16 Ağustos 1939 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5

16 Ağustos 1939 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

16 Ağustos 1939 CUMHURİYET KUDÜS Filistine kaçak Yahudi ihracı ahvalde îngilterenin tatbik ettiği kaide de, bu suretle karaya çıkanlann sayısını, müsaade edilen mıktara mahsub etmektır. Ancak, karaya çıkanlann hepsi de tespit ediletniyor. Birçok ahvalde, bunlan ta kible mükellef olan memurlar Yahudi teşkilâtı tarafmdan para ile ıtma edili yorlar ve bu suretle Filistine mütemadi yen yeni Yahudi nüfusu gelıyor. Yahudilerin bu musırrane gayretlerini kolaylaştıran şartlardan biri de Yahudilere karşı şıddelli tedbirler almış olan memleketlerde, bilhassa Almanya ve İtalyada bulunan Yahudilerin hertürlü yaşama ümidlerini kaybettikçe, her ne olursa olsun kendilerini kaçak usulile Filistine atmak üzere hernevi sergüzeştleri göze almalarıd'.r. Nasıl, Arablar işsiziik ve huzursuzluk yüzünden silâha sarılıp dağlara çıkıyorlarsa Yahudiler de, bazı memleketlerdeki hayat imkânsızhğı yüzünden türlü türlü sergüzeştlere atılarak ve tehlikeleri göze alarak Filistine doğru umutnî bir yürüyüş ve hücum yapıyorlar. Bunlara karşı her memleket kapısını kapamış olduğu için başka çareleri de yoktur. Yola çıkanlann, sergüzeşte atılan ların hepsi de gayelerine varamıyorlar; bir kısmı yollarda sefaletten ölüyorlar; fakat, diğer bir kısım Filistine çıkmaya muvaffak olabildiğı için, bu insan kaçakçılığı devam edip gidiyor. Bu hareket, bilhassa bu yaz içinde çok büyük bir nispet aldı. *** Yahudiler, herşeye ragmen bütün bu havalide toplanmaya karar vermişlerdir. Nüfusları arttıkça evvelâ mukavemet ve müdafaa kuvveîlerinin, sonra da yerleş me ve vaziyete hâkim olma imkânlarının çoğalacağını bıldıkleri ıçın, enternasyo nal Yahudi teşVilâtı, bu muhacerette ısrara karar vermiştir. Bunlar, hatta sade Filistine değil; Filistine civar olan yerlerde de gizli veya açık, kabil olduğu kadar el atıp Yahudi yerleştirmeği, yeni bir plân halinde tespit etmişler ve tatbikata başlamışlardır. Bunun en kuvvetli bir delili olarak, son günlerde Suriyede cereyan etmış olan bir hâdiseyi gösterebilirim: Tedricî su • rette Suriyede yerleşip orada da çoğal mayı gaye edınen siyonist teşkılâtının, bilâhare Yahudi iskân etmek üzere, Havranda yirmi bın dönümlük bir arazi almış olduğu anlaşıldı. Bu hâdıse, olup bittikten sonra Suriye gazeteleri bundan bahis ve hükumetin dikkatini celbeüıler. Hükumet de bunun üzerine Havran valisine şiddetli bir mektub yazarak bu suretle beynelmilel Yahudi teşkilâtının oralarda geniş atazi almasına neden mümanaat etmedığini sordu ve bu gibi ah valin bir daha tekerrür etmemesıni bıl dirdi. Fakat, bu gibi tedbirler beyhudedir. Çünkü, Suriyede hüküm süren ka nunlar değiştirilip Yahudilerin toprak sahibi olmalar: menedümedıkçe orada bu gibi hâiiselerin önüne geçilemiyecektir. Hatta beynelmilel siyonist teşkilâtının toprak sahibi obnalan menedilse bile ayni teşkilâtın arzusile hareket eden mün ferid Yahudiler, kendi namlarına hare ket ederek ayni işleri göreceklerdir. Bu rada söylenildiğine göre beynelmilel si yonist cemiveti gerek Filistinde Yahudi nüfusunu artırmak üzere sarfettığı açık ve gizli mesaiye şiddetle devam etmek, gerek Filistine civar memleketlerde her vasıta ile Yahudiliğin nüfusunu da, nu fuzunu da artırmak kararlarının tatbikatında azımle 'çai'şmaya karar vermış bulunuyor. Bunun içindir ki, Arab nasyo nalist teşkilâtı da, bilmukabele, Suriye deki Yahudileri her vasıta ile rahatsız etmeğe karar vermiştir. Beyrutta Yahudi rvsahallesinde ve Yahudi mektebi önündc patlayan bombalar, bu kararın ilk mühim tatbikatındandır. Saray mı. hapıshane mi? 1 1leri sürülen çok garib mütalealar LIK NOTLARI İLİMKÖSESİ İHTİRALAR KESİFLER Yıldızların yaşlari Yıldızların tekâmü! seyrine aid olan geçen yazımız bir takım suallere kapı açar. Tekâmül yolu karanlıkta ve maddenin imhasında nıhayet buluyorsa bu yolun başı nerededir? Muayyen bir yıîdızın, meselâ güneşimizin tarihini tetkike kalkarsak doğum tarihini nasıl buluruz? Sirius yıldızı kütlesinin küçülerek r»ihayet 6,400,000 milyon sene sonra güneş kütlesine müsavi olacağını ve binaenaleyh güneşin tâli karakteristiklerıni alacağını düşünerek güneşimizin 6,400,000 milyon sene evvel kütle ve tâli karakteristik itibarile Siriusun ayni olduğunu söyliyebilir miyız? Yoksa aralıkta doğ muş mu derız? Güneşimize benziyen yıldızların bir çoğuna bakıhrsa bir takım teknik sebeb lerden dolayı bu iki noktadan birincisıni kabul etmeğe mecbur oluyoruz. Bu se beblerden biri yıldızların mekândaki süratleridir. Nihayetsiz bir müstakim üze rinde giden bir yıldız yoktur; ergeç diğer yıldızların cazibesine tutularak isti kametini, sür'atıni değiştirebilir. Büyüğü küçüğe teşbih ederek yıldızlan gaz moleküllerine benzetebiliriz. Bir gazde moleküllerin herbiri rasladığı diğer moleküle tesir eder. Bu tesirler bittikten sonra gazdeki enerji mevcud olan muhteiif moleküller arasında taksim edilir. Bunu söy lemekle butün moleküllerin tamamile ay< ni miktarda enerjiye malik olduklarınt bildirmiş olmuyoruz; filhakika bunlann enerjileri muhteiif miktardadır. Bundan kasdimiz bütün gaz kütlesinden en büyük enerjiyi haiz, bilfarz, yüz molekülle en küçük enerjiye malik yüz molekül aldı ğımızı farzetmektir; bu müşahedede vasatî olarak ağır moleküllerin sür'atlerinirt küçük ve hafif moleküller sür'atlerinin büyük olduğu görülüyor. Bu hal yıldızlar arasında da görülüyor. Yıldızlaı.n daima birbirine tesir yaptığı kabul edi lirse bu halin vukua geleceği ispat edilebilir. Fakat bunun için milyon kere mılyonlarca senelik müddeti kabul etmek lâzım. Gerçi her yıldızın ömrü bu kadar değilse de bunlardan çoğunun hayatı bu kadar uzun olsa gerektir. Biner (ikiz) yıldızlar ismini verdiği miz yıldıziar bizı ikna edici deliller veriyor. Her biri dığerinin etrafmdaki mahrekte dolaşan iki yıldı^a ikiz yıldız denir; arzımızın kütlesi birdenbire güneş kütlesine müsavi olsa ikisi bir ikiz yıld'.z teşkil eder. İkiz yıldızların menşei tek yıldızdır. Evvelce de söylediğimiz gıHi bir yıldız büzüldükçe devir sür'ati artar. Nihayet bir takım felâketlerden sonra biri diğerinin etrafında devreden iki yıldıza inkılâb eder. Yeni doğan bir ikizin mahreki hemen hemen bir dairedir. Bu daire pek küçük olup yıldızlar birbirine adeta dokunurmuş gibi yakındır. Yakınlarından geçen yıldızların cazibesind^n dolayı mahrek dairelıkten çıkar ve büyür. Bu halde ikiz y.ldızlar bize iyi tnalumat verirler. Nasıl bir atın yaşı dişinden an laşılırsa bir ikizin hayatı da mahrektn den anlaşılır. Güneşimizin tekâmül saf hasında bulunan yıldızların müşahede edilen mahreklerini teşkil etmeleri için geçen zamanın milyon kere milyon sene mertebesinde olduğu anlaşıhyor. İkiz yıldızların mürekkeblerinin küt leleri arasındaki nispet de yaşjarı için bazı deliller verebilmektedır. Bu sözlerimiz resmin bir tarafını gösteriyor. Maddenin radyasyona inkılâb ettiğini kabul edersek kaziyyenin aksine inanacak mıyız? Bu takdirde kâinatm mütemadiyen doğum ve ölüm devirlerini geçirdiğini kabul etmek lâzım gelmez mi? Böyle ise bu devreler de nekadar sürüp gidecek? Bunlara cevab vermek imkânsız gibi. Bugünkü bilgimize göre madde mevcuddur; daha doğrusu bize mevcudiyetini bildiriyor. Bunun başlangıcında madde halinde bulunup bulun madığını bilmiyoruz. Bizim için bu kâ inat dramının iik kısımlarına aid sahifeler kopmuş, kaybolmuş. Müellifinin ismi de beraber gitmiş gibi. Siyonist teşkilâtı ileride Filistine geçireceği Eğer burası İbrahim Yahudileri iskân etmek üzere Suriyede Paşa sarayı olsaymış, bu kadar çabuk vıkılmazmış 20,000 dönüm arazi satın aldı Kudüs, 9 Ağustos Haftalar, aylar geçıp gidiyor; Filistinin hayatında hiçbir değişiklik yoktur. Uç senedenberi devam eden anarşi artık bu memlekette tabiî hal oldu. Günün birinde bu anarşi ortadan kalksa, îngiltere, Arab, Yahudi birbirlerile anlaşsalar, belki de, evvelâ, herkes bundan bir ra hatsızlık duyacak. Arablar, Yahudiler, Ingilizler arasmda daima çarpıstnaiar devam ediyor. Bu çarpışmaların envaı değişmiş değildir. Kesafet itibarile de bunların kâh arttığ., kâh eksildiği görülüyor. îngiliz askerlerinin mütemadi takibleri neticesinde mü cahidler teşkilâtı kâh dağılıyor, kâh tekrar toplanıyor. Bir aralık dağlarda dolaşan seyyar mücahidler ordusu, ka bule mecbur olduğu sıkı musademeler neticesinde kâmilen dağılmış gibi idı; sonradan bunlar tekrar toplandı. Eski reislerin bir kısmı takib esnasında sıkışarak hudud değiştirmeğe mecbur kaldılar. Bir kısmı da. silâh elde, son dakikaya kadar çarpışarak öldüler. Fakat, bunlar, sah neden çekildikçe veya mücadele raeydanında düştükçe yerlerine başkaları geiiyor. Bunlar, taze enerjilerle, etraflarına yeni insanlar topluyorlar ve yeni kuvvetler vücude getinyorlar. Bu suretle mücadele devam ediyor. Memlekette iktısadî hayat perişandır. Mücadelcnin başladığı tarihtenberi gerek istihsal, gerek istihlâk, gerek ticaret mü temadiyen düşüyor. Son istatistiklere nazaran, son sene zarfında Fılistinin ihracat ve ithalâtı, geçen seneye nispetle muhteiif maddeler üzerinde muhteiif nispetlerde azalmıştır. Geçen sene de evvelki seneye nispetle ayni şey vaki olmuştu. Şu halde, cihad başlamadan evvelki vaziyetle bu günkü vaziyeti ölçtÜ£>ümüz zaman, memleketin iktısadî ahvali hakkında bir fıkir edinebiliriz. Bu fikri edinmek için yaln'.z şu kadar söyliyeyim ki, 938 senesi zar fında Fılistin demiryollan üzerinde yoicu naklivatı, bir sere evvelkine nazaran yüzde elli ve esya nakliyatı da yüzde otuz azalmıştır. 939 senesi zarfında ise bu azalma devam cdiyor. Bu hal biraz daha devam ederse memlekette bütün hareket durmuş olacaktır. Filistin nasyonalistlerinin mütemadi mücadelerle dağılıp dağıhp tekrar top lanabilmelerinin sırrın; da herşeyden zi yade bu iktısadi vaziyette aramak lâzımdır. Her tarafta hüküm süren işsizlik, emniyetsizlik neticesinde halk için, silâha sarılıp dağa çıkmaktan başka yapılabilecck birşey kalmadığ: için, dağlarda dolaşan tethiş teşkilâtı, takib neticesinde nekadar dağılırsa dağılsuı, bunların boşluklarmı doldurmak, Filistin mücahidleri için müşkül bir iş olmuyor. Bu mücadelenin bu halde devam edip gittnesine karşı artık İngilızler de alıştılar. Muayyen düğüm noktalarını sımsıkı ellerinde tutmaya kâfi kuvvetleri elde olduğu ve kendilerince mühim gördükleri noktaları müdafaa için hernevi teşkilât ve tertibatı almış bulundukları için müca delenin seyrini, soğukkanhlıkla ve hatta lâkaydî ile takib edip gidiyorlar. Şımdıki halde, ne onlar bu lâkaydiden, ne de ötekiler mücadeleden bıkmış görünmüyor lar. Yahudilere gelince, bunlar da mücadelede musırdırlar. Bütün askerî teşki lâtları şimdilik Arablara karşı müdafaa gayesini güdüyor, Fıiistine her ne pahasına olursa olsun yerlesmeğe karar ver miş olduklan için oraya kabil olduğu kadar fazla nüfus getirmeğe, bunlan yer leştirmeee ve bu suretle tedricen sahalarını genişletmeğe çahsıyorlar. Bundan dolayı, halen İngili?lerle Yahudiler arasındaki en büyük mücadele, kaçak suretile Filistine Yahudi ithal edebilecekleri nüfus muayyendir; Yahudiler bunun fazlasını ithal edebilmek icin, bilhassa yaz aylarında, hertürlü nakil vasıtasile ve mükemmel teşküâtla Filistin sahillerine kaçak nüfus s^vkediyorlar. Bunların bir kısmı memlekete giriyorlar. Bir kısmı da İngiliz torpitolarının tesis ettikleri devriye kordonlarına düşerek bir türlü sahile yaklaşamıyorlar. Son zamanlarda biri Italyan, diğeri Yunan bandıralı iki gem. haftalarca Akdeniz sahillerinde dolaş maya mecbur oldular. Bunlardan birinde veba hastalığı zuhur etti ve Beyrutta muhafaza altına alınarak Fransızlar ta rafından hastalığın artması ve sırayet etmemesi icin lâzım gelen sıhhî müdahale ler yapıldı. Bununla beraber, deniz üstünde haftalarca dolasmayı ve sefalet çekmeyi göze alan Yahudiler bu sergüzeste atılmaktan cekinmiyorlar ve niha yet, günün binr.de Filistin sahıline ayak muvaffak oluyorlar. Bu gibi Sultanahmeddeki Umumî Hapisane ile bu kısma bitişik olan ve gerek tarihî, gerek mimarî kıymeti haiz lbrahimpaşa sarayı oîduğu bahis mevzuu bulunan bina sahasında, yıkma işi, sürüp gitmek tedır. Bu sahadaki faaliyet, bir hayli ılerilemiştir. Ancak, yüksek dış duvarlar, içerisinin dışarıdan görülmesine engel olduğu gibi, dış kapı da kapalı bulundu ğundan yıkmanm safhalan herkesçe takib edilememektedir. lçeriye haricden kimsenın girmesine şimdiki halde mü saade verilmiyor. İlk yıkma safhası geçtikten sonra, yani içerideki kısımlar yı kılınca sıra dış duvarlarm yıkılmasına gelecek ve ancak ondan sonra içerisinin vaziyeti görülebilecektir. Bu yıkma işi Nafıa müdürlüğünce müteahhide ihale edilmiş bulunmasına ve sahadaki bütün binalardan Adliyece tamamıle el çekilmiş gibi olmasma rağmen, İstanbul Müddeiumumiliği, ileride arsasına Adliye binasının yapılacağı bu sahadaki yıkma işini takib alâkasını kesmemiştir. Müddeiumumî Hikmet Onat bu hususta bize şunları söyledi: « Malumunuzdur ki, yıkma ame liyesi Nafıaca müteahhide yüz iş gününde bitirilmek üzere ihale edilmiş bulu nııyor. Bir müddettenberi de her gün iki yüz amele çalışürılmak üzere iş yürüyor. Bu itibarla muayyen zamanda işin ta mamile bitmiş olması ve hatta şartna me mucibince sahadan enkazın kaldırılmasının da daha fazla gecikmemesi, memüldür. Yıkma işi, kiremidler indiril mek, camlar, çerçeveler, ahşab tavanlar sökülmek suretile hazırhk devresi geçi rilmesini müteakib, doğrudan doğruya şu bazı kimselerce lbrahimpaşa sarayı olduğu iddiası ortaya atılan kısmın yı kılmasile esaslı surette başlamıştır. Bu rasının mühim bir kısmı halen yıkılmış haldedir. Bu itibarla da bir hayli neşri yatı ve münakaşaları mucib olan ihti lâflı mesele, bugün filen halledilmiş gibidir. Bu arada şunu da ilâve edeyim ki, bu yıkma safhasında, lbrahimpaşa sarayı denilen bina, şöyle birkaç kazma vurmakla yer yer çökütermiş, sadece bir takım tonuz yığmlarile karşılaşılmıştır. Bu da gösterir ki, bu bina lbrahimpaşa sa rayı bakiyesi değildi. Eğer öyle olsaydı, mermerden, sağlam bir binanin muka vemeti karşısında, bunu yıkmak işi az, çok zorlasırdı. Bu son safhadaki hali görenlerde, bu binamn îbrahimpaşa sarayı olmadığı kanaati bir kat daha artmış, az çok mütereddid bulunanların bile artık şüphesi kalmamıştır. Yıkma faaliyetinde halen beşinei koguşa kadar mevcud bir sıra koşuş, ortadan kalkmıştır. Beşinei koğuş da tama mil& yjkılmak üzeredir. lçeride şimdiye kadar asari atika mahiyetinde hiçbir şeye raslanılmamıştır. Dış duvarlar yıkılırken, kapı hizasında mevcud mermer iki sü tunun muhafaza edilmesi alâkadarlara tenbih olunduğundan, bunlara dokunul mıyacaktır. Her iki sütun da, müze meydanına götürülecektir? Yemişlerin gıda itibarile değeri şekerle vitamindir, en çok vitamin muzda bulunur Yemisler olurken şu hâdiseler vuku bulur: Erimeyen idrat dö karbonlar nışasta diastezık tesirle şekerli maddelere çevrilir. Bu çevrilme keyfiyeti yemişlerin orta kısmından başlar. Yemisler olgunlaşırken, tahammuz esnasında uzvî asıdler yanar. Bazı yemişlerde a5İdler oksijen imtisasile ayrılır, asid karbonik çıkar, idrat dö karbon teşekkül eder: Giikoz, sellüloz gibi. Gene olgunluk esnasında tanen tahammuz eder. Yesil yemişlerde tanen tamamıle mah volduktan sonra pektoz bulunur. Pek toz da pekime döner, bu suretle yemisler olgunlaşırsa şekerler tesekkül ediyor. tanen ve hamızların çok miktarı mahvoluyor. Olgunlaşmanın pesinden mayalanma devresi gelir. Bu devre olgunluğun ke mali sayılır. Ondan sonra çürümeğe yüz tutar. Olgun ycınişin terkibinde şunlar bu lunur: Su yüzde 80 85, Şeker yüzde 41518, Kül yüzde 0,5, Serbest asidler yüzde 0,52, Albüminler yüzde 0,804, Seker her yemişte ayn miktarda bulunur: ..... Armudda yüzde 18, Kirazda yüzde 18, • • Uzümde yüzde 15, Elmada yüzde 1018, Kayısıda yüzde 9, Portakalda yüzde 910, Şeftalide yüzde 7,5, Frenk üzümünde yüzde 7, Çilekte yüzde 6.51 1, Erikte yüzde 6,58,5, Ağac çileğınde yüzde 4. Yemişlerin kokusu cinsleri çok değişen eterli maddelerdendir. Olgun yemişler hoş ve sıhhî bir gıda yerine geçer. Olmamış ham yemışleri pışirildikten ve şekerlendıkten sonra yemelidir. Çok olmuş v« çürümeğe yüz tut muş yemişleri asza koymamalıdır; onlar ekşimeğe ve mavalanmağa başlamışlar dır. Gevsek mideli kimseler ve mide hastalığı çekenler yemişlerden sakınmahdır. Yemişlerin gıda itibarile değeri sekerıle vitaminlerindedir. Vitaminler türlü tür Iüdür. Hidrosolubl suda eritilir uzviyetin işlemesini temin eder. Liposolubl ki uzviyetin kuruluşunda ve pekişmesınde bir rol oynarlar. Birincilerde iskorpat hastalığına karşı gelen C vitaminidir. Vitaminlerin çarçabuk harab olanıdır. B vitamini de limondakinden ve porta kaldakinden azdır. Buna karşılık P vitamini üzümde ötekı yemışlerdekınden çoktur; ama ne A vitamini, ne D ve ne de E vitaminleri bulunur. Elmada, armudda C vitamini üzümdekinden azdır. B vitamini daha fazla, P vitamini daha az bulunur. Muzda B, C, P vitaminjeri vardır; D ve E vitaminleri yoktur. Bademle cevizde A, P, B vitaminlerinden başka ku vvetli bir nispette E vitamini bulunuyor. Yalnız ananasta biraz D vitamini var. Yemişleri türlü şekillerde yeriz. En sıhhî ve lezzetlisı olmuşlannı çiy yemektir. Ceviz, fındik, badem gibi yağlıîarı en kuvvetli gıdalardandır; insanı çok besler. Bir muz yerken bakınız ncler yemiş olursunuz: Şeker Bütün yemişlerin içinde, en çok şeker muzda bulunuyor. Uzviyete çok yüksek miktarda bir enerji verir. Albüminoidle Uzvî örgülerimizi kurmak, yıpranan hüceyreleri yeniden yapmak için albüminoidlı gıdalara muh tacız. Bu maddeleri başlıca etten, yu murtadan, sütten alııız. Bu hayvanî gıdalar hemen her dairr. zehirli maddelerle beraber bulunur, tehîikelidir, çok kere. Muzdaki albümmoidler temizdir, hiçbir fenahğı dokunmaz. Yağlar Muzdaki yağlar da tem.'zdir, ve kolayca vücude siner. Mühimce bir kalori temin eder. Sellüloz Muzun çatısı, kurum kafesidir, sellüloz. însan hazmedemez, onu. Ama barsakların süpürgesidir, oradaki pislıklerı, mikrobları siler, süpürür. Kalsiüm, çelik, fosfor Muzun içindeki madenî maddeler. Bilhassa kalsiüm, kemik hastalıklarından korur. Kemik'.erin teşekkülüne yarar. Çelik kanı tazeier. Fosfor, kanı tazeier, beyni, belkemiği iliğini ve sinerleri canlandınr. Su Muzdaki suyun böbrekler üzerine güzel bir tesiri var, onlan işlettirir, yormadan. Bütün bu cevherler, tozdan, topraktan, sineklerden, mıkroblardan ve kirli ellerin dokunmasından müteessir olmıyarak bir kabukla sarılı bulunuyor. Şehir Meclisinin dünkü fevkalâde toplantısı iBaştaratı ı tnci sahıiede] geçilerek İstanbul Elektrik, Tramvay ve Tünel işleri umum müdürlüğü butçesinin, teadül cetvellerinin tetkik ve tasdikı hakkındaki tezkere Bütçe Encümenine, ayni umum müdürlük için yeni murakıb seçilmesi hakkındaki tezkere riyaset divanına, îstanbul tramvaylarında parasız seyahat işi muhtelit encümene, Belediye imar programının tetkik ve tasdikı hak kındaki tezkere Nafıa, Kavanin ve Mülkiye encümenlerine, Belediyeler bankasından yapılan beş milyonlük istikraza aid mukavelenin tetkik ve tasdikına dair teklif Kavanin ve Bütçe encümenlerine, bina itiraz koraisyonlanna aza seçimi işi riyaset divanma, itiraz komisyonlarının tahsisatı meselesi Bütçe encümenine, istimlâk takdiri kıymet komisyonlan hakkındaki teklif riyaset divanına, hvısusî idare ve belediyelerin teşkilât kadrolarının tetkik ve tasdikı hakkındaki teklif Bütçe encümenine, mezbahalarda kesi len etlerle bunların nak'iye ücreti hak kındaki teklif Bütçe ve îktısad encümenlerine havale edilmiştir. Kısa devam eden bu havale işlerinden sonra Vali ve Belediye reisi: « Ruznamedeki işler bıtti, şimdi encümenlerin kendılerine havale edilen işleri ikmal etmeleri lâzımdır. Çok vaktimiz yoktur. Arkadaşlardan rica, encümenlerin hemen bugünden toplanarak kendılerine havale edilen işleri müzakere ve ikmal etmeleridir» demiştir. Şehir Meclisi, yarm tekrar toplanarak encümenlerin mazbatalarını tetkik ede cektir. i Dr. Rusçuklu Hakkı Gümrükte bir terfi V Mihri Sümer Bank müesseselerin deki tetkikler Devlet sermayesile kurulan ve sermayesinin msfından fazlası devlete aıd olan müesseseleri yüksek murakabe heyeti azalarından bir kısmı şehrimıze gelerek Sümer Bank müessesatında tetkiklere başlamışlardır. Yüksek murakabe heyeti azalan p,amuklu mensucat fabrıkaları idaresi, Yerli Mallar Pazarlan müdürlüğü ve yünlü mensucat fabrikaları idarelerinde tetkikler yapmaktadırlar. Yapılan bu tetkıklerin ne kadar de vam edece§i malum değildir. Sanayi tetkikleri Sanayi umum müdür muavini Talhanın riyaseti altında bir müddettenberi şehrimi^de Yerli Mallar müessesatmda teftışler yapan heyet mesaısini bıtirmıştir. İstanbul ıthalât gümrüğü baş muayene memurlanndan Mazhar Ersöz, vazifesınde gösterdiğı faaliyetten dolayı bir Antinevritik vitamin, BI vitamini; sı derece terfi etmiştır. caklığa ve oksidasyona en çok dayanan Bitaraflık kanunu tekrar ve tegaddi için kullanılan vitamindir. B2 vitamini, hüceyrelerin beslenmesiııe tetkik edilecek yarayan vitamin. Sıcağa çok dayanır. P Vaşington 15 (a.a.) Âyan Mecvitamini Pelagr hastalığına karşı gehr. lisi ekseriyetinin lideri olan Barkley, konNeşvünema vitamini olan A vitamini grenin gelecek içtima devresinin başlangıle tenasül vitamini olan E vitamini de cında bitaraflık siyaseti takib edileceğini Liposolubl vitaminlet içinde bulunur. ilâr. etmesi lâzım geldiğini, çünkü böyle Bu türlü türlü vitaminler yemişlerde bir siya^etın açıkça tarifi Avrupada harbol bol bulunuf, D vitamininden baska bin patlamaya mâni olmak hususunda büneşvünema vitamini olan A vitamini bilyük bir tesiri olacağını söylemiştir. hassa domateste, limonda, portakalda, Mumaileyh Amerikanm «Cash et carbademde ve cevizde çoktur. ry» kanununa tevfikan silâh ve cepane B grupundan olan vitaminlerde hususatması lâzım geleceğine dair Roosevelet sile limonda, portakalda, domateste, batarafından serdedilen noktai nazara iştidemde, cevizde, kestanede, elmada, ar rak ettiğini söyliyerek demiştir ki: mudda, erikte, muzda boldur. « Harb malzemesi alıcılara aid vaC vitamini limonda, portakalda, dopurlarla nakledıldiği müddetçe gönderilen mateste, üzümde, elmada, erikte bulu malları ve bu vapurları hımaye etmek nur. P vitamini bademde, limonda, porta mecburıyetınde bulunmıyacağız. Bu prenkalda, üzümde, muzda, domateste var sip bızim için harbe sürüklenmek tehlikesini azaltacaktır.» dır. Berkley, netice olarak, bitaraflık kaDomateste çok miktarda C vitamini, nununun kongre kânunusanıde toplandığı daha az olarak A, B vitamini ve biraz da P vitamini bulunuyor. D ve E vıtamın zaman yeniden müzakere edileceğini ilâve etmiştır. leri hiç bulunmaz. Limon ve portakalda çok miktarda C İngilterede iki infilâk vitamini, az miktarda A ve B vitaminleri, daha oldu biraz da P vitamini vardır. Ne D ne E L.ondra 15 (aa.) Biri Southport vitaminleri yoktur. C vitamini üzümde, yukarıda adı ge ve diğeri de Lancshire'de olmak üzere çen üç yemiştekinden daha az bulunur. dün gece iki otelde infilâk olmuştur. Prof. Sallh MURAD Yeni teşkilât Adliyede yeni teşkilâtın tatbik saha sına geçmesi zamanı yaklaştığmdan, çoğalacak mahkemelerı birleştirmek üzere, Yeni postanede adliyece işgal olunan kısımdan başka muvakkat bir bmamn sranmasma başlanılmıştır. En müsaid olarak Tapu dairesinin bir kısmı görülmüştü. Dün müddeıumumilikçe tapu dairesinin muhteiif kısımları tetkik o lunmuştur. Şimdiki halde bu iş, hazırhk safhasmı geçirmektedir. Bir gazete, kaçakcılık davalanna bakan beşinei ceza mahkemesinin bulunduğu Sırkecideki gümrük daıresmi ortaya atarak, yeni mahkemelerin burada çalışmaları ihtimalinı kay detmişti. Bu ihtrmal varid değildir; gümrük binasında yetecek yer bulunmadığı anlaşılmıştır. Gene en müsa ; d yer. tapu dairesinin bi,r kısmı savılma'ctadır. Bununla beraber. eğer şu arada daha müsaid başkaca bir bina bulunabilırse. tabiî iş değişecektir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: