16 Kasım 1936 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2

16 Kasım 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHURİYET 16 İkinciteşrin 1936 İNKILÂB TER8İYESİ f Şehir ve Memleket Haberleri J Siyasî icmal Mahalle bekçileri Ayda 1S0 lira kazanan bekçiler varmış Dahiliye Vekâleti mahalle bekçilerinin aylıkla istihdam edilmeleri hakkın da tetkikat yaptırmaktadır. Mahalle bekçileri şimdiye kadar aylık almamakta ve evlerden her aybaşı topladıklan para ile geçinmektedirler. Hal buki yapılan tetkikler neticesinde bu u sulün gayet zararlı olduğu anlaşılmıştır. Çünkü Beyoğlunda bir bekçinin ayda topladığı para 150 lira, hatta bazı semtlerde 180 liraya baliğ olduğu halde Silivrikapıda ve emsali yerlerdeki mahalle bekçileri ayda sekiz, dokuz lira kadar bir para alabilmektedir. Bu nisbetsizliği izale için bekçilerin de devlet memuru gibi aylık almaları muvafık görülmektedir. Bazı semtlerdeki bekçilerin yeni şap ka ve elbise yaptırmağa mecbur tutul maları bunları çok müskül mevkie düşürdüğü de anlaşılmıştır. Yükseliş mücadelesinde C.H.P. Bakırköy ve Usküdar kongreleri klâsiklerin rolü Dün yapılan kaza kon • • Berberler ve yeni tatil kanunu Dün Ankaradan gelen reislerini merasimle karşıladılar Bir müddettenberi Ankarada berberlerin hafta tatili meselesi için uğraşan Berberler Cemiyeti Reisi îsmail Hakkı dün sabahki trenle şehrimize gelmiştir. Berberler için hafta tatilinin kabul edilmiş olması, bilhassa şehrimizdeki berberleri çok sevindirmiştir. İstanbul berberlerinden mürekkeb kalabalık bir kafile dün sabah Haydarpaşaya giderek reislerini karşılamışlar ve bir buket vermişlerdir. Bu münasebetle reisle berberler arasında nutuklar teati edilmiştir. Bugün berberler tarafından Ankaraya büyüklerimize telgraflar çekilerek teşekkür edilecek, pazar günü de Taksimdeki Cumhuriyet abidesine bir çelenk konulacaktır. Kanunun tatbikına önümüzdeki pazardan itibaren başlanacaktır. Bu münasebetle Berberler Cemiyeti erkânından kadm berberi Ahmed Sükuti bir muharririmize sunları söylemiştir: « Arkadaşlarımız ne kadar sevinse azdır. Senelerdenberi ailemizi ve çocuklarımızı ancak geceleri saat dokuz, on dan sonra görebilir. yemek yedikten sonra yorgun bir halde yatağa düşerdik. Herkes pazarlan gezer, eğlenir, ailesile dolaşırken bizler çalışırdık. Bu yeni kararla bizler yeniden dünyaya gelmiş gibi olduk. Artık ailemizle bizler de haftada bir gün rahat bir hayat geçirebilecesız.» İspanyadaki dahilî harb adrid önünde General Franko ordusunun şiddetli ve devamlı mukavemete uğraması beklen miyen birşey oldu. Bunu İspanya hüku meti bile beklemiyordu. Tayyarelerle Barselonaya çekilen hükumet erkânı birer ikişer cepheye gelerek müdafaayı gözden geçiriyorlarsa da Madridin müdafaası burada teşkil edilen bir komite tarafından idare ediliyor. Madridin, ergeç ihtilâl kuvvetleri tarafından sarılacağı ve sıkış tınlacağı evvelce tahmin edildiğinden şehrin müdafaasını mahallî komite deruhde etmiştir. Dahilî harbde böyle tecrid edilen ve muhasara altına alınan şehirler ve mmtakalar çok olduğundan İspanyollar mahallî komitelerle müdafaa usulüne çok alışkın bulunuyorlar. Madridin mukavemet gös termekte devam eylemesinin birçok sebeb leri vardır. Bunlardan biri şudur: İspanyol ırkının asırlarca zaman zarfında vü cude getirdiği kıymettar san'at eserleri hep burada toplanmış olduğundan bunarın hasar ve zıyaa uğramamasına ihtiâlciler büyük ehemmiyet veriyorlar. Bir sebeb de, Ispanyada komünıst ve anarşistlerin yedi muhtelif yerde vücude getirdikleri hükumetlerin Madridin mü dafaasında elbirliğile çalışmalarıdır. 1934 isyanında ve şimdiki dahilî harbde çok çetin harbeden Asturyadaki maden amelesinin yalnız dinamit ve bomba kullanan taburları bile uzak deniz yolu ve çok dolaşık kara yolu ile Madrid siperlerine geti rilmiştir. Mukavemetin kuvvetli olmasmda diğer mühim bir amil de, ihtilâlcilerin ve faşistlerin iddia ettikleri üzere hükumet kuvvetlerine haricden top ve tank verilmiş olmasıdır. Bunun için Londradaki bitaraflığı kontrol komisyonunun son celsesinde, İtalya murahhası Sovyet Rusyaya şiddetle hücum etmiş ve bu devletin îspanyayı bolşevikleştirmek istediğini iddia eylemiştir. îtalyan murahhası bu sözlerini ispat için İspanyada ihtilâlcilerin eline düştüğünü iddia eylediği Rus silâhlarının fotoğraflarını komisyona göstermiş ve bu hareketi Ispanyol mılletine karşı bir suikasd diye tavsıf etmiştir. Sovyet murahhası dahi İtalyao murahhasının bu hareketini, İtalya ile asiler arasında sıkı münasebetler bulunduğuna delil saymıştır. Bu suretle Sovyetler de, Italyanm, mütecaviz ve beynelmilel ahidleri ihlâl eden bir unsur olduğunu ileri sürmüşlerdir. Hulâsa Madridin mukavemette devamı Sovyetlerle İtalya arasmdaki münaferet ve zıddiyeti bir kat daha artırmıştır. Fakat bu yüzden bitaraflığm bozulacağı beklenmemelidir. Fransa Başvekili M. Blum, İspanya hükumetine silâh satışının serbest olması hususunda komünistler ta rafından vaki olan şiddetli zorlamalara rağmen, Fransanın bitaraflık poiltikasın dan ayrılmıyacağını sol cenah partileri heyetine beyan etmiştir. Londradaki komisyon bitaraflığı kon trol için ahiren pratik bir usul düşünmüştür: Haricden silâh gelip gelmediğini kon trol için İspanyadaki muharib taraflara limanlara, hava karargâhlanna ve hudud noktalarına beşer yüz kişilik iki heyet gönderilecektir. Fakat böyle heyetlerin faaliyeti yüz binlerce İngiliz lırası masrafa muhtac olup bunu hiçbir devlet üzerine almak istemediğinden ve muharib tarafların da böyle bir kontrolu kabul edecekleri belli olmadığından henüz bu tedbir kat'î bir şekil almamıştır. Şimdilik Madrid etrafındaki muharebenin neticesine intizar olunuyor. Bir papitahtın önüne kadar gelen düşman, ya hud ihtilâl kuvvetlerinin gerilediği görül » memiş şeyler değildir. Lehistanla Sovyetler arasındaki 1920 harbinde Kızıl ordunun Varşova kapıları önünde harbi kaybetmiş olması buna bir misaldir. Şimdilik bütün dünya Madrid muharebesinin vereceği neticeyi büyük alâka ile bekliyor. Asırlardan beri uğradığımız millî felâketlerin uyanıkhk ve intibah devrinde bulunduğumuz şu sırada memlekette kurulan yeni ahlâkın esaslarını sağlamlaş tırmak ve kökleştirmek mecburiyetindeyiz. Tiirk inkılâbı ve onun telkin ettiği yeni ahlâk, memlekette asırlardanberi devam eden bir cereyanm, bir gidişin, bir idealin mahsul ve mümessilidir. Bu gidiş, bu cereyan ve ideal, falan veya filân zümrenin menfaatlerini ve iddialarını değil, bu memleketin bütün münevver ev lâdlarının sınıf ve zümre farkı olmaksı zm, memleketin kurtuluş ve yükselişi uğrunda beslediği fikirleri temsil eder. Mıl" lileşmek ve muasırlaşmak... İşte bu cereyanm ve bütün inkılâb mefhumunun ifade ettiği mâna budur. Bir milletin hayatf, istikbali ve yük seliş savaşında muzaffer olması, ferdle rinin taşıdığı muasır düşünüş, duyuş ve hareket itiyatlarına yani bir kelime ile karaktere dayanır. Muasır karakter, bir milletin ruhudur, hayatının iksiridir, kur tuluş ve yükselişin en büyük âmilidir. Yirminci asır, tarihe Türk dehasile eşsiz bir inkılâb müyesser etmiştir. Baş tan başa her şeyimizin değiştiğini, bir yeniden doğuş sırnna erdiğimizi görüyo ruz. Bunu yaşatacak terbiyenin esaslarr nı tahlil etmeliyiz, bu mevzu üzerinde hepimiz derin derin ve büyük bir alâka ile düşünmeliyiz. Zira çatısını kurduğumuz bu muhteşem bina ancak muasır karekterlerle payidar olacaktır. Yeni esaslar üzerinde yaşatmak istediğimiz Türk milletinin içtimaî bünyesi ancak bu sa yede yeni bir ruha malik olacaktır. Bunun pek kolay bir iş olmadığını müdrik bulunuyoruz, fakat tam tahak kukunu süratle temin etmek Türk mü nevverlerinin en büyük vazifeleridir. Ancak bunun tahakkuku iledir ki asırlarca frenfi şartlar içinde geri kalmış olan Türk milleti en yüksek bir medeniyet, refah ve saadet seviyesine yükselmiş olacaktır. Türk inkılâbı nasıl bir terbiye istiyor? Bunun esas mahiyetini araştırahm. Biliyoruz ki, medeniyette bir bütünlük vardır. Medeniyet zümreleri birbirlerin den muhtelif tekâmül merhaleleri olmak itibarile ayrılabilirler. Fakat bir 'mede niyet zümresine mensub olan bütün milletin hayat ve teşkilâtı ayni felsefî ve sosyal esaslara dayanır. Fransız medeniyeti, Ingiliz medeniyeti, Alman medeniyeti yoktur. Bir garb medeniyeti vardır. Hayatını o medeniyetin esaslarına göre düzeltmiş olanlar o zümreye girerler. Bü tün milletler, tekâmül tarihlerinde bir takım medeniyet merhaleleri geçirirler, muhtelif medeniyet zümreleri içinde yaşamış bulunurlar. Bizim de şimdiye kadar içinde saplanıp kaldığımız, taassup riya ve istibdat dolu hayat tarzı bir orta zaman haya tıdır. îçinde büyük Türk inkılâbının mey dana geldiği hal ve şartlara bakarken en çok dikkati çeken hususiyetlerden birisi olarak şeriatçilik ruhunu ve onun etrafnr daki taassup çemberini görüyoruz. Burada şeriatçilik diyoruz, zira kasdettiği miz şey dinî bir sistem olarak müslümanlık değildir. Vatandaşlarm dikkatlerini çekeceğimiz cihet muasır ahlâka karşı koyan klerikal bir ruhu ve cemiyeti temsil eden şerait an'anesi ve şeriatçilik ah lâkile savaş safhasıdır. Avrupa medeniyetini meydana getiren elemanları araştıranlar bunların şu üç unsurdan mürekkeb olduğunda hemen müt' tefiktirler. 1) Greko Hstin kültürü. 2) Fransız inkılâbile büyük sanayi devriminin tesirleri. 3) Hıristiyanlığm bazı manevî duyguları ve bağları. Bu sonuncusu Avrupa medeniyeti içinde nasıl klerikal bir ruh yarattı ise, bizde de şeriatçilik böyle bir ahlâkî hava yaratmıştı. Ancak, Avrupada öteki unsurların kuvvetle nüfuz ve tesirlerini yapması, hele Greko Hotin kültürü inkılâbmdan sonra hürriyet mefhumunun bü r tün safhalarile kuvvetlenmesi, yeni hayat ve refah şekillerinin meydana gelmesi, geniş ve sıkı beşerî münasebetlerin teminine imkân hasıl olması, kilisenin tesirini azaltmış ve sıkı bağlannı hayli gevşet mişti. Avrupa medeniyetinin en ileri unsuru olarak gösterilen eski Grek medeniyetinin site hayatı içinde, rönesansla Avrupaya bütün kuvvet ve inceliği ile yayılan ü manizm ruhu olduğu aşikârdır. Bu ruh en eski Türk ahlâki an'anesidir. Torlar ve Akalarla Yunanistana, Etrüsklcrle Okumamız muhakkak lâzım olan Yunan klâsikleri grelerinde yüzlerce vatandaş hazır bulundu henüz maalesef dilimize çevrilmemiştir Halk Partisi Bakırköy kaza idare ı heyetinin Bakırköyünde satın alarak teRomaya geçmiştir. Bu ruh, büyük bir Türk medeniyeti olan Ege medeniyetinin eşsiz şairi Homerın destanlarında oku duğumuz yüksek Diyonisus ahlâkiyatile temsil edilir. (1) Muasır Avrupa medeniyetine Homerin eserlerile geçmiş bu lunan bu ahlâk, kuvvetli, canlı ve hayatî tesirlerile kilisenin uhrevî tesirini çözmüş ve beşerin ruhundaki yaşama isteğinin solmasına ve gevşemesine mâni olmuştu. Halbuki bizde ümanizm denilen V2 Diyonisus ahlâkiyatile temsil edilen bu güzel ve labiî hayatın ruhu, yüzlerce yıldanberi, ve hele islâm felsefesinde Gazalinin İbni Sinaya karşı neşrettiği «Tehafetülfelâsife» adlı eserile yeniden kuvvetlenen kelâmcılık cereyanile bu ahlâka vurduğu müthiş yumruktan sonra tesirini büsbütün kaybetmişti. Eski bir Türk an'anesi olduğu ve Türkler tarafından en eski çağlarda Avrupaya geçirildiği bu gün anlaşılmış bir hakikat olduğu halde, kendi aramızda şeriat kâbusu ile eriyip gitmiş, ve yerine şeriatçiliğin ve kelâmcıhğın istibdadı, esareti, tabiî ha yat düşmanhğı, tembel ve mütevekkil ahret hazırlığı geçmişti. Böylece Türkün kuvvetli yaşama ve yükselme ruhu sıkı bir şeriatçilik çemberi içinde kıskıvrak bağlanmış, ve içtihad kapıları kapanarak bütün düşünüş, duyuş ve yaşayış hürri" yetleri zincirlenmişti. sisatını yaptırıp geçenlerde açılma törenini yaptığı yeni bınada dün sabah P a r tinin kaza kongresi toplanmıştır. Gerek Bakırköyünden ve Bakırköyle Yeşilköy kasabalarile kazaya bağh köylerdeki Parti mensublarından 600 kadar kişinin bulunduğu bu toplantıda Vali ve Parti reisi namına Refi Celâl Bayarla Ahmed bulundular. İstanbul Sular İdaresi müdürü mühendis Ziya Erdemin riyaseti altmda bulunan kongrede evvelâ kaza idare heyetinin 2 senelik faaliyet devresine aid raporu, heyetin üye cet vellerini Hasan Tahsin Erer okudu. Yirmi sahife kadar tutan bu raporda Bakırköy ve kazasıam ezelî derdlerin den olan orta okul, terkos suyu, Parti binası ve Bakırköy mezarlığının asrî bir hale ifrağı işlerinin nasıl başarılmış ol duğu uzun uzadıya anlatıldıktan sonra Bakırköyünde iskele yapılması, havagazi getirilmesi, Halkevi açılması gibi ö nemli işlerin bir an evvel neticelendirilebilmesi için girişlen teşebbüslerden de bahsedildi. Bugün Ramazan Bilhassa terkos suyunun getirilmesi işinin bitirildiği hakkındaki sözler kon grede bulunanların coşkun alkışlarile karşılandı. Neticede yapılan yeni idare seçiminde eski üyelerin aynen seçilme lerine müttefikan karar verildi. Bu üyeler şunlardır: İşte, yüce Atatürk, büyük Türk inkıFabrikatör Selim Beylul, Hasan Tahlâbının ana çizgilerinden birisi olarak sin Erer, İhsan Önol, Abdülkadir Er sözlerile ve hareketlerile hep bu üma nizm ahlâkınm yeniden diriltilmesi, ulu doğan, Nevzad Özgör, Saadet Kolaş ve sumuzun ruhuna yeniden aşılanması ge Rauf Parlak. rekliğini anlatmışlardır. Esasen böyle bir Kazadan vilâyet kongresine iştirak ruhu kazanmadan muasır medeniyet ha etmek üzere Ziya Erdem, Selim Bey yatına girmek, onun duyuş, düşünüş ve lul, Hasan Tahsin Erer, Hilmi Naili segidiş tarzına gönülden iştirak etmek im çılmişlerdir. Kongre saat 1 de dağılmış kânsızdır. Onun içindir ki bu hakikati ve intihab edilenler tebrik edilmişlerdir. anlamış olanlar mekteblerimizde bu yolDün saat 15 te Üsküdar Cumhuriyet da tedrisata ve bu mevzu ve ruh üzerin Halk Partisi kaza kongresi Parti binasınde edebiyat ve ahlâka çok ehemmiyet da İstanbul Valisi, Üsküdar kaymakamı vermektedirler. Lutfi ve diğer zevat huzurunda akdedil Eski Grek klâsiklerinin dilimize çev mıştir. rilerek edebiyat ve felsefe tedrisatımıza Kongreye Parti bandosu tarafından çaesas tutulması çocuklarımızın muasır bir lınan İstiklâl marşile başlanmıştır. kültürle yetiştirilmesini temin bakımın C. H. P. Usküdar kazası başkanı dan en ehemmiyetli işlerden biri olacağı Macid bir senelik mesai raporunu oku izahtan müstağnidir. muş, rapor alkışlarla karşılanmıştır. Türk Grek klâsikleri içinde hele Bundan sonra bir tetkiki hesab heyeti ve Homerin eserleri bu ruhun en büyük, en bir de dilek encümeni teşkil edilmiştir. Yeni kaza idare heyeti seçimine geçizengin ve en feyizli kaynaklarıdır. Av lerek avukat Macid, muallim Şefik, rupa rönesansı denilen büyük dirilme hâdisesi Yunan klâsiklerinin yeniden oku Mustafa, Nuri, Orhan, Rifat, Vahdet nup anlaşılması ve Avrupa dillerine çev ekseriyetle idare heyetine seçilmişlerdir. rilmesiie başladığı hepimizce bilinen bir Parti vilâyet kongresine iştirak edecek hakıkattir. Bizdeki şeriatçiliğe. karşılık murahhaslıklara da avukat Macid, avuOndördüncü asırda Avrupadaki papaz kat İhsan Rüştü, avukat Celâl, tüccar ruhunu yenen ve onun yerine muasır ha Vahdet Mustafa seçildikten sonra konyatı getiren, klâsik Grek edebiyat ve fel greye de son verilmiştir. sefesinin diriltici ve yükseltici tesirleri olmuştur. Muasır medeniyete yaşama sa Bergamada elektrik işi ıslah vaş ve aşkını, yükseliş zihniyetini veren edilecek eski Türk ahlâki an'anesi ve Türk deIzmir (Hususî) Bergama elektrik halan mahsulü eserler olduğu halde, biz şimdiye kadar o engin kaynaklardan tesisatı yeniden tanzim edilecektir. Promahrum kalmıştık. Homer gibi cihan e jesinde Vekâletçe görülen noksanlar, debiyatınm en güzel dasitanlarını yara • Bergamada ikmal edilmek üzeredir. tan, ve bütün dünyaca edebiyat ve ah Müteahhid, taahhüdünü yerine getir lâk âleminin münakaşa götürmez bir su mediğinden başka birisine verilmesi rette en büyük üstadı olarak kabul edi kararlaştırılmıştır. Şimdiki tesisat çok len bir dâhinin yüksek eserleri henüz hiç zayıftır. Yüz mumluk lâmbalar, ancak bir edebiyatçımız tarafından dilimize 10 mumluk bir ziya verebilmektedir. çevrilmemiştir. Bu eserler bütün medenî Kilovatı da 30 kuruş. Sokaklar bile lâmilletlerin dillerine çoktan çevrilerek yıkile aydmlatılamadığı için bittabi humekteb programlannı ve kütübhaneleri susî abonmanlar hiç mevzuubahs de ni eşsiz bir mertebede zenginleştirdiği ğildir. halde, bizim edebiyat ve muasır ahlâk Halkevinde: âlemimiz onlann feyizli ve yükseltici Bergama Halkevinde, eski, yeni, el ışıklarını derin ve şedid bir iştiyak içinde yazısı ve basma eserlerden bir neşriyat bekliyor. Türkiyede inkılâb ahlâkınm yayılması sergisi açılmıştır. Ev kütübhanesindeki bu ruhla başlamış ve ancak o ruhun in eserler 4000 i bulmuştur. Burada îzmir tişarile, mümkün olacağında hiç şüphe meb'usu Bergamalı Rahmi Kökenin bir köşesi vardır ki, 1500 den fazla eser varkalmamıştır. Mehmed Saffet ENGİN dır. Kendisi, dolabların hazırlanması nı ve eserlerin cildlenmesini de deruh[1] Bu kelimenin aslı, türkçe ummak masdarından urr,ar olması düşünülebilir. de etmiştir. Homerin Aka Türklerinden olduğu eserleTohum işleri: rinden de anlaşılabilir. Temiz tohum elde edilmek için bir tohum makinesi getirtilmiştir. Bu yıl az, Kimyagerin mezuniyetinden fakat gelecek yıl fazla istifadeli olacaktır. Ekim faaliyeti başlamıştır. Yalnız nasıl istifade etmişler? Bursa (Hususî) Belediye kimya buğday tohumu sıkmtısı vardır. Bazı gerinin iki ay izinli olarak İstanbula açıkgözler bu sıkıntıyı istismare kal gitmesi üzerine şehrimizdeki Fırmcılar karak bu mmtakaya yarayacak ve yabozuk ekmek çıkarmıya başlamışlardı. ramıyacak tohumları karıştırıp satmak Belediyemiz fırınları çok sıkı bir kon istemişler, fakat iş, meydana çıkmış, trol altmda bulundurmasına rağmen mümanaat edilmiştir. gene de bozuk ve hamur gibi ekmek çıkaran fırınlardan ikisi muvakkaten kaRamazan 1 Pazartesi patılmıştır. Şimdi kimyagerin izni bitmiş ve kendisi buraya gelmiş olduğunOğle İkindi Akşam Yatsı tmsak' dan Belediye reis muavini, zabıta mü S. D. S. D. S. D. S. D. S. D. dürü ve kimyagerden müteşekkil bir 1 55 12 17 Ezanî 7 9 9 41 12 heyet bütün fırınları tekrar kontrola Zevalî 11 59 14 34 16 51 18 25 5 6 başlamıştır. Muğla köylüsünün yüzü güldü Muğla (Hususî) Şehrimizde tütün piyasası bir hafta evvel açılmış, rekoltenin kısmı azamı satılmıştır. Alışveriş hiç hararetini kaybetmemiş, bilhassa Türk firmaları fiatın düşmemesinde büyük amil olmuşlardır. Tütünler 60 85 kuruş arasmda satılmıştır. Bu sene Muğla mıntakası Egenin en nefis tütününü yetiştirdiğinden tütünlerin ekse risi 80 kuruştan satılmıştır. Amerikan kumpanyaları hiçbir tütüne 80 kuruş tan fazla fiat vermemişlerdir. Muğla nın bu sene tütün rekoltesi üç milyon kiloya yakındır. Kalite itibarile fevkalâde nefis olduğu gibi, kemiyet itiba rile de havaların müsaid gitmesinden normalin fevkindedir. Alışverişten zürraın yüzü her seneden fazla gülmüştür. Tütünden başka bir ihracat mahsulü olmıyan ve hemen her işin tütün para sile döndüğü bu memlekette iktısadî ferah daha çok hissedilmeğe başlamıştır. Ramazan pidesi alan bir kızcağız Bugün ramazanın birine tesadüf et mektedir. Evkaf îdaresi bütün camiler de yaptırmakta olduğu hazırlıkları ikmal etmiştir. Şirketi Hayriye İdaresi de geçen senelerde olduğu gibi haftada üç geceye mahsus olmak üzere gece sefer leri yapacaktır. Akay İdaresinde esasen gece seferleri mevcud olmakla beraber ramazan münasebetıle bunlar ve tram vay seferleri de artırılacaktır. Fırınlar da dünden itibaren pide çı karmağa başlamışlardır. Tire (Hususî) Tütün mahsulü bu yıl Tirenin en verimli bir malı olmuş tur. Açılan piyasa 75 kuruşla başlamış, bugüne kadar asgarî fiat 60 olmak üzere bir milyon 200 bin kilo tütün satıl mıştir. Evvelki yıl 720 bin ve geçen yıl da 874 bin lira varidat temin eden tütün mahsulünün bu yıl Tireye en az bir milyon lira bir para getireceği kuvvetle tahmin edilmektedir. Esasen servetlerimiz arasma giren ve bu meyanda birinci derecede bir servet vasıtası teşkil eden tütüncülüğümüzün iktısadî sahadaki yüksek mevkii Tireliler tarafından ehemmiyetle takdir olunduğundan istihsal sıralarmda tütünün evsaf ve meziyetlerini artıracak fennî tedabir gözönünde bulundurulmaktadır. Bölgenin bu yıl yetiştirdiği tütünün geçen yıla nisbetle bir misli fazla olduğu anlaşılmıştır. Tütün satışlarmın gösterdiği bu müsaid cereyanlar sebebile memlekette mahsüs bir memnuniyet göze çarpmakta, köylü ve esnaf bilhassa neş'e ve şataret içerisinde bulun maktadır. Memleketimizde yapılacak stadyomlar Tirede tütün satışları devam îzmir (Hususî) Ankara stadınm ediyor projesini yapan ve inşaatmı kontrol et miş bulunan mimar M. Viyetti, Alsan cak sahasmdaki yeni teşekkülü ve ta miratı çok güzel bulmuştur. Beynel milel nizamata uygun olan yeni pisti de beğenmiştir. Ancak burasının küçük olduğu ve atiyen ancak antrenman sahası olarak kullanılabileceği mütaleasmdadır. Mütehassıs, Kültürparkı da gezmiş ve burasının şehir için haiz olduğu ehemmiyet dolayısile, vücude getirilmesi istenen tesisatta dikkat gösterilmesini, meselâ beden terbiyesi için kültür müesseselerinin birbirine karıştırılmamasmı, isticalden çekinerek az, fakat te miz iş çıkarılmasmı tavsiye etmiş ve Fuvar caddesi üzerinde atlı spor kulübü için tutulan sahayı beğenmemiş, dar bulmuştur. Mütehassıs, şehrin diğer yerlerindeki antrenman sahalarını da gezmiştir. Buradan Bursaya gidecektir. Kendisi bütün Türkiyede stadlar için projeler ihzarma memur edilmiştir ve bu projelerin büyük bir kısmı da hazırlanmıştır. Bir Rumen torpitosu limanımıza geldi Muharrem Feyzi TOGAY İzmire gönderilen göçmenler İzmir (Hususî) Bulgaristandan gelen 1645 göçmenden 250 ailelik bir grup, Manisaya gönderilmiştir. Diğerleri de vilâyetimizde muhtelif kazalara sevkedilmek üzeredir. Cumhuriyet Nushan 5 Kurufttnr | Turkiye Dün limanımıza gelen Rumen torpitosu Romanya hükumetinin Malesji torpitosu dün Köstenceden limanımıza gel miştir. Torpıto donanmamız tarafından top atılmak suretile selâmlanmış ve bilmukabele torpitodadan da toplar atıl mıştir. Öğleden sonra da Romanya bahriyelilerile Türk bahriyelileri arasında gemilerde mütekabil ziyaretler yapılmıştır. Malesji torpitosu havuzlanmak üzere bugün Halice girecektir. Senelik 1400 Altı aylık 750 Oç aylık 400 Bir aylık 150 şeraiti» Hariç için Kr. 1700 1450 800 Kr. yoktur

Bu sayıdan diğer sayfalar: