7 Nisan 1936 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5

7 Nisan 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

7 Nisan 1936 CUMHURİYET Yollarımızm vazîyetine göre Biz bîze Içtimaî hayatın aynaları! Gazeteler, içtimaî hayatm aynasıdırlar. Okuduğumuz satırları, sokaktan sahifelere akseden fotografilere benzetebi liriz. Oyle fotografiler ki, dışımızı olduğu kadar içimizi de şekilleştirebiliyorlar. Bizim gazetelere, şöyle üstünkörü bir göz attığımızda hemen şunu görürüz: Cemiyetimizde bir olamamışhk, bir kıvamına gelememişlik var. Tek bir sb'zün tasrifi üzerinde uyuşamıyoruz. Kalkmak mastarını bazımız kalkmağa bazımız da kalkmaya şeklin de kullanıyoruz. Binlerce senelik mazisi olan bir dilde bu sözlerden birinin doğru ötekinin de yanlış olması icab eder. Eğer kalkmaya doğru ise, bu sözü kalkmağa olarak kullanan bir talebenin numara sını kıraralar. Halbuki bizde hocalar a ralarında uyuşamamışlardır. Trolleybus Istanbulda işliyebilir mi? Bu elektrikli otobüsler şehrin yalnız Şişli Tünel hattında işe yarıyabilir Bursa ovasında yapılan muazzam su tesisatı Ovayı su baskınından kurtaracak olan tesisatın tamamlanması için yarım milyon lira daha tahsisat verildi Paylaşılamıyan yorgan kimin? Elifi elifine tam yedi yüz yıl önceydi, Moskova önlerinde bir ordu dolaşıyordu. Türkçe konuşan bu ordu, Ural dağlanndan Karpatlara kadar bütün Rusyayı haraca bağlamak için ancak ıkı yıl uğraştı. Sonra Macaristana geçmek istedi. Fakat Vistül arkasında Lehlilerle Almanların büyük bir hazrrlığa giriştikleri ve Fransızların da onlara yardım ettiği haberi geldi, onun üzerine türkçe konuşan ordudan bir fırka ayrıldı, Vistüle doğru yürüdü. Haber, doğru çıktı. Orada bir askerî kalabalık vardı, Prens Henri adlı birinın kumandası altında bulunuyordu. Türkçe konuşan ordunun ayırdığı fırka, o kalabalığı dağıttı, Oder suyuna doğru sürdü ve bu suyu geçerek yaman bir savas yaptı, Prens Henrinin kafasını kesti, o başı sınır taşı gibi kullanıp Saksonya hududuna dıkti. Ayni zamanda Karpatlar aşılmış, Macaristan alınmış, Paris varoslarına casuslar yollanmıştı. Türkçe konuşan ordunun bir takım süvarileri Tunada, bir takımı ise Adriyatikte at sıvarıyorlardı ve Silezyada cirid oynatıp Pariste tecessüsler yapıyorlardı. Bu ordu Yayık ve İdilden kalkıp, altmış beş büyük harb sonunda otuz iki millet yenip bu söylediğim yerlere gelmişti. Emri Karakurumdan alıyordu. *** Şimdi gazetelerde okuyorum: Siberyanın, Orta Asyanın, şimalî Çinin anahtan sayılan Karakurum mıntakası ve o mıntakanın bağh olduğu Dış Moğolistan Japonya ile Rusya arasında ıhtılâf vesılesi oluyor. 1236 da Saksonya sınırlanna prens başlarından tas diken, Moskovayi haraca bağlıyan, Paris varoslarında casus dolaştıran ordulann kaynağı ve Türk Moğol cihan imparatorluğunun beşiği olarak tanıdmımız topraklar, sahibsiz bir yorgan gibi paylasılmak isteniliyor. Bir zamanlar Asya ile Avrupayı içine alan bu efsunlu örtü, şimdi havı dökülmüş, dikişi sökülmüş, rengi solmuş bir yorgan gibi ortada sün;nüyor. Fakat eskiliğine, yırtık pırtık görünmesine ra§men onda gene bir kıymet var. Ne çare ki o kıymeti öz sahibleri değıl. vabancılar sezivor ve bu seziş yüzünden kavgalar çıkıyor. Zavallı yorgan. Asırlar senin tarihini, bugünün devletleri de senin pamuğunu paylaşamıyor. Keşki susan bir tarih n'acağına vuran bir kol, ısıran bir ağız o!aydm, paylaşılmağa ma^kum yorgan olmaktan uzak kalaydın. Miskinlesmiş kudretleri, ölmiyen tarihleri de kurtaramıyor. Hayat k"dretin ve kuvvetin hakkı. Vevl zayıflara!.. M TURHAN TA* İstanbul şehrinin en kalabalık Beyoğlu caddesi. Butun tramvaylarımız bu tek VÎ daractk boğazdan geçmek mecbv riyetınde kaldıkça şehrin nakliye derdine çare bulunabüir rrii? îstanbul şehrindeki nakliye derdine I Anlaşıldığı veçhile Trolleybus tram düşünülecek çareler arasında şimdiye vay gibi cadde üstünden geçen havaî kadar bahsetmediğimiz Trolleybus me bir hattan elektrik cereyanı alarak iş selesi vardır. İlk elektrik tramvayları liyen bir nevi elektrikli otobüstür. Ray işlenaeğe başladığı zaman elektrik ce üezrinde yürümediği için circulation reyanı bugünkü gibi bir ok vasıtasile ihtiyaclarına göre sağa, sola sapabilir alınmıyordu. Bunun yerine havadaki ve yolları tıkamaz. Benzin ve mazut elektrik teli boyunca kayan bir makara yakmadığı için şehrin havasını da bozvardı. Bundan dolayı tramvaylara Trol maz. Harcadığı elektrik memleket kömüründen veya yerine göre memleket leybus ismi de verilirdi. Büyük şehirlerde otomobiller arttık suyundan istihsal edildiği için, mahça circulation yani bizim eskiden «mü rukat parası namı altında da memleket • rur ve ubur» dediğimiz mesele çetin bir haricine fazla para sarfedilmesine se şekil almağa başlamış, buna en esaslı beb değildir. çare olarak merkezde çok kalabalık cadBize uyar mıT delerdeki tramvaylar sökülmeğe ve Bü" muhtelif iyiliklerinden dolayı bunlann yerine otobüsler işletilmeğe Trolleybus meselesini bize pek uygun başlanmıştır. bir iş olarak telâkki edenler vardır. Kendi benzini olmıyan Hatta yeniden açılması bazan gaze telerde mayzuu bahsedilen tramvay memleketlerde hatları yerine Trolleybus hatları yapıFakat otobüsler, bilhassa kendi ben zini olmıyan ve binaenaleyh pahalı bu lacağı söyleniyor. Fakat bu Trolleybuslunan memleketlerde millî ekonomi ba lar için pek esaslı olan bir şart vardır: kımından yeniden halledilmesi lâzım Gayet muntazam yollar... Çimentolu ve gelen diğer bir mesele ortaya çıkar asfaltlı düz yollar üzerinde araba sal mıştır. Otobüsler tramvaylar gibi ray lanmadan, sıçramadan elektrik cere üzerinde yürümediği için yolları tıka yanını muntazaman havadaki telden amıyorsa da tramvaylar kadar ucuz yol labilir. Halbuki bizim yollarda bu ka cu taşıyamıyordu. Benzin için verilen bil mi? para memleket dışına çıktığı için millî Yeni açılacağı söylenen muntazam bir zarar demekti. caddeleri dünya gözile görmek müyesBenzin pahalılığına da çare bulun ser olsa ve buralarda tramvay yerine muş. Tasfiye edilmemiş bir nevi ağır Trolleybus işletilse bile şehrin diğer gazyağı demek olan mazut her memle hatlarından tamamîle ayrılacak demekkette benzine nisbetle daha çok ucuz tir. Bu takdirde vapur, tünel, şimendidur. İşte bu mazutla işliyen Diesel mo fer, otobüs gibi tramvaydan tamamile töriü otobüsler ortaya çıkalı seneler o ayrılan bir vasıta daha koymakla bu luyor. Birçok şehirlerde bunlar hemen günkü nakliye derdine bir çare bulunhemen tamamile benzin motörlü oto muş olmıyacağı meydandadır. büslerin yerini tutmuştur. Bursa (Hususî muhabirimizden) Bursa ovasının ıslahı ameliyatı başlamadan önce, hatta henüz bu ıslahatın bitmediği yer lerde bu sene bile, sürekli bir yağmur dan sonra su bas kınları yüzünden ovanın birdenbire Ayni şey kelimelerde, cümlelerde de bir göl halini al masına sebeb, Ulu. *** * görülüyor. Muallim mi diyeceğiz, öğretmen mi? dağın Bursaya müMihrabh köprüdeki regülâtör Şu binanın kapısına okul mu yazaca teveccih yamaçla ' Resimde gorulen kapının irtifaı 20 metrodur.] rında fundalıklardan başka hemen ğız, yoksa mekteb mi! Orta Nilüfer kanalının henüz açılmı Vakıâ bazan ayni mefhumu iki ke hemen hiç ağac kalmamış olma yan kısmı tamamlanacaktır. Nilüfer Çünkü 40 50 se çayı üzerinde ve Mihrabh köprü ya lime ile ifade etmek mümkündür, hatta bu sıdır, denilebilir. ne evvel Bursada bulunanların anlat nında yapılmış olan feyezanlara mâni o dilin zenginliğine bile delâlet eder. tıklarına nazaran bu yamaçları baştan olacak ve rüsubatı tutacak olan tesisat Fakat işin bizdeki şekli biraz fazla debaşa çam ormanları süslerken bugün tamamlanac^tır. ğil mı? bu çamlardan eser kalmamış, bunlar Bu tesisattan biri, Regülâtör denilen Ismihasların önüne bazan bay kelime kesile kesile yamaçlar sadece funda su cereyanının tanzimine mahsus musini koyuyorlar, bazan hiçbir şey. lıklardan ibaret kalmış ve binaenaleyh azzam bir kapıdır ki, bu kapının kalın Ecnebi isimlerini istediğimiz gibi ya dağa yağan yağmur sularmı kısmen ol demir kapağı olmadığından bugün, dağzıyoruz. Onlara keyfimiz nasıl isterse, sun topfağfi zaptedebilmesi güçleşmiş dan inen sular olduğu gibi buradan tir. bazan bay, bazan mösyö diyoruz. geçmekte ve toprak bendin içine top İşte bunun içindir ki, hükumetimiz lanması lâzım gelen milyonlarca metro Ve ilâh... milyonlar sarfederek ovada kanallar aç mikâbı suyun toplanması bittabi kabil Halbuki gazeteler, içtimaî hayatın satırmıya mecbur kalmış, yıllardanberi olamadığı için sular Bursa ovasını is dık birer aynası değil midirler? devam eden bu ameliyat artık sona er tilâ etmektedir. N. miye başlamıştır. Bunun için buraya demir kapak ve Ovanın şark kısmmdaki ıslahat bit onu tahrik edecek makineler konacak tiğinden bu mıntakadaki köylerin yüz tır. Ayrıca ovanın şarkındaki «Gölbaşı> binlerce dönümlük arazisi su baskın bendinin içinde toplanması icab eden larından kurtulmuş, halk ta her hasta 14 milyon metro mikâbı su için de bu lığa yol açabilen bir müvellidülmaraz bende kapak konacaktır. «Gölbaşı» topdan yani sıtmadan yakasını kurtarmış rak bendinin toplıyacağı suyun 9 mil tır. Hatta bu sebeble Bursa sıtma mü ygn metro mikâbile yazın kurak mev cadele teşkilâtı bu mıntakadaki müca simlerde ovanın şarkındaki 30 40 bin delesini bitirmiş ve gemlikte faaliyete dönüm arazi sulanacaktır. geçmiştir. Bu toprak bende merbut olarak açıKendilerile könuştuğum ova köylü lan kanallar ovanın sulama kanalları İktısad Vekili Celâl Bayarın şehrinıiz leri: dır. de bulunduğu esnada Liman İdaresinde Hükumet bu işi yapmakla bize saBütün bunlardan başka Bursa ovasıyaptığı temaslardan sonra Liman Umum dece arazi ve toprak kazandırmış değil, nın kurutulmuş ve su baskınlarından Müdürü Raufi Manyash dün akşam An sıhhatimizi ve hayatımızı da birlikte kurtarılmış mıntakalarında üç yeni köy kurtarmıştır, diyorlar. kurulacaktır. Bu köylerin kroki ve takkaraya gitmiştir. Ovanın garb kısmına gelince; burada simatı bile Emlâk ve Eytam Bankasınca Umum Müdürün Ankarada bir müddet kalacağı ve Limanın îktısad Vekâle da kanallar açılmış ve su baskmlarına yaptırılmış bulunuyor. Böylece Bursa ovasının tamamı artık tine bağlanması işinin Ankarada ya karşı muhtelif tesisat yapılmışsa da henüz bu tesisat feyezanı karşılamıya a su baskınlarından ve sıtmadan büsbü pılacak toplantılarda kat'î olarak halleçılmış değildir. Çünkü, burada iş henüz tün kurtulmuş ve ayrıca eskiden ba dileceği anlaşılmaktadır. taklık olan sahada umran baş göstermiş bitmemiştir. istanbul Liman Şirketi kaldınldıktan Nafıa Vekilimiz Ali Çetinkaya, Bursa olacaktır ki netice itibarile hükumetin sonra yeni kurulan idare Maliye Vekâle ovasının ıslahı işini tamamen bitirmek sarfettiği milyonlara mukabil gerek tine bağlanmıştı. Liman Idaresinin İktı maksadile noksan kalan tesisat için ya köylümüz, gerekse hükumetimiz bun sad Vekâletine merbut olması daha mü rım milyon liradan fazla yeni tahsisat dan şüphesiz çok istifade edecektir. Bu tesisatın meydana getirilmesinden nasıb görüldüğünden bu yılbaşında li almış, Bursaya bir heyet göndererek bu noksan tesisata aid projeleri yaptırmış Bursa ovası halkile beraber Bursa halmana bu şeklin verilmesıne karar veril misti. Fakat bazı sebebler, bilhassa ma tır. Üç aydanberi devam eden bu faa kı da çok memnundur. Gönül ister ki, Bursa ovası kadar lî sebebler bu değişmeyi bugüne kadar liyet te bitmiş bulunuyor. Şimdi pro jeler hazırlanmış olduğundan hükumet, münbit olan Karacabey, Şusığırlık ve tehir etmistir. İktısad Vekilinin Liman noksan tesisatın ikmali işini bugünlerde Gemlik ovalarımn da ıslahı yaklaşmış îdaresındeki temaslarından limanın malî münakasaya çıkarmak üzeredir. Yapı olsun... senebasından, yanı hazirandan itibaren lacak olan yeni işler şunlardır: MUSA ATAŞ îktısad Vekâletine raptedileceği anlaşılmaktadır. İstanbul limanı Hazirandan itibaren İktisad Vekâletine bağlanacak Elektrikli otobüs Fakat kendi petrol madenleri olmıyan memleketler için mazut ta dışa rıdan memlekete ithal edilen bir madde demektir. Benzine nisbetle buna daha az para veriliyorsa da, gene memleket dışma çıkıyor demektir. Halbuki kendi kömürü olan memleketler kendi elektriklerini istihsal edebildikleri için yabancı mahrukat demek olan benzin ve mazut yerine otobüsleri elektrikle işletmeği düşünmüşlerdir, ve böylece Trolleybus denilen en son sistem nak liye vasıtası ortaya çıkmıştır. istanbul limanının inkişafı için vapı lan proje de tekemmül etmistir. Bu projenin tatbikına da önümüzdeki hazirandan itibaren baslanacaktır. Bunun icin bütçeye tahsisat konmuştur. Projenin bu sene tatbik edilecek kısmı, Galata rıhtımının Fmdıklıya kadar uzatılması, rıhtımlann ve antrepoların mihanikî tesisatla takviyesi, bütün eşyanın antrepolara alınması mecburiyetinin konulması ve limanŞişli Tünel hattında uyabilir Bununla beraber Şişli Tunel gibi da idarî ıslahat yapılmasıdır. diğer hatlara bağh olmıyan ve binaen Çocuk Koruma kongresi aleyh münferid kısa hat halinde kalan Atina 6 (Hüsusî) Balkanlılar Ço bir kısımda tramvay yerine • yol biraz daha düzelmek şartile Trolley cuk Koruma kongresi dün büyük merabus işletmek mümkün ve çok faydalı simle açılmıştır. Açılış nutkunu Şosyal Yardımlar Nazırı söyîemiştir. Kongre olabileceği fikrindeyiz. Bu takdirde İstanbulun bugünkü va müzakerelerine devam etmektedir. ziyetine göre en kalabalık caddesi o lan Taksim Galatasaray kısmı izdi hamına çok esaslı bir tedbir alınmış olurdu. Çünkü Şişli îstanbul tramvay hattını Taksimden Tarlabaşı yoluna çevirerek Perapalas altmdan ve Tozko SOSYETELERDE ADLÎYEDE «Kars» refikimiz <Kars» Vilâyet gazetesi son zamanlarda çok mütekâmil bir şekilde çık mağa başlamış ve hacmini de büyüt müstür. «Kars» arkadaşımızın bu muvaffakiyetini tebrik eder, diğer vilâyet gaze telerine güzel bir misal olmasını dileriz. Telefon anlaşması imza ediliyor îstanbul telefonunun satın alınması için eski Telefon Şirketile Nafıa Vekâleti arasında yapılan anlaşma bu hafta içinde imza edilecektir. Anlaşmayı imza için şirket namına memur edilen mümessilin yarın şehrimize geleceği umulmaktadır. 75 çift torik çalmış Birkaç gün evvel Balıkhane önündeki bir kayıktan yermiş beş çift torik balığı çalarken yakalanan Dursun oğlu Ali Adliyeye verilmişti. Suçlunun dün Sultanahmed birinci sulh ceza mahkemesinde sorgusu yapılarak bir ay hapse konma sına karar verilmistir. Ağacları deviren şoför Evlenme Giridin tanmmış ailelerinden Bedir oğlu Mün'imin kızı ve İktısad Vekâlet Sanayi mü/ettisi Ahmed Nesimmin" kardeşi Müşerrefle. Giresun Halk Partisi reisi ve Ziraat Bankası müdürü Fahri evvelki gün şehrımizde evlen mişler ve pazar günü de Giresuna haeket etmislerdir. Cavid ismindeki bir şoför kereste yükECNEBİ MEHAFİLDElü bir kamyonla Sarıyere gitmekte iken çarRumen misafirler Atinaya gitti Zincirlikuyu yolunda bazı ağaçlara şoför parak devirmiş ve bundan dolayı Evvelki gün şehrimize gelen Rumen vakalanarak adliyeye verilmistir. meb'us ve talebeleri dün sabah Romanya vapurile Pireye gitmişlerdir. RomanUrfada pamuk yetiştiriliyor yalı turistler Atinada iki gün kalacaklarUrfa (Hususî) Ziraat müdürlüğüparan caddesinden Şişhane karakolu dır. müz münbit topraklarımızda pamuk yeRumen talebelerinden bir grup dönüş tiştirme tecrübelerine girişmiştir. Bu yokuşuna götürmek suretile Beyoğlu te İstanbula uğnyarak burada bir gün maksadla şehre bir saat mesafedeki Sıcaddesini tama?ıile tramvaylardan kuı> tarmak kabil oıivdu. kalacaklar ve Üniversite ile diğer kültür rın köyünde ve Gürcü tepede pamuk zeriyatı için arazi ayrılmıştır. V. BİRSON müesseselerimizi ziyaret edeceklerdir. cak sokakta yakalayabileceğini düşündü. Şapkasız, pardesüsüz, sokağa fırlamak istemedi ve bu kısa düşünce, Zülfü Şahıne vakit kazandırmıştı. Merdivendeki ayak sesleri sustu. Rumen Devlet Koral heyeti Avrupada büyük bir turneye cıkmış olan Bükreş Koral heyet nin, n saı n 25 inde İstanbuldan geçerken şehrimızde iki büvük konser verecekleri haber alınmıstır. şünmekle, içinden çıkıhr, sıyrılınır birşey değildi. Ali Tunc, dudaklarının ucuna iliştirip yakmağı unuttuğu sigarayı ağzından çekti, attı. tahammül edemezdi. Sonra, gene kadının, Zülfü Şahin, geri geri çekilmiş ve odabunu, bir sır gibi saklemadığı ne malum dan çıkmıştı. Ali Tunc, kendini şaşkınlıkdu? «Yakut yüzük» 5, hâlâ aratmamış tan kurtaramamıştı Ask ve macera romam olması, azçok bunu anlatmıyor muydu? Zülfü Şahin, odadan çıkınca, Ali Ali Tunc, dudaklarına iliştirdiği siga Tunc, etrafına bakındı; gözü. parmaklarayı yakacaktı, masanın üzerinde çakma n arasındaki «Yakut yüzük» e kaydı. ğı dalgm dalgın aradı, sonra ayni dalgın Zülfü Şahinin yerinden kalkışı, gözlerilıkla elini yeleğinin cebine götürdü ve ni açarak bakışı, yerlere kadar iğilişi ve alışkanlığm tesirile parmakları yakut yü geri geri çekilerek kaçar gibi, adeta kazüğe gitmiiti, çakmak yerine yakut yüzü çar gibi, odadan çıkışı, bir anda çakan ğü çıkardl. Fakat bunun farkında değil ve sönen şimşek gibi gözlerinin önünde Yazan: MAHMUD YESAR1 di. canlanch, parladı, söndü. Kapanan bir .65 kapı sesi, Ali Tuncu, yerinden sıçrattı. Yalnız, karşısındakinin miknatıslanmış Kafasını, acaba, Zülfü Şahinin bakışAli Tunc, bir dakika bekledi. Zülfü Ali Tunc, kendini topladı, Yakut yügibi ayaga kalkıvermesi, onu, kendine geŞahinin, kılı kıpırdamadı. Odaya, yorgun, ları mı uyuşturmuştu. zükü yeleğinin cebine koymasile yerinden tirdi. Ali Tunc, onu söyletmek için, balo ağır bir sessizlik çökmüştü. Zülfü Şahin, gözlerini açmış, «yakut kalkıp sofaya çıkması bir oldu. dan, otelden bahsetmeli miydi? Bundan Ali Tunc, tekrar denemek istedi: Sofada, Arzı Niyaz kalfaya rastladı: yüzük» î bakıyordu. Ali Tunc titredi; 5ık, kibar, zarif kadm... Sonra, ha hemen vazgeçti. Çünkü bunu, iki yandan Misafiriniz gitti, beyciğim. yüzük, onu dile getirecek bir tılsım mıykorkulu buluyordu: Bir kadınla bu kakikaten güzel... dı? Ali Tunc, ihtiyar kadını elile itti, kaZülfü Şahin, Ali Tunca bakıyordu. dar teklifsiz, hususî, hatta sıkıfıkı konuşan Zülfl Şahin, yüzüğe baktı; yerlere pıya doğru koştu ve kapıyı açtı; merdiGene adam, bu durgun bakışların mana bir adam, nasıl olur da, o kadını tanıya ven başında kimseler yoktu. kadar iğildi: larını halletmek için dimağının her zerresi mazdı? Bu, bahsettiği şeylerden şüphe Affedersiniz... Ali Tunc, trabzandan sarkarak ni ayn ayrı harekete getirmek istiyordu. ettirebilirdi. Ali Tunc, ne yapacağını, ne diyece baktı, merdivende acele inen topuk sesAli Tunc, hayatının hiç bir devresinFakat kafası, kendinin de anhyamadığı bir duygıuuzlukla tembelle§mi$, uyuş de, hiç birşeyde, sözlerinden, söyledikle ğini şaşırriışü; yüzükü tutan elini, ağır a leri duydu. Koşmak istedi, belkı yetişırdi. Fakat Zülfü Şahinin telâşmdan, anrinden şüphe edilmesine, edilmiş olmasma gır masanın üzerine koydu. muştu. Ali Tunc, apartımana girdi. Arzı NiZülfü Şahini, kaçırmıştı; dişlerini yaz kalfa, şaşkın şaşkın bakıyordu. çırdatıyordu: Ali Tunc, birşey söylemedi, yazı o Kendi ayağile gelmişti... Onu, a\ dasına döndü. mak gibi kaçırdım!... Fakat, nereden Zülfü Şahine ne olmuştu? Yakut Yü lıma gelirdi?... Nereden aklıma geüzüğü görünce, neden değişivermi^'? Ve Yakut yüzükü görünce, neden saşırdı? değişiş, Nilüferin ismini söylediği za Ve bunu dü«ünürker, Wmarhqnec manki değişisine benzemiyordu. Nilüferin «Yajcut yüzük» ü gösterıp pa«Yüzük» ü görür görmez: ra isteyişi gözlerinin önüne geldi. A'i Af federsiniz! Tunc, o gece, Zülfü Şahinin iğilisirji, Demişti. Bu, ne demekti? Ne manaya gene kadına olan saygıdan ileri gel;vc geliyordu? Neden yerlere kadar iğilmiş sanmıstı. «Yakut yüzük» te, ba.'ka 'ır ti? Sonra, yangından kaçar gibi, kaçma tılsım, bir büvü olabileceği hayalinden bile gecmemisti. sındaki sebeb, mana, maksad, neydi? Ali Tunc, bir koltuğa oturdu; cebinPeki. bu «Yakut yüzük» neydi? Ali den Yakut yüzükü çıkardı; bir rüya i Tunc, bunun, sadece,de<*eri cok bir taş olduğuna inanmıyordı. Bu «Yakut yüçindeymiş gibi bakmağa başladı. Ona bakarken, kafasmın içindeki sor zük» ün, Nilüferin ve ont'nla alâkası olanların hayatmda, muhakkak bir «rol» ü gu düğümleri çözülüverecek sanıyordu. (Arkası vv' Ali Tunc, düşündü, düşündü. Bu, dü vardı.

Bu sayıdan diğer sayfalar: