8 Aralık 1932 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 5

8 Aralık 1932 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

üyük maç bu hafta yapılıyor.. Hangi takımın kazanmak ihti. mali fazla Bu sahifemiz çıktığı saman bü- tün dünyanın büyük bir dikkatle takip ettiği ve çok yakından a kadar olduğu Avusturya, İngilte. re maçı oynanmış olacaktır. Bu maç dünya futbolünün en büyük hâdiselerinden bir ie yakından alâkadar | ler ki dünyada —mil- le— ili futbol kralı var- dır. Biri İngiltere biri de Avustur- yadır. Bu iki o kral biribirlerini hiç çekemezler ve daima biribir- lerinden üstün olduklarını iddia ederler. Hiç şüphe ç yok ki ingilizler, futbolün mucidi olmak sfatile bu şube ile Avusturyalılardan daha ziyade meşgul olmuştur ve bu işi &n ince teferruatına kadar bilir. ler... Ancak; Avusturyalılar, İngiliz lere nazaran daha genç olmalari" na rağmen fatbolü onlar kadar oynayabildikleri de bellidir. Yalnız, bu maç halkın: beyan etmeden evvel her letin futbol taktiği İ olmadığını ilâve etmek zarureti vardır. | le ki İngiliz futbolü Avusturya fut- bolculuğuna sazaran büsbütün | başka bir şekil arzeder. l Onlar futbalü Avrupa takımla rından büsbütün başka oynarlar | ve incelikten ziyade vücutlarma | ehemmiyet veriyorlar. İ İngilizlerin vücut oyununa da- ha fazla ehemmiyet © vermele indeki yegâne sebep teşekkülât itibarile daha vücutlü o ve daha hiç bir tarafında tatbik edileme- yen şarj sistemi İngilterede esas olarak kullanılmaktadır. İngiliz forvetleri kalecilere bütün - kuv- vetlerile şarj yaparlar. Halbuki Avrupada bü nizamnamelerde menedilen bir şekildir. Gelelim oyun sistemlerine: Büyük Britanya futbolcuları sistemle en muvaffak olarak oy- hayan oyunculardır. Bunlar, kar- ularındaki takımın oyununa göre temi bozabili ve niçin? sislem değiştirebilen e ve her an başka bir tarzda hücum veya mü- dafaa edebilen tetekküllerden an- cak şimdi en fazl, k ettik leri sistem (W) sistemidir. Bu sistem hakkında geçen s€- De antrenör Pengem şehrimizde iken epeyce dedikodular olmuş, leh ve aleyhte © söylenmiş ve ya" zılmıştı. Binaenaleyh karilerimiz bunun ne olduğunu bilirler, Buna pazaran İngiltere takımı üç for- vedini ileride oynatacak ve of- saytları da hem leriye santrhaf geride oy- nayacak cenah hafları da ileride bulunacaktır. Binaenaleyh san. trafor sol iç, sağ iç ve santrhaf arasnda hücumlarda Main teşek- kül edecektir. o Eğer Avusturya bekleri ve müdafaası topu bu düşürebilirlerse sür de ederek bu si ww ve beş forvet üç müdafiin karşısında — kalır ki bu da onların 18 odabiline kol- laylıkla girmelerini temin eder. Avusturya forvedi 18'in içine gi di mi tehlike son haddini olur, Çünkü, Avrupanın lunan santraforuna, sol içine, sağ içine malik bu forvet | hattı her halde yukarıda yazdığımız şerait altımda gol çıkarabilir. Ancak, İn gilizler Avusturyalılara daha faik oynayabilir de 7 forla oynarlarsa | 9 zaman Avusturya müdafaasınn işi pek zorlaşmış olur, Sistemlerin kiymetini burada anlatmağa | kân yoktur. Bütün söylediklerimi: | zi tetkik ödecek olursak Avustur- | yalıların rakiplerinin. sistemine | muhalif sistemde oynamaları icap | eder. Avusturyalıların tatbik ettiği | oyun sistemine gelince; Avustur- yalılar, kendi tek seçicilerinin bul | duğu en müssit | oyun sistemini tatbik edeceklerdir. Sistemleri şu- du ! Bekler ve müdafiler oldukları | yerde üç orta muhacim, ileride ve | d: açık haflar ile forv Gbat vaziyetinde. rasında ir- | birinciliğini İ oyunu oynamazlar. Eğer İ Se saryaffnk alabileceğini MİLLİYET Balkan olimpiyatları | | Önümüzdeki mevsimde nazarı! itibara alınması lâzım gelen bazı noktalar.. bütün kuvvetleri silip götüren bu | hattâ | İ Bu senedi atletizm mevsimi ümit | bahş bir tarzda başlamış, Türkiye muvaffakiyetli denecek neticelerle bitirmiş ve Atina olim- piyadını her zamankinden daha | az bedbin * olarak beklemiştik. | Yanlış anlaşılmasın: Biz hiç bir | zaman Atinada sayr adedi ile kon | dimizi göstermeyi bekleyemez dik... Herkesten daha az atletle | ve bazı müsabakâlara hiç müsa- | bik sokmadan iştirak ediyorduk. | Balkan oyunları ferdasında Olim. piyat mecmuası vaziyetimizi güzel anlatmıştı!, Şayet iştirak ©- den Türk atletlerin hepsi birinci | ve ikinci geldiklerini farzetsek | 86 vupan kazanıyorduk.. Yani bu hayali muhale rağman umumi tas nifte ancak üçüncülüğü alabiliyor duk, Balkan olimpiyadı münase- | betile gören görmeyen ve bilhassa anlamayan bir çok şeyler söyledi | durdu: Ben burada muvaffakıyet- sizliğimizin umumi sebeplerini ve ifşa edilmemiş bazı noktaları- nı arzedeceğim.. Yalnız bu Atina- | daki hezimetimiz öyle bir aksi te- sir bıraktı ve atletizme öyle bir | darbe oldu ki daha serlevhatı sö| renlerin okumaya bile üşenecekle- rine eminim... i — Her şeyden İ etmeliyiz ki rakiplerimiz bir çok noktalarda bizden iyi idiler.. Ön- | lar beş seneden beri,teşvik ve hi maye görerek, beynelmilel temas- | lar yaparak ve hattâ Avrupaya at letizm takımları göndererek, mem | leketlerinde binlerce halk önünde müsabal yaparak hâzırlan- mışlardı... Tabir garip görünecek | amma: Onlar olgun biz hamdık. 2 — Atinaya giden Türk takı: | imi mevsimini bitirmiş sinirleri va zifelerini yapamayacak kadar ve mücadele kabiliyetini kaybetmiş- ti. Bu beklediğimiz bir iki biri lik, iki üç ikincilk ilk. gibi neti- celerin kaybolmasında en büyük âmildir. Atletlerimizin mesaisini çok yakından takip ettiğim için martta anirenemana başlayarak Kollej evvel kabul | neman, sonra Bulgar müsabakala rına hazırlanmak bir ay sonraki İstanbul birinciliğine kilde girmek yine bi Türkiye şampiyonluğuna rak bir kaç defa azami formu bul muşlardı. Ayaklarında 8 aylık an- inievvelde Atina- mdan bir şey bek nı görmek için Kadıköyüne gitti- ğim vakit hayret etmiştim. Türki- ye birinciliğinden Atina olimpi dını ayıran on gün esnasında bu yorgun atletler hâlâ me sında gibi üç tane sıkı antrene- man yapmışlardı... Bilhassa sür'at vusturya takımı hücüma | geç vakit açıklar topu şanjesiz, ve yerden paslarla, üç ortaya v rirler, onlar da son sür'atle, 18 içine girerler. Avusturya futbolü lirse şunu söyley: iz: Avustut ya forları 18'in vaffak oldukları halde 9; 10 da &celeleri yüzünden kaçırırlar. Bu esas itibarile hata deği cak muhakkak bir kusu! lâzım ise bunu söyleyebiliriz: yerinde ise Avusturya bilhassa onun cüz'ü olan Viyana ve seit oyunu karşısında ne dere tamin etmek zordur. Bu maç için bizim şahsi kana- atimize gelince: den aşağı olduklarma delâlet et- mez, eğer bu maç İngilterede ol- mayıp ta her hangi başka ve bita- raf bir milletin toprağında olursa o zaman Avusturyanm galip gele ceğine tam manasile kaniiz.. Avusturyalıların mağlüp olma- larını temin eden üç sebep var der: 1 — Ecnebi bir toprakta oyna: maları 2 — Halkın bancı olması. 3 — Hava ile imtizaç mek Bu sebeplerin her biri ayrı ay. rı bir takımı mağlâp edebilecek vaziyettedirler. Fakat bence ne olursa olsun | harişte yapılacak bir maçta Avus | turyalılar muhakkak İngilizleri kendilerine ya- edeme. İ otuz metrelik sıkı çıkışlı | tir. seksen 150 metrelik arttırma ko- şuları bu esnada © tamamile aksi tesirini yapmıştı. Vaktile kıymet- li bir atlet komple olan ve Türk atletizmine büyük faidesi doku- nan ve birçok yeni atlet yetiştiren antrenör Her Abrahama burada | isnat edilecek yezâne hata bizim çocukları, kuvvetli, iri ya- | pılı, iyi gıda almış Alman atletle rinden ayıramamasıdır. 4 — Atinanın havası ağırdı ve teşrinisivel 'ölmüsme rağmen ş0- imki ile kat'iyyen | kıyas edilemezdi... Saat 9 da at- etleri otele kapamak yatağa ya- temak ve sabahleyin 6 da kültür © fizik Oyapmaya O kal- dırmak azim bir hata idi. Atinaya gidenler bilirler baharlarda bile | boğucu ağır bir hava eser ve an: | cak gece on bir, on ikiye doğru ortalık serinler uyumak kabil o- İur. Yunan, Romen ve Yugoslav atletleri, neş'e ve alay ile saat ona on bire kadar şen dolaşıp ve er- tesi sabah saat (8) e dokuza ka- dar rahat uyurken bizimkiler si- nirli gözleri tavanda ertesi günkü yarışı düşünerek sağa sola dönüp duruyorlardı. Bir çok atletlerle konuştum saat ancak bire doğru | uyuyorlarmış ve sabat istemiye- | rek, uykularını almadan uyandı rılırlarmış. Vücutleri değil âsapla- rı yorgundu. Saniyenin onda biri- | nin veya santimetrenin mühim bi | rol oynadığı böyle © vaziyetlerde gece uykusuzluktan sağa sola dön mek ve yatakta bir insanın alabi leceği şekillere © girmenin mazarratını ancak uzun müddet İ atletizmle uğraşanlar takdir eder 5 — Alinaya giden Türk atlet lerine yalnız ve kimsekiz. nazarile | bakabiliriz. Fafile reisi — bulunan | caki ve pek kiymetli sporcu. Tev- | fik Bey; |U tenisçidir. Atletizm. le meşgul olmamıştır; hattâ bir| çok atletleri tanımazdı bile. 1500 metre köşarken sondâ ikinci ge- len Mehmedi göstererek (o sarfet- bir cümle buma'bariz bir de- | lildir. “Kuzum İstanbulda gazete- ler yazar dururdu, şampiyon Meh met Bey, rekor kırdı, birinci gel- | di. Allah aşkına Mehmet bu mu- dur, yoksa bü başka Mehmet| mi?” Bu dürüst ve temiz arkada- şmızdan atletizm içim bir şey bek | leyemezdik... Antrenöre gelince; | iyi lisan bilmeyen ve atletlerin hepsinden daba sinirli ve âsapça | muhtacı takviye olan bu hocadan maneviyatları takviye için bir şey istenemezdi. Atina turnesinde Her Abraham: vaziyetçe belki iyi bir antrenör, fakat her halde fena | bir pedagoğdu. | 6 — En fazla ümü beslediği. | miz sür'at koşularmda muvaffak | olamamamızın belki çok söylenmiş | fakat sebebi iyi tahlil edilmemiş | âmili budur: Atinada koşan ecne | bi bir sprinter şansının yüzde otu zunu hele Semih, Mehmet Ali gi- bi sinirli olursa— yüzde ellisini muhakkak kaybetmi# nazarile ba | kabiliriz, İlk nazarda bu bir (Meş | bedi Cafer) mübalâğası gibi görü nürse de hakikat böyledir. Bunu Yunan atletleri orada çok vi & birakan Türk atletlerine bizzat iraf etmişlerdir. Dünyan en ma ruf Amerikalı sür'âtçilerinden bi- ri evwelisi sene Atinada yarış kay betmesine ramak kalmıştı. Müt- hiş surette erken çıkan ve 90 met reye kadar başta giden Yunan at- letlerini geçebilmek için hayli zah t çekmişti.. Atinadaki hareket âmirleri Yunan koşucularını fa- vorlsö ediyorlar. Balkan oyunları» nı gören herkes içim bir hakikat; Burada Obunu söyleyince (yiie mi erken çıtı masalı) diye ağatmızı kapatıyorlar... Bir koşü- cu ile çıkış hakeminis Ons kadar anlabileceğini YA, AR lesef bu sütunlar müsait değildir. Bu sene'de bilâşek ve süphe Bal. kanların en seri atleti olan Semi- İ hin mağlübiyeti ile maneviyatları kırbaçlayan atletlerimizde artık bir şey lerini kalma- mıştı, Çünkü İerasyomu- nun talebi ile starter değiştirilmiş. ti. Bunları maalesef elinde pek az kozu olan atletizmimizi müda- fna için yazdığım zannedilmeme- lidir. Gelecek seneki Balkan oyun ları için nazarı itibara alınması | âzım gelen şeyleri, zayıf nokta- | larımızı ve hatalarımızı yazmaya çalıştım. Çünkü bizim için spor- | da dünya olimpiyatları, dünya re- İ korları hiç bir zaman miyar ve gaye olamaz.. Bizim için daha u- zun zamanlar için hedef ancak | Balkan şampiyonalarıdır... Val il dir. Balkanlarda at iyi bir kredisi vardır, olan | atlar erimini | İ İ İ şiddetli rüzgârlardan bahsetmiş- j İerimden saklıyordu. Daha ileri Paraşüt ile 7,300 metreden nasıl indim? Paraşüt rekorunu kıran Loda | Sehröter anlatıyor: Şimdiye ka- | dar tam 174 defa paraşütle atla | muştam. Fakat ne yalan söyleye-| yim 175 incisine başlarken içim- de garip bir his vardı. Hususile şimdiye kadar havaya çıkışlarım- da hiç oksijen | kullanmamıştım. | Bünyemde yapacağı tesiri merak ediyordum. Yanlış bir işaret yüzünden tay yareden vakitsiz atlamıştım. Pi- lot tayyareden atılışımı görmemiş ti. Bu sebepten tayyare, azını kesmemişti. Paraşütümün açılma- sından biriki saniye sonra tayyare beni görmüş ve alçalmağa başla- mıştı. Görülmemiş bir hızla yere | doğru yuvarlanıyordum. Kolay değil bu... 200 kilometre süratle uçan tayyareden hızla atlamanın sukutu elbette böyle şiddetli ola- caktı. Birden bire bir sarsıntı ile paraşütümün başımın üstünde a- çıldığını duydum, Görünmez bir el beni yakalamış lâstik bir top gibi yukarılara fırlatmı timale karşı paraşütün tutama- ğı elimde sık sıkı tutuyordum. Pilotum, daha evvelden yüksek tabakalarda maruz kalacağım ti. Tavsiyesi veçhile hareket ede- rek vücudümün rüzgâr recek yerlerini mantar sargılarla sarmış tum. Bu rüz; in telif yüksekliklere göre değişiyor lu. Paraşütüm açılınca geniş bir nefes aldım ve şöyle etrafıma bir bakındım. Gözlerimin altında se- rilen manzara cidden çok muhtı #emdi. Hayatımda bu kadar gü- zel deniz manzarası görmemiştim. Açıklardan Şlozvik Holştayına doğru kopup gelen dalgalar, sa- hili boylu boyunca beyaz köpük: | lerle yıkıyor, aranra bir kaç bu- bu nefis tabloyu göz- de Kiyel kanalı görünüyordu. Bi raz sonra rüzgâr değişti ve ben de cereyana k kanalın sol taraflarma doğru sürüki dim. Yanı başıma kadar yaklaşan tayyarenin muntazam molör ses- lerini duyuyordum. Pilot tayyare- ye paraşütümün nasip bir gaz verdi daki mesafeyi muh duk. Biribirimizle keyifli işaretleşiyorduk. Bütün hareket- lerimi tayyaredeki melen gördüklerine şü Alçaldıkça Selent gölünün kunç hudutlarına doğru yakl mağs başlamıştım. Endişe ile ine- ceğim Yeri arıyordum. Fakat ne- Teye Altımızdaki manzara her da- kika yeni bir şekil alıyordu. Bü- yük bir ormanı da geçtikten son- ra iniş için en mü i mağa başlamıştım. Gölün yanı ba şında bu işi görebilecek çok gü- zel bir düzlük görünüyordu. Yere 50 metre kadı yaklaş tıktan sonra eldivenlerimi çıkar- mış, can kurtaran ceketime bağla- yarak bir safra gibi yere fırlamış- ım. Bir kaç saniye sonra da ayak larım yere değmiş bulunuyordu. Göle 500 yarda mesafede büyük bir şalgam tarlasına inmiştim. firperverliklerinden © değil, atletin kıymetini ölçmesini bildik | lerinden daha müsait bir lisanla ölçtüler. Bunu teyit etmek ister- İ sek iki Balkan olimpiyad rekort- menine sahip ve dört tane Balkan rekoruna malik Türk atletizmi İ- çin önümüzdeki sene son bir te ülke lmenletir. Büyük Tayyareler Ecnebi memleektlerde bugün Yunkers'in G 38 tipindeki büyük kara | tayyaresile > “Do. X” Deniz tayyaresi yük ve onlara benzer pek az Lay- yare yapılmış ve tecrübe edilmiş- tir. Böyle olmakla beraber haliha zırda mevcut büyük tayyrelera | yapılmağa © başlanmıştır. Bunlar da kanadın üst sathı ekseriya bo- tun üst kenarile bir hizaya getiril mektedir. Elyevm Viker« Sapor marin Şirketinde derdesti inşa bu lunan bot gövdeli tayyare bu şe kildedir. Bu tayyarenin uçuş sik- leti 34 tondur. Dorniye'nin Do. X tayyaresinin kıymetine yakındır. Tarzı inşa da biraz onu andırır. Kanat uçlarının genişliği 53 met re ve kanat sathı 372 metredir. 6 $ İ adet Rolls - Royce H motörile bakarak milletlerin bu vâdide bü yük ve orta cesamette tayyarele- rin inşasında ne gibi bir istikamet tuttukları hakkında takribi filcir edinilebilir. Meseleyi büyük hava- cı milletlerin hava yollarına tah- sis ettiği en büyük tayyarelerine ait bir kaç misalle tenvir ede Tim İngiltere: Tâ evvelden beri hü- küm sören tarzı inşa çift kanat tarzıdır. Handley - i tarafından inşa olunup bugün sey- üsefer yapmakta bulunan H P 42 Hannibal” tipindeki | en büyük İngiliz kara tayyaresi de yine çift kanatlıdır. Kanat uçlarından ge- nişliği 42,6 metre ve kanat sathı 280 metre olan bu tayyarenin u- çaş sikleti takriben 13400 kilo- gramdır. Almanyada hüküm sü- ren noktai nazarlara göre, sathı hâmillerin bu eb'adı bu uçuş sikle- & için çok büyüktür. Bu bir taraftan yere iniş sür'atini a. zaltmakla beraber (saatte takr ben 80 kilometre), diğer taraftan da daha büyük bir siklet sarfını intaç eder. Tayyarenin üst kana- dında (Handley - Page) in ruf “Yarık kanat” tertibatı v. dır. Bu tertibat büyük hücum za. viyelerile yapıldığı . vakit (vril) hareketine geçebilir. Bu tayyarede en ziyade na; ra çarpan şey gövdenin haddin- den fazla uzun olmasıdır. Gövde- nin uç tarafında pilot mahalli var dır. Kamarası 38 yolcuyu istiap edebilir. İşletici kuvveti temin eden 4 adet Bristol - Jupiter XI motörü | hep birden 1960 beygir kuvveti yapar. Bu motörlerden ikisi üst kanadın ve ikisi alt o kanadın ön kenarına ve gövdenin iki tarafma yerleştirilmişlerdir. Kanatlarla gövdenin art kısmı nun bez kaplaması istisna edilecek olursa bu tayyare tekmil madeni olarak inşa olunmuştur. Başlıca düralüminyondan mamuldür. Bu tayyare Avrupadan Hindis tana ve cenubi Afrikaya giden hava yollarında seyrüsefer yapa» caktır. Gövdeleri bot şeklindeki su tay yarelerinin tarzı inşasında da İn- gilterede çift kanat prensipi cari- dir. Vakıa şu son zamanlarda bu memlekette de tek satıhlı tayya: reler meydana getirilmeğe başlan İ mış ise de çift kanat tarzı inşası daha taammüm etmiştir. Gövde- leri bot şeklinde çift satıhlı su tay yarelerine bir misal olarak Short Brothers şirketi tarafından inşa © lunan “Kent” tayyaresini alabili- riz. Bu tayyare ilk tecrübe uçuş- larını 1931 senesi bidayetlerinde yapmıştır. Eb'adi ve sikletleri aşa ğıki cetvelde gösterilmiştir: Kanat uçlarından genişlik 34,4 m. Kanat sathı 240,0 m. Boş iken siklet techizatile 8125 kg Uçuş sikleti 13750 kg. 1500 metre irtifada azami sür'at saatte 215 Km. Hizmet zirvei irtifat o 5800 m. Tayyare suyun yüzünde dur. duğu vakit arzani müvazeneti, ka nat uçlarına yakın yerleştirilmiş istinat flotörleri sayesinde temin olunur. Kuvvei muharrike tesisatı kanatlar arasma yerleştirilmiş 4 adet Bristol - Jupiter 11 motörün den mürekkeptir. Tayyerenin kzmı azamı düra- Himinyomdan mamuldür, Su hat- tının altındaki bot kısmı paslan- maz çelikten kaplanmıştır. Tayya te bu sayede zerre kadar paslan- müksızın uzun müddet suda dura bilir. 16 yolcu ile 1600 posta taşır. Sahai faaliyeti 800 kilomet re kadardır. Bu tayyare İngiltere nin Akdeniz hava hat tah- sis edilmiştir. Gövdeleri bot şeklinde olan su tayyarelerinin çift kanatlı yapıl masında şu mahzur vardır ki, tay | yare hareket ederken ve suya in- | İ diği vakit alt kanat pek kola; İ lanır, Bu sebepten dolayı İngilte- İ rede de son zamanlarda bu tay- ya Page Şirketi | mücehhez olup mecmuu 5400 bey gir kuvveti yapar. Motörler, kana dın üstünde tandem tarzmda i caktır. Normal o sahai faaliyeti (1100) kilemetre ve azami sahai faaliyeti 2100 kilometredir. —— e... Mısırlılara Cevabımız (Başı birinci sahifede) cak bir orcufeden ibaret olduğu vebleten anlaşılan böyle bir tezvi- re Mısır matbuatının nasıl kapıl- dığı hayreti artırmıştı. Nihayet meselenin he olduğu, gazetelerde yazıldığı gibi, tema- mile anlaşılınca, e» basit bir meza ket jestinin garezkâr ellerde ne kalıba solulabileceği de ayrıca hayreti mucip oldu. Fakat meselenin asıl esef &dile cek ciheti, ortada Misir için hiç bir haysiyet meselesi mevcut olma dığı hattâ Mısır sefiri Abdülmelik Hamza B. tarafından hükümetine hiç bir iş'arda bulunulmadığı hal de, Mısır hükümetinin Ankaraya bir nota göndermiş olmasıdır. İ Sejfirin” cevabına rağmen... Anlaşıldığına göre, Mısır göze telerinin bu yoldaki neşriyatı üze rine, Mısır hükümeti buradaki se- inden malümat istemiştir. Sefir vaziyeti bildirerek, kendisince bir mesele olmadığı cevabımı ver» miştir. Hayret edilecek nokta Fakat Mısır hükümeti, sefiri» nin bu iş'arına rağmen gazetele- rin tesiri altında kalarak, hükü- metimize bir nota göndermiş, no- tasında tarziye istemekle beraber, ileride mümasil hâdiselerin teker rür etmiyeceğine (71) dair temi- nat ta talep etmiştir. Ve en ziya- de şayanı hayret olan taraf ta ortada hiç bir mesele & olmadığı halde tarsiyeden ve o mümasil harekâttan bahsedilmiş olmasıdır. Yalnız bir hakikat varsa, o da Mısır hükümetinin menfi tesirlere kapılmış olması ve bir İngiliz ajan sının da iki dost millet o arasına nifak sokmak için, zaman zaman bu meviden gösterdiği gayretkeş- liktir, Hem ne gariptir ki Dayiy Herald'in Ankara muhabiri olma- dığı halde ona atfen neşrettiği tel grafta, Ankarada yapılan resmi ihtifallerden birinde mevcut bulu- nan Mısır sefiri Abdülmelik Ham- za Beyin fesli olarak bul na Gazi tarafından itiraz edilme- si üzerine sefirin ihtifal mahallini imiş. Ayni telgri fa nazaran Gazinin bu bapta vu- ku bulan itirazı sefir tarafından kabul edilerek mesele nihayet bul muş. Tezvir şebekesi çalışıyor! Router © ajansının Londradan Kahireye çektiği telgraf mealen budur. Ajans ayrıca ilâveten de âdisenin Kahireye aksederek ora efkârmda fena tesir . bıraktığını da haber almış, onu da - tekrar Kahireye bildirmiş. Bu telgraftaki garez ve tahri kin ne kadar aşikâr göründüğünü söylemeğe bile lüzum yok: Hamza Beyi istemiyenler Diğer taraftan, Mısırda bükü. mete muhalif bazı gazetelerin, © hükümeti Ankarada temsil eden Hamza Beyin şahsını da isteme- dikleri için, tasni edilmiş te olsa bu kabil haberleri fırsat bilerek siyasi tahrikât yaptıkları da bura- ca malümdur. Bütün bu vaziyetler karşısında Hariciye Vekâletimizin notaya verdiği cevap pek isabetli ve tah- rikâtın ruh noktasma işaret eden ve bu nevi tahrikâtm müstakbel münasebatımız üzerinde yer bul- mamasına ehemmiyet veren bir cevaptır. Cevapla, ziyafetlen son ra sefire fesini çıkarabileceği ifa- desinin Mısır için hiç bir suretle haysiyet meselesi olamıyacağı, bi- naenaleyh ne tarziyeye, ne de is- tikbale ait mülâhazı mevzuu bah- setmeğe mahal olmıyacağı söylen mekle beraber Mısır o hükümeti mutlaka bir mesele çıkarmak fik- rinde değilse, samimi dostluk his- lerimizi tekrar ifadeye vesile ve- ren bu hâdisenin kapanmış adde- dilmesi lâzım geleceğini ifade et- mektedir; ki böyle bir tasfiye ve tavzihe de hakikaten ihtiyaç öldü ğu Mısırdaki tahrihâttan ve ona piştarlık eden notadan anla;

Bu sayıdan diğer sayfalar: