23 Ekim 1935 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

23 Ekim 1935 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Ali amca, Geçen kısımların hulâsası i #ir almıştı, Yakalanan esirler den Kserses müslüman olarak Kâni ismini almıştı.Kâninin ye » Mİ sahibi Ali amcadır. Bu iki in san arasında bir anlaşamamaz hk var, (Şimdi, kadırganın ka rin en okumuş yazmışı olan Çe lebi ve bu Köni yan yana durup ar. Çelebi, sahip çıkar gibi, > kucaklamış, onu gi “üne basıyordu. Büyük bir talâ- katla, ilna etmek istercesine, Hr- Mrs diyordu kiz —Dil ile ikrar ettiği islâmiyeti ile de tasdik ettiği besbelli, Yeis... — Onu da nereden anladın? — İş meydanda!... Bize, ateşi teminin yeni bir çeşitini öğretti... atıyorsun, yasmıyor, yanmı” Yor da neden sohra alevleniyor. Bu, ilerde bize pek çok faydalı o- lir. Tecrübesini me Değ söylemiş... Onun nin bizy hayrı dokunacak bir mühte- ü tlduğuna inanmalısmız... İşte, | Mfünt ediyorum... Mademki bor »| tai” ves v9 ÇT Wğrür ama Çi gelmiyor, onun da hizmetin- İstifade edelim. Hizar; ii Peki, canım, öyle olsun, Çe- bil dedi. Nasıl olsa, esirler ara- ke aki iş bilenleri kullanmağa van verdik, bu çelimsiz oğlanın hangi bir esir yerine kullanıl! Masmda, mahzur yoktur... Fakat “e hâlâ sarılı... Bir yerin ağrı mu? : >> Ağrımıyor, ela... e cevabmı verdi, Ağrıma bile islâmm hizme bana her istırabı unuttu- bulunmanın verdiği mem» Âli amen, hiç bir şey söylemi - » dalgm, dinliyordu. Reis, o - “mn neti sorduğu vakit: “— Benim de hizmetimi bortona dakledint dedi. ie bu cümle, anbrk Ksersesi i halde kızdırdı: > Dur, ben sana gösteririm iyimi bırakmamağı!,, diye söy- ke , Poğrusu; zincirlerinden kurtul: ğu, ehemmiyetli bir vazife aldı. hir sin pek neşeliydi. Fakat, sa- i Alinin bir türlü psşini bırak» bpm, en nazik zamanlarda le karşısma çıkmasına bir tür- ahammül edemiyordu. li iğ gün, akşama kadar, beyni bu belâ ile meşguldü. kı, oldu... Kadırgaların ar -/ a sında, borton, yelkenlerini âç *| "3. iri ve mağrur ilerliyordu. x Kâni, kendisine verilen yeni büy esin başında beklerken, hâlâ! «8 düşünüyordu: ha > Şu heriften nasıl kurtulma: Yür Mutlaka benden Mabaleni tind tar, lü, . Tefrika numarası: 43 Yazan:(Vâ-NGâ) saatlarca sularla pençeleşmiş, Yorulmuş olmasına rağmen, pek garip bulduğu bu ziyaya alâka ile baktı: “iş bundal,, dedi. Hızırın kumanda ettiği iki ka| ranlrk bir köşesine arada sırada dırga, bir düşman bortonunu e; Ayni zamanda, güvertenin ka» uğruyor, bir şeyler hazırlıyordu... ! “Çelebiye öğretmek bahanesiy-| le, hem kâğıt kalem, hem de ateşi rumi için lâzrm olan maddeleri a- şırabilirim... Ne kurmazım...,, Sonra, etrafına bakındı... Tamamiyle yalnız olduğuna ka: naat getirdi: Bir şişenin içine bir kâğıt sok- tu... Şişenin ağzma da, balıkçıla- rm parakette kullandıkları kur * sak balonlar nevinden bir balon! bağladı. Bunlara başka bir madde de ilâve etti. Tekrar etrafına hır- sız gibi bakmadı. Karşı sahilde ışıklar görünüyor. du. “— Tam Hristos ayazmasmın önündeyiz... (o Fırsatı kaçırmıya« Irma, diye düşündü. Birbirine bağladığı üç şeyi, — şişe, balon ve meçhul maddeyi — denize fırlattı: “— Haydi hayırlısı... diye mırıl. dandı. Sonra, rahat bir nefes aldı: “— Rüzgâr iyi esiyor... İki saa- te kadar, buradan hayli uzaklaş mış bulunuruz... İmkânı yok. zi| yayı Tİzimimer görmez... trdka- nı yok... Bu sefer teşebbüsümde muvaffak olacağım...,, Memnuniyetle gülümsiyerek ba şını kaldırdı. Bu husus! işiyle meş gulken kendisine verilen vazifeyi ihmal etmesin sakın?... Fakat, ha- yır... İşte, borton, önündeki kadır. galarım dümen #uyunca ilerliyor... Rüzgârı kıçtan ve sancak tarafın dan alıyorlar... İstikamet bozul- masın... Öndeki kadırgaların fe - nerlerini görüyor. Lâkin, o ne?... Birdenbire, tüyleri diken diken oldu!... Fenerin ışığı ile kendisi arasına bir gölge girdi... Bu gölge ne olabilir?... Yelken değil... Yel kenlerin yanında bir insan var?... Ne münasebet?,.. Orada kimseye vazife verilmemiştir. Öyleyse kim çıkmış bu yelkenlerin arasına?... Kâni, gözlerini kısıp bakışları- nı keskinleştirdi. Bu adam?... Bir Türk korsanı... Siluetini farkediyor: İhtiyar bir ( baş Türk korsanr... Devamı Oraya gizlenmiş... belle Kendisine doğru bakıyor... İsumul Brleişesi kışlık li Gözetliyor... Si Şehir'Tüy lsd Kâninin heyecandan yüreği ağ li Tİ Bu akşam zma geldi: İl Ki Gene o... diye hırsla yum» saat 20 de ruklarını sıktı. Gene Ali amca... . .. Peşimi bırakmıyor... Başıma ge- Li ölçüye tirdiği felâketler elvermiyecsk mi?.. Dur hele... Tam fırsattır... İşte şimdi gösteririm...,, Usulla ileredi. i Gözüyle şöyle bir tasarladı. Randa yelkeninin (o ıskotasını bando etti. (Büyük yelkenin alti tarafındaki ipi birdenbire koyu:| verdi.) Yelkenin altında, onu ger gin tutmağa mahsus bumba İsimli; anidVâ: NG) direk, rüzgârm hızıyla savrulu- verdi. Ali amcaya çarptı. Bağır- masma bile imkân bırakmadan, zavallı ihtiyarı, top gibi, deni" zin karanlık sularına, korkunç da! galarma fırlattı, attı... Randa, bir müddet yapraklar dr. Fakat, Kâni, alelâcele, ıskota- yı lava etti. (Yelkenin ucundaki! ipi çekip gerdi.) Yelken ayni bale geldi. İçi rüzgârla doldu. Bir küçücük manevra daha... Gemi, zaten yolundan şaşma » mışlı. Öteki kadırgaların dümen suyunca ilerlemesine devam etti. Kâni: — Kurtulduk! diye gülümse Ali amca sularm soğukluğu sayesinde baygmlıktan ayıldı. De. nizde, bağırdı, çağırdı. Fakat, se“ sini işittirmek, ne mümkün... Rüz- gâr esiyor, dalgalar çatlıyordu... Kimkime... Heyulâlar gibi uzaklaşan ge - milerin ardından, bilhassa borter nun arkasmdan baktı: “ Nihayet bana bu oyunu oy- nadım, öyle mi?... Fakat, dur, da-| ha ölmedim, Kollarımda yüzecek kuvvet varu: Allah vere'de: ben Göz tahminiyle sahile baktı: Kaç kere böyle kazalar atlat - mış, böyle firtımalarda bu uzak - Irktan sahili tutabilmişti.. Fakat! © zaman gençti... li “— Şimdi de kocamadım... Bu- namadım... Göçmedim...,, Diye, iki misli artan bir gayret le yüzmeğe başladı... Tam üç saat sularla pençeleşti. Nihayet, oh işte... Sahili tutabil - di... h Bitkin bir halde, ayağmı sığıya bastı... Başını deniz ufkuna doğru şevirdi. Hızıra sit üç geminin ta mamiyle kaybolup olmadıklarına bakmalk istiyordu. Fakat... Bu neydi böyle?... Kendinin geldiği tarafta, o iş tikamette ve o uzaklıkta bir ışık pırıldıyordu. Ali amca, çok yorgun, bitkin ol. masrna rağmen, pek garip buldu. ğu bu ziyaya, alâkayla baktı: “— İş bunda!,, dedi, di. yyl ölçü REK sinde Zafer Eğlence- “Teri, VAHŞi ATLAR KIRALI CUMHURİYET — Yunus Nadi, Tayyareciliğe daha çok önem verme - diyiz başlıklı yazısında, İtalya — Ha . beş harbinin layyarelerin O harpte ne | kadar.İşe yaradığını bir kere daha gös termiş olduğundan bahsederek bu yaz Başbakan İsmet İnönünün açtığı tap yare seferberliğine daha çok önem ver, memiz icap ettiğini söylüyor ve ilâve ediyor, Başbakan 500 uçak olarak tahdit et. Hi. Bu harbe şahit olduktan ve tayya- relerin ne kadar işe yaradığını filiyat. ta gördükten sonra bu rakamı her se - ne daha çok artırmanız İdzımgelecek tir, ZAMAN — 50 millete (karşı adlı başyazısında İtalyanın bugünkü du - rumunu anlatıyor ve İngilterenin teş. vik ve tahrikiyle elli milletin bir a - raya gelip İalyaya karşı koymasını, İtalyanın da buna mukavemet etmiye çalışmasını akıllara durgunluk vere - cek kadar büyük bir hâdise olarak kay dettikten sonra merak ediyor ve diyor! ki: Meselenin asıl şayanı merak olan ciheti ise, İngilterenin dünya efkârını böyle Italya aleyhinde harekete ge - #irdikten sonra ameli ve müsbet ne ne toe çıkacaktır. Baylar, Gençler Hiç bozulmıyan TEKSAYT prezer vatiflerinden daima cebinizde bulun. sun, Teksayt ancak orijinal zarflar - da satılır. Naşit - Ertuğrul Sadi Şehzadebaşı TURAN Tiyatrosunda Bu gece sant 20,15 te 7 inci defa olarak OTELLO Büyük Haile 5 perde 1 tablo, Kıbrıs perde Het tarafa tram” vay, Telefon: 221277 Diş hekimi Ratip Türkoğlu Ankara caddesi Mesarret oteli Karşısı numrara (88) sara Kazanı rene renEra MEŞE Fransız tiyatrosunda Süreyya Opereti Bu akşam 20,90 da (EMİR SEVİ. YOR) Operet 3 perde. Pek pakında: BAY — BAYAN Yazanlar: Mahmut Yesari, Necdet Rüştü. Müzik: Sezai ve Seyfettin. A- saf kardeşler. i e a DEFİNEADASI TURKÇE SOZLU İ Sörenini.k BÜYÜK ŞAHESERİ DEHŞET ve Yakında TÜ Cumhuriyet bayramında , Açılacak yeni demiryollarımız Cumhuriyet bayrariyle başlı - yan günlerde memleket ekonom- sal durumunda büyük bir deği * şiklik yapabilecek ve yurdun muh telif mıntakalarındaki yaşayışı değiştirebilecek üç yeni şimendi. fer hattırim işletmeye açılış “#re- ni yapılacaktır. Bu hatlar yıtlar. dankeri durup dinlenmeden biti rilmesine çalışılan Irmak . Filyos, Fevzipaşa « Diyarbekir ve Af yon - Antalya hattının lsparraya kadar olan kısinıdır. Mevsuk bir kaynaktan aldığı - mız habere göre Bayındırlık Ba « kanlığı bu üç yeni hattın birden işletmeye açılması için gen:ş bir program hazırlamıştır. Bu progra ma göre başta Bayındırlık Baka - nr Ali Çetinkaya olduğu halde bazı bakanlar, saylavlar, parti erkân: ve gazetecilerle sair dave* lilerden mürekkep iki yüz kişilik bir kurul Ankaradan hareketle evvelâ İrmak . Filyos hattının am SOZLU R sonuna kadar giderek hattın açı» İış törenini yapacak ve oradan Kayseri ve Adana hatları üzerin. den Diyarbekire geçecektir, Di - yarbekir hattımın açılış töreni bü- tün doğu illerinden gelecek heyet lerin iştirakiyle yapılacaktır. Bu hattm da açılışı töreni yapıldık- tan sonra gene Adana üzerinden Konyaya uğranarak Afyona geli necek ve o zamana kadar ray dö- şemesi bitmiş olacak olan İspar taya kadar olan kısmın işletmeye açılış töreni yapılacaktır. : Davetliler, bundan sonra Ay - ... tünelleri henüz" Delet Demiryolları vagonlarının geçmesine elverişli .* hale konulma dığmdan gene Afyon üzerinden İzmire geçecekler ve oradan başl: yarak yeni satım alınan Aydın demiryolu üzerirde bir etüt gezi. si yapacaklardır. Bundan sonra kurul Balıkesir « Kütahya hattı ü- zerinden Ankaraya dönecektir. AKSAM POSTASI IDARE EW Istanbul Ankara Caddesi Posta kutusu ; 24 Telgraf adresi : istanbul HABER Yazı isleri telofonu : 24812 idâre ve Hân : 24870 ABONE ŞARTLARI Türkiye Ecnebi Senelik 14O0Kr. 4700Mr. Ss ayık 730 , 1450 ,, 3 oyuk o 400 * svhk so ,, 800 ". İLÂN TARİFESİ 3200 Tiçaret iHânlarının satırı 12,80 mesmi Hâmarım 10 kuruştur. Sahibi ve Neşriyat Müdürü: Hasan Rasim Us Basıidığı yer (VAKİT) mztboes; KUPON 283 23-10-935 EYECAN FiLMi K Sinemasında

Bu sayıdan diğer sayfalar: