiyordum. Ne- —T74 — valesiz kaldım, bana Ailah rızası Korkud efendi; — ihtiyar dos- tunun boynuna - sarılarak onu, sakallarından, yüzünden, gözü- den öptü: — Seni vaktile idam ettir- mediğim ne iyi olmuş.. için bir parça' yiyecek ver. Da- ğın öteyanında br kıç molla arkadaşım da var. Sana bir altın vereyim/de şu, köyden bize © bir parça fazla iyecek bul, pa- OÜĞ Tanın yarısı da senin olsun.. Bu gün sensiz ben ne hallete Fakir oduncu alnının terini | düşecektim? sildi: Piyale güldü: — Benim nevaleyi vereyim, halâl, hoş olsun.. Gider köyden de ne bulursam alırım. Fakat değerinden — fazlasını almam. Tanrı misafirinden ücret alın- maz. Piyale itiraz edecek oldu, fa- kat oduncu parayı almış, köye doğru yürümüştü. Şehzadenin dostü bir armut ağatının altında düşünüyordu: — Benim gibi bir rind; koca dünyanın hangi köşesinde olsa, eski bir posteki bulur. Fakat onlar öyle değill. Bu hüyalât çok — sürmedi. Ödündü sırtında — büyük bir bohça ile göründü. — Zahmet oldu. Allah mu- radını versin hemşehrim.. Oduncu, — sırtindaki bohçayı indirdi.. — Burası benim köyüm de- gila Ben deha altındaki köyde oturuyorum.. Eğer istersen, mol- Isları da al gel, Fakirim Binma, Tanrı misafirlerine bir yer bu- Turum, Dedi ve bir târaftan da ku- — Şehzadem; o geceyi bana batırlatma.. Otoralım da - bir az karnımızı doyuralım.. Şehzade: — Öyle, öyle, dedi, açlık dünyanın en büyük felâketle- rinden biri.. Senin bir eksiğn vardı, onu da ben tamamladım. — Neydi o eksik devletlâm? — Ne olacık? Sul. İşte şu karşıdaki delice zeytinin altında pınar var.. İştiha ile yiyorlardı. Her şe- yi, tehlikeyi, ölümü —unutmuş- lardı. Bu fakirana köylü yıye- ceği, onlara şimdi en zengin, en nefis bir sofradan daha çok zevk veriyordu. Atlar, ileride bir ağacım di bindek yeşil otlara sarılmışlar- dı, Artık yemeklerini yemiş'erdi; ARADA SIRADA ——— Varsa çıksın Rumeli köylerinden birinde içkiye fazla düşkün bir mezarcı varmış. Ahali bu adımın sar hoşluğündan bizar olarak, ni hayet muhtara şikâyet etmişler. Muhtar mezarcıyı - çağırmış ve demiş k: — A be Hüsmen ağa!, Küy- lüler senden şikâyetlik getirle- ler.. Te, Hüsmen ağa, mezir- lari isla küzmüeri.. — İşceğizine mukayyed olmaeri diyerler. Mezarcı hiddetle şu cevabı verir: — Ben mi (ısla) kazmeetim © hangi mezarları ba? Te, heyyu. Kalçın ağızlı!. Sinciyecek güm- düğüm ölülerden var mı bi çe kan? R yeşil taşlı çok kıymetli bir yür züğü, belinde duran altın bile- — zikli kehribar çubuğu uzatarak: — — Arkadaşlara - söyüyeyim, — dedi, fakat zannetmem. Çünkü biz yolumuza devam edeceğiz. Şunlârı al, armağanım - olsun.. b.gd_u. hediyelere dikkatle —Bunlar, çok değerli şeyler efendil, Beni adam eder. Piyale bohçayı sırtladı. — Haâyır, hayırl.. Senin gibi bir adama ve yaptığın iyiliğe göre az bile.. Oduncu; Piyâlenin arkasın- dan bakarak başını sâlladı: — Bunda bir iş vâr âmma, benit aklım ermez.. Piyale tepeye vardığı Yakit şehzadeyi, —endişeli — gözlerle beklerken buldu. Şebzade Pi- yalenin sırtındaki bohçayı gö- rünce bağırdı: — Yiyecek mi? Bir şey bul- dun mu? Piyalenin — dudaklarında ke- detli bir tebessüm belirdi: — Evet şehzadem, hatta bir kaç günlük.. ANADOLU G gazete ve ahar, Haydar Rüşdü ÖKTEM Umumi neşriyat ve yazı işleri müdü. 1t; Hamdi Nüzhet ÇANÇAK Farz ile sünnet Br adam ramazanda oruç tutmaz, fakat sahur yemeğ ni muataz man yermiş. Karısı bir gece: “Elendi, oruç tutmazsın, neden sahut yersnl, diye iti- taz ed'ace kotası: — Farzı terke't ğim, e verme. dide bir de sünnetide mi ter- kedeyim! D>miş. Yanlışlıkla a'mış Mahkemede, reis maznunu iş- tevab ediyor: — Müddeinin lokantasından çatal, kaşık çılmış olmakla it- ham ediliyorsun. Ne diyeceksin? Yanlışlıkla aldım, Bay l siyasal — E Piyalel, Söyle bakalım, şimdi ne yapacağız?. Piyale, her şeyi daha eveb den kararlaştırmış - gibi ciddi bir. sesle: — Etendimiz, ded', kulunuza kalırsa, buralarda bir mağara aramalı ve oraya iltica oetme- liyiz.. Bit kaç gün, yani yapı- lan taharriyat şiddetini kaybe- dinceye kadar gözlenmeliyiz. — Sonra?... — Buradan Tekeye geçeriz. Orası, senin vali bulunduğun yerdir. — Evetl —Tabii bir kolayını bulur, ge- mi tedarik eder, kaçanız. — Nereye? — Nereye olacak — Frengis- tanal.. Şehzade mırıldandı: — Demek ki, amcam Sultan Cem gibi benim de kardeş teh- didinden ecnebi diyâra kaç- mâklığım — lâzım geliyor hal. Ne müşahebet Yarabbi?.. Piyale içini' çekti: — Yalmı, Allah efendimizi, amcalarının âkıbetinden Mmasun buyursun. — Devam edece — ŞEN FIKRALAR — Yanlışlıkla mı? — Evet. Ben onları gümüş zannettiydim. Herkesin kendi bileceği Madam Rebekâ, günün bi- rinde, hizmetçisi Mazaltonun esvaplarının dar gelmeğe baş- ladığını görünce, kızı sıkıştırdı: — Soyle, Mazalto, sana bu halde kim koydu? Kız ezilip büzülerek, şeriki cürmünün bizzat evn' elend si olduğunu itiraf etti. Banun öze rihe, — Madam Reb-ka, ekşam üstü bermö'adev ne dönen zev ni sert bir çehre ile katş- hyarak: — Silamönl! Diye bağırdı. Hozmetçi kz yebedr. Salamon — omuz arını lâkayd cevab verd: — O un bleceği işl! — Amma, dyür ki senden miş! — Bu da benim bileceğim iş! — E, şmdi, ben ne yapa- silkip, şte bu da senin bi- leceğin iş. Parayı görünc: d yanamamış Karş yakada Sozukkuyu tram- vay caddesinde Hüseyin oğlu Dervişin elinde tultuğu 48 Irar yı kapıb kıçan Yusuf oğlu Tev- Föc tululmuş ur. Sehit Gazinosunda —. İDAREHANESİ İrmir İkinci Beyler sokahı CHalk Partisi binan içinde Telgraf: İzmir — ANADOLU Telefomi 2716 « Fosta kutusu: 405 Abone şeraiti Yallığı 1400, ala aylığı 800 karuştar memleketler için — senelik aböne dereti 21 İlradır LU MATBAASINDA | BASILMIŞTIR yın İzmir halkının gösterdi yüksek alâka dolayısile Bu defa Celbedilen onn dört artistin iştirakile yepyeni numaralar Matine saatleri: yalnız Pazar günü saât 17 de Süvareler her akşam saât 21 de başlar MÜDÜRİYET Mahl(emelerde Hediye mi getirmiş, ka- çakcılık mı? Suçla, Amerikan tebaasından bir Türktür ve bir Vapurun baş ateşçisidir Dün Asliye Üüçüncü ceza nahkemesinde — dikkate ü— bir kaçakçılık davasının durüş- ması yapılmıştır. Hâdise şudur: Amerikan vapurlarındanbirisi İzmire geliyor, vapurun aleşçisi B. Hasan Ali dışarı çıkıyor, ya- nında bulundurduğu bir altın kol saati ile iki dolma kalemi, Karşıyakada bir bayana veriyor. Mesele meydana çıkıyor, ateşçi de kaçakçılıktan mahkemeye veriliyor... Hâdisenin resmi — şekildeki tahkikatı budur. Fakat mahke- medeki şekli bambaşkadır. Çün- Kü suçlu Hasan Ali diyort ki: — Baş ateşçiyim, Amerikan tebaasındanım, Amerikada bu- lunan bir arkadaşım, oğlan kar- deşinin kızına hediye olarak bunları benim vasıtamla gön- derm ştir. Kaçakçılık ne de- mektir, bunun manasını; Türk olmak sıfatile p-k anlıyamıyo” rüuni.. Ciddi tavırlı, — gözlüklü, kır sözünü bitirdi. 342 numaralı ıiın'ık muha- Faza mamurlayından — genç bir Bayan şu suretle şehadette bu- lundu: — Bünu takip etmek üzere emir aldım, vazifeye başladım. Gümrük — salonunun — kapısının önünde bir. Bayla bir Bayana rasladı. Kordonda Hasanın ge- zinosuna gittiler. Tabii ben de uzaktan takip ettim. Gazinoda, saat ve kalem'er verildi. Bir de salpa verilecekti amma iş ça- kıldı, veremedi ve meşhud cü- rüm yapıldı.. Suçlular, şahidlere hiç itiraz etmediler. Fakât yanlış bir mec- ra ile mahkemeye sevkedilmiş olduğunu söyicdiler. Hüdiaonin: kartrı ç iburgün tef him ediletektir. İki cebheli bir şehadet Şahit 'Reisin ihtarı ile kendine geldi Dün Ağırceza mahkemesinde ehemmiyetli bit yaralamâ — da- vasının dürüşiası — yapılmıştır. Hâdiseyi kısaca yazal m: Cumaovas nın, Güner köyün. de oturan Abdullah adında bir genç, arkadaşlarırdın — Aliye dört el slâh atmış, kurşunlar- dan birisi, yıralın n koluna rast- lıyarak sakat kalm sına sebe- byet veriniş, dğer me'miler, müştek Lin muhtelif taral arına isabet etm ş'ir. Karar hâkimi bu hâdiseyi inceliyerek katil kastile yara- lamaktân süçlü Abdullah hak- knda lüzumu muhakeme kararı vetmiştir. Dün de Ağırcezada hâdisenin duruşmasına başlanmıştır. Müş- teki davasını anlatmış, suçlu da sarhoş olduğanu iddia ederek ne yaptığım bilmediğini söyle- miştir. Halbuki şahidler, üç metre ara ile suçlunun bir bir arkası sıra tabanca sıktığını söyle- mişlerdir. Yalnız bir şahid, mütantikte verdiği ifade hilâhaa olarak beyanatta bulunmuştur. Bu ifa- de mahkemenin hazarı dikka- tini celbetmiştir. Başkan sordu: — İfadelerin ıııııııdı fark görülüyor. Hangisi doğru? — Burada — verdiğim ifade doğrul — Müstantikte verdiğin ifade yalan mı? — Öyle yazmışlar' Uzuzaı satış Komiser Saçlu hakkında d İ neler söyledi? | Dün Asliyecezada br mada- racılık davasının duruşması ya« pilmiş'ir. İkis'nin de adı İsmail olan bir madaracı kumpanyas, değeri 85 kuruştan fazla olmr yan ve fakat yaldz'ı bulunan bazı saatleri 890-1000 kuruş gibi değers'z fiatlerle sattıklarından dolayı; zabıtaca yakalanm şlardır. Mahkemeye verilen bu şahıs- lar, eyi tamamile inkâr etmişlerdir. Fakat, sabıka fişleri, dinlenen bazı şahitler, bu iki şahşın saf ve gafil köylüleri do- landırmak suretle bu işi irtikâp ettiklerini söylemişlerdir. Bir komiser şehadet'nde: —Bunların ne matah olduğunu biliriz.. Şeytanı bile kandırmakta güçlük çekmiyen bu adamların, saf köylülei, bir lâfta kandır- dıklarına şüphe edilemez. Hele şu İsmaill.. Üzerini aradık.. O saatlerden bir kaç tane çıkardık. Bundan daha iyi emmare olur mu? Hâkim, bâzı şahitlerin daha celbine lüzum görerek muhake- meyi başka bir günte lalik et- miştir. Bu gibi işlerde mahkeme şa- hidlere düşünmesi hakkında üç, beş dakika müsaade eder.. Ve başkan: — Yalan söylüyorsun, sonra hapsolursun? Deyince şahid kendini topar- ladı. Ve müstantikte verdiği ifadenin —doğruluğunu — tasdk etti. Bazı şahidlerin celbleri için duruşraa başka güne bırakı dı. bahisleri Dahili hastalıklar mütehamısınıa Dr. M Şevki Oğut diyot ci sanasam Kızamık B Üçüncü devredeki cild leke- leri üç veya beş gün sürer ve bu devrenn nihayetine doğru has- ta terler, hararet derecesi yavaş Vavâş düşer. Ateşin düşmesile cilddeki lekeler de solmağa başlar. En evel yüzdeki lekeler sölar, üç dört gün sonra farke» dilmez bir şekil alırlar, İşte bu dördüncü devrede kızarmağa mahsus olan kepek şeklinde kabuklar çıkar. Cild, küçük pullar suretinde kabuk- laşır. Bu kepekleşme keyfiyeti de üç günden bir haftaya kadar sürebilir. Vücudün diğer halleri de bilhassa nezle, göz çapağı, ses — | kısıklığı, öksürük gibi, bu müd: detten fazla sürmüş bulunar. Kızamık bazan daha — kısa bir zamanda geçer. Ve hatif geçer ki, buna hastalığın hafif şekli dere ler. Bir de lekesiz kızamık var- dır. Bazan da hummasız kiza- mik şeklinde soyretmiş bulunur, Bundan başka kızamığın pek ağır şekilleri de — mevcuttur. Bunda hastahk tablosu pek ağır ve vahim şekiller göstermektedir. Hatta bastalar pek dalgın olur» lar ve zaman zaman kendilerini bilmezler. Bu şekil hastalık âdeta tifoyu andırmaktadır. Kızamık hastalığı basit bir hâstalık değildir. Çok dikkat ve ehemmiyet verilmesi lânm- gelir. Çünkü birçok mühim ve tehlikeli ihtilâtlâra sebeb olur. En çok görülen ihtilâtlar arasın da gırtlak iltihablarıdır. Bazan bu iltihab © kadar siddetli — olur ki, grtlağı tıkar, bu mül- Tik darlaşma hastaya nefes ah dırmaz ve ölümle tehdit eder. Bundan başka nefes borularının iltihabına da sebeb olür ve en ince nefes borularına , kadar sirayet edebilir. — Sonu yarın — Bu gece Başdurakta Sıhhat, Karanti. nada B. Eşref, Kamerde Kamer, Eşrefpaşada Eşrefpaşa eczaha- neleri nöbdçî_r*irlcr. Kadın yüzünden Bir köyde geçen ci. nayetin muhakemesi Urlatııt Özbek köyünde Şevki oğlu Ahmedi öldürmekle maz- nun Haşim Karakuvyetin muha- kemesine dün şehrimiz Ağırceza mahkemesinde devam edilmiştir. Şahit Bây Necati, tütün damında tütün basarken Haşim çavuşun geldiğini, çardak sahibi Bayan Nesibenin onâ “otur, konuşalım,, dediğini, fakat Haşimin; “otur: mam. Ahmed bana yazık ediyor. Karıma fenalıkları dokünuüyor, ya o beni öldürecek, ya ben onu, cevabını verdiğini hâdise- den başkaca malümatı olmadı- gım söyledi. Maznunun karısı Bayan Mü- kerrem de demiştir ki: — Haşim benimle evlene- cekti. Hemşiresi beni alıp köye götürdü. Kâğıtlarımız hazırlandı, fakat nüfus kaydında pürüz çık- miş, nikâhımız yapılamadı. Ölen Ahmedin beni başka birine gö- türdüğü — ve vasıtalık ettiği ya- landır. lddia makamı, gelecek cel- sede iddianamesini okuyacaktır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: