7 Nisan 1936 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 8

7 Nisan 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHURfYET 7 Nisan 1936 Asya kültüründe Iran güzel san'atlarının oynadığı rol... ^ Leningradda açılan meşher 4 Avrupa bütün dünyaya maya vermiş olan büyük Asya kültürünü anlamakta yirminci asra kadar gecikmiştir 1935 1936 senesi yalnız İran güzel san'atlarının de ğil, bütün Asya nın san'at husu sunda birleşikliği ni meydana çıkar mış olmakla tanı nacaktır. Avrupa nın Asya kültürile parça parça bir halde ve ayrı ayn devirlerde temasa gelmiş ve bu hu sustaki tetkiklerin muntazam şekil de birleştirileme miş, birbirine eklenememiş olma sı yüzünden Asya güzel san'atlan nın birbirine o lan müşabeheti dada doğrusu sıhri yeti bir türlü ha kikî surette aydınlatılamamış ve bu sahada esasen noksan olan ihtısas sahiblerinin fikirle ri, mütaleaları da keza birleştirile memiştir. dense yeridir. 25 bin parçadan faz la eşya Sovyetle rin malıdır. Bun lar arasında milâddan 4000 sene ev veline kadar gidenleri vardır. O za mandan bugüne kadar elde edılen vesaik yalnız İran değil ayni zamanda bu kültürün diğerlerile sıkı müna sebet neticesi aldığı mecrayı göster mektedir. 84 gale rinin raflarından taşan bu eşya garbe Asya ve İran ijül türü hakkında çok belığ ve şimdiye kadar vaki olmı yan bir şekilde hitab kudretini haizdir. Son birkaç nesil zarfında Asya kültürünün hakikî kıymet ve kudretini idrak etmiş bulu nuyoruz. Lisanımı Bozdağ kış sporu için çok müsaid Bir Alman oradaki müşahedelerini anlatıyor İzmir (Hususî) Uludağ ve hatta Ankara muhitindeki kayak sporu faaliyetine imrenen İzmir, geçen ve evvelki seneler, gözlerini muhite çevirmiş ve ni hayet Bozdağ üzerinde durmuştu. Eski Valimiz General Kâzım Dirik, birkaç defa bu mevzua temasla Bozdağm kayak sporuna müsaid olduğunu ve sporcular için burada barınacak yerler, kuleler yapmak imkânınm mevcud bulunduğu nu söylemişti. Fakat herşeyden evvel, salâhiyettar bir göz ve kafa ile tetkikat yapılmas lâzım geliyordu. İzmir lisesinin almanca muallimi von Rummel, herkesten habersiz olarak Bozdağa gitmiş, kendi zaviyesinden bir tet kik yapmıştır. Von Rummel dağ ve kayak sporlarile çok uğraşmış, Alplarda dolaşmış bir zattır. Bozdağdaki gezintisinden aldığı intıbalardan çok memnundur. Alman sporcu, dağın en yüksek noktasına kadar çıkmağa muvaffak ol muştur. Gördüklerini, düşündüklerini şöyle anlatıyor: « Ödemiş şehri geniş Bozdağ sırtlarınm altındadır. Uzaklarda kar kümesi ve güneş şuaı altmda parlıyan Birgi kasabası, zeytin ve servi ağaclannın koyu yeşilliğile seyrine doyulmaz bir manzara teşkil etmektedir. Yeni yapılan otomobil yolundan süratle yukarıya çıkıp bir saat kadar da yaya yürüdükten sonra, pek misafirperver olan Bozdağ köyüne geldim. Yanm saat istirahat ettim ve sonra kar üzerinde çifte uzun tahtalan a yaklanma geçirdim ve kayak adımîa karlar arasında tepeye kadar yükseldim. Altımda «Küçük Mendires» nehrinin yatağını ve karşımda emsalsiz dağların sil Tarihten yapraklar 1000 güzel cariyeyi sarayına kapayan sultan Onların haremağalarile evlenip rezaleti ayyuka çıkardıklarmı duyunca küplere bindi, lâkin onlar birleşip budala hükümdarı parçaladılar Halbuki onlar, teşkilâtlannı elbirliğîle yapmışlardı, alık hükümdann yüzüne gülüp kendi âlemlerinde • bir hovarda keyfi sürüyorlardı. Gene müverrih İb nülesîrin rivayetine göre Mısır saraymda halayıklann vücude getirdikleri teşkilât, birer haremağasile resmen evlenmekten Fuhş, insanlığın var oluşile beraber ibaretti. Evet. Bin halayık, kendi aralarında başlar. Şarkta da ötedenberi fahişeler yaşıyan ve sayılan birkaç yüzü bulan yaşardı. Hatta islâmlıktan önceki devirlerde Arab yanmadasında fahişeler, ku haremağalarını paylaşmışlardı, ikili üç « lübelerine ve çergelerine birer bayrak as lü nikâh usulüne uygun düşen bir kana mak suretile müşterilerine serbestçe mü atkârlıkla onların herbirini iki veya . üç racaat hakkını ve imkânını verirlerdi. Ge nikâha bağlamışlardı. Bu nikâhlan kenne o yanmadada, Irakta, Kafkasyada dileri kıyıyorlardı, düğünlerini gene kenbirçok zenginler halayıklarını para ka dileri yapıyorlardı ve hükümdar hazret zanmak için fuhşa teşvik ve icbar eder leri bol şarab içerek, çeşid çeşid dans seyrederek sarhoşladıktan sonra hepsi, ko , lerdi. calarını yanlarına alıp sabaha kadar çılFakat Onuncu ve Onbirinci asırlar gınca eğleniyorlardı. da bu, dalbudak salmış ve çok kökleş • Fakat kadınların ezelden ebede kadar miş bir san'at mevkiine yükseldi. Hükusürüp giden bir zayıf taraflan vardır: metler vaziyetin önüne geçilemiyeceğini takdir ettiklerinden boş yere üzülmeği Kıskançlık!.. Mısır saraymdaki halayıkmanasız bularak ahlâksız cereyanından lar da, müstakil birer koca sahibi olcmahazineyi müstefid etmeği düşünmüşler ve mak yüzünden yavaş yavaş ihtilâfa düşfahişelerle onların muhtac olduklan ele müşlerdi, saçsaça gelmişlerdi. Bu sebebmanlan teşkilâtlandırmışlar, vergiye bağ le o gizli nikâhlar, o gizli gerdekler ve o lamışlardı. Artık Bağdad, Kahire, Kar gizli eğlenceler hükümdann kulağına taba gibi şehirlerde Fahişeler Kâhyası, aksetmişti. Onuncu, Onbirinci asırîarda dad, Kartaba, Kahire gibi şehirlerde ahlâk sıfırdan çok aşağı düşmüştü. Fuhş oralarda en ileri giden san'at halini aldıği gibi hükümdar ve bey sarayları da kepazeliğin, hayasızlığın, yırtık yüzlülü ğüh yüksek merkezleri haline gelmişti. Fahişeler Şeyhi ve Fahişeler Subaşısı giHumarüveyh, odalarına kendisinin bi memurlar kullanılıyordu. kinden başka hiçbir erkek sesinin nüfuz Hür bırakılan her san'at, revacını da edemediğine kanaat beslediği namuskâr ha şümullendirmek için muhtelif çarele saraymda eşi işitilmemiş bir namussuzîuk re başvurur. Fahişeler de davullu zurna cereyan ettiğini öğrenince küplere bindi, lı reklâmlar yapıyorlardı, tellâllar dolaş hemen tahkikata girişti. Maksadı, bu hatırıyorlardı, çarşılarda ve pazarlarda nü yasızlığın ilk mürettiblerini bulup ateşe muneler gezdirerek kendilerine rağbet atmak ve geri kalan suçluları da Nil temin etmeğe ve yahud kazandıklan rağ nehrine gömmekti. beti bir kat daha çoğaltmıya savaşıyor Lâkin bu teşebbüsün daha başlangı lardı. cmda bin halayığı ve birkaç yüz köleyi En meşhur Arab müverrihlerinden hücuma kalkmış gördü, hayret ve deh Ibni Hallikân kaleme aldığı tarihin ikin şet içinde kaldı. Oturduğu odadan dışan ci cildinin \T7 nci sahifesinde o kirli ce çıkamazdı. Kapı da, dehlizler de tutulreyanlan tasvir ederken: «Bu san'atm muştu. Müdafaaya imkân yoktu. Çünkii revacını fazlalaştırmak için çalışmakta kölelerin ve hatta halayıkların hepsi sipek ileri gidiliyordu, hamam duvarlan lâhlıydı. na kadın resimleri nakşolunuyordu» di Gafil hükümdar bu vaziyette yalvaryor. mak ve yapılan nikâhlan kabul edip yaZevklerine düşkün zenginler de fuh kayı kurtarmak istedi. Fakat saraylılar sa kuvvet veren şeyleri yaymaktan geri bu aldatıcı uysallığa ehemmiyet verme kalmıyorlardı. Bunlardan çoğu sevdik diler, bin beş yüz kişinin hayatını bir kileri cariyelerin resimlerini tıpkı hamam şinin hayatından daha kıymetli bularak larda olduğu gibi evlerinin duvarlarma saldırdılar, Humarüveyhi parçaladılar, işletiyorlardı ve misafirlerine bu resim kıymıya çevirdiler. leri göstermekten enikonu gurur duyu Bu hâdise, saraylarda fuhşun mümyorlardı. kün olduğu kadar müsamaha görmesi Saraylar da ayni haldeydi. Fakat bu neticesini verdi. Tarihe geçmesi de za hükümdar yuvalan serbest bir fahişe evi ten bu yüzdendir. değildi. Oralara yüzlerce ve hatta bin lerce halayık doldurulduğu halde hii kümdardan başka bir erkeğin içeri gir mesine hemen hemen imkân yoktu. Halbuki fuhşun sesi her yere girer, onda u ğursuz bir rüzgâr akışı vardır. Demir kapılar, kalm duvarlar arkasmda hapsolunan o sayısız halayıklar da, muhiti ka sıp kavuran fuhşun sesini duyuyorlar ve onun zehirleyici kokusunu içiyorlardı. Bu sebeble saraylann harem daireleri de eski devirlerin bayrak çeken fahişe evle rinden ve içinde yaşadıklan devrin serbest bırakılmış san'at yurdlarından farksız gibiydi. Oralarda dahi ahlâk ala bildiğine bozulmuştu ve çirkef dalga ları kaynayıp duruyordu. Gene Arab münevverlerinden İbnülesîrin yazdığına bakıhrsa bu saraylar içinde en koyu tefessüh göstereni Mısır hükümdan Humarüveyhin kâşanesidir. Bu zat binden fazla güzel halayığı sa rayına kapamıştı, süflî zevklerin en çirkinlerini yaşayıp gidiyordu. Bir hükümdar ve bin halayık! Bu, en kuvvetli zekâların bile önüne geçemiye ceği bir muvazenesizlik mevzuudur. Herhangi bir tac, bin kadın yüreğine birden feragat aşıhyamaz. O kadınların başı, belki tacın kudreti önünde iğilir. Lâkin yüreklerdeki ihtiras daima dimdik ka hr. Humarüveyh, fahişelerin davul zurna ile müşteri topladıklan, hamam duvarlarma kadın resimleri işlendiği bir muhitte bin halayığın kısır bir ruh taşıyacaklanna, tam bir perhiz içinde yaşıyacaklanna inanacak kadar gafildi. îdraki bur nundan ileri gitmediği için tabiatin kadın bünyesine aşıladığı iştiyakları ve ihtiyacları ihata edemiyordu. Yalnız kendi zevkini düşünüyordu, halayıklarını sade bir et kümesi telâkki edip gidiyordu. M. TURHAN TAN Kültür tarihini karıştıracak olursak tngilterenin îtalyadan, Rusyanın Fran sadan, İspanyanın da Yunanistandan istiane etmek suretile hususî harslarını vücude getirmiş olduklannı görürüz. Fakat Asyaya gelince, Çin, Hindis tan, İran ve hatta daha ufak sahalar büsbütün birbirinden ayrı olarak tet kik edilmiş ve bu yüzden de Asya kültürünün hakikî cereyanlarım tesbit ve tayin güçleşmiştir. Hermitage Müzesindeki Sasaniyan eserlerinden daha 'birçok hayatî ihtiyaclarımı zı bize temin eden bu eski şark medeniyeti, Avrupaya sanayi sahasmda da rehberlik etmiştir. Onyedinci asırda başlıyan ve Asyayı kopya etmek sayesinde bugünkü yüksek san'at seviyesine çıkan Avrupa Asyanm hakikî san'at ve kültür ruhunu anlamakta Yirminci asra kadar gecikmiştir. zı, alfabemizi ve Asya kültür tarihini ayrı ayrı par çalar halinde tetkikın yanlış olduğunu t^shıh yolunda atılan ilk büyük adımı geçen sonbahar Leningradda Hermitage müzesinde açılan üçüncü İran güzel san'atlan ve arkeoloji meşheri teşkil etmektedir. Şimalden ve şarktan İrana giren fatihlerin asırlarca devam eden ve ayni zamanda hayat verici istilâla rının İran kültürü üzerindeki tesırleri bu meşherde Sovyetlerin ispata fırsat buldukları gibi iyileştirici ve inkişaf ettirici olmuştur. Esasen İran milliyet ailesine mensub ırklar tarafından vaki istilâların getir diği kültür, İran kültürünü felce uğ ratmamış, bilâkis onu daha zenginleş tirmiş, daha hızlaştırmıştır. Fatihler kültürlerini bir taraftan şimale ve şarka, diğer taraftan da Hindistana doğru yayarlarken fikir tfeatisi, motif ve teknik bakımmdan Asya kültürü üzerin de bir nevi yayım merkezliği vazifesini de ifa etmişlerdir. İş yalnız bununla da kalmamış, zaman zaman bu kültürle temasa gelen Avrupa ve bilhassa Mısır da bu yayımın tesirinden kurtulama mıştır. Bu senenin yazma kadar açık bulundurulacak olan Hermitage meşherinde bu mütalealarm sıhhati hakkında in sanı kat'î neticelere vardıracak vesikalar mevcud olduğu gibi biriktirilen eşyanın kaynak tenevvüü de son derece şayanı dikkattir. İran hükumeti tara fından yollanan binden fazla parça eşya, memleket dahilinde son hafriyat esnasmda meydana çıkarılan yeni vesi kalar bunlar arasmdadıf. Luvre müzesi ve Fransız millî kütübhanesi tarafından serileri itmam için yollananlar da feykalâde kıymettardır. İngiltere ve Amerikadaki hususî kolleksiyoncuların da yolladıkları parçalar da faydah olmuştur. Fakat teşhir olunan Ayı ile güreşen bir pehlivan Japon güzel san'atlarının hakikî kıymeti (1900) yılından sonra anlaşılmağa başlanmıştır. Bunadn evvel sadece renk ve resım olarak temaşa edılen Çin ve Japon eserlerinin delâlet ettikleri kültüre göre tetkikleri biraz daha gecik miştir. Hermitage müzesindeki meşherde Asya güzel san'atları arasında İran sanatına verilen vazıyet çok güzel tasnif olunmuş asarla ispat olunmaktadır. Büyük Asya kültüründen teşa'ub eden t ran güzel san'atlarının ve İran kültü Muallim Rummel Bozdağda rünün derin tesirleri müzede adım adım silesini görüyordum. Tepe üzerinde lo Sergideki İran minyatürlerinden takib olunabilmektedir. dos rüzgârı şiddetli estiğinden, kayaklaparçalann beşte dördünü Sovyet me Meşherin büyük bir rolü de İranla rımı, sevinc içinde, münzevi bir vadiye saisine medyunuz. Sıberya ve Türkme Sovyet Rusya arasında hars bakımın açılan dik şimal yokuşlarına çevirdim. Ne nistan müzelerinden, Ermenistan ve dan vücude getirdiği yakınlıktır. güzel bir iniş yarabbi? Kafkastan, Gürcistan ve Rusyanın sair İran güzel san'atlarını ve edebiyatı İlkbahar karları fena değil, kaypak ve aksamından vaki iştirakler, son derece nı derin surette tetkike koyulan Rus â yumuşaktır. Hareketim çok seri olursa, kıymettar olmakla beraber, esas kay limleri, Rus talebesi herhangi bir mem kısa bir sallama veya atlama ile beni durnak Moskova ve Lenıngrad müzeleri leketten kat kat fazladır. duruyor ve tekrar aşağıya inmekte devam ediyorum. Bozdağı, Alp dağlarile mu kayeseden çekinmiyeceğim. Buraya geldığimden bir gece sonra, hafıfçe, toz serpintisi halinde kar yağdı. Rüzgâr tepe nin sivrilikleri üzerinde gürliyerek havaya kardan bayraklar fırlahyordu. Şimdi zahmetle tepeye çıkıyordum. Nihayet kayaklarımla, son kar izlari üzerinde, çiçekler ortasında ve bir kaynağm kıyıcı ğında duruyorum. Sporcular için Bozdağ, tabiî Uludağ gibi konforlu değildir. Güneş altmda parlıyan sonsuz, düz kar ve gene düz kar yokuşları burada henüz noksandır. Fa kat ilerlemiş bir kayakçıya Bozdağm bilhassa dik ve kayakh tarafları görülmemiş bir sevinc verir. Bir sporcu sıfatile diyebilirim ki; kısa zamanda Türk vatanını seven Türk sporcularınm, kışm dahi kayaklarla Bozdağına yerleşecekle rinden ve sağlam dağ havasmda beyaz Eski İran eserlerinden bir heykel çarşaf keyfini tatmin edeceklerinden hiç şüphem yoktur.» Hava tehlikesini bilen üyeler Ankara 6 (A.A.) Hava tehlikesini bilen üyeler: 12240 Ali Baltaoğlu Trabzon tecimer 30, 12241 Ahmed İbrahimoğlu Trabzon fındık tecimeri 20, 12242 Hacı Nuri Ekmekçioğlu Trabzon tecimeri 20, 12243 Kafatu Mimikoğlu Trabzon şarabcı 20, 12244 Hoştraser ticarethanes'i Trabzon 20, 12245 H. Rüştü Bekiroğlu Trab zon 20, 12246 Mustafa Oltulu Trabzon kumavçı terzi 20, 12247 Harunlar Trabzon tuhafiyeci 20, 12248 Hakkı Trab zon Halk eczanesi sahibi 20, 12249 B. Nedim Trabzon Elektrik şirketi direktörü 30, 12250 Aslan Elektrik şirketi mühendisi 39.60, 12251 Azmi Özer a vukat Trabzon Baro başkanı 20, 12252 Ahmed Bekiroğlu Dörtyol Payas 20, 12253 Selim Şahinoğlu Dörtyol Payas 20, 12254 Hacı Mehmedoğlu Dörtyol Payas 25, 12255 Ahmed Sümer Dörtyol Payas 40, 12256 Hasan Dörtyol Payas 25, 12257 İbrahim Kemal Dörtyol 25, 12258 Mevlud Nuri Dörtyol 25, 12259 Hüesyin Hasanoğlu 20, 12260 Bestami Yusufoğlu Dörtyol Payas 20. Lüleburgazda mezbaha yapıhyor Bükreş sokaklarından birinde meraklı bir manzara: Ayı ile Rumen pehlivanı. göreşen bir Lüleburgaz (Hususî) Kasaba ile isÇorlu (Hususî) İnşaat mevsiminin tasyon arasında ve kasabaya 2, istasyogelmesi ve havanların müsaid gitmesi na 5 kilometro kadar mesafede bulunan dolayısile İstanbul Edirne yolunda (Kerevizdere) mevkiinde bir mezbaha hummalı bir faaliyete başlanmıştır. Beyapılmaktadır. ton asfaltla yapılacak olan İstanbul 9650 lira bedelle ihale edilen mezba Edine yolu için alınan 13 silindirden beş hanın inşası birkaç aydanberi ilerilemiş tanesi yola gelmiştir. Diğer 8 silindirin ve bitmek üzere bulunmuştur. Bu mez de yakında yolda bulunacağı ve 15 mabaha Beledıyeye iyi bir varidat temin yısta bu yolun silindiraj işlerine başlaedeceği gibi kesilen hayvanattan alma nacağı öğrenilmiştir. Memleketimizle cak rüsumla mezbahanın bir iki senede Avrupa arasında yegâne muvasala yomasrafını çıkaracağma da muhakkak lunu teşkil eden bu yolun ikmali, Traknazarile bakılmaktadır. Mezbahanın İs yamızm ekonomik kalkmmasında in tanbula giden şose üzerinde bulunması kişaflar yaratacağı gibi Trakya kasabave İstanbula yapılan kesilmiş hayvan larile İstanbul arasında rahat otobüs sevkıyatımn kolaylığı noktasından mev servisleri yapılabılmesine vesile ola kii de çok uygun görülmektedir. caktır. İstanbul Edirne yolunda çahşmalar Fransa deniz anlaşmasından memnun Paris 6 (A.A.) M. Pietri, întransigeant gazetesine verdiği beyanatta, Londra deniz muahedesinin bütün milletleri müsavi dereceye getirdiğini söylemiş ve «Fransa, kendi filosunu Britanya bahriyesinin üçte birine indiren ve İtalya ile müsavi dereceye getiren Vaşington taahhüdlerinden kurtulmuştur.» dedikten sonra Sovyet Rusya ile Almanyamn Londra muahedesine iştirak ettiklerini görmek arzusunu izhar etmiştir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: