8 Ağustos 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 9

8 Ağustos 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

8 AĞUSTOS — 1935 25 yıl hapisanede kalan Gönüllü Mahpus Hatıralarını anlatıyor 5 Hapisaneye bir kadın girmesi mahkümlar arasında heye- can uyandırmıştı. Mösyö Sing Singden biran evvel kurtulmak için acele ederim Mösyö Sing de bunü anlar. Eldivenle - İni giyerek uzaklaşır. Size söylemiştim. Bu başka cellât - benzemez. Derli toplu ve dürüst bir adamdır; bir mühendistir. Âni ölümü onun gibi birdenbire su- Dan başka hiç kimse yoktur. O, bir is- *mle ve bir fırtına ile öldürmektedir. İdam mahkâmu iki kadın Sarışın madam © Buzzi İle kumral Madam Antonionun Sing Singdeki i - kümetlerini bütün hayatım müddetin- ** hatırlıyacağım. Hem mahpuslar hem de mahküm - ne tuhaf, ne heyecanlı (haftalar Yaşamıştık? Bunlar ölüm iskemlesine oturmağa mahküm edilmiş iki kadındı. o Fakat ların çevresinde üç bin erkek var- ve ebedi kadınlık ölüm karşısmda © kudretinden hiçbir şey kaybet - Medi. Şimdi göreceğiniz gibi en hop - İsteklerinden bile vazgeçmedi. Bunların ikisi de ölmek için bize gel- Mişlerdi; çünkü eskiden muhtelit bir hapishane olan Sing Singde şimdi ka- dinlar için koğuş yoktur. Suçlu bir kadın elektrikle idama küm olunca hemen Sing Singe *ğrn yola çıkarılır. Yaşıyan ölüler Mâhallesinde ona münferit bir hücre Verilir, “Ölüm arkadaşları, onu hiç Sörmezler. “Ölüm arkadaşı, sözü i - m sırasını beklemekte olanların ken Öl kendilerine taktıkları bir likap - tr. Onu görmezler, Fakat kadınm 0- Ha, yulunduğunu çabuk öğrenirler. avadislerin en derin köşelere kadar $irmesini, ve düşüncelerin başlardan Sıkıb yayılmasını hiç bir ceza yasası öNlüyememiştir. Bunlar biribirine sorarlar, — Acaba ne yaptı? w> Henüz kurtulmak ihtimali var > Cezanın değiştirilmesi için ümit mı? Bunlar askerlerin düşman önünde tütün ve yiyecek mübadele ettikleri düşüncelerini ve işittikleri şeyle- yi biribirlerine söylerler, Bu kardeş - ©? arasına kıskançlık gibi duygular ıl yen giremiyor, Betbahtlığın bir *Ştirmiş olduğu bu o adamlar saçla - bile görmemiş olduklarını bir ka- karşı hep birlikte en derin şefkat Sruları ile mütehassistirler. Çiçeklerle donatılan olüm odası a” gün hapishane müdürü Levis Lauves çalışma odama girerek: > Ansa Büzzi beş dakika sonra o - olacak. Haydi benimle birlikte iniz de kendisini muayene ediniz. İhir buhranları o kadar çabuk bas - tedi kiz, © Dedi Sihir buhranı falan © yoktu, hayıl - Mış da. Yalnız hücresine girerken, nüzül isabet etmiş gibi bir ser - #mliğe uğramıştı. Teselli edici söz - ypimize bile cevap vermiyordu, Hiç $ey görmüyormuş gibi dosdoğru ö- bakıyordu. Belki de kendisini hâlâ Nevyorkun © Şık mahallesi olan River Sidedeki İlartımanında sanıyordu. Nevyorkun in iş adamlarından olan sevgili - bu apartımanda öldürdüğü için a- İle onu suçlu (o çıkarıyordu, Bütün pühakemesi esnasında kendisini tü - içmez bir gayretle müdafaa etmiş ve ii banına olan büyük aşkından bah - açrkaç giln sonra ise gardiyanma lenerek ; ka Git müdürü çağır. Onunla der - ! dedi, ei Lewvis E. Lauves odaya çi - > Ben bu kadar korkunç bir yerde yaşıyamam eğer öleceksem, ki henüz buna karar vermiş değilim, son da - kikalarımın bu soğuk ve katı duvar - lar arasında büsbütün acı olmasımı is- temiyorum. Lauves hiç şaşırmadı bile Bunun gi - bileri çok görmüştü. Nüfuz edici gözlerini kadının yüzü - Ölmeden önce güzel bir rop istiyen Madam Antonyo ne dikerek sakin ve (vakur suratiyle sonuna kadar dinledikten sonra: — Sizin için ne yapabilirim, madam Buzzi? diye sordu. — Banst birkaç parça kumaş, birkaç eski resim, hücremi içinde oturabile - cek bir yere çevirmek için ne olursa olsun birkaç parça bir şeyler verdi - riniz. Bu duvarlar... Ah bu duvarlar. Beni çıldırtıyorlar!.,, Sin Sing hapishanesinin şimdiye ka- dar görmüş olduğu (direktörlerin en anlayışlısı ve en merhametlisi olan Mister Lawes başını yavaşça kaldıra - rak cevap verdi: — Gidip bakayım. Düşünmem lâ - ZE Tav Uzun uzadıya düşünmedi. Çünkü az sonra kadın gardiyan, mahküma | birkaç metre kreton götürdü. | Dikiş dikmeğe izin alan Anna Buz - zi oturup harıl harıl dikişe başladı. Ertesi günü hücrenin üç duvarı be. | yaz kreton ve mavi çiçeklerin arka - sında gözden kaybolmuştu. Üç duvar diyorum çünkü dördüncü taraf, kadm gardiyanın nöbet beklemekte olduğu koridora açılan kalın çubuklu demir kafestir, Böylece süslenmiş olan hücre, için - deki siyah elbiseli güzel (o konuğuyla (misafir), acmacak bir biçim almıştı, Sabah vizitalarımı yapmak için bura - ya geldikçe; bir zelzeleyle sokağa ba- kan cephesi yıkılan zarif bir apartı - manda olduğumu sanırdım, Yaşıyan ölülerin şah eseri İşte büyük havadis Sing Sing hapis- hanesinin içine yayıldı. Madam Buz - ziye hücresini süslemek izni verilmiş! Kadın, kretondan (perdeler yapmış! Evet küçük mavi çiçekli beyaz perde. ler! Bu çiçeklerin adı “beni unutma?,., Bunun üzerine mahpusların muhay- yileleri hummalı bir faaliyetle hemen işlemeğe başladı. Marangozlar atöl - yesi küçük tabureler, . etajerler, bir küçük dolap, yapıyor; (mahpusların seçtiği bir delegasyon (murahhas he- yeti) müdürden bunların kadına gön derilmesini istiyordu. Lawves bu armağanları, İçlerinde şüpheli birşeyler var mı yok mu diye, inceden İnceye gözden (geçirdikten sonra kadının hücresine konmalarma müsaade ediyordu. Fakat şimdi de boya atölyesi bun - ları boyamak hakkını istemişti. Di - rektör buna da: — Peki. Müsaade ediyorum fakat bundan fazlasma izin veremem! Diye cevap verdi. Ancak direktör “iskemlenin arka - HABER — Akşzm Postası | En büyük casus teşkilâtı reisi anlatıyor: (a4) 18/1 in içyüzü Yarın benim ihtiyar Prusyama Tanriya ısmarladık diyeceğim! Bir adam hiç kıpırdamıyordu.. Bu Bismarktı. Avrupaya karşı oy- nadığı oyunu büyük bir zevkle sey rediyordu. Elindeki tablo onu dizlerine kadar varan koca ç'zme- siyle bacak bacak üstüne atmış o larak gösteriyor; sol elinde şapka sını tutuyor, sağ elini de arkasına atmış.. İşte bu kuruntulu durumi- le Alman imparatorluğunu Tütün cihana ve bilhassa kendisin'n ya: ratmış olduğu imparatora takdim ediyor. Pek”, yeni imparatorun veziye- ti nedir? O öz dimdik duruyor, hiç kıpır- darıyor ve sanki geleceğin kalın seslerini delmek için ta uzaklara bakıyordu. Gösterişin hiç kıpırdamıyan, ve umumi sevince iştirak etmiyen bu iki kahramanı acaba yarın kuru: lacak yeni bir sahneyi mi görüyor- lardı? Sir Bazil Tomson aynalı salon- da kendine kılavuzluk edebilecek eşyayı gözden geçiriyordu. Şimdi de Prüsyalı halıcılarm iş- lemiş oldukları esere yanaştı. Al- manyanın konfedere olmuş prens- leri yetmiş dört yaşmdaki yeni imparatorun arkasına dizilmişler ayakta (duruyorlardı. Sadova mağlöplarmın hepsi gelmişlerdi. On dördüncü Lui'nin bronzdan heykeli altına dizilmiş olan eski alaylarının yırtık pırtık bayrakla- xi, Prüsya buyruğu altına giren bu prenslerin kafataslarını okşuyor - du. N Sir Bazil 1871 in içyüzünü an- latmağa başladı: Kraliçe Viktoryanm kızı, ye - dinci Edvard'ın kız kardeşi ve be- şinci Jorj'un halası, Prüsya Veli- ahtı zavallı Frederikle evlenmiş - ti. O vakitler Londra ile Potesdam arasında münasebetler pek sıkıfı- kı olduğundan bu bir aşk evlen - mesiydi. Evlenmenin ilk çocuğu Vilhelmdir. Demir Başbakan Bis- mark, veliahdın karısından hiç hoşlanmaz, ona hep “İngiliz,, der- di. Epey zaman sonra Vilhelmle yedinci Edvard arasında patlak veren münaferete sebep olan dra- mı burada anlatmazsak, 1914 sa - vaşının izahı pek eksik kalır. Bizi en çok alâkadar eden me - sele Kraliçe Viktorya ile kızı ara- sında taati edilen sayısız mektup- lardır. Kızı Berlinde kendisinden nefret edilmekte olduğunu anla - mıştı ve bundan çok üzülüyordu. Ana ile kız arasındaki muhabere- ler Vindzor sarayının evrak mah- zeninde büyük bir yer tutmakta - anma aaa e ve ME RAE AM daşları,ni düşünmemişti: Yüz bir seneye, yahut daha Kisa zamanlara mahküm olanlara verilen bir müsaa- de nasıl olur da yarm öbür gün öle - cek insanlardan esirgenir?... Ne marangoz takımları, ne de boya hanenin boyaları bulunmuıyan, “yaşı - yan ölüler mahallesinde acaip endüst- riler doğdu. Kâğıttan eşya, iskemle hasırlarından yapılmış Sepetler, ek - mek içinden vücude getirilen biblo ve heykelcikler başgardiyana veriliyor : — Bunlar onun içindir. Benim yap - tığımı söylersin olmaz mı?.. Diye ten - bih ediyrdu. Başgardiyan bunları, madam Puzzi - nin hücresini bekliyen gardiyana ver - di, mahkümun hücresi de günden gü- ne daha güzelleşirdi. (Devamı var) dır. Gerek bu mektuplardan gerek- | nihayet işte Bismarkın karşısında se, İngilterenin Paris Sefirinin ra- | duruyor. Bu iki adam birkaç sani- porlarından, Versaydaki impara - | ye böyle yüz yüze dimdik durduk- torluk ilânı meselesinin birçok sır- | tan sonra imparator geçti; kendi- larmı öğrenebiliriz. Birinci Vil - | sine herşeyi vermiş olan adamın helm, Bismarkın zorlamakta ol - | elini sıkmadı; bu ağır tâcin. uğur- duğu taci kat'iyyen istemiyordu. Yaşlı kral tanıdıklarına hep: — Bu ünvanr ne yapayım? Diyordu. Bununla beraber insanların en liberali olan oğlu, Demir Başba - kan Bismarktan yana çıkiyordu. Galiba o zat da yalnız bu mesele- de Bismarkın düşüncesini iltizam etmişti, Prüsya Kral ailesi arasın- da gürültülü bir kavga çıkmasına kıl kalmıştı. o Birinci Vilhelm az kalsın Bismarka galebe çalmak üzereydi, Fakat en sonunda baş - bakanım iradesi hâkim oldu. Sir Bazil eline bir kâğıt alarak: — Birinci Vilhelmin, impara - torluk ilânından birgün evvel Versayda yazmış olduğu notları okuyalım, dedi: “Yarın benim ihtiyar Prüsya - ma Tanrıya ısmarladık diyece - ğim.,, # i Yazıdan da görülüyor ki; yaşlı kral bu sözleri yazarken elleri tit- remiş, sonra da acıklı bir şefkatle şunları yazmış: “Oğlum bütün ruhu ile bu yeni şekle bağlanmış bulunuyor; hal - buki ben bunu hiç İstemiyorum, ihtiyar Prüsyamdan başka birşey istemiyorum.,, Bismark yapılacak merasimin teferrüatı için konuşmak üzere bir mülâkat istemiş, birinci Vilhelm de onu azarlıyarak kapıdışarı et- miş ve “bana bundan bahsetme,, diye homurdanmıştı, Sir Bazil yapılan merasimin ta- rifine girişti: “Potesdam sarayı vâizinin dü- asiyle merasime başlandı. Bu a - dam iliklerine kadar Prüsyalı ol - makla beraber düasında on dör - düncü Lui'den de bahsetti. On - dan sonra krala, galip ve muzaf- fer savaşçılara, bayraklara düalar etti. Düa bitince Bismark cebin - den bir parşömen çıkardı. Bütün merasim esnasında da ancak bu - rada azıcık heyecan göstermişti. Çünkü sesi önce biraz mütereddit gibi çıkıyordu: “Biz Alman özgür şehirlerinin, prenslerinin isteklerine impara - torluk makamını kabul etmek su- retiyle cevap vermeyi; bütün Al - manya yurduna karşıbir vazife telâkki ederiz.,, Sir Bazil alaylı bir kahkaha at- tr. Alman prerslerinin böyle bir istek ve müracaatta bulundukla - rını kimse bilmiyordu. Böyle bir isteğin neye malolacağını kendile- suzluk getireceğini duymakta ol » duğunu böylece ızhar etti... Sir Bazil burada kendi kendine söyleniyormuş gibi: — Mabaadi? Evet işin sonu 1919 dur ve ben de oraya geldim işte! 1919... Konferans Klemansonun ıngi « lizlere karşı atışmasıyla işe başla» dı. Alman kibir ve azameti, bura- da da az kalsın 1871 de Versayda olduğu gibi bir küstahlık derece- sine varıyrodu. Artık Alman İmparatorluğu kalmamıştı. Kayser ulusunu al - çakçasıma bırakarak kaçmış;Door şatosunun parkında ağaç deviri » yordu... Fakat Fransanın yenilme- si üzerine doğmuş olan 1871 kibir ve azamet ruhu, Alman İmpara - torluğu düşüncesi henüz ölmemiş- ti... Ben psikolojik hadiseleri birin- ci plâna koyarak, torunlarımıza bırakmak vazifesiyle mükellef ol duğumuz bilgileri bir hikâye ha - linde söyliyeceğim. Evet yanlış söylemedim. Bir hikâyecik amma, çok şeyler anlatan bir masal!... Benim için bu masal bütün bir | hissiyat dünyasmı, .ciltler dolusu, ;« 4 tarihi ihtiva eder!... İşte size ha - *' - kiki tarihi söyliyeceğim. Acaba bu masal meslekten tarihçi olan» Tara kâfi derecede akademik gö - rünmiyecek midir?... Sir Bazilin sesi burada sertleş » tiz ğ (Devamı var) waza SOYDAN Sünnetçi Ahmed Ikamatgâh ve muayeneha- nesini Sirkeciden Sultanahmet Yarebatan caddesi 40 numaraya nakleylediğimi saygılı müşteri- lerine bildirir. #mgmenzseaezızı erener azz2: MERMERE Sarlok Holmes Büyük Hikâye Bir arada 210 Sayıfa Fiatı40 kuruş ri de pekiyi bilirdi. Nitekimki| Ankara caddesinde Bavyera Kralı ikinci Lui'nin Ho- henzolern boyunduruğu (altına girmemek için gösterdiği inat çok pahalıya malolmuştu. Tören bitti, ancak birinci Vil - helmin bir hareketi* von Verner tablosundaki yeni imparatorun ö d # üretimde” görmükter giLE e # O Romanlarını ciltlendirilmek ii üzere Vakıt kütüphanesie bı - buz gibi soğuk donukluğu izah et- miştir, Birinci Vilhelm aynalı sa- londan kaçmak için gösterdiği is- | ticali gizlemedi. Konfedere prens- lerin, sevinçten ağlamakta olan generallerin ellerini sıktı, Düzünelerle el sıktıktan sonra “ Vakit ,, kütüpanesi Borjiya o | VE i Ragastanın oğlu rakmış olan okuyuculrımızın” ciltleri hazırdır, #i Hergün saat 18 e kadar uğra - İİ yıp alabilirler, m

Bu sayıdan diğer sayfalar: