22 Mart 1932 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4

22 Mart 1932 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Milliyet Asrın umdesi “MİLLİYET” tr 22 MART 1932 İdarehane: Ankara caddesi, 100 No. Telgraf adresi: İst. Milliyet Telefon Numaraları Başmuharrir ve Müdür 24318 Yazı işleri Müdürlüğü 24319 İdare ve Matbas 24310 ABONE ÜCRETLERİ: Türkiye için —— Hariç için 3 aylığı 6. ” Gelen evrak geri verilmez Müddeti geçen nüshalar 10 kı- Gazete ve matbaaya ait müdiriyete — müracaat emiz İldnların mes'ii- jmalden mütedil kuvvetle esecek. tir. 21-332 tarihinde tazyiki nesi- mi 759 milimetre en fazla sıcak. İlik & en az sıcaklık 4 santigrat Sağlam ayakkabı © — Ayakkabıcılar cemiyeti çü- © rük ayakkabı yapanlara karşı mücadeleye girişecekmiş.. Çün kü bir çok esmaf kösele yerine mukavva kullanıyor ve © yerli © kunduraların namusunu bir pa © ralık ediyormuş. Vallahi, bu sağlam ayakka- © gal etmiş bir şeydir. Olanca yü - kümüzü üstüne © yüklediğimiz içim mi nedendir, biz ayakkabı- — Ya fazla ehemmiyet veririz. Sıkıntılı işlerden bahseder- — O senin ayağını sıkar... © Dediğimiz gi © mayan birisini anlatmak için — Sağlam ayakkabı değilt. deriz. Ayakkabıcılar cemiyetinin immetile farzedelim cazi manasile sağlam olmayan ayakkabılardan bizi kim kurta- racak?., Canım kurban. Gazetelerden birinde Berlin — den gelmiş bir telgraf okudum. Şu mealde “Alman faişstlerinin başı Hitler'in en yakın adamların- | dan ve bu partinin Berlin şubesi cisi doktor Geobbels başvekâ- let kâtibi umumisine mür, ederek, arkadaşlarının Başvekil Mösyö (Brüning) aleyhine bir wikast hazırlamkta oldukları. ti haber vermitşi, © Gördünüz mü siyasi terbiye .yi ve ahlâki tekâmülül. Ma. 'İâm ya! Faşist fırkası yani Hitlerciler şimdiki hükümete on derece muarızdırlar.. Buna | men, bu fırkanın Berlin şu- | Milliyet'in Edebi Romanı: 46 GÖZYAŞLARI! © Katil yerine oturduğu za- l n salonda umumi bir kay- ve sarsıntı oldu. Her- gözü ve kulağı hâkimdey — Okutacak mı?. i?, oturuşu ile mi?, © Fakat, katilin karşı tarafın ikinci avukatının istemesi arasında bir sani- | > — Söyleyinizt. Dedi, söz verdi. Avukat u- can sıkıcı bir başlangıç Hâkimin de, müddeiu. in de; halkın da, Ruhi- de yüzü buruştu, Herkes: — Uzatma da ne söyleyecek | ibi şayanı itimat ol! b İktisadi İhraç politika Buhran — Crise, inhitat — döpression!., Bugünün iktisadi hayattaki keşmekeşe, depreş- | maz bir şekle girmiştir; evet marazm teşhisi hakkındaki ik- tasatçılarm mütaleaları pek mü tebayindir. Eski iktisat kita; ni esas tutan zı kimseler (BUHRAN YO) TUR) diyecek kadar ileri gi i yorlar. Doğrusunu Wizım gelirse bu orijü yı pek gayrimakul görmek hak İ sızlık olur. Hakikaten buhran geçici bir hâdisedir; il dur, Müzmin şekle giren hâs- talığın umumi seyrine de buh- ran denir mi? Her ne denirse! densin bütün dünyada sürünüp giden itabiilik değiş dokuş âleminde mütezayit bir darlık yaratıyor. Bunun ismi i ister eski iktisat İrejimin inbitatı, ister isede| dünyada yeni başlıyacak yeni | devrin doğum ihtilâcatı olsun, mademki orta (yerde her gün biraz daha kuvvetini arttıran ik bir tazyik vardır, bu taz-| ın en az tesirinde o kalmak! i çarelerine bakmalı... Esasen en | İküçüğünden en büyüğüne ka. | dar bütün memleketlerin tatbi- İkine yeltendikleri gaye de bu.. ' Bu gayenin tahakkuku için e sas hutut ta muayyen: Az itha lât, fazla ihracat; o hiç değilse mütevazin değiş dokuş... Türkiye ülkesinin bütün dol | gunluğuna rağmen çok eski za- | manlardan beri iktisadi Sl muz aleyhdedir. Evet, Türki ye tanzimat devri ile (Avrupa halkai düveliyesine) £ girdiği ! 1856 tarihinden itibaren bu bi- lânçodaki ihraç, açığını zaman, | zaman Avrupadan ağır şartlar la aldığı borçlarla kapatmış- tır, toplu giren bu paraların hiç biri de istismar (| sahalarımıza kismen | besi reisi gayrıkanuni ya i hareketlere taraftar ol- in Başvekil aleyhin- ti hükümete o haber . le terbiyeye, böy le muarızlara canım kurban! Torbal. İzmir belediyesinin yeni bir | icadından bahsediyorlar.. Esa. | İ sen belediyeler birer icat ve ih- | tira yeridir. İhtiyaç, oralarda | insanlara hatıragelmedik şey- ler vücude getirir.. İzmir bele- diyesi sokaları süpürtemiyor.. İzmirde de at çok... Hayvanlar sokakları gübreliyorlar. Ne ya: | palım?. | Her akıllının yapacağını yap | Beygirlere birer torba ukarı bir nevi sübek. beygirler, | torbaları gübreliyor ve bu gübreler hay- van sahibine kalıyor... İstanbul o belediyesinin de bundan ilham alarak, sokaklara ürenlerin ağızlarına birer »tik torba takması pek muh- temeldir... Yalnız garabet Amerikada mı görül | Etem İZZET ca ile arkadaşmın önce söyledik lerini de tekrarladı, tekrarladı; en son: — Yeter efendim yeter. Ha- tıra denilen bu notların dava ile hiç bir alâkası yok. Onları o- kutmayınız!, Demek istedi. Ancak, o da israr ediyordu: — Naran Hanımefendi bir dalgın kız, bir şehvet çocuğu, bir zevk düşkünü; hattâ katilin tavsif etmek İstediği gibi bir sürtük, bir kahpe, bir orospu ve.. bir casus olabilir. Sorula" cak, dikkat edilecek, üzerinde | durulacak nokta şudur: Bütün | peşin- Neden o- ba mızda maden ve donanmaya, mütebekisi de saray ve hempalarmnın sefaha- ti uğrunda heba edilmiştir. Şim di Türkiye kendi vesaitile im kişaf devrinin kapısını açmak istiyor. Bu müşkül kaygunun tahakkuk faaliyeti de dünyanm geçirdiği —biraz yukarda izah ettiğimiz— iktisadi keşmekeş manına tesadüf etmitşir. Şim i bu keşmekeşin mühim ihraç metalarımızdan o madenlerimiz üzerindeki son senelerdeki te- rini gözden geçirelim: Artivin vilayetinde Kuvars- han bakır madeni kapanmıştır. Bu madenin son senelerdeki za rarları ile beraber tesisat mevzu sermayesi otekriben 7.000.000 Türk lirasıdır. sene- Yi 2500 ton saf bakır istihsal ka biliyetindedir. -Bir seneden beri maden terkedildiğinden o. radaki milyonlar değerindeki tesisat harabiye yüz tulmuş- tur, Yine mezkür vilâyette Kaf- kazuz kupper kumpanyasının Morgul bakır madeni vardır, bir milyon İngiliz lirasile teşek kül eden bu şirketin maden ma ; hallinde yapmış olduğu tesisat bedeli altı yüz bin altın İngiliz lirasını tecavüz etmektedir, ma den mı olduğundan cid- den esaslı yapılan tesisat ha- rap vaziyettedir. Kuvarshan madeninden daha fazla istihsal kabiliyeti olup daha © vâsi bir madendendir. Balyadaki 60 milyon frank sermayeli (o Balya - karaaydın kurşun madenimiz kapanmış, son zamanlarda hükümetin gös terdiği teshilât sayesinde pek az mikdarda tabarri ve tamir yapılmaktadır, iyette adde. dilemez. Yevmiye 40 — 45 ton külçe kurşun istihsal kabiliye- tindedir, Susığırlık mevkiindeki Bo rasit madenimiz bir aralık ka- patmış ise de son zamanlarda eski senelere nisbeten pek za: yıf olarak çalışmaktadır. Fethiye * cenubi o Anadolu manganez madenleri de istih- salâtını tatil etmiştir. Bu made ne de mevzu, sermaye takriben 3 milyon Türk lirasıdır. Krom madenlerimizin etra. fındaki son senelerdeki müteva İi hareketlere rağmen ihracatı- izi bir tezayüt mevcut değil ir. Zımpara madenlerimiz. cin- sen rakiplerine müreccah ol- makla beraber harpten sonraki ihracatımızda muntazam bir te nakus göstermiş, bugünkü ihra catımız bir kaç bin ton radde- sinde, Milâs havalisine inhi- sar etmektedir. İzmirdeki Civa madenimiz de görünür bir müşkülât içinde dir. Antimon istihsalâtımız ha, ten sonra hemen © yok gibidir. Bilhassa Tokat civarındaki cev herler hakkındaki mühendis ra porları çok ümitbahş olmakla beraber müteşebbislerinin faa- liyetinden müsmir netice çık- mamıştır, Kömür havzamız hakkında yine bu sütunlarda vaziyeti izah eti dik, tekrarına lüzum görmüyoruz. Yalnız şunu ilâve dın olsaydı belki bir dereceye kadar kendisini mazur tanır- dık! Demek ki, bile bile yap miş, kendisi ondan daha fena kaynaşabilmiş. Hem hatıraların işmdiye kadar okunan kısımla rında Naran Hanrmefendiyi kö tülemekten ziyade katile kötü damgasını vuran Küküm ve tas virlerle karşılaşıyoruz. Müekki lim için vâzıh, müsbet, aşikâr biç bir kayıt ve sarahat yoktur. Müphem bazı hisler, kuvvet ve teyit bulamıyan şüpheler! Bun lardan başka Naran Hanıme- fendiyi ittihama vesile olabile. cek ne var?. Hiç bir şey değil mi?, Halbuki katili bütün o sa. tırların devamında çok fena bir ruh ve istidadın sahibi olarak görüyor, tanıyoruz. Karısmı, çoluk ve çocuğunu bırakmasın- dan başlayarak (o okunan son satırlara kadar onu yalnız (e. nalık yapan, fenalıkları kendi- sinde toplayan bir şahsiyet ha- E in i Tapu eski kayitlar varidat zimmet kalemi © kâtiplerinden Hanefi Efendiyi, son günlerde bir endişe, bir merak sarmıştı. yordu: | — Evlâdım, Hanefi, bu böy- le devam etmiyecek ve edemez de.. Dünya evine girmedin, fa- kat çapkın, hovarda bekârlar dan da değilsin. Aklı selim sahi bi bir insan, senin gibi hareket etmez, Artık kendini büsbütün kaptın, koyverdin.. o Nedir bu ihmalin? Nefsine bu derece ka- | Nİ yıtsız, ihmalkâr olmak doğru mu?.. Uyuşukluğun bu kadarı affedilemez. Gün geçtikçe ham İlaşıyorsun, Ya Allah esirgesin, bir de hastalanıverecek olursan halin neye varır.?.. Bu hamlık. İla vücudün hastalığa mukave. | met edemez. Derlen toplan.. Bi İraz' harekete gel, canlan.. M etlerinde hakikaten yin doğru- ca kaleme gidiyor, öğleye ka- dar oturuyor, öğle yemeğini da irede yiyor ve akşam paydosta / aheste beste evinin yolunu tu- | tuyordu. Bu tembelliğe de alışmıştı; hemen birden O harekete yeç- mek, canlanıvermek te pek ko- i lay olmayacaktı, Fakat göbeği ve ense ve gerdanının katmer- leri yağlanmakta devam ediyor | du. Hanefi Efendi, damar hasta Ilığı, damla gibi kaçınılmaz teh İlikelerin yaklaştığını hissetmek te idi. Nihayet son kararını ver di; spor yapacaktı, Hanefi Efendi, sporun fay- dalarını radyoda © Selim Sırrı İ ödelim ki kömür havzamız va İziyetini muhafaza © edebilmesi için çokititiz ve tedbirli davran malıyız.., Zaten, kömürlerimizin diğer İ cevherleşimiz. kadar feci bir va ziyete düşmemesinde son sene lerde milli sermayemizle işde alâkadar olan İş Bankasının bü yük rolü, vardır, Maamafih ev- veli akalelerimizde izah et- HIKAY Bir sporcu Kendi kendine düşünüp duru- | - temiz, hem sıhhi Efendi, nefsine karşı | iL 5 Beyin konferanslarından dinle. miş ve çok istifade etmişti, Ev velâ gülle kaldırmak, lobut çe- butların sikletine tahammül 8. | demiyordu. Hanefi Efendi düşündü: — Bin çeşit spor var. Boks yaparım, dedi, İ Ve hemen Eşref Şefik Beyi | buldu, boks talimlerine başladı. ; 'Lâkim sol gözü üzerinde patla- yan bir adet kandilli yumruk, Hanefi Efendiyi, bu spora töv- be ettirdi. Futbolün tekme cilvelerin- den gözü yıldı. Eskrimden ürk tü. Ne yapmalıydı?. İ Mevsim yaz, deniz çarşaf gi bi idi. Denizcilik, bem şık, hem bir spordu. i Derhal faaliyete geçti, bir ka- yık satın aldı, Fakat daha işin acemisi olduğu için, kayığınm denize dayanıklı o olmasına da bilhassa ehemmiyet verdi, Evvelâ © yanına bir kayıkçı falıyor, denize öyle çıkıyordu. Kürek çekmeği, biraz da yüz- iğrenince, ömründe ilk de fa olarak daireden © mezuniyet | aldı. Amirleri, arkadaşları, Ha | nefi Efendinin bu O mezuniyet | talebine şaşırıp kalmışlardı. Hanefi Efendinin keyfi ye- rinde idi. Mezuniyetinin ilk gü nü sabahtan denize açılmıştı. Öğleye doğru, Hanefi Efendi denizde iken hava karardı, de. niz bulandı. Bir bora, bir sağ- nak başladı. Hanefi Efendi, kü reklere yapıştı, akıntı tersti; sabili bir türlü tutamıyordu. Et tiler, Hanefi Efem anını kurtarmıştı. sandal ve levazı ıldı. Fakat Hane. fi Efendi, spor yapmak azmin- de, kararında sabitti. Ne yap- malıydı.? | Her halde o, uyuşuk, miskin tenbel, hayata (o dönmiyecekti. | Hareket etmek, canlanmak is- tedi, Günlerce düşündü, taşır İdi; son, kat'i kararım verdi: tiğimiz üzere 1932 senesi sema | Şatranç oynayacaktı! Ve şimdi sına gerilen kara bulutlar bizi | kahvede, Hanefi Efendiyi şat- fazla teyakkuza davet eder ma- hiyettedir. İşte şu kısa çerçeve, şu ibti. dai maden ihraç ve istihsal bi lânçosu çok aleyhtedir. Sabıka Bazaran en ufak bir inkişaf de- ğil, biraz bir ( tedenni inhitat var. Şimdi acaba sebep yalnız, sadece buhran mı?.. Evet de İdiğimize nazaran mesele yok gi İbidir, Fakat buhranı, bütün dün ya madenlerine ayni tesiri yap- İ mış olsa idi, kanaatimizce umu İmi buhranın cephesi aksine dö. nerdi, Çünkü o vakit istihlâk az lığından deği sal noksan- lığmdan buhran bütün dünyayr İ sarmış olurdu, Bittabi bu şekil. İde de maden cevherlerinin bu | günkü düşen fiatları aksine ola rak borsalarda pek fazla yükse lirdi. Binaenaleyh her taraf is- tihsale kuvvet verir. Bu suretle yine müvazene hâsıl olurdu. Sadreddin ENVER | “Hiç şüphe yok ki; bu cinaye- tin yapılmasında rile hakim oldu, Biz burada bir ahlâk düşkün! ın, bir ruh sefaletinin tarihini yapacak de. öiliz ya?.” Avukat bu cümleleri söyler. ken katil yerinden fırladı: — Reis bey, reis bey!. Bu a damın sözlerini kesiniz. Hakare Gil, bir ruh yüksekliği du!, , Diye bağırdı ve.. ilâve etti: — İşte Bütün bunların iyiden ye anlaşılması için hatırala- rın tâmâmen okunmasını istiyo rum!., Bulanmadan durulmaz. Bu ande hâkim, müddeiumu İmi, birinci avukat, ikinci avu- kat, maznun, mazmun vekili hepsi birden karşılıklı söylen. meğe başladılar, Reis vaziyete hâ olma” da ayni ruh daha düşkün, daha sefil sevkle | e. İranç tahtası (o karşısında, son, | kat'i kararını kemali metanetle tatbik etmekte olduğunu görür sünüz!, Dr. Celâl Tevfik Zührevi ve idrar yolu hastalıkları mütehassısı; Sirkeci Muradiye caddesi No, 38, Her gün saat 14-19. İRTİHAL Polis Birinci Şube Müdir Muavi- ni Halit ve Türk Kitapcılığı Limi. tit Şirketi memurlarından Adnan Beylerin pederi Şehzadebaşı Vezne- Gilerde Kunduracı Mehmet Asım Bey vefat etmiştir. Cenazesi bugün öğle vakti Gurebayı Müslimin Hasta Besinden kaldırılarak | mamazı kalın. dıtan sonra Topkapı harıcındai mak beri mahsusuna defnedilecektir. Mevlasrahmet eyleye. | Müddeiumumi: — Susturunuz efendim.. Diyor, müdahaleler yapıyor İdu. Birinci avukat yaygara ko- parıyordu: — Yeter efendim yeter. Bir sürü manasız şeyler!. Safsata!, Kafamız şişti!, Roman yoruz! Katil vekili bağırıyordu: — Elbette okunacak!, Müekkilim kendisini müda- faa etmiyecek mi?, Ağız açmadan mı boynunu size uzatsın?. O bitirecek, daha ben de söy leyeceğim!, Maznun ağzına geleni söyli- yordu: — İşinize gelmiyor mu?, Naran Hanımefendi yıkılı. yor değil mi?, Daha durun bakalım!. Asıl şimden sonra neler işi- teceksiniz!, Keşke orospulukla kalsay- sürtük olsaydı!.. dı! Keşke : Hakiki bir güzellik olan (Matmazel Nitoucbe) CHARLOTTE SUSA ve (Yarasa) filminin mühdei —GEORGES ALEXANDEP Jön prömyelerin en sevimlisi WERNER FUTTERER 24 Mart Perşembe akşamı BÜYÜK GALA OLARAK MAJIK SİN en şen ve en eğlenceli EMASINDA bir operet vodvil olan. izdivaç Limited Şirketi şefe 2 pi Limited) müzikhol ve kabareli filminde görüneceklerdir. Mlâveten; P. D. C, halihazır dünya havadisleri, Darülbedayi Son Temsilleri Yalnız bugün akşam Saat 21,30 da Büyük bir ihti falle Göte gece- si 1832. 1932 STELLA Trajedi 5 Perde Yazan: Goethe Tercüme eden : m Seniha | Bedri Fiyatlarda tenzi INI lt yoktur. Yarından itibaren SAATÇİ Musikili komedi 3 Perde 3İ inci perşembe gürlü son temsil | İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu HUN Fes RAŞIT RIZA TİYATROSU Şehzadebaşı Bu alişam saat 21,30 da Ladamo | 5 perde | | İ Pek yakında: KURT AĞZINDA KUZU Vodril 3 Perde Nakleden; Mahmut Yesari Bey Kamelya Aleksandr Dü mafisin o Laye- mut eseri, Piyes ii Kadıköy Süreyya sinemasında RAŞIT RIZA TİYATROSU SANATKARLARI Çarşamba | akşamı BİR ŞENLİK GECESİ Vodvil 3 porda Nakleden: Reşat Nurl Bey, — ECONOMOU OPERET HEYETİ Fransız Tiyatrosunda Bu akşam talebi umumi üzerine LOHAGOS LİLY Yarınki çarşamba günü sant 17 ta lebelere ve halka mahsus matine YA SENA HRİSOMOU Çarşamba akşamı THİN TCHİ LA Pek yakımda CAMPANELLE. silen mevsimin en güzel filmi PRENSES EMRİNİZ LİLTAN HARVEY ve HENRY GARAT İğ tarafından temsil edilen film ars zuyu umumi üzerine bir hafta daha irse edilecektir. Görmeyenler için son fırsat. Bugünkü program İSTANBUL (1200 m. 5 kilovat) 18 gramofon, 19,30 Hafız Bürhan, Bey heyeti; 20,30 Selim Sırı Bey tarafından Goethe hakkında konfe- | vans, 21 Hafız Bürhan Bey heyeti, İ 22 orkestra, BELGRAT (429,8 m.) — 18,55 Çek lisan dersleri, 19,28 konferans, 19,55 gramofon . plikları, 20,18 Gö- te hakkında konferans, 20,50 çin gene müzikası. BUKREŞ (394,2 m.) — 18,16 konser, 19,40 milli tiyatroda Got ihtifali, BUDAPEŞTE (550,5 m.) —18,30 tayanni ve piyano konseri, 19,15 Fransızça ders, 19,30 o konferans, 20,15 Göte hakkında . ihtifal, 22,30 iyano konseri, 23,30 müzik. LONDRA (355,âm.) — 20,15 or kestra, 21,18 gramofon plâkları, 21,55 konferans, 23,35 dans muzi- kası PRAG (488,6 m.) — 1830 Gote hakkında ihtifal, 19 Goteye ait (bir komedi, 22 radyo jurnal, 22,20 Bra- tislâvdan nakil, ROMA (441,2 m.) — 19 radyo jurnal,20,45 müzik 22 komedi, 22,55 radyo jurnal, VARŞOVA (1411 m.) — 1738 senfonik konser, 1945 gramofon plâkları, 19,45 radyo jurnal, 20 mı sahabe, 21,15 Şöpene ait konser” radyo jurnal, VİYANA (517.2 m.) — 18,15 tıbbi musahabe, 19,40 çarkı, 20,20 Göte hakkında konferans, 20,50 kon İ ser, 22,35 dans muzkası, Itiünadı Milli TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ Harik ve hayat üzerine sigorta muamelesi icra eyleriz. Sigortaları halk için müsait şeraiti havidir. Merkezi idaresi: Galatada Ünyon Hanında Acentası bulunmayan şehirlerde acenta aranmaktadır. : 4887 mişti. — Okunmayacak!, Sefalet, ahlâksızlık.. Başka bir şey öğrenmiyoruz kil, İ Birinci avukat istihkar edi. | yordu: — Bunları kim yazdı?. Hangi romancıya sipariş ver diniz? AAvukatınız şöhret almak is tiyor, Fakat, yağma yek!. İdamdan kurtulamazsın!. Kim bilir hanımefendinin parasını aşırmak mı, mücevher lerini soymak mı ne yapmak is tedin de onu öldürdün?. | Naran Hanımefendi senin gibi bir şeriri nereden tanıya. | cak ki?. Muhterem hanımefen | di dilenci diye senin avucuna para atmaktan bile iğrenir! Katil hiddetten o köpürü ra için yapıyorsun değil mi?, Senin gibi yüz avukat benim ir!, Romancı aramaya ne lüzum! Benim senden yüksek tahsi. lim var!, Naran'ın ne senden iyi Hâkim: — Susunuz. Muhakemeyi ta til ediyorum... Diye bağırıyordu. İkinci avukat reise söylüyor uz — Yapılacak şey yok reis bey. Celseyi tatil ediniz, Kararınızı veriniz!, Bemipe cinayetini itiraf et. mal olduğunu 7, *i. gi dinlemeğe ne lüzum ar?, irinci avukat ilâve ediyor” — Sonra bu hatıraları alır, hikâye. diye okuruz!. İyi yazmış maşallah!. İkinci avukat güldürüyor. — Birinci sınıf romancıla; miz arasına geçer|, Bir katilden bir romancıl, Yüz bin kitap satılıri, ibm

Bu sayıdan diğer sayfalar: