18 Mart 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8

18 Mart 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

aH "ABİR — Akşam, Poıu—ıı Fuhuş Kalkmadıkça EYAZ KADIN ticareti ortadan kalkamaz Cenub Ameri- kasına satılan kızların yüzde 75 İ Orta Avru- padan toplanan | yahudikızları idi. Kadınlar, fuİışa nasıl suruklemqor. Uluslar derneğinin “Beyaz ka- | dın ticareti,, ile mücadele şube- sinde Fransız delegesi ve Fran- sadaki “Düşmüş küçük kızlara yardım derneği,, Başkanı Mudam A- dö Sent Krua “Beyaz kadın ti- | careti,, hakkında fransızca Lö | Mua mecmuasında müh'm bir | makale yazmıştır. Naklediyoruz: Eski kurunlarda esir tıcareti yapılırdı, daha sonraları zenci- ler almıb - satılmağa - başlandı. Beyaz kadın ticareti ise bu türlü alışverişin modern şeklidir. Baş- talarının düşkünlüğünden, sefa- İztinden istifade etmek, — bazı zimselerce, en kolay para kazan- ma vasıtası olarak telakki edil- mektedir. Kırk beş yıldanberi bu gibi meselelerle alâkadar olduğum i - çin, resmi idarelerle suç ortak - lığı yaparak değilse bile, onla - rın müsamahasından istifade e - derek başkalarına fuhuş yaptırıb büyük servetler kazanan adam - lar gördüm. Bundan otuz yıl kadar önce Kaliforniyada kadın ticareti ya- | pan bir sendika ile meşgul ol- | muştum. Bu sendikanın 38 mil. yon dolarlık bir sermayesi vardı. San Fransistkodan savuşaa baş - 'ka bir sendika Arjantinde yerleş- mişti. Bu sendika kapandığı za- | man sermayesi 200 milyon frank- tı. Fuhuş nedir? Teorik bakım- dan bir fahişe, para mukabilin- de karşısına çıkan ilk erkeğe ken disini veren kadın demektir, Fa- kat ben kendi hesabıma, hukuki bakımdan bu tarifin doğzu oldu ğunu kabul etmekle beraber, lüks elde etmek veya marazi bLir iste- ği gidermek için vücudunu para gibi kullanan her kadının fahişe telâkki edilebileceği düşüncesin- devim. Bununla beraber. mese leyi yalnız kanuni çerçev- için - de gözden geçirelim. Fahişelerin çoğu işçi sınıfın dan çıkar ve bunda — babaların, annelerin büyük bir mesuliyeti vardır. Son yaptığımız statistik- lerde, yüz vaka üzerinde alt - muş beş vakada çocuklarının düş melerine ebeveynin sebeh olduk- larını gördük. Hattâ ebeveynı tarafından satılıb sonradan der -— meğimize gelirilen yedi buçuk ya- * |şında bir kız çocuğuna da rasla- ? ü duıı Bu acıklı lıılı ya ıhlık duy- gusunun noksanlığına, yahud da ebeveynin, çocuklarını tahsil et- tirmek ve terbiye etmek bakımın- dan gösterdikleri ihmale atfet. melidir. Bir yıl içinde derneğimize ge- tirilen genç kızlardan yüzde 12 sinin okul şehadetnamesi oldu-- ğunu, yüzde 14 ünün hiç oku- | mak yazmak bilmediğini ve geri kalanm da biraz yazı bildiğini gördük. İyi aileden olub da düşerek her hangi bir sebeb yüzünden fa- hişelik eden kızlar pek azdır. Bu- nunla beraber böyle birkaç ta- nesine rasgeldim. Vaziyetleri ka- rakteristik olduğu için bunlar hakkında birkaç söz söylemek is- terim. Bunlardan, babası zengin sa - nayicilerden olan bir tanesi, yazı geçirmek üzere — gittiği sehirde, oralara manevra yapmak üzere gelen bir zabitle tanışmıştı. Bu zabit kızı baştan çıkardıktan son ra terketti. Kızcağız bedbeht ve tmudsuz bir halde ebeveynini bı- rakarak Parise geldi. Birkaç gün sokaklarda dolaştıktan ve yanın- | da bulunan az miktarda parayı harcadıktan sonra, umumi bir bahçede bir kanapeye oturarak ağlamağa başladı. Onun bu ha- Hini gören bir kadın kendisine a- cıyarak kızcağızı odasına götür- ı İ dü. Orada üç gün kaldıktan son- ra, kızla kendisine raslıyan ka- dın bir müzik hole devama baş- ladılar: Kızcağız orada - rasgel diği, iyi mevki sahibi bir gençle tanıştı; seviştiler. Acıklı mazisini unutmak isti- yen genç kız bana gelerek halini anlattı. Onu ticarethanelerden birin yerleştirdim. Birkaç ay son- ra da tanıştığı gençle evlenerek büsbütün düşmektn kurtuldu. Başka bir sefer de, gene iyi ai leden olub bir adam tarafından Ti küçükeçocuğuyla 'beraber'teri -| kedilen bir genç kız beni-ziyaret etti. Londrada bir iş bulmağa çalışmış olan bu kız derin bir se- falete düşerek Fransaya dönmüş, Kartiye Lâtene yerleşerek çocuk- larını geçindirmek için Ffulışa baş- | lamıştı. Tahsili iyi idi. Ona hastabakıcılık öğrettirerek bir hastaneye yerleştirdim. Bu iki misal de iyi tahsil gör- müş kızların imkân bulunca öte- | kilere göre daha kolay kalkına. | bildiklerini gösterir. Derneğimizde yaptığım tet - kiklere göre, umumiyetle yerleş - miş bir düşünce hilâfına olarak, işsizlik genç kızların düşüşlerin- de büyük bir rol oynamamakta - dır. Çalışmasını bilen bir kadın kolay kolay fuhuş — yapamıyor. I Kazaen yapsa bile hemen usla « nıyor ve imkân bulunca işine dö - aEbi çeti nüyor. Uluslararası kadın ticaretine gelince, bundan otuz yıl önce ce- nub Amerikasma satılan kızla - rın yüzde yetmiş beşi orta ÂAv - rupadan toplanan yahudi kızları idi. Kızların ebeveynine para ve- rilerek kendilerine iş bulunacağı ; vadiyle bunlar uzak ülkelere gö- | türülüyordu. Yahud da bu işi | yapan adamlar kızlarla yalancı bir nikâh — yaptırıveriyorlardı. Başka başka yerlerde on genç kız la evlenmiş adamlar olduğunu biliyorum. Kocaları bunları yo- la çıkararak kendileri sonra ge- leceklerini söylüyorlar, kızlar A- merikaya varınca kendilerini ko- cadan başka bir şeyin beklediği- ni anlıyorlardı. Hahamlar ve çok kuvvetli ya- hudi birlikleri bu ticaretle çar- pışmakta olduklarından şimdi bu türlü işlere raslanmamaktadır. Gene kökleşmiş bir kanaatin aksine olarak beyaz kadın ticare- ti, daha ziyade, işlerin iyi gittiği yıllarda yapılır. Nitekim Uluslar Derneğine verdiğim — raporda, son yıllardaki ökonomik duru - mun kötülüğü dolayısiyle beyaz kadım ticaretinin azaldığını isbat *ttim. Savaşm da ahlak düşüklüğüne çok tesiri olmuştur. Kocası cep - hede olan ve geçinmek için tarla- da veya fabrikada çalışmak mec- buriyetinde kalan kadın, çocukla- rına iyice nezaret edememiş, bu hmal de bugünkü ahlak düşkün- 'ğünü doğurmuştur. Bu hallerin önüne geçnmsek i » çin birçok şeyleri tadil etmek ve ' gı-nç"gı daha İyi Körümuk ge 4 tir. Fransadaki hürriyeti gıhdfî' kanunu dolayısiyle, küçük ya$” taki fahişeleri uslandırmağa uğ” raşan kurumlar büyük güçlükle” le karşılaşmaktadırlar. Bu lerin, ebeveyninin yanımna — döf” memeleri gereken, birçok anf lar, babalar çocuklarını geri maktadırlar. Halbuki böyle kıf” ların üç dört günde uslanmalaf' imkânsızdır: Kendilerini terbiy* etmek, onlara bir iş öğretmek 8$7 rektir. Çok defalar, ebevey'* ne iade edilen kızlar, hattâ bazıf onların ıııuıudeııyıe yenıd" fuhşa dönmek imkânını bulmak” tadırlar. Fuhşun önüne geçmek- içi' kadınların veya erkeklerin gel ne, gidene takılması suç nddid ğ lerek — şiddetle cezalandırmal! dır. Klavuzlar, umumi ev sahib * leri ve kadınlara fuhuş yaptırâ * rak onların kazanciyle geçinen * ler için de ayni surette hareket & lanmalıdır. Hattâ daha ileri Si derek diyeceğim ki, fuhuş ortâ” dan kalkmadıkça- — beyaz kadif tHicaretinin de önüne geçil. cektir. Çünkü bunların ikisi ’ .birbirine bağlıdır. Bütün V larda yapılan tahkikat, ıııılo"ı min doğruluğunu isbat etmiş Diğer taraftan da soysal ba' kımdan tedbirler alınmalı, sil müddetini on dört yaşına ka” dar uzatmalı, çocukların Ov’ muntazamar devamlarmıı nea' ret etmeli ve 'neslek ok--"l"’_; le gençliği koruma “ açmalıdır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: