20 Ocak 1938 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 6

20 Ocak 1938 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

a - Hollanda prensesi Fri doğurmak üzere Sarayın etrafında, 36 kilometrelik bir daire içinde, gürüllü yasak Fındık fiatları bu Doğumu Hollanda milletine duyurmak için çocuğun âdı ve balon uçuracaklar yazılı bır tayyare ünüz iki aabil, pronsos in yatak odasına “yakın bir salonda doğumu bekliyorlar. Toplar allırarak doğumu Hollandalılara müjdelemek vazifesile m ükellejtirler Daha birkaç gün evvel, Soctdyk sa- | rayının parkında, kolkola girerek dola- şan; iki kadın şülüşüyorlar, konuşu yorlâtir. Bunların birisi, Holanda kra- liçesi Vilhelmin, diğeri de kızı pren- s€s Juliyana idi. Genç ptenset,İşok memnundu: — Kendi yuvamda doğuracağım için mesudum, diyordu, zira, bu sarayı ba- na milletim hediye etti. Ben de, hedi. yemi burada vereceğim., Prensesin bugün doğurması bekle niyor. Bu mesut hadise, bir tayyare va- sıtasile bütün Holanda milletine bildi rilecektir. Tayyarenin kanatlarına, do- ğacak çocuğun ismi yazılacaktır. Bundan başka, 600 metre mikâbında büyük bir balon uçurulacaktır. Bunun da üzerinde çocuğun ismi bulunacak- tır. Şato, 75 jandarmanın muhafazası aj- tına alınmıştır, İçeriye he gazeteci. ne de fotoğrafçı birakılmamaktadır. Pren- 8es, gürültü yapılmaması arzusunu İz- har ettiğinden derhal polise emir ve- rilmiş ve sarayın etrafında, 36 kilömet- re dakilinde her türlü gürültü menolun muştur, Erkek mi kıy, mı? Bu sırada Amsterdamda, hetkes bah se girişiyor: Herkes, doğacak çocuğun erkek olacağını ümit ediyor. Hatta sabık Kayser bile, kırl, kilo metre ilstideki sarayında, ' bu mest hadiseyi teside bazilanıyor. Birçok dostlarını geze yemeğine davet etmiş- tir. Çocuğun doğduğu haberini almca, Almanyadan bilhassa getirttiği çok kıymetli hediyeleri prensrre göndere- cektir. Bir amelenin hediyes' Holandanm cenubundan gelen bir amele, saraya bir leylek getirmiş ve bunu prensese hediye ettiğini le miştir. Holandalılar. Teyleği çok uğur- lu sayarlar. Prenses saf köylünün bu hediyesinden son derece | mütehassis olmuştur. Dr. Ihsan Sam! yemi ı i Gonokok Aşısı i Belsoğukluğu ve ihtlâtlarına karsı pek tesiru .e taze aşıdır Divanyo lü Sultan Mahmut tirbesi No 113 ÜZER GARıIH Diş muayenehanesinde sabahtan öğleye 2 den 8 e kadar kabul eder. Beyoğlu İstiklâl caddesi Tokarlıyan sırasında. Kapısı (Mektep sokak Hamdi Bey han birinci kat | Tel; 21721 i i Şimdi bütün Holandalıların kulağı kirişte; Kaç top atılacak?.. Evvelce de yâzmuşuk: Eğer etkek olursa 101, kiz olursa 51 top atılacaktır. Tarih diyo bi: HABER — Aksum postası ANA Giresun me <tubu çok düş üktür GRE Be ei senelerden daraltılması işlerin İntizamı üzerinde fena tesirier yaptı Giresun, (Hususi) baştan başa yeşillik, dağları, bayulari fındık ağaçlarıyla dolu zümrüt gibi bir yurd parçası olan şehrimiz, Ka - 265 râdeniz sahilinin en güzel ve şirin şeh- (iğ ridir, Toprağı, suyu ve kâzancı bol ve be- reketli olan şehrimizin her gün biraz daha güzelleşmesi Için mütemadiyen çalışıyor. Muntazam cad delerimiz, şehrin nihayetine kadar das dar dayanır. Her taraf tertemiz, ten- virat ve tesisatı moderndir, Şehir, sa- bahlara kadar Karadenizin siyah sula- rına nurlar saçar. Yalnız burada büyük bir derd var: mabrukat kıtlığı. Yakacak kömür bul- mak çök müşkül, odun İse tasavvurun fevkinde pahalı, Giresunlular, içi bü- Padlşan keyif için adamasıyor I Şunuu Osmân ölmüşcü, Kendi gine halef ölan amcasının oğ- ld üçüncü Mustafanın tabiati vo bu- susiyeti hakkında kimsenin bildiği bir şey yoktu. No en Oo yakımları, devlet erkânı, ve ne de cariyeler, &- Zalar yeni padişahın karakteri, huş» landığı ve kızdığı şeyler hakkında ulak bir malâmar salubiydiler. Bunun sebebi yardı; Üçüncü Mustafa, birinci Mahmut vo üçüncü Osman devrinde sarayın loş ollalarında, karanlık salonların- da, yaşamış bir mahbus hayalı ye çirmiş, kimse ile tomas etmemişti, Uzun süren mahbusluk Onun si- nirlerini bozmuştu. Hissedilecek de- reccde hasta idi, Tahta oturduktan sonra, aradan epey zaman geçtiği halde gene ahlâ- kı hakkında bir fikir edinmek, haki- ki hüviyetini anlamak kabil olmad Üçüncü Mustafanın o boşlandığı, zevk aldığı, yezhne meşguliyet şuy- du: Cirit!.. Hergün ciritle meşgul oluyor, hele Edirneye gittiği zaman sabahtan ak» şama kadar bununla eğleniyor, vak- tini geçiriyor, Iyi eiritçileri tesvik & diyor, ihsanlarda bulunuyordu. Ücüncü Mustafa selefinden büsbü- tün baska mahiyette idi, Onun zibi dovlet islerine alâka (o göstermezlik etmedi. Hükümet islerini en İnce te ferruatına kadar gözünden karırma- dr, Devlet hazinesini yoluma koy- mak, para İsine yeni bir gekil ver. mek icin mlahat yantı, o ekonomik formüller huldn, bulduğu sistem da. iresinde hareket edilmesini emretti, Bütün bu hareketlerile, iyi exsafile horahor, dalma kederli, içli, hüzünlü ve evhamlıydı. Fikirlerine, emirle. rine karsı, ehemmiyetsiz bir fikrin ileri sürülmesine tahammi! etmez, hemen kar, köpürür, o asabileşir, kötü ve atm sözler söylerdi, Sariraram Koca Racıp pasa, padi- şahm hakiki hüviyetini Anha adama. kıllı anlamamıs olmasma (ramen, onu İlare etti. Ücüncü — Mustafanm suyıma gitti. O da bütün hareketle- rinde, icrantında sarirazamı serbest bıra"tı, Fakat bn, gösteriste o böyle idi. İsin tevürü büshitün baskaydı: Koca Razıp bir mankenden baska bir şey değildi; padişah oOemredor, sadrazam emri yerine getirir, iyi bir sekilde basanrmaya çalısırdı. Kendi kendine hiçbir şey yapmaz, o yapa maz, yapamağı her işi (o muhakkak paMenha haber verirdi İstanhul hasatı mutlak bir sükön *çinde geçiyordu. Razı hareketler | ahenk içinde devam etti, gitti, Koca Ragıp paşa kudretli ve kuv vetli bir şairdi. Olgun bir siyasi idi. Fikren hakimdi. Yaradılış itibarile sulh sever bir adamdı, Bunun için herkes onu seviyor ve sayıyordu. Sadrazam, şiir ve sanati her şe- yin üstünde tutinğu için, bilgisi üs tüm, şiirde ve edebiyatta o kuvvetli kimseleri teşvik etmekten geri kak maylı, bu gibileri sıkım içinde yaşa! mâktan kurtarmaya (çalıştı. Hele nükteye, zarif «öze, cınasa bayılırdı. Bunun için, şair Hasmeti çok tutar, yanından ayırmaz, hilhassa şair Pit- nat hanrma musallat edordi. Pir fıkraların anlatayım: Şalr Hasmet kurhan bayramından bir iki gün evvel, eyazri meydlanrna çıkmış dolasıyordu. oBirarelik Fit nat hanımla karşılaştı : — Bir emriniz varsa ifaya bazı- rım! Dive alâka gösterdi. — Tesekkür ederim, kurban alma- Za erktrm. — Ba yil kulanuzu kurban ediniz, ne olur? — İşe yaramazamız, ben boynuzlu koe arıyorum. Sizinkileri o kesmiş» ler.? Aradan zaman gectikce, ,ücüncü Mustafanın ahlâkı, huyu anlasıIma ya basladı: Rahası Ücüncü oOAhmet gibi nazik, halim değildi. Hastalığı mermere, iyilesmete bâşlayınca sert- testi, Biraz daha zaman geçince sert lik şidelet sistemine döndü. Arkası dan da znlüm ve dehset haşladı. Ve bunu günden güne arttırdı. RPilhassa şu iki hâdise, üçüncü Mus tafanıa ahlikını, tabiatini tamami. Ie mevdana koydu: Padisah, çok defa, kıyafet değiş. tirerek gezer, sokak sokak dolaşır. ortalığı teftiş ederdi. Mayıs günlerine rastlayan hir ra- mazandı, Gene böyle teftişe çıkmış, mahalle aralarında — dolaşıyordu. Karşısına bir yahudi çıktı; o dikkat etti, Kıyafetinde bir başkalık vardı onun. O devirde hükümet, gayri müslim- ler için muayyen bir giyiniş tarzı ha- zırlamıştı. Bütün gayri müslimler ay- rı ayrı kıyafette xezmeğe mecbur. dular, Halbrki, padisahın karşısına çıkan yahudi, buna riayet etmemiş, giymeğe mecbur olduğu elhiselerin haricinde farla şeyler giymieti, Yahndi hakkında en şiddeti ceza- yı verdi, hemen astırdı. Fazla bir elbise giymiş diye, bir adamı, asmak, kanunsuzin”un, nda- letaiz'in sahessrivdi. Ru siddetli hakkmda padişah direktifler over. | ve keyfi hareket karsısmdn sadrazam mekle haraher, sikönnn tenseiein- | la. müftünün fena halde canları s- Ae koca Rasm rasanm idari hare. | kıldı, çok müteessir oldnlar, Saravda katleri en hürük hir Amil olmnetn. | bulundukları zaman, bir sırasını dü- "asa ha sikünu yirütmeye çalıştı. I Boltaz eğlenerlari. sünkiler ve gül. | di ki: ler arasında, gür vapraı a“aelarım yeşil ve serin o gölgelerinde, şiir ve siler, bu bahsi açtılar. Müftü de- — Ramasan müharek bir avdır. Bu ayı âna ile, ibadetle, hayır ile ge- — Her tarafı beri bir tek hırsız yüzü görmemiştir. Gümrük kadrosunun belediyemiz iğ tün şehiri besliyen fındığın kabuğunu yakarlar, yemek bile onunla pişirirler, Fakat bir çuval fındık kabuğu 15 ku- ruş! Kültür ve asayiş Zeki Karadeniz çocuklarnm bepsi de okuyor. Mektep zamanlarında 80- kak'arda çocuk göremezsiniz. Herkes mekteptedir. Beş ilkmektep ve bir or- la mektep ağzma Kadar doludur. İhti. yazı tamamen karşılmmamadığından, bu yıl birkaç mektep daha açılması mukarrerdir, Garib değil mi, Giresunda hırsız yök tur. Bu bakımdan bir İsvişre şehrine benzer. Hapishaneye senelerdenberi bırsızlıktan mahküm olarak tek ferd girmemiş. Evinizin kapısını sabaha kadar açık bırakınız. Hiçbir eşyanızm yerinden kımıldatılmıyacağına emin olabilirsiniz. Mühim bir ticaret merke- si olan ve civar kasaba vo köy halkmı sinesinde barmdıran, besliyen Giresu- nun bu vaziyeti cidden takdire de fer. Buna mukabil Giresun sokakları di- Tencilerle doludur, Sakm bunları yerli halktan zannetmeyiniz. Onlar daima çalışırlar, denizde, karada durmadan uğraşırlar, Bu dileneiler civar köyler- den gelmiş kimselerdir. Bir caddeyi geçinceye kadar beş dilenciyi atlatmak müşkülâtıyla karşılaşırsınız. Kahve - haneler, gazinolar, her taraf onların istilâsı altındadır, Fındık. satışları ağır Buradan her sene yedi sekiz milyon lira değerinde fındık ihraç edilir. Bol para kazanan şehir halkıda başka bir iş tutmağı fuzuli addeder. Fakat bunun fena neticesi bu sene ilk.defa olarak kendini göstermiştir. Seneler- denberi yüksek fiatlarla satılan fındı! bu yıl yarıdan fazla düşmüştür. O ka- dar ki, geçen ene bir kilosu 34 ku- ruş iken, gimdi 14 kuruşa satılmakta” dır, İstihsal edilen mahsulün mühim bir kısmı elde kalmış gibidir, Son haf- ta piyasada başlıyan hareket, tüccarı ve müstahsili tstmin e'memiştir. Gümrük teşkitâlı bozuk! Giresunda gümrük teşkilâtı bozuk- tur. Vekâlet, evveloe müdürlük olan idareyi, anlaşılamıyan bir sebeble baş memurluğa tahvil etmiş, kadroyu da- rsltmış; bu vaziyet ticaret şehrinde işlerin muntazam yürüyüşü üzerinde fena tesirler yapmıştır. girmek lâzımdır. Böyle bir aydn bak sız yere insan astirmak şer'i şerife uygun bir hareket değildir. Ortada islenmiş bir kahahat varsa, kabahat linin cezasını hükümet — tayin eder, bu vazife yalnız hükümetindir. Padi- sahlarm bizsat isi icraya (tenezzül etmemeleri lâzımdır. Üçüncü Mustafa şöyle cevap ver- âi; — Diğerlerine ibret olann diye as- irrdım. Bir lam astırmaya nadişa- İm hakkı vek mu? (Bir kişidenne çıkar sanki?.. Sadrazamla müftü saraydan çıkar- yıl e Yurdun Dilekleri Güvertede İnsan ve hayvan müsavalı Balıkefirden Bandırma yoluyla bulu gelmek ve geüe'ayni yolla kesire gitmek vötundaşlar, için ** bir şekil alınış bulunuyor. i 28 birincikânun günü Bundırmi Snadet vapurile İstapbula gelen v9 nuhüsaninin üçünde gene vapurla nen bir vatandaş bu yolculuğun #9 İf bir hikâyesini “Yürk Dili, o gezele” İ anlatmışlar. Bu hikâyeden şu parça” baraber okuyalım: “İstanbul Ulmanına geç vaka sapi eereyonden Tophane rıhtimena yandi | madı. Kızkulesi açıklarında bir K- sallarılıktan sonra yaklaşan bir eli, den Sirkeci rıhtımına enayi fi kaplarımıza beğreldi. Birçok "Sl lardan, ileri gerilerden sonra | Sİ! rıklımına yanuşabildik. Gemi İİ rihluma bağlanmuştı. Bizzarure 80! ri şi lafa allayan yolculardan © sandelei o kdlibi olduğunu söyliyen bir a İİ başına 25 kuruş alıyor ve denir üzeri, de bu gayriresmi vergiyi eriyen vapurdan çıkmoktan menediyordü. İİ halle rihtima yaklaşanlar sondal ie | sine koca bir duba konulduğunu v* hf iş az ileriye de tahla bir merdipen 8 İ değeni gördüler, Dalgaların çarpın” 8 yosunlanmış, kızak gibi kayon bu 4 divenden lırmanip denize yavari İİ dün rıhtıma ayak basabilmek büyü Hİ bir martfetri; Fakat bu kurtulaş dr ij /omamlanmadı: Bıhtuna çıkar çık İİ kara humallarının hücumunu da M kürlmeniz iâzımgeldiğini unutmayı“ H “3 könumusan! günü öğleden son! kader bilet alamfara acenladan ma vapurunun o akşam saci 20 de hane rıhlımından kalkacağı söyle, iğ (d Bu sale baş on dakika kalarak 8 şip gelen yolcular, kar ve yağmur da şaşkın bir vaziyette vaparan bulunmadığını dehşelle gördüler. VELİ ii pur Sirkeci rıhtımına > gitmişili fi kalkmak zereydi. o Tophaneden soluğa bir utomobile atlayıp Sirkeci koşanlar aara dar tapura Bettşebillii) Otomobile binemeyip koşarok gel teri de Sirkeciye ulaşınca vapurun çok di açılmış olduğunu görerek apıpıp BENİ Jar. Bunlar arasında kamara yelesi, Ünen mühim bir ksm da vardı, VOPİ wi Insanlar içim indirilmesi o mutad merdivenini bile indirmeğe üzüm fi memis, müşterilerini anbar ko, dan kabul etmiştir..., . Denizyolları idaresinin ei rinct mevki komaralurında yer Pi ii madığım söyllyerek gene birinci yö | A7 ücretle salon bileti keserek "yg İİ ünnarelerinde İnsan sunaklat hongi mdszmala stğacoğım o bir akıl erdiremeditm., “Bu kamara şnleuluğundan il parçadır. Bir de güberle yolesih dır ki ba, ödeta bir işkencedir. Gİ e ii lede İnsenlarla hindiler, komur tavuklar arasnda tem bir müsarai Hi der. Acaba bu paparlarda Emsan ye a: daha üstüm bir mevki vermek kün deği! midir?.,, Bu hikâyeve tek stır ilâvesine Yurdtan Füzük Haberle” * Kastamoni ağır ceza de 27 sene hapse mahküm Ol” suçlusu Aracın Zeze köyümde çağ hakkındaki öliküim temyizce aleyhine nakzedilmiş ve içati't€ görülüüğünden idam Ji y/ we RA mütaleasmda bulunulmuştur moni ağır cezası İse ilk kars" etmiştir. Ni çıkmaz, padişah ya di, hemen sokağa fır! ya!,. Ba defn da karşısına İZE yan çıktı, Giydiği kandira aygun detildi. Adamı Yi ei defa astırmarlı, BahrAliye Terli Koca Ragıp pasa, er A kürek cezasma mahküm la dişaha bildirdi. Cos di zayı herenmedi, sadrazam” ri yolindı: b — Oeza hafiftir! Boynu Nizama nyzunsaz kumdan diva, zavallı alam canım

Bu sayıdan diğer sayfalar: