15 Eylül 1935 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6

15 Eylül 1935 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

r CUMHURtYET 1» fiyiui İ335 Küçük j hikâyej Kadın muhbir Suad Derviş «EQJLî5¥C Üç kuruş için... Zavallı bir simitçiyi kazma ile yaraladılar Manisada kültür ve yol faaliyeti Yazan : M. Turhan Tan Ilbay her yeri dolaşarak Tarihî roman : 47 Kazıklı Voyvada, dört nala koşturduğu atın ihtiyaçlara bakıyor üzerinde burnunu sağa sola çeviriyordu, kan ve kadın kokusu arıyordu! İçeri girdığı zaman kapıcı ona yuvarlak gözlerle baktı. Sarışındı, genc bir dal gibi incecık vücudü, çu\al gibi koca, koca ipliklerle örülmüş çok kullanılmış bir bulasıkbezi renginde harikulâde şık bir kostümii vardı bu kumasa panama natürel dıyorlar galiba! Başında yü ziinün üstüne doğru eğdiği lâciverd bir şapka bulunuvordu. Antreye gırince sağa, sola baktı. Kapıcı yerınden doğrulmuştu. Bu zarif genc kız ne matbaaya bilmece mükâfatı almağa gelen mekteb kızlarına, ne de muharrır beylerin aradabir ziyaretlerini kabul ettıkleri sürmeli gözlü, tombul vücudlü fazla alaturka dul hanımlara benziyor du. nız istemek değil, istidad sahibı de ol Ne istiyorsunuz,.. Diye kapıcı mak lâzımdır. sordu. Istidadım olduğunu zannediyo Tahrir müdürünü görmek istiyo rum. rum. Tahrir Müdürü gülümsedi: Kapıcı onu şöyle bir süzdü. Herhalde Edebiyatı .çok seversiniz değil mi? matbaa kapıs.ndan kovıılacak can sıkı Hayır, hiç sevmem. cı ziyaretçilerden biri değildı. Kımbilir Alâ. Çünkü ben de bu işin pem belki de tahrir müdürünün kızkardeşı ve be hulyalı, mavi rüyalı, edebiyatla hiçbır alâkası olmadığını söylemek isterdım. ya akrabası... Ne yazmak istiyorsunuz? Buyurunuz. Vak'ayı duyan polisler hemen yetiş Muhbirhk etmek. Kendisi öne düştii. O bu matbaamn miş \e yaralıyı cankurtaran otomobihle Muhbirlik etmek mi?... hem kapıcısı, hem de odacısı idi. Hatta öiüm halinde Cerrahpaşa hastanesıne Hakikaten şayani hayret birşeydi. muharrirler borclannı ödemediklerin kaldırmışlar ve suçluları da yakalamış denberi Acem kahveci kahve ve çayı Yırmı yaşında genc bır kız şiirlerini, malardır. kesince, muharrirlerin emrile odasında kalelerini, hikâyelerini gazetede neşret Araba oku ile yaralandı semaver kaynatmağa ve kahve kabart tirmek istemiyor da muhbirliğe heves e diyordu. mağa başlamıstı. Arabacı Tevfığin idaresindeki yuk aıa Muhbirhk mi? dedi.. Fakat şim basının oku dün Balıkpazarmdan geçerÖnden yürüyordu. Ve genc kız lâci vert deriden ince ökçeli ayakkabılan ü diye kadar... Hiç kadın muhbir kullan ken Malatyalı manav Ahmede çarpmış zerinde hafif hafif sallanarak onu takib madık... Bu iş bır kadın içın çok zah ve ağır surette yaralamıştır. Yaralı Cerediyordu. Kapıcı kapıyı vurdu, içefîden metlidir. Yapamazsınız. Hesabda ka pılardan kovulmak, saatlerce güneşte rahpaşa hastanesine kaldırılmış, arabacı sert bir ses yükseldi. yakalanmıstır. beklemek vardır. Sonra... Giriniz.. Ben bu işi yapacağımı zannedi Kapı aralanmıştı. Genc kızın mute Hallaç dükkâninda yangın ce^is bakışları arsız bir kedi yavrusu yorum, dedi. Boş yeriniz varsa rica edeDün saat 11,35 te Karagümrükte Nigibi o küçücük aralıktan odaya süzüldü. rim. Beni kabul ediniz. Ben çabuk ali şanca caddesinde Kumrulumescid sokasınm. Inanınız bana kı... Çabuk alışı Tahrir müdürü kapıcıyı görünce: Ne var... Ne istiyorsun diye ba rım. Rica ederim bana hayır demeyiniz. ğında hallaç Osmanın dükkânmdın yan Evvelki gece 3 kuruş yüzünden bir genci ağır surette yaralamışlardır. Fatihte Kırkçeşmede oturan Abdulıh Molla oğlu 30 yaşlarında Şükrü ile ardeşi Musa gece saat 23 te ÇarşıkapıJan geçiyorlVırmış. Bu iki kardesten Şükrü evvelce kavunculuk yapmıştır. Yolda giderlerken Şükrü kendisinden bu kavun alan ve kavunun parası olan üç kuruşu eskidenberi vermiyen simitçi Ri fatla karşılaşmıştır. Şükrü hemen borcunu istemişse de Rifat hiç aldırış etmemiş ve yoluna devam etmek istemiştir. Rifatin bu haline son Manisa İlbayı tetkik gezisınde derece kızan Şükrü elinde bulunan kazManisa (Özel) İlbay Murad mayı hemen Rifatin başın% vurmuş ve kafatasını yarmıstır. Ağabeysinin kavga Dermen, vilâyet içinde bir tetkik gezinettığini gören Musa da elındekı kazma tısi yapmış ve her ilçede durarak ihti yacları gözden geçirmiştir. Bu arada, ile simitçiye vurmağa başlamıştır. Neye uğradıâını şasıran zavallı si mekteb, yol isleri üzerinde fazla durmuş mitci, ağır surette yaralanarak yere yu ve mahallî idare memurlarile birlikte kararlar vermistir. varlanmıştır. Haber aldığıma göre, Gördes Akhisar yolu güzergâhında bazı tadılât yapılacaktır. Çünkü şimdiki güzergâh, civar köylerın ekonomık ıhtiyaclarını karşılıyamamaktadır. Salihli Gördes yolu üzeYapmayın günahtır, dizlerim paralandı!.. rındeki Gördes köprüsü tamire muhtaçtır. Vilâd, kendi atının ayakları dibinde van, küçük çapta olsun tac giymiş insanKışın tehlike göstermektedir. Bir an evvel tamir ettirılecektir. Gördesteki mek dökülen bu yaşlardan vahşi bir serir.lık ların kimsesız kadınlara saldırışını mı ayıbteb de yaptırılacaktır. Çünkü çatısı çok duyuyordu, göğsünü kabartarak ha/zı lamıyordu, Parçalanmak istenilen bir na kubbeler işliyordu. Fakat arkadaslaıı genc kız şerefine mi ağlamıyordu, Mar • eskimiştir. • endise içinde bulunuyorlardı. Bir kadtn yayı orada tekbaşına bırakan Mustafa yüzünden orada uzun boylu oyalanmavı nın bu gafletine mi kızmıyordu?.. Bun tehlıkeli görüyorlardı. Belgraddan ard lar ve bunlara benzer birçok şeyler o gelarına düsülmesı ıhtimali vardı, şu kadının rı dönen başa takılı bir çift gözde belirip sahıbi olan akıncının ansızın gelivermesi duruyordu. mümkündü, bulnar olmasa da binbir ihFakat facia devam ediyordu, kaya ditiyatla aşmağa mecbur oldukları uzun bir binde şuraya buraya savuşmak istiyen yolu sırtında bir de kadın olarak geçmek Marya, henüz kanadlanmamış bir güverYarım asra ya kendılerine pek zor gelıyordu. Bundan cın aczile kısa bir çırpınış gösterebildi, Tatlı, taılı gülüyordu. Başını yana gın çıkmış, vaktinde yetişen itfaiyenin kın hiç ara vermeğırdı. ötürü aralarında kaş göz işaretile bir ançarçabuk yoruldu ve yakalandı. Şimdi, ığmıştı. Babasından şukula veya bebek gayretile yangının önüne geçilmiştir. 7 ah den Sey efendim bir ziyaretçi... kültürümüze laşma yaptıktan sonra içlerinden biri düakıncı Mustafanın oranladığı sahne be Işımız var gürmüyor musun^... istiyen küçük bir kız cocuğuna benziyor kikat sonunda Osmanın dükkânına gelen hizmet etmiş olan şüncelerini söyledi: lirmişti. Kızı yerden kolaylıkla kaldıramıdu. Tahrir Müdürü içını çektı. Kandilli Li^esi DiKimdir o?... Ne istiyormuş? Saniye adında bir kadının yaktığı kıbnfi Asaletmeab, geç kalıyoruz, belki van, atını da ustaca idare edemiyen Pekâlâ, dedi, haydi bakalım bir rektörü Âkil vc Kapıcı birsey söylemeden odanın kamenzıle vaktinde yetisemeyiz. Bir kadın Voyvada, güzel avını yürüyen atın ar de kadın muhbir tecrübe edelım. ^1 aban pamukların üstüne atmasile çıktığı anlaşıl Beykoz Sırapınar pısını açtı ve genc kızı gösterdi. yüzünden tehlıkeye düşmiyelim. mıştır. Saniye aranmaktadır. dmda sürüklüyordu. Marya bu sürünüşe îlkokulu başöğret Tahrir müdürü o kadar hiddetli idı cı dıller bılırmısınız? Voyvadanın buna verdiği karşılık kormeni Mehmed Ali ve tel tel paralanan saçlarının acısına da Evet, fransızca, ingilizce, rumca Zorla paralarını almis ki yüzünün derisi henüz bir güzellık opekunc bir bakıstan ıbaret kaldı. Eflâk'a ıcın, Oğretnıenler rasyonundan çıkmış seksenlik bir kadı bilırim. Lise diplomamı istersenız gös olduğu gıbı burada da o, kımseden öğüd ha fazla dayanamadı, inledi: Geceleyin Ortaköyden geçen Rıdvan Birlıği dün Çapa nın yüzünün derisi kadar gerılmisti. tereyım. almağa tenczzül etmiyordu ve isine kan Yapmayın, günahtır, dizlerim paraadında bir adamın önüne sabıkalılardan da Kız Oğretmen Fakat kapının önünde bekliyen genc kı Lâzım değil, sözünüze inanırım. şanları ölümle korkutmaktan çekinmıye landı. Niyazi çıkmış ve zorla cebınden parala ler okulunda büyü 45 senedir öğrt* zı görünce yüzünün mânası birdenbire Yerinden kalktı. Genc kız da yerın cek kadar sert bir irade taşıyordu. BuB u BÖ7I0.Û, ı»;ı: . 1 . »ı:..ı., bir tören yapmış menlik yapan rını almıştır. değişti, yumsayıverdi ve genc kız içeri den kalktı: yar, hemen kazıklanacakmış gibi ürktü söylemisti. Onun böyle türkçe inlemesi tır. Mehmed Ali dekı hiddetli adamın hiç te çirkın bir er Kabul edivor musunuz?.. Cıd Rıdvanın polise müracaati üzerine save sustu. Voyvada da Maryaya döndü.. Drakülü yepyenı bir heyecana düşürdü. 45 yıl öeret kek olmadığını düşündü. den beni kabul ediyor musunuz? bıkalı Niyazi yakalanmıstır. Yapılan Anladın, değil mi? dedi, kurtuluş menlik etmis olan Mehmed Ali bu tö O, hiç te ummadığı bir yerde önüne genc Yarın eeliniz de size ne iş yapa tahkıkat sonunda bu sabıkahnın dıha bir Içerıdekı beyaz gömleklı otuz beşlik yok. Ya gönül hoşluğıle terkıme bınersın, ıende ezcümle demiştir ki: ş cağınızı söylesinler... adam yerinden kalkmıstı: yahud sürüklene sürüklene götürülürsün. ve güzel bir kadının çıkmasile iliğine kagün evvel nezaret altında olduğu anla « Beni en ço\: sevindıren sudur ki, ço\: Genc kız ellerini ona uzattı. Bir mekKan kokusundan kadın zevki ve kadın dar ihtirasa bulanmıştı. Şimdı bu ihtiras Buyurunuz, dedi. Bir emriniz mi şılmıştır. kültür hayatımızın en çok gelıştıği Cumzın teb kızı hevecanile onun elini iki avucu var? sacından kan hazzı alırdı. Çoktanberı vahşi bir bıçım alıyordu, herıfın bütün huriyet devrinde de çalısmr.'i bana na içine aldı. V e : Genc kız pervasız yapmağa gayret ne kan dökebılmışti, ne kadın yüzü gör benliğini sanyordu. Kızın türkçe korıuşsib oldu. Mesleğimden tam bir itminan Ölüm Size öyle minnettarım ki! dedi. ettiği bir yüz ve tebessümle içeri girdi. müştü. Voyvadalığı kaybetmekten ddha masından doğan bu iç durumıle o, yenı *** Trabzonun tanınmış tüccarından Ha la ayrılıyorum. Genc arkar!r>4arım da, Buyurunuz, oturunuz efendim. azimleri sayesinde kendi mükâfatlannı ziyade bu yoksulluk gücüne gidiyordu. kazılmış bir mezar önünde geviş getiren Kadın olduğu için matbaaya girdiği cı Hamdizade Bay Hacı Hami dün • Tesekkür ederim. göreceklerdir. Atatürk Türkiyesinde hiç Içıne atıldığı zındanda kendıne ekmek sırtlanları andırıyordu, gözleri kızıl bır Genc kız masasının üstü darmada zaman onun bir iş yapabileceğini zannet Tannnın rahmetıne kavuşmuştur. yerine her gün, kazıklanmış bir adamdan istıha içinde vanarak, ağzmın bir ucunRahmetli yıllarca Trabzon Tıcaret O bir emek kaybolmaz...» ğın;k olan muharririn karşısındaki tah mediler. Hernedense erkekler güzel ka 45 yıllık oğretmen yalnız Büyük alınma bir avuc kan verilseydi ve gene • dan salyalar akarak bağırıyordu: dınların ciddî bir iş becerebileceklerine dası başkanı ve ulusal savanm ilk günleta bir iskemleye ilişti: rinden itibaren Cumhuriyet Halk Par Harbde askere alınmak suretile kültür hergün yanına oynatılacak bir kadın sobir türlü inanmazlar. Emriniz? Bir Türk kızı ha.... Ne talih, re hayatından birkaç yıl için aynlmıştı. kulsaydı mahpusluktan hiç te acı duymı talih? Estağfirullah efendim. Size bir rıcam Güzin Ergin gazeteye ilk girdiği gün tisinin memleketindeki ilk üyelcıinden Kendisi ise bunu: «Vazifenin bir cephevar. kendisi de bu işi yapamıyacağını zan biri olarak yurduna hasbî hizmet etrrr'ş, yacak, şikâyet etmiyecekti. Hürriyete Maryanın saçlarını artık bırakmışt1, temiz ahlâkile sevılmiş ve sayılmış Lır sinden öbür cephesine gitmek» şeklınVe o daha bir söz söylemeden der netmiştı. kavuşur kavuşmaz ilk düşündüğü şey de derin ve vahşi bir hazla, onun korkucian de anlatmaktadır. zattı. sini iyi ezberlemiş bir çocuk gibi lâkırTahrir Müdürü bile onu çok beğendiği kan ve kadın olmuştu. Dörtnala koştur beyazlasan gül yüzünü seyrediyordu. O, Törende 150 oğretmen bulunmuştur. dılan bırbırı arkasısıra söyledı: halde himaye etmeği düşünmemışti. Ser Cenazesi bugünkü pazar günü saat on duğu atın üzerinde burnunu sağa sola çe vaktıle Gehboluda ^e Kütahya mıntaka İsmim Güzin Ergündür. Yirmi mürettıble ikinci sahifeye girecek bir birde Kadıköyünde Feneryolunda tram İstanbul Kültür Dırektörü Emin, şahsı vay durağında 186 numaralı evden kal \e makamı namına, teftış heyetı başkanı viriyordu, kan ve kadın kokusu arıyordu. sındaki Iğrigö/de mahpusken iyi türkçe yaşındayım. Lıseyi bu sene bıtırdım. yazı hakkında münakaşa ederken: İşte bu sefil özlem, bu vahşi görasi. öğrenmişti. Maryaya soruyordu: dırılacak, namazı Kızıltoprakta Zühtü Cevad, işlerinin çokluğu dolayısıle gelcÜniversıteye devam etmek istiyorum. Ba Lisan biliyormuş, onu Beyoğluna Sen Türksün öyle mi, burada ne apaşa camisinde kılındıktan sonra Kara miyen Kültür Bakanı Saffet Arıkan na kafiledeki durmadan koşmak, oralardan bam yoktur. Annemin beni okutacak pa yollasınlar, demişti. rıyorsun?.. Tutsaktın da kaçtın mı, nedır, caahmeddeki aile kabristanında defne mına öğretmenleri selâmlamış, ve bu c çabuk uzaklaşmak düşüncesini ezdı, atrası artık kalmadı. Ben anneme yard'.m Beyoğlu?... dilecektir. mektar iki öğretmenin göğsüne alkışlar lann hızını durdurdu. Kazıklı Voyvada, söyle bakayım? içın bıraz para kazanmak istiyorum. Buİşte Güzine düşen vazite bu idi.. Ağır ıstırablar geçirmekte olan kız, Ölene rahmet, ailesine sabırlar dileriz. arasında madalyalar takılmıştır. nun için size müracaat ettim. Gazetecı ol Beyoğlu?.. Beyoğlunda ne yapacaktı?.. çalı dibinde tavşan olduğunu sezen aç Türke hiç benzemıyen bu sırtlan bakışlı mak en büyük emelimdir. Beyoğlu caddesınde dolaşarak havadis bir tazı. hırsile hemen kayaya yöneldı, adamın türkçe konuşmasından biraz te Tahrir Müdürü «A kızım kadın kıs toplamağa imkân mı vardı?... gözleri alevlene alevlene kadını süzdü: selli buldu: m! hiç gazeteci olabilir mi?» demek ısti Genc muhbirler ona fena, fena bak Ben, dedi, akıncı Mustafa Beyin O, dedi, ne de güzel. Ben böyle yen müsamahakâr, fakat imansız bir gü tılar: mal'yım. Burada onu beklıyorum. bir kadın için Eflâk tahtmı bir kere daha lüşle onu süzdü. Yüzü kıpkırmızı idi. « Beş paralık kıymeti olmıyan bir kıVilâd, pis pis güldü: ve siyah gözlerinin içinde bir ümid ışığı zı da güzel diye aramıza koydular... Bu feda etmekten çekinmem. Oyleyse daha çok bekliyeceksin pırıl, pırıl yanıyordu: kadmlar her işe burunlarını sokuyorlar. Ve onun kim olduğunu sormadan ko yavrum. Anlaşılıyor ki efendin olan akın Ne yapmak.. Yani ne yazmak is Bize iş kalmıyor» diye düşündüler. lunu uzattı, yakalayıp kucağma almak ıs cı, seni burada bırak'.p Bozazise döğüşe (Sonu yarın) tiyor sunuz? dedi. Sonra ilâve etti: tedi. Drakül, Türk süvarilerinın en hı?lı gitmiş. Orada kafası ke?ilmezse bile buSUAD DERVIŞ Malum ya gazeteci olmak için yalyürüyüş sırasında at üstüne adam aldıkla raya bağlı ümidleri kesılecek. Çünkü se. rını, yerden de diledikleri şeyi kaldırıp ni ben götüreceğim. götürdüklerını çok görmüştü. Kendının Bu sözler Maryaya saçlarından Lutude ayni becerıklılıği göstereceğınde şüplup süründürülmekten daha derin bir acı he etmiyordu. Fakat kaya dibinde bir verdi. Şimdi saoları değil, ruhu acıyorau. tavşan gibi büzülüp duran kadın, murdar Bundan dolayı bir göke, bir yere baktı, bir ip gibi üstüne doğru uzanan kolu göve sonunda gözlerini Mustafanın belire rür görmez hırçın bir ceylân hızile fırladı. ceği yöne çe\ırdi, hiçbir yanda bir ış'k uzaklastı. Ayni zamanda onun bası boş ve bir ses göremeyince başını göğsüne iğduran atı da kurd gören bir çoban köpedi, ağlamağa koyuldu. ğı tıtızliğile homurdanmağa, şahlanma Maryanın gözleri bir daha Bozazise ğa başladı. At, ınsanları imrendırecek giden yol a çevrildi. Bu son bir ümıd, kadar keskin bir duygu ile hareket edi Tanayırdaki zîyafetten bir görünüş son bir bekleyiş, son bir arayıştı. Ora yordu, Voyvadanın kadına yak'^«masıdan gene birsey belirmeyince iki elını îzmir 12 (Özel) Bu yıl, İzmirin | ha zengin olacağını, görülen noksanların na engel olmak istiyordu. Drakül bunu birlestirdi, dizüstü çöktü, Drakülün üzengenel hayatında epeyce canlıhk ve var düzeltileceğıni söylemıştır. Bu arada, paanladı, vanındakilere haykırdı: gisini öpmeğe, yaKarmağa hazırlandı. lık uyandıran arsıulusal panayır, bu gece nayır hakkında ekspozanlar arasında a Şu uğursuzu kamçılayın, kaçırtın! Fakat üzengiye uzanan solgun dudak çılan anketten bahisle: saat birde kapanmıştır. Panayırı ziyaret Hay\an, yüzüne, gözüne ındırılen lar demire yapışmadan bir tebessüm Bızı noksansız buldunuz, fakat bız edenlerin sayısı 350 bindir. kırbacların acısile gamlı gamlı kişnedıkten oldu ve yakarış için birleşen eller bir Öğretmenler Halkevi Kapanma münasebetile dün panayır bunları görüyoruz, gelecek yıl yüzde doksonra orada durmadı, bir facıanın sahidı den ayrıldı, kızın koynuna girdi. Mar Denizli (Özel) İilimiz muallımle sistem dahilinde çalışılması kararlaştırılkomitesi tarafından memleketin ileri ge san onları da kaldıracağız. ri, Kültür Direktörü Ziya Boyacıoğlu ıştır. Demiştir. Ekspozanlar da mukabele olmaktan veya yabancıların boyunduru ya, sevgilisinin kendine \erdıği kâğıdı m lenlerine ve ekspozanlara panayır kazinun Başkanlığında bir toplantı yaparak ile gördüklerı alâkadan ve kolaylıktan ğu altına eirmekten çekiniyormuş gibi hatırlamıştı, her güclüğü yenecek ej Muallımler bu toplantıdan çok ıstırade nosunda büyük bir ziyafet verılmıştir. umumî kültür vaziyetini görüstüler, mes e t m ı ş v e mukabil şükranlarını bildirmişlerdir. Şar davrandı. Başını alıp savuştu. Hem ko sunlu bır muska olduğunu Mustafadan ' * ' "it'balarla aynlmışlardır. Şarbay Behçet Salih ziyafette bir söy bay, Selânık panayır komıtesinin vaki da suyor, hem arasıra başını cevirerek kava duyduğu bu kâğıdı Voyvadaya vererek lekî terbivî hasbıhallerde bulundular. işlerini tetkikten başka meslek ai lev vererek ekspozanlara şehir namına te veti üzerine Selâniğe gitmiştir. Bir hafta dibinde kalanlara bakıyordu. Bu bakış kendini kurtarmağı düşünüvordu. Içtıma dört gün sürmüş ve il içinde kül(Arkası var) ta neler, ne engin anlamlar vardı?.. HayHmtMt kareket'erinele müşterek bir i lesınin tanışması fırsatı da elde edılmiştir. şekkür etmiş, gelecek yıl panayırının, ria kadar kalacaktır. Bir kadirsinaslık 45 yıl öğretmenlik yapmış iki hoca için tören... İzmir Panayırı kapanırken Denizli öğretmenlerinin toplantısı

Bu sayıdan diğer sayfalar: