15 Temmuz 1936 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2

15 Temmuz 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CITMHURİYET 15 Temmuz 1936 YIYANA DONUŞU Tarihî tefrika: 93 / / / / / #/ ( Şehir ve Memleket Haberleri ) Siyasî icmal Kırk hamalın yaptığı nümayiş istiyoruz! Mersinde müvezzilerin bağırması neden menedilmiş ? Mersinli karilerimizden ayni mevzu üzerinde şikâyeti ihtiva eden birkaç mektub aldık. Bu mektubların hepsinde Mersin belediyesinin gürültü olmaması için gazete müvezzilerinin bağırmala rını yasak ettiğinden, bu sebeble gazetelerini tedarikte müşkülâta uğradıklarından şikâyet edilmektedir. Biz bu mektublardan birincisi ni aldığımız zaman, belediyenin böyle garib bir karar veremiye ceğini, kariimizin işi yanlış anla mış olması ihtimalini düşünmüş tük. Diğer mektublar gelince, doğrusu. hayretler içinde kaldık. Gürültü ile mücadelenin çok zarurî birşey olduğunu kabul e diyoruz. Nitekim, şehrimizde de gürültü ile mücadele edilmekte dir. Fakat İstanbuldaki alâkadar makamlar, bu mücadele uğruna gazete müvezzilerini susturmayı hiçbir zaman düşünmemişlerdir. Çünkü. gazete, halkı dünya ve memleket efkâr ve hâdisatından haberdar eden yegâne mühim vasıtadır. Gürültü ile mücadeleye bir tesiri olsa dahi efkârı umumi yenin bu tabiî ve zarurî ihtiyacına sed çekmek demek olan gazete müvezziini susturma tedbiri ge ne yerinde bir hareket sayılamaz. kaldı ki, gazete müvezziinin ba ğırması halkı rahatsız etmez. Bilâkis halk onun sesini bekler. Biz Mersin belediyesinin böyle garib bir karar vereceğine gene ihtimal vermiyoruz. Çünkü, be lediyelerin yalnız memur bulun duklan mıntakanm beledî vaza ifile değil, mümessili bulunduk ları halkın kültür işleri ve me denî ihtiyaclarile de meşgul ol maları lâzımdır. Gazete de bir memleket halkının en birinci medenî ihtiyaclarmdan birini teşkil eder. Gazetenin satılmasına müşkülât çıkarmak medenî vazifeleri ihmal demek olur. Bu itibarla tâli derecede memurların vermeleri melhuz bulunan bu kararın der hal düzeltilerek Mersinli müvezzilerin vazifelerinin kolaylaştırıl"maşmı muhterem Mersin Beledi ye reisinden M. TURHAN TAN Fransanın millî bayramı Dün sefarethanede bir resmikabul yapıldı Fransızların millî bayramı münasebetile dün Fransız sefarethanesinde bir resmi kabul tertib edilmiştir. Sefaret maslahatgüzarı M. Lescuyer bu münasebetle i radettiği bir nutukta Türk Fransız münasebatından bahsederek demiştir kı: « Sefirimiz M. Ponso bugünkü merasimde bulunmak arzusunu izhar et mişti, fakat Türkiyenin meşru haklarının tahakkukuna yardım etmek istiyen Fransız hükumeti, M. Ponsoyu Bogazlar konferansına murahhas tayin ettiğinden, sefirimiz İstanbula dönememiştir. Bu münasebetle Türkiye ile Fransa arasındaki çok dostane münasebatı tebarüz ettirmek istiyorum. Türkiye, Umumî Harbden sonra iktısadî ve siyasî taah hüdlerini dürüstlükle ifa eden nadir devletlerden biridir. 4 mayıs 1936 tarihinde imzalanan Düyunu Umumiye anlaşması bunun yeni bir delilidir. Bu anlaşma sayesinde Türkiye ile Fransa arasındaki ticarî münasebat inkişaf edecektir. Ça lışma kuvveti ve azmi sayesinde endüstriyel milletler arasında mümtaz bir mevkı kazanan Türkiyenin yeni bir inkişaf kaydedeceğınden emin bulunuyorum.» Maslahatgüzar bundan sonra Türkiye Cumhur Reisi için saadet ve Türk mil letine inkişaf ve refah temenni ehniştir. Almanya. İtalya bloku lmanya ile Avusturya arasında M. Musolininin teşvikile husule gelen anlaşma, Avrupada bellibaşlı büyük bir blokun teşekkül ettiğine şüphe bırakmadığından bugün bütün Avrupa herşeyden ziyade bu yeni vaziyetle meşgul olmaktadır. Berlinle Viyananın anlaşmasında M. Musolininin teşviki kadar Alman ordusunun da mühim bir amil olduğu şimdi meydana çıktı. Roma protokollarile iktısadî ve siyasî cihetten, îtalyaya bağlanmış olan Avusturya herhangi haricî meselede bir harekette bulunmadan evvel, İtalya ile evvelce istişarede bulunmağı taahhüd etmiştir. Böyle bir istişarede İtalyanın tensib etmiyeceği bir hareketin Avusturya tarafından yapıla » mıyacagı aşıkârdır. Dr. Şuşnig kabinesini tadil edip Prens Starhembergi haricde bırakarak gayri mahdud serbestisini ve istiklâlini aldıktan sonra Almanya ile anlaşmağa karar verdiği zaman M. Musolini ile istişarede bulunmuştur. İtalya Başvekili, Avusturya nın Almanya ile anlaşmağa çalışmasım esas itibarile tasvib etmiş, lâkin Roma protokollan arasından uzaklaşılmamasını ve Avusturyadaki yerli nazilere derhal hükumeti ele alacak kadar geniş ve gayrımahdud müsaade gösterilmemesini tavsıye etmiştir. Bunun için Almanya ile Avusturya arasında yapılan anlaşmaya Roma protokollannın mer'i olduğu kaydi de ilâve edilmıştir. 1934 ve 1936 senelerinde Roma protokollan, İtalya, Avusturya ve Macaristan arasında akdedilmiş olmakla beraber bunlara diğer devletlerin iltihakı için açk kapı bırakılmıştı. M. Musolini ya bir gün Almanya ile anlaşarak bu üç devlet blokunun Almanyanın iltihakile genişliyeceği, yahud Almanya ile anlasmak kabil olmıyacağı tahakkuk ettiği zaman, Fransaya ve Küçük İtilâfa müsaadekârlıt gösterilerek Çekoslovakya, Yugoslavya ve Romanyanın iltihakile büyüyeceğini hesab etmişti. Bidayette Avusturya hükumeti Çe koslovakya ile anlaşmak ve daha sonra Yugoslavya ile uzlaşmak istemıştı. Fakat, Macaristanın hudud ve ekalliyet meselelerinden dolayı Küçük İtilâfla anlaşmasma imkân olmadığı, bu devletin, bugün, Lehistan ve Almanya ile kat'î surette birleşeceği şüphesiz görüldüğünden ve esasen Yugoslavya da Almanyaya karşi vaziyet almağa taraftar olmadığından Dr. Şuşnig, Almanya ile anlaşmak zarureti karşısında kalmıştır. Alman birliği gayesini iç ve dış politikasına esas tutan M. Hitler, Avusturyanın haricî yahud dahilî darbelerle Almanya ile birleşmesini istediğinden, A » vusturya ile anlaşmağa taraftar değildi. Lâkin Alman büyük erkânıharbiyesi Avusturya ile anlaşmanın ismen değilse de filen bu devletle ittifak ve birleşmek demek olacağı mütaleasında bulunmuş ve Almanyanın mahsur vaziyette kalarak bir çok cepheden uğraşmaktansa İtalya ile birleşerek müttehid ve geniş bir cephe üzerinde çalışmasım askerlik bakımından mühim görmüştür. Alman büyük erkânıharbiyesi Almanya ile Avusturya arasında ve dolayısile kendisile İtalya ve Macaristan arasında yapılan anlaşma sayesinde Almanyanın şarki Avrupa ve bütün dünya meselelerinde serbest kalacağını ve geniş bir cepheden hareket edebileceğini düşünerek bu maksadı Berlin Viyana anlaşmasile temin etmek istemiştir. Fransız matbuatı, son anlaşmayı, Almanya ile Avusturya arasında bir nevi askerî ittifak olarak karşıladı. Gerek Paris gerek Londra, bu anlaşmadan sonra Avusturyayı artık büyük Almanyanın eczayi mütemmimesinden saymaktadır. Stresada Almanyaya karşı kurulan müttehid cephe Almanya Avusturya anlaş masile yıkıldı. Müşterek emniyet gayesi de adeta suya düştü. Alman büyük er « kânıharbiyesi askerî harekâtla değil, diplomasi ve politıka kuvveti ve meharetile Avusturyayı Almanya ile birleştirdi. Yefti anlaşma Avrupanın yalnız siyasî değil askerî vaziyetini de altüst etmiştir. Küçük İtilâf ve Balkan Andlaşması devletlerinin silâh deposu ve fabrikası sayılan Çekoslovakya dört taraftan muhasım devletlerle sarılmış olduğundan her an akm ve tahribe maruz kalan silâh ve mühimmat fabrikalannı Romanyaya nakletmeğe karar vermiştir. Bu karar Küçük İtilâf, büyük erkânıharbiyeleri tarafın dan tasvib edildi. Avrupada büsbütün yeni bir askerî ve siyasî vaziyet meydana gelmiş bulunuyor. Çok zayıf diişen Viyananın bütün güvenci derin Polis, bunlar hakkında hendeklerde, mermer ve taş şeranpollarda, tahkikata başladı yiiksek tabyalarda toplanmıştı Dün. saat 12 de Sirkecide Şark De Hocam, dedi, kös dinlemişlere zurna çalmanın ne faydası var? Nefesini boş yere tüketme. Benimle bile gel, Yeniçerilerin yanına gidelim. Onlarla ko nuşalım. Eğer o yiğitler de bu levendler gıbi düşünüyorlarsa Sadırazama Budın yolunu gösterirsin, yüzünün akile döner, gider. Yok, Hacı Bektaş köçekleri er davranırlarsa bu kalabalığın değeri kalmaz. O vakit Nemseliye de, bunlara da satır atmak kolaydır. Milisler, silâhlarına dayanıp bıyık altından gülerlerken Kara Mehmed, ih tiyar hocayı aldı, Yeniçeri metrislerine götürdü, çorbacılan toplayıp vaziyeti anlattı, hocayı da söyletti ve sordu: Düşmanın kalede itleri doğrayıp yediğini duyuyoruz. Eli silâh tutanlan nın da sayısı beş bine inmiş. Bu durum d^yız, kaleyi bırakıp, binlerce ölümüzü 'de burada yetim koyup dönelim mi?... Ocakta namus gayreti hiç mi kalmadı? Yeniçeri elebaşıları derin derin dü şünüyorlardı. Kara Mehmedi haklı bulmakla beraber neticesiz görünen bir muhasarada ısrar etmek onlann da hoşuna gitmiyordu. İçlerinden en yaşlısı bu ruhî halete tercüman oldu: Doğru söylüyorsun Kara Mehmed amma, dedi, kalenin düşeceği yok. Kırk gündür yer altında, lâğım içinde yaşıyoruz. Ciğerimiz barutla doldu, kendimiz ateş alıp havaya uçacağız diye çubuk içemiyoruz. Bize de yazık değil mi? Ve Sipahiyi mantık kuvvetile sustur mak için ilâve etti: ~ Sultan Süleyman burada yirmi giin kalıp döndü. Biz ondan daha büyük adamlar mıyız ki kırk gün savaş yaptıktan sonra dönmekten utanalım. îşte her yan; yaktık, yıktık. Düşmana kan kusturduk, hayli de doyumluk elde ettık. Kış basmadan, salgına uğramadan dönsek ne olur sanki?.. Kaçmıyoruz, davulumuzu çala çala dönüyoruz. Esirlerimiz, gani met, mallarımız da yanımızda!.. Kara Mehmed, Vani Efendiye de parmak ısırtan bir talâkatle bu mantığın çürüklüğünü ispat etmekte güçlük çek îıedi. Yeniçeri ocağının şerefli tarıhin. ileri sürdü. dostun ve düşmanın bu çekılisi korkaklık sayacağını söyledi, yol bo yuna halkın kendilerile istihza edeceğini anlattı ve sonunda tüyler ürpertici bir heyecanla haykırdı: Kışlalarınızm kapısma eksik etek, tumanı asılmasmı ister misiniz? Sizin deger vermediğiniz halk hiç çekinmeden bunu da yapar, hepinizi maskaraya çevirir! Padişaha ve vezire bir pul kadar bile değer vermiyen Yeniçeri eşbehleri, kor kaklıkla itham edilmeğe tahammül gös teremiyorlardı, kötü kötü düşünüyorlardı. Vani Efendi bu düşünceden istifade ederek nasihate girişti, Sadırazamın kese kese akçe sunmaya hazır bulunduğunu da ihsas ederek talâkatine ayrı bir çeşni verdi ve nihayet Yeniçerileri kandırmak mümkün oldu. Ocak, daha bir müddet muhasarada devam etmeğe söz vermiş ve Mı«ır mılislerini de sille ile, kamçı ile metrislerine döndürmeği taahhüd etmişti. Güçlükle elde olunan bu muvaffaki yetten istifade edilebilmek için harbi canlandırmak gerekti. Sadırazam da kendi düşüncesine uygun düşmemekle beraber ister istemez bu zarurete boyun iğdi. Senetyen istikametinde Capuciens kilisesini şiddetle topa tutturdu ve arkasından yürüyüş yaptırth. Uç Kara Mehmed de yaralı bulunmalarına rağmen bu hücuma iştirak etmişlerdi. Bir numaralısı kumandanlık, iki numaralısı Serdengeçtilere kılavuzluk, en küçükleri de destancılık yapıyordu. Kara Mehmed Paşanın gür sesi, iki numaralının heybetli endamı gibi küçüğün de şen şarkılan Türk dilâverlerini şevke getiriyordu. Bu hücum bir hafta önce yapılsaydı Nemselilerin çarçabuk yelkenleri suya indirmeleri muhtemeldi. Fakat şimdi, canlarını dişlerine alarak, dayanıyorlar dı. Çünkü İmparatorla Lehistan Kra lının ve müttefik prenslerin yardıma gelmek üzere bulunduklarına iman besli yorlardı. Aynı zamanda Sadırazamın bu saldırışları nümayiş olarak yaptırdığına kanaatleri vardı. İşte bu sebeblerle şeranpollar önünde yaman bir boğazlaşma yüzgöstermişti. Uerlemek istiyen coşkun ırmağa karşı, yıkılmamak azmile şahlanan taş du varlar kanlı bir sed teşkil ediyordu. Lâğırlaşmış, bir deri bir kemik kalmış olan Viyananın bütün güvenci derin hendeklerde, mermer ve taş şeranpollarda, yüksek tabyalarda toplanmıştı. Bu ruhsuz varlıklar o güvencin öksüz bir yalvarış olduğunu sezip te rikkate gelmış ler gıbı olanca salâbetlerile Türk gücüne karşı koyuyorlardı. Baron Koltubusky adlı üç kardeş te, ölümü göze alıp, mu hacimleri geri püskürtmeğe çalışıyorlar dı. Sipahi Kara Mehmed, uzun bir bo ğuşmadan sonra düşman azminin o üç kardeşlerde temerküz ettiğini anladı, vezir adaşmı bularak Nemseliler arasında ya lınkıhc dolaşıp duran Baron kardeşleri gösterdi: Şunu, dedi, sen hissene al. Orta dakini ben kabullanayım. Soldakine oğ lum çullansın. Eğer bunlan fırsat bulup giderirsek şeranpolu düşürürüz. Vezir Kara Mehmed, işaret olunan tehlikenin cazibesine tutulmaktan kendini koruyamadı, muhtemel akıbetleri incele meğe lüzum görmeden ileri atıldı, iki ve üç numaralı Kara Mehmedler de kendi hisselerine düşen avların üzerine doğru bir ok hızile koşuyorlardı. Kumandan larını yalınkjlıc önde gören asker de taş, demir ve ateş kaygusunu bir anda unutmuştu, tek bir gülle gibi şeranpolun bağrına çullanmıştı. Nemseliler birden sertleşen bu hücumun hakikî hedefini tayin edememişler ve ellerindeki istihkâmı Türklere kaptırmamak için bulabildikleri köşeciklere sığınarak müdafaaya koyulmuşlardı. Fa kat vaziyet çok ağırdı. Türkler, gerçek ten bir su gibi yayılıyorlardı ve önlerine geleni devirip geçiyorlardı. Uç Kara Mehmed ise bu yayılan suyun sesi sa yılabilirlerdi, sudan önce yürüyorlardı. Düşman için asırlar kadar uzun, lâ kin hakikatte kısa bir müddet sonra bü tün şeranpol Türk kılıcı altında kam burlaşmıştı, gözle görülen bir çöküşle dizçöküyordu ve üç Kara Mehmed, bu kanlı secde vaziyeti teressüm ederken aradıkları avlarla karşılaşmış bulunuyordu. Uç pala, hemen hemen ayni zamanda kalktı ve üç kardeşlerin yere kapanışı gene ayni zamanda vukua geldi: Vezir Kara Mehmed Paşa büyük Koltubus kyyi, ünlü Sipahi onun ortanca kardeşini ikiye bölmüşlerdi. Küçük Kara Mehmedin hissesine düşen av henüz yaşıyordu. Çünkü çocuk, kendinden çok cüsseli o lan Baronun kafasını ancak yarıya kadar kesebilmişti. Bununla beraber zafer tamdı, şeranpolda o ağır yaralı Baron dan baska canlı tek nefer kalmamıştı. Bu hücum, Kara Mustafa Paşanın şehri sıkıştırmak için birinci hedef olarak seçtiği Küçükaslan şatosu müstahkem mevkiinin kısmen Türklere geçmesi gibi parlak bir netice verdi, Kara Mehmed lerin Sadırazamdan izm almadan yaptıkları ikinci bir taarruz o mevkıın dörtte üçünü düsürdü, gene onlann idare ettikleri celâdetli bir hamle, şato hattını tamamile Türklerin eline verdi. \Arkası rarl miryolları hamallarmdan postabaşı Ismail, Halil ve İbrahim hamal arkadaşlarını başlarına toplamış ve onlarla kısa bir görüşmeden sonra hamal başıla rının yazıhanelerine doğru kafile ha linde yürümeğe ve yazıhanenin önüne gelince «kontrol isteriz, hesab isteriz» diye bağırmağa başlamışlardır. Kalabalık bir kütlenin toplanarak nümayiş yaptığını haber alan resmî ve sivil memurlar hamalları karakola götürfnüşlerdir. Görülen lüzum üzerine 40 kişiden mürekkeb hamal kafilesi Emniyet müdürlüğüne götürülmüştür. Haklarında birinci ve ikinci şube müdürlükleri tahkikat yapmaktadır. ADLİYEDE Bir cinayet davası Pendikte kasablık eden Vahidi bir kadın meselesi yüzünden Kadıköyünde Mühürdarda iple boğmak suretile öldürdükten sonra cesedıni kumsala atmakla suçlu Eyüble arkadaşı Şuaybin muhakemelerine dün Ağırceza mahkemesınde başlan mıştır. Dünkü celsede; ılk tahkıkatı ya pan merkez memurıle komiser ve polisler ve daha bazı kımseler şahıd sıfatile dinlenmışlerdir. Suçlular evvelce zabıta tahkikatı sırasında suçlarını itiraf etmişlerse de dünkü muhakemede tamamile inkâr ederek evvelki itiraflarının tazyik tesirile olduğunu söylemişlerdir. Daha bazı şahidlerin çağırılmasına lüzum görülerek dava başka güne bırakılmıştır. MÜTEFERRtK Adaları Güzelleştirme cemiyetinin deniz eğlencesi Adaları Güzelle§tirme Cemiyeti, 24 temmuz akşamı için parlak deniz eğlen cesi tertib etmiştir. Akay idaresi de, eğlenceye iştirak edenlcrin kolaylıkla gidip gelmelerıni temin için tarifeye fazla vapur ilâve ettiği gibi en güzel vapurlarından bırıni de, eğlenceyi tertib eden cemıyetın emrine tahsis etmiştir. O akşam eğlenceye iştirak edenleri taşıyacak olan vapur, donanmış ıstımbotlar, kayıklar tarafından takib edilecek, gece Marmara gezilerek Moda, Kalamış, Suadıye önlerine kadar gelindikfen sonra tekrar Adalara avdet edilecek ve bu suretle güzel bir gece geçirilecektir. Vapurda güzel bir cazband da sabahlara kadar dans havaları çalaca ktır. Bir köy ihtiyar heyeti thtısas mahkemesine verildi Kaçakçıları himaye eden İzmitin Süadiye köyü muhtar ve ihtiyar heyeti ihtısas mahkemesine verilmişlerdir. Muhtar Abdullah, aza Hayri ve Hamdinin köyde kaçakçılık yapılmasına müsamaha ettiğini hisseden muhafaza teşkilâtı kendilerini 9 numaralı ihtısas mah kemesine sevketmiştir. İhtiyar heyetinin duruşması derhal yapılmış ve şahidlerin celbi için başka bir güne bırakılmıştır. DENİZ IŞLERt Galata rıhtımına yanaşacak vapurlar Liman idaresi Galata rıhtımına yanaşacak vapurlar için yeni bir karar vermiştir. Galatanm yolcu salonu bugün gümrüğün methali olan kısma getirildikten sonra salonun ön kısmında rıhtım iki kath olarak yapılacaktır. Bu suretle yolcular vapur merdiven lerinden rıhtıma inmeden doğruca üst kattan salona geçeceklerdir. Salonda eşya ve yolcular asansörle alt kata inecekler dir. Liman idaresi Galata rıhtımında şimdilik, bu tertibat yapılıncıya kadar yolculann vapurlara kolayca gırıp çıkmaları için temiz bir şekilde iki tarafı mahfuz çıkış iskeleleri yaptırmıştır. Bunlar dünden ıtıbaren kullanılmağa başlanmıştır. istiyoruz! POLİSTE KARISINI YARALADI Süleymaniyede Deveoğlu yokuşunda oturan Tahsin isminde birisi, kansı Atıfeti, kıs kançlık dolayısile ağır surette yarala mıştır. Kadın hastaneye kaldırılmış, Tahsin yakalanmıştır. OTOMOBİL ARABA ÇARPIŞMA SI Topkapıdan İstanbula gelen şoför Necminin idaresindeki 44 numaralı otomobil Haseki hastanesi önlerinden geçerken arabacı Hasana aid ve içinde üç yolcu bulunan faytona çarpmıştır. Çarpışmada araba parçalanmış, beygirler yaralanmış, otomobilin de ön kısmı tamamen hurdehaş olmuştur. Büyük bir tesadüf eseri olarak insanca eksiklik olmamıştır. Bursada koza mahsulü Bursa (Hususî) Bugüne kadar koza borsasında satılan mahsul miktarı bir milyon yetmiş yedi bin kiloyu geç miş bulunmaktadır. Mahsulün geçen seneki kadar çıkacağı tahmin olunmaktadır. Fiatlar azamî 95, vasatî 83 kuruş tur. Istek iyidir, mahsul de randıman itibarile kıymetlidir. İzmir San'at mektebinden mezun olanlar Belediye, Adliye sarayına tahsis edilmek üzere istimlâk edeceği emlâk hak kında tetkikat yaptırmaktadır. Bu husustaki tetkikat birkaç güne kadar ıkmal e~ dilerek burada istimlâke tâbi tutulacak mebanının, muhammen kıymetlerıle be Son zamanlarda, muhtelif semtlerdeki raber bir listesi yapılarak alâkadarlara buz bayılerinin, buzun kılosunu, mevzu verilecektir. fiattan fazlasına sattıkları hakkında şi kâyet edilmekte idi. Bu şikâyetler üze Gürültü kaldırıldı, şimdi harine Belediye de meseleye vazıyed et mallık işi ıslah ediliyor! miştir. Dahiliye Vekâletinin, gürültü ile müBelediye reis muavini Ekrem buz me cadele ve hamallık işlerinin ıslahı hakkınselesi hakkında, dün kendisile görüşen da bundan bir müddet evvel gönderdiği bir muharririmize demiştir ki: talimatname, Belediye tarafından tatbika « Buzun, şehrin hiçbir semtinde, başlanmış ve otomobillerin Glâkson çalyüz paradan fazlaya satılmaması lâzım malan, satıcılarm sabahları saat sekızden dır. Muayyen olan depolarda ve «afoş e\rvel, akşamları saat yediden sonra bayerlerinde, ihtiyaca yetecek kadar buz ğırmaları menedilmişti. bulundurulması da mecburidir. Son gürr Hamallık işlerinin ıslahma gelince; bu lerde buz bulunmadığından veyahud pa henüz tetkik safhasındadır. Belediye, bu halı satıldığından şikâyet edıdi. Bu şikâ husustaki tetkikatını ikmal ederek, Ticayetler üzerine esaslı tetkikat yaptık. Hâ ret Odasından esnaf teşkilâtından, Li lâ da bu işi sıkı bir kontrol ve murakabe man, Belediye ve Vilâyetten gönderilealtında bulundurmaktayız. Fakat vak'a cek salâhiyettar şahısların iştirakile te zîkredılmeksızın, herhangi bir şıkâyetın şekkül edecek olan komisyona verecektir. tetkikine ve bundan bir netice alınmasına Komisyonun da bir ay içinde mesaisini imkân olamryacağı tabiidir. Binaenaleyh bitireceği ümid ediliyor. Bu itibarla ey dün de gazetelerde ilân ettiğimiz ve muh lulden itibaren hamalık işleri tamamile terem halkımızdan rica ettiğimiz gibi, han ıslah edilmiş olacaktır. gi vatandaş buz bulamazsa veya yüz paBelediyenin güzel bir kararı radan fazlasına almağa mecbur kalırsa Belediye Daimî Encümeni, umumî er. yakın Belediye zabıtasına haber veryollarda oynıyan, nakıl vasıtalarmın ar diği takdirde şikâyetinin derhal tetkik edilip satıcı hakkında lâzım gelen muame kasına takılan küçük arabalara binerek gelip geçenlere çarpan çocukların velilelenin yapılacağına emin olabilir.» ri hakkında, Türk ceza kanununun 60 ınSahte şehadetname kullan cı, kanunu medeninin de 20 nci maddesinin tatbikına karar vermiştir. mak istemiş Buz fiatlarında ihtikâr mı var? ŞEHÎR İŞLERÎ Adliye sarayı için istimlâk edilecek binalar Bunun için müsbet şikâyetler bekleniyor İzmir (Hususî) İzmir mıntakası San'at mektebinden bu sene 45 talebe mezun olmuştur. Bunlardan onu tesviye ve tornacı, dokuzu marangoz ve doğramacı, dokuzu elektrikçi, sekizi sıcak ve soguk demirci, altısı dökümcü, üçü de modelcidir. Gönderdiğim resim, mezun talebeyi hocalarile bir arada göstermekte Beyazıdda Yıldız otelinde oturan ve hiçbir iş yapmıyan Abdullah, bundan iki gün evvel Kayseri lisesine aid bir şehacletname ile Üniversiteye müracaat ederek yazılmak istemiştir. Şehadetname tetkik edilince sahte olBursalıların bir dileği duğu anlaşılmış ve Abdullah polise tes Bursa (Hususî) İstanbuldan her lim edilmiştir. cumartesi günü saat 14 te kalkarak Mudanyaya gelen ve ertesi akşam saat Belgrad Universitesinden bir grup geldi 19 da istanbula dönen bir vapur vardır. Bu vapurla İstanbuldaki işgüç sahibleriBelgrad Üniversitesi profesörlerinden nın hafta tatilınden istifade ederek Bur Mehmed Bağaviçin nezaretinde 25 Yu saya seyahat edebılmeleri temin olunmuş goslav talebesi dün şehrimize gelmiş ve tur. Bursalılar; da ayni şekilde Mudan İstanbul Kültür müdürlüğü tarafından yadan saat 14 te kalkarak İstanbula ve misafir edilmişlerdir. Dost memleketin pazar akşamı da Mudanyaya dönen bir gencleri şehrimizde birkaç gün kalacak vapurun tahsis edilmesini diliyorlar. Urdır. Ekmek f iatı Temmuzun on beşinci çarşamba gününden itibaren birinci nevi ekmeğin kilosu on bir buçuk kuruş, ikinci nevi ekmek on kuruş otuz para, Francala da on altı buçuk kuruştur. Londrada toplanacak mikrobioloji kongresi 25 temmuzda Londrada toplanacak olan beynelmilel Mikrobioloji kongresine memleketimizdcn bakteriyolog doktor İhsan Sami iştirak edecektir. Kongre 25 temmuzdan 12 ağustosa kadar devam edecek ve bu müddet zarfında hayvanlara ve insanlara müştereken arız olan hastahklar ve tedavileri mevzuları görüşülecekür. Muharrem Feyzi Togay 120 lik bir ihtiyar öldü Suriye gazetelerinin yazdıklarına göre Cebeli Lübnanda Yusuf Şahin ismindeki bir adam 120 yaşında ölmüştür. Bu adamın, biri 80, diğeri 70 yaşında iki çocu^u vardif.

Bu sayıdan diğer sayfalar: