6 Ağustos 1937 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6

6 Ağustos 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CUMHL'RÎYET 6 Ağustos 1937 Ecnebi takımlarile temaslarımızı sıklaştırmadıkça Takım kaptanı maçlar hakkında izahat veriyor mağlubiyetler karşısmda hayrete düşmemeliyiz MiIIî takımımız Belgradda iki maç yaptıktan sonra dün sabah şehrimize avdet etti. Dost memleket topraklarında yaptığımız bu millî ve temsılî maçların ıkisi de 3 1 aleyhimize neticelendi. Millî takımımızın Yugoslavya devlet merkezinde uğradığı bu iki mağlubiyetin se beblerini, Belgraddan gelen haberler izah etmekte ve miisabakaların yapıldığı birinci ve ikinci günler, Anadolu Ajansının hususî muhabirinin verdiği tafsılât, bütün hakikati olduğu gibi meydana koymaktadır. Takımımız, yekdiğerile anlaşamadığı, takım halinde oynıyamadığı için ye nilmiştir. Ajans muhabiri bu hususta aynen şunları yazıyordu: «Türk takımında anlaşma noksanlığı göze çarpmakta idi. Bu cihet bilhassa muhacim hattmda kendini gösteriyor. Türk hiicum hattı, Yugoslav müdafaasını müşkül vaziyete sokarak gol çıkarmak imkânını elde edemiyor.» Ayni muhabir, maçı anlatırken biraz aşağıda da şunları söylüyor: «Muhacim hattında da ahenk yok. Rasih, imkânsızlık içinde çalışmak mecburiyetinde kalıyor. Muhacim hattının ahenksizliği oyunun yükü nü Türk takımının müdafaasma yığdı ve Yugoslavlar mütemadiyen hücum faikiyetini elde tutmak avantajuu kazandılar.» Bu mütalea ve görüşler, hakikatin tam kendisidir. Takım, iyi teşkil edilmeden ve yekdiğerile anlaşabilecek oyuncular ahnmadan buradan hareket etmenin neti Bugün ve yarınki deniz ccsi esasen bundan daha iyi birşey ola müsabakaları mazdı. Muhtelif şekilde futbol oynamaDenizcilik Federasyonu, Istanbul Değa alışmış ve hiçbir defa yanyana oynanizcilık Ajanı Kadnnin istifasmdanberi mamış olan oyuncuları bir araya toplıyaboş duran Istanbul su sporları ajanlığına rak mühim bir maça çıkarmak, mağlubiBehzadı tayin etmiştir. Ajanlık, tertib etyeti evvelden kabul etmek demekti. tıği programla eylulün ilk haftasına ka Takımımız, Belgrada hareket eder dar Istanbul yüzme, kürek ve yelken biken, muhakkak ki en kuvvetli ve en ınsi rıncılıklerini bitirmiş olacaktır. camlı bir kadroya malik değildi; iyi haBugün ve yarın Moda havuzunda yazırlanmamış, bir defa olsun beraberce bir pılacak tasfiye müsabakalarından sonra maç veya ciddî bir antrenman bile yap önümüzdeki hafta da final yüzmelerinde mamıştı, oyunculardan çoğu, birbirinin o îstanbul birincileri taayyün edecektar. yun tarzını bılmiyorlardı, işin garıbi ki Kürek için bu pazar günü Yenikapıda min nerede oynıyacağı da meçhuldü. olmak üzere bir teşvik müsabakası yapı Modada kurulan millî takım kampı, fut lacak ve eylulün beşinci pazar günü ayni bolculann sadece bir istirahatgâhı olmuş yerde Istanbul şampiyonluğu icra edile tu. Millî kiime maçlarından yorgun çı cektir. kan çocuklar, burada on beş yirmi giin, Yelken birincilikleri bu ayın 27, 28 ve yiyip içmişler, gezmişler, denize girmışler 29 uncu günleri yapılacaktır. ve kulaklarımıza kadar akseden eğlenceömer Besim istifa etti ler tertib etmişlerdi. Ve sanki mev'ud bir Atletizm Federasyonu teknik müşaviri zaferi toplamağa gidiyorlarmış gibi yola Ömer Besim, vazifesinden istifa etmiş ve çıkarılmışlardı. keyfiyeti Atletizm Federasyonile Spor Millî takımımızın buradan Belgrada hareket ettiği akşam, bu işin başında bulunanlar ve mes'uliyet sahibi olanlar, zaferden emindiler, nasıl olsa galib gele ceklerini ve takımın maddî ve manevî bakımdan en yüksek derecede olduğunu zannediyorlar, kendılerine çok samimî bir spor aşkile doğru yolu gösterenleri düsman gibi görüyorlardı. Millî takımımızın Belgradda uğradıği mağlubiyette bu zihniyet de çok mühim bir rol oynamıştır. Kendini büyük gör mek ve karşısındaki hasmı istihkar etmek, her zaman olduğu gibi bu maçta da menfi netice vermiştir. Millî takımı idare eden eller, hakikî vaziyeti bilseler veya öğ renselerdi ve karşımızdaki hasmın kuv vetini takdir ederek ona göre tedbir al makta kusur göstermeselerdi, millî takımımız bugün, arka arkaya uğradığı iki mağlubiyet hamulesile memlekete dön mezdi. Millî takımın kaptanı Hüsnii, dün sabah, kendısini gören bir arkadaşımıza hayli acı ve dikkate değer sözler söyle miş. Bu emektar ve fedakâr futbolcu: « Bugüne kadar ne millî, ne de temsilı müsabakalar yapmadtğımız için bu işin heyecamna icabı kadar hazır değildik. Yugoslavlann bu mevsimde on allıncı müsabakauı bizimle yapüklannı hayretle ösrendik. Ilerideki seneler için ecnebi temaslarma büyük bir ehemmiyel vermenin çok faıjdalı olacağım bir kere daha anladık» diyor. Millî takım kaptanı da, bu sözlerile mühim bir hakikate temas etmektedir. Bir sene zarfında 16 ecnebi teması yapan bu takım, elbette ki hiçbir temas yapmıyan, hatta bir defa olsun yanyana gelmemiş olan oyunculardan mürekkeb bir takımı kolaylıkla yenebilir. Bu işte en büyük hatalardan biri de takımımızı bu bakımdan hazırlamamak olmuştur. Şimdi olan olmuş ve Türkiye Yu goslavya teması mağlubiyetimizle neticelenmiştir. Bunu düzeltmeğe imkân yok tur. Fakat bu acı mağlubiyetten ders alarak bundan sonra yapılacak ecnebi temaslarında daha müteyakkız olunur ve şahsî düşünceler bir tarafa bırakılarak sporumuzun şerefini korumak için ted birler alınabilirse, Belgrad mağlubiyet leri bizim için manevî bakımdan bir hezimet değil bir ders olabilir. AHMED IHSAN Son seyahatin dersi Millî takım geldi Ziraat işlerîmizin esaslı programlara bağlanması lâzımdir {Başmakaleden devami Bir Avrupa dönüşü Macaristan, Yugoslavya ve Bulgaristandan geçilerek Istanbula gelinirken güzergâhlardaki ziraî vaziyetlerin mukayesesi Trakyada Türkiyemiz aleyhıne büyük bir açıklık arzediyor. Ziraati hiçbir mesele teşkil etmemek lâzım gelen mısır tarlalarmda ve ayçiçeği nebatlarında bile vaziyet maatteessüf böyletlir. Trakyada yolumuza raslıyan tektük pancar tarlalarım bile kâfi derecede gümrah bulmadık. Halbuki pancar ziraati Şeker şirketinin himmetile bir çok itinalara mazhar olmuş müşterisi hazır bir iştir. Macaristanda yetiştirilen enfes karpuzları gördükten sonra bizim Trakya bostanlarını çok fakir ve perişan bulmamak elde değildir. Trakyada şimendıfer boylarının boşluğu ise çok hazindir. Görülüyor ki yukarıki satırlarda yalnız iki üç maddeciğe temas ettik, bunlar bile önümüze koca bir meseleler cihanı açıyor, ki başta varlığını müdrik, iyi çahşır ve azamî temiz ıstihsal yapar nüfus bulunduğunu derhal görürüz. Ziraat ve nüfus?... Nereden nereye diyeceksiniz. Öyledır. Dedik a ziraat meselesi kelimenin lugat manasile sadece ekip biçme demek değil, belki ekonomik ve sosyal manasında bütün unsurlarile bütün memleket demektir. Çiftçi nüfusta azamî kalıte iyiliği ve yüksekliği yaratmak lâzımdir, ve toprağa, suya ve havaya hâkim olmak lâzımdir. Bol nüfus, temiz ve iyi iş. Belki ziraî gayeyi böyle ifade etmek mümkün olur. Fazla istıhsal için fazla toprak mı işlemek lâzımdir acaba? Hayır. Fazla toprak işlenmesi fazla nüfus işidir. İyi ziraat az araziden çok mahsul almakla ancak temin olunabilir. Çok toprak bugün burada, yarın ötede çalışma imkânı vermekten dolayı çiftçiyi tembel ve toprağı fakir ve hatta kısır kılan sebeblerden biridir. Muayyen topraktan her yıl azamî mahsul almak için sarfolunan bilgi ve emektir ki ziraî ıslahın temeltaşını teşkil eder. Türkiyede ziraî iyileşme için çizilecek programların ana hedefi esasen bu olmak lâzımdir. Sonra ba hedefe varmak için gidilecek yollann tayinine sıra gelir kı bu hususta zaman zaman işaret edegeldiğimiz ve daha pek çok da işaret eyliyegideceğimiz veçhile devletin uhdesine terettüb eden vazifeler çoktur ve çok büyüktijj. Yazın insan kendini daha . kolaylıkla üşütür! Belgradda Yugoslav millî takımile iki maç yapan futbolcularımız. dün sabah şehrimize gelmislerdir. Belgradda yapılan maçlar hakkında millî takrnı kaptanı Hüsnü bir muharririmize demiştir ki: « Bugüne kdar ne millî, ne de temsilî müsabakalar yapmadığımız için bu işin heyecanına icabı kadar hazır değil dık. Yugoslavlann bu mevsim on altıncı müsabakayı bizimle yaptıklarını hayretle öğrendik. Ilerideki seneler için ecnebi temaslarına büyük bir ehemmiyet verme nin çok faydlı olacağım bir kere daha anladık. Belgraddaki maç, ümid etmiyeceğrniz şekilde sert oldu. Yugoslavyalı se yircilerin bu sertlikte büyük bir rolleri olmuştur. Gözümün sakatlanması, Niyazinin kasının yarılması, bir çok arkadaş ların sakatlığı oyunun nasıl cereyan ettiğini pek kolay anlatmaktadır. Şünu da kabul etmek lâzım ki Yugoslav takımı bizden daha iyi futbol oyna maktadır. Geçen sene İstanbulda gör düğümüz takımın oyunundan daha yüksek bir oyunla karşılastık. Süratli, cesur ve bilerek oynuyorlar. Buna mukabil biz yalnız, enerji ile oynıyabildik. Millî küme maçlarından yorgun çıkan bir takımın on beş günlük kamptan sonra daha iyi bir oyun oynaması imkânsızdır. Maçın hakemliğini yapan Italyan çok bitaraf ve iyi idi, fakat sertliğe mâni olamadı.» Nezle Başağrısı < Kınkhk Dikkat Ediniz. Bu ük tehlike alâmetlerini göriir görmez derhal NEVROZİN almak lâzımdir NEVROZiN soğuk aigınlığınm fena akıbetler Hoğurma sına mâni olmakla beraber bütün ıztırabları da dindirir. icabında günde 3 kaşe alınabilir. Afyon Vilâyetinden: Vilâyet merkezinde yaptınlacak «74347» lira c73» kuruş keşif bedelli Ali Çetinkaya okulu inşaatı 20/8/1937 tarihinde saat 15 te ihale edilmek üzere kapalı zarf usulile eksiltmiye konuldu. Şartnameler, plân, keşifname 372 kuruş bedelle Nafıa Müdürlüğünden alınabilir. Muvakkat teminat «5576» liradır. İsteklüerin teklif mektublarını. Ticaret Odası kayid vesikası ve Ba yındırlık Bakanlığından alınmış asgarî 40.000 liralık yapı işi yaptığına dair ehliyet vesikalarile birlikte 20/8/1937 tarihinde saat 15 e kadar Daimî En cümene vermeleri ilân olunur. (4472) Yugoslav gazetelerinin mütaleaları Belgrad 5 (A.A.) Avala Ajansı bildiriyor: Dünkü Yugoslav matbuatı, Türk ve Yugoslav millî futbol takımları arasında yapılmış olan iki temas dolayısile uzun mütalealar yürütmektedir. Bütün gazeteler, Türklerin güzel bir futbol oynadıklarını ve fakat beynelmilel temaslarda lâzım olan tecrübeye malik olmadıklarını yazmakta müttehiddirler. SEFALİN Baş ve diş agrıları Politika gazetesi, futbol mevsiminin bir Türk Yugoslav maçile başlamış olYUNUS NADİ masını meserretle kaydettikten sonra Bir mahalle kavgasî Türk takımının gösterdiği oyunla, henüz Dün Küçükpazarda Mehmedpaşa çıkbüyük Avrupa takımlanna karşı oynıyamıyacağı hakkındaki yanlış telâkkileri mazında oynıyan Mustafa ve Rahmi akâmilen izale ettiğini yazmakta ve müta dında iki çocuk arasında oyun esnasında şaka yaparlarken bir münakaşa çıkleasına şu suretle devam etmektedir: Grip, yaz nezlesi, romatizma ve kadınlann sancılarını derhal geçirir. Baş aörısındon çok { ıztırap çekiyordum.j \Sefalin. oldıkton~\ isonrane rahatım! «Türk temsilî takımı, heyeti umumi yesi itibarile çok güzeldi. Teknik husu sundaki zâfını canlı oyunile telâfi ediyordu. Bu takım, Yugoslavlann en ziyade müskülâtla ve bütün varlıklarını ortaya dökmek suretile yenebildikleri bir takım olmuştur.» Kurumu başkanlığına bildirmiştir. Politika gazetesi, bundan sonra bazı Halkevinin tertib ettiği deniz Türk oyuncularının şahsî kabiliyetlerini teşvik .müsabakaları tahlil etmekte ve kendilerinin kazanmak Eminönü Halkevinden: hususundaki kat'î azimlerine ve galebeyi Eminönü Halkevi Denizcilik şubesi temin için ne büyük bir şevk ve heyecan tarafından denizciliği teşvik için 15 ağus ile uğraşmış olduklarına işaret etmekte tos pazar günü Bakırköy deniz hamam dir. ları ve Marmara Yıldızı kazinosu önünDiğer gazeteler de Türk ekipinden sıde saat 15 te başlamak üzere federe, gaytayişle bahsetmekte ve takımdaki sıkı dirifedere amatör sporcular arasında yüzsiplini kaydederek zuhur eden bazı hâdime, sandal, Yelkenli sandal, kotra, fedeselerin Türk takımı tarafından tatbik re kulübler arasında fıta ve yol yarışları, edilmekte olan İngiliz sisteminden doğ vaterpolo müsabakaları tertib edilmiştir. duğunu yazmaktadır. Birinci, ikinciye kadar madalya, kupa Türklerin Belgraddaki mağlubiyetleverilecektir. Müsabakalara girecekler 14 ri, hakikî bir mağlubiyet sayılamaz. ÇünaSustos cumartesi günü akşamına kadar Halkevi ve Bakırköyünde deniz banyo kü Avrupanın en büyük birçok takımîan ları sahibi Bay Ömer Başola müracaatle Belgradda bundan daha ağır mağlubiyete uğramışlardır. isimlerini yazdırmaları ilân olunur. bir köpek gibi bir tarafa attığını, hatta hizmetçi gibi bir eve sattığını, sonra Leylânın evinde bir hizmetçi kadının üç beş lirasına tamah ederek onu öldürdüğünü... Samoilof bir adım attı: sergüzeşt romant Sus, diyorum. Sus... Yeter artık... Süleyman Rahimin kim olduğunu, Diye bağırdı. Kadın susmuyordu. Denereden geldığini bilmiye, öğrenmiye ve vam ederek: anlatmıya lüzum yok. Bunu bir gün po Evet, nihayet Adileyi de nasıl lis, Samoilofun dosyasında bulacaktır. | boğduğunu, ona aid cinayeti Leylânın Fakat bu Süleyman Rahim de, tıpkı Sa nişanlısı üstüne nasıl attığını, bundan sonmoilof gibi servet sahibi fakat saf ve gör ra esrarını ifşa edecek korkusüe Leylânın güsüz kadınları elde ederek onlan ev annesini nasıl zehirlediğini... velâ kendine bendetmek, sonra kocalannSamoilof Melâhatin yanıbaşına gel dan ayırtıp paralarına konmak yolunu di. Ateş püsküren gözlerini ona dıkmiş, tutmuştu. Leylâ ismindeki kızcağızın an bir hareketle bu bitab kadmı imha edinesine de ayni şeyi yaptı. vermeğe hazırlanmıştı. Sesini çıkarmıyaSamoilof, yerinde duramıyordu. Aya rak durunca Melâhat devam etti: ğa kalktı. Sık sık nefes alarak, heyecanı Onlardan sonra sıra îrfanm babanı zapta uğraşarak: sma geldi. Nereden öğrendin, kim anlattı saKadın tepesinde soğuk, donmuş bir ses na bunları? işitti: Diye haykırdı. Melâhat kemali sü Irfan lîmdir? kunla: Ha, hay..« Bilmiyor musun? Ley Zekâ ve dirayetin yalnız sana in lânın sevdiği genc... Sami Beyin, hanı hisar ettiğini mi sanıyorsun? Bunu öğre şu en son öldürdüğün adamın oğlu..a nen ve bilen yalnız ben değilim. Senin Sami Bey kim? bu kadıncağızı kocasından nasıl ayırttı Ha, hay..r Onu <3a mî tanimi ğını, nasıl nikâh ederek elindekini, av yorsun? Hani şu Samsundan gelen biçacundakini mahvettiğini, sonra onu nasıl re jandarma zabiti.., mış ve çocukların münakaşası annele rine ve akrabalarına da sirayet etmiştir. İşe karışan Rabia, Naciye ve Emine arasında çıkan kavga büyümüş ve bütün mahalle halkı sokaklara dökülmüştür. Vaki şikâyet üzerine, bu sırada ye tişen polis, suçlu olarak Rabia ile Na ciyeyi tesbit etmiş ve Mustafa ile annesi Emine de davacı mevküne geçmiş lerdir. Mahalledeki bütün kadınlar da şahid olarak yazılmış olduğundan dün kadmlardan mürekkeb mahalle halkı Adliyeye çocuklarile, sepetlerile ve yiyecekîerile dolmuşlar ve mahkeme koridorunu bir mesire yerine çevirmiş lerdir. Suçlular cürmü meşhud Müddeiumumisi tarafından mahkemeye verilmişlerdir. SİZ DE TECRUBE EDİNİZ. 1 lik ve 12 lik ambalajlannı her eczaneden arayınız. Kırklareli İskân Müdürlüğünden: Merkez kasaba ve Kavaklıda vapılacak göçmen evlerine lüzumu olan 68668 aded Marsilya kiremidi ile 1506 aded mahye kiremidi pazarlıkla mubay3a edileceğinden taliblerin fennî şartnameleri görmek için Istanbul ve Kırklareli İskân Müdürlüklerine müracaat ve pazarlığa talib olanların 9/8/ 937 pazartesi günü teminat akçelerile birlikte Kırklareli İskân Müdürlü ğünde hazır bulunmaları ilân olunur. (4891) Festival takvimi 6, ağustos, cuma Bebek bahçesinde saat 21 de Çifte Keramet Vodvil üç perde (Naşidin iştiraklle) Hiddet, merak ve korkudan bayılanlar, siniri, hafakam, çarpıntısı tutanlar 20 damla «Nevrol Cemal» alınca hemen açüırlar. Evinizde bulundurunuz, onsuz yolculuğa çıkmayınız. Bu meşhur «Nevrol Cemal» i alırken ^^^^m^^^m^m «Cemal >ismine dikkat ediniz. gel oldu... Nedir o mesele? Pek iyi bilmiyorum. Fakat belki senin hüviyetini ortaya çıkaracak, yahud zavallı adamı ne maksadla tuzağa düşürdüğünüzü belli edecek bir vesikanın Sami Beyin odasında olduğunu tahmin ediyordunuz. Onu araştırmak lâzımdı. Hacer ismini verdiğin şeriki cürmün tevkif olununca henüz Sami Beyin cesedinden hüviyeti taayyün etmemiş olmasından istifade ederek oteline gittiniz. Kendinize memur süsü verdiniz. İçeride muradınıza da nail oldunuz. Tam dışarıya çıkarken memurlar bastı. Sizi yakalayacaktı. İki kişi idiniz. İkiniz de emsali görülmemiş bir iblislikle buradan yakayı sıyırdınız. Fakat foyanız meydana çıkmıştı. Şeriki cürmünüzün pek namus davası uğrunda cinayet işlemediği tahakkuk etmişti. O nun için kadının kurtulması mümkün değildi. Bu sefer bir mel'anetle kadım da kurtardınız. Tamvay oyunu... dınhğa uzatarak uzun uzun tetkik etti: Bu el? dedi. Daha iki kişinin kanına girebilecek. Fakat bu ikincisi senin kanındır. Soğukkanlıhğmı muhafazaya çalışan Samoilof: Evvelâ birincisinden başlamalıy • dın acuze.., Birincisi mi? Birincisi her halde bu yakınlarda değil... İşte bunda aldandın. Aldandığını isbat etmeliyim..* Ve birden acuzenin gırtlağma sarıl • mak isterken, Melâhat kendisinden u • mulmıyacak bir çeviklıkle geri çekildi. Daha bitmedi, dedi. Acele etme... Öğrenmen lâzım gelen şeylerin hepsini söylemedim sana... Daha çok şeyler bıliyorum. Hem bunlan yalnız öğrenmekle kalmadım. Seni kıskıvrak bağlıyacak ter» tibat da aldım. Sen bütün bu dalaverclerden kolayca sıyrıldm. Eza ettiğin zavalhların akrabaları, eşleri, dostları elinden, hükumetin, polisin elinden senelerce yakayı kurtardın. Amma benim elimden kurrulamıyacaksm Samoilof.. Ben sağ kahrsam seni artık bir fare gibi oynata'{Arkası var) NEVROL CEMAL SiNiR, ÇARPINTI ve BAYGINLIGA HACI RAŞİD «Cumhariyet» in millî Hoşuma gidiyorsun Melâhat Hanımefendi ve anlıyorum ki benim hakkımda çok fena şeyler düşünmeğe başlamışsın. Ancak bütün bunlar yeni mi aklınıza geldi ve içinize doğdu?.. Haydi, benim Samoilof olduğumu tahmin ettin. Fakat ya Süleyman Rahim olduğum hakkındaki malumatını hangi ilhamlara ve hangi rüyalara borçlusun acaba? Hem bir de bana anlat rica ederım; bu Süleyman Rahim kimdir, necidir, ne işler yapmıştır? Memlekete hizmeti nelerden iba rettir?.. Melâhat, sükun içinde, yarı istihza ve yan merakla kendisini ısticvab eden adamı kızdırmak, rahatını kaçırmak için: Peki; dedi. Anlatacağım. Hem bütün bildiklerimi anlatacağım ki artık yalnız senin emirlerine tâbi, yalnız senin esirin olduğunu sandığın kadının elinde r.e müthiş silâhlar bulunduğunu anlıyasın.. Bir dakika durdu. Sonra birden anlatmaya başladı: ' Onu ben mi öldürdüm? Hayır, sen öldürmedin. Fakat sen öldürttün. Neden? Çünkü Sami Bey her şeyi sezmeğe, öğrenmeğe, senin izini bulmıya başla mıştı. Çünkü Sami Bey son derece anud ve zeki bir adamdı. Seni yakalamak ü zere idi. Allah, Allah... Ben bu adamı hiç tanımıyorum. Tanımazsın, sen hiç kimseyî tanımazsın. Sen zavallı, kim olduğu malum olmıyan, işsiz, fakir bir adamsın. Sen hatta Samoilofu ve Süleyman Rahimi bile tanımazsın, değil mi? Evet, onlan da... Halbuki Sami Beyı nasıl tuzağa düşürdüğünü bile tahmin ediyorum. Anlatayım da dinle: Elinin altındaki kadmı Sami Beyin oteline gönderdin. Kadın onu bir eve, Gedikpaşada tuttuğunuz eve çağırdı. Orada, galiba Leylâ için, yahud Sami Beyin oğlu için, yahud düşürüldüğü tuzak hakkında ona malumat vermek vadinde bulundunuz. Orada adamcağızı öldürttün. Sonra kadın namusunu kur tarmak için böyle hareket ettiğini söyledi. Çünkü sen kadmı da fedaya hazırdın. Fakat mühim bir mesele yolunuzda en Samoilof sinirli bir kahkaha salıverdi: Bravo, falcı acuze... Sen herşeyi biliyorsun. Gel, şu elime de bak baka yım; ben ne zaman öleceğim? Onu da bilir misin? Bu alayı kadın son derece ciddî olarak cagım. karşıladı ve kendisine uzatılan eli ay

Bu sayıdan diğer sayfalar: