22 Mart 1933 Tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 8

22 Mart 1933 tarihli Milliyet Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sie Miri YENİ BİR İMTİHAN ANKARA 5 - Mayıs - 1920 Büyük Millet Meclisi dün yeni bir imtihan geçirdi. Meclisin An- karada çok keskin, ince eleyip sık dokuyan meraklıları var. Bilhassa meşrutiyet tarihinde âmil olan ko miteci ruhlu bazı zatların, Meclis hakkındaki hükümlerineçok ehem miyet veriliyor. Bu hükümleri memleket dahilinde sari bir şekil alabilir. Bi tilâl meclisi eğer formaliteler üzerinde çok durur- sa, eğer şekillere ve kanunların maddelerine çok bağlanırsa mu hite o kadar büyük emniyet ver. mez. Halbuki böyle bir meclis e- ğer halkın itimadını kazanmazsa nasıl işler? Dün Meclisin ruznamesinde bir kanun lâyihası vardı. Bu kanun lâ yihasına göre, İstanbul hükümeti tarafından yapılan mukaveleler, muahedeler ve alınan mukarrerat :aktı. Yalnız Hariciye ile Adliye encümeni a- rasında noktai nazar ihtilâfı var. Hariciye encümeni: “Bu kanun, mütarekeden sonra yapılan bütün muahede ve mukavelelere şamil olmalıdır.” diyor. Adliye encüme- mi ise bunu mubalâğalı buluyor. Bir çok esbabı mucibe zikrederek bu tarihin İstanbulun müttefikler tarafından işgali olan 16 Mart tari hinden itibar edilmesini teklif edi yor. Meclis hakem olacaktı. Mec İisin haleti ruhiye ve kararmı mü- zakerenin cereyanından anlayaca- gız. Bu müzakereden bir safha: Adliye encümeni nammaı — “Kanunun 16 marttan sonraki a- kitlere şamil olmasını bir kaç nok- ai nazardan istedik. Mütarekeyi İzzet Paşa yaptı. Vatanperver bir zattır. Bu zatın zamanmda gizli veya aşikâr bir muahede yapılsa İ kabul etmiyecek miyiz? Bir ses — Mutlaka edecek mi- ? Devamla (Adliye encümeni namına) — Mütarekeden itibaren geçen devre esnasında yine biz- İer gibi milletin itimadına maz- har olmuş, meclise gelerek itimat reyi kazanmış Ali Rıza Paşa ka- binesi var. Bunun da her hangi le mukavele aktetmesi ib- timali var. Bunları keenlemyekân addetmek doğru olur mu? Bun- dan başka bizim teşri salâhiye- timiz on altı marttan . Som ra muhtemeldir ki, bizim itime- dımıza mazhar olmuş zevat tara- fından bize düşman mevkiinde bulunmayan bazı devletlerle siya- si, ticari, mali menfaatler temini. ni mutazammın bir mukavele ya- pılmıştır. Bir meb'us — Öyle menfaat ler yere batsın.. Hulüsi Bey (Hariciye encüme- ni namına) — Biz, hukuki, siya. si mülâhazalarla değil, yalnız memleket menafii noktai naza. rından meseleyi tetkik ettik... Avrupa matbuatında ve mem. İeketimizin gazetelerinde intişar eden haberlere göre Ferit Paşa i- le İngiltere arasında bir muahe- de imzalanmış. Bu ihtimal ne ka- dar zayıf olsa bile onu düşünme- * ge mecburuz. İşte Ferit Paşa; İz. Miri bırakıyor, beride bir nüfuz mıntakası veriyor, vilâyatı şarkı. # yede manda kabul ediyor, hulâ- sa mukaddes hukukumuzu çiğni- Yor, bumu nasıl kabul edebiliriz? 'i olarak bildiğimi şeyler vardır: Bizim de itine mızı kazandığını sandığımız Ali Rıza Paşa kabinesi adli istiklâli. mizi itilâf devletlerinin eline ve- “ bir kararname imzalamadı mı: Mahmut Celâl Bey meb'usu (Şimdiki İktısat vekili). — Efendiler, bu kanun ile milletin hukuku sarihasma vurulmuş dar. beleri tamir yolunda ilk adımı a- Fevkalâde odalar 3 Liradan itibaren tacağız. Biz, mütarekeyi ne gi- bi ahval ve şerait altında yok bunu hep hatırlamalıyız. orduları ne cihetten tehtide ma- ruz kaldılar ki İzmir işgaline kı yam ettiler. Sonra işgalin sırf İz- mir şehrine münhasır olmasını işgal ordusu kumandanı taahhüt ettiği halde sonra neler olmadı? Avrupa devletlerinin mümessille- ri ve heyetleri İzmire geldiler, iş- galin lüzumundan fazla geniş tu- tulduğumı namusları demek olan imzaları altında alenen itiraf et- tiler. Neticesi ne oldu? Tunalı Hilmi Bey — Siyasette namus yoktur. Celâl Bey (Saruhan) — Öyle siyaset yerin dibine batsın. Bilâ- kis, siyasette esas olan namuskâr- liktir. Ferit Paşa hükümeti, İz- mir ve havalisindeki işgali bir âki olarak tanımış, tasdik etmiştir. Kanunun mütareke aktinden | itibar edilmesini teyiden bir mi- sal arzedeceğim: İstanbulda mec- lisi meb'usan içtima halinde iken Urfa meb'usu Hariciye encüme- nine bir hâdise anlatmıştı: Urfa, Maraş ve o havaliye hükümetin tayin ettiği bazı memurları Fran- sız işgal idaresi beğenmiyor, ka- bul etmiyor ve onları tekrar iade ediyordu. Halk bundan mütees- sir olmuş. Fransız mümessiline şi- köâyette bulunmuş. Fransız mü- messili gülerek demiş kit — “Siz çok zavallı adamlarsı- nız! İstanbulda hükümetinizin ne yaptığını bilmiyorsunuz ve ba- kınız. Babıâli verdiğimiz notayı kabul etmiştir: Buraya tayin ede- ceği memurların kabul ve tasvip hakkı Fransızlara verilmiştir. Me- muriyetleri bizim tarafımızdan tasdik edilmedikçe memurlarmız orada vazife göremiyecekler.” Bu hâdiseyi, o vakit encümen- de bulunan Hariciye memuru da teyit etmişti. Bugün mukadderatımız namı. na son kozumuzu oynuyoruz. Biz, kavaldi esasiyeye muvafıktır, ya- hut muhaliftir, diye memleketin menafii umumiyesini çiğneyecek- sek biç burada oturmuyalım... Zam nederim ki, şu perişan sözlerimle kanun hükmünün mütarekenin akti tarihinden itibar edilmesi za- ruretini anlatmış bulunuyorum.” Uzun müzakerelerden sonra Ha riciye encümeninin noktai nazarı kabul edilmiştir. Millet Meclisi bu imtihanmda muvaffak oldu. MİLLİCİ Vilâyet bütçesi ANKARA, 20 (Telefonla) — VE lâyet Umumi Meclisi Bütçe Encümeni İnaliyetine devam etmektedir. 1 mil- yon 400.000 lira olarak vilâyetçe tek- lif edilen yeni sene bütçesinin sıhhat ve baytar kısımları teticik edilmiş, ta- dilâtla kabul edilmiştir. yade vilâyetin ehemmiyet verdiği ma- arif bütçesinin totkikine başlıyacaktır. Bilhassa bu seneki bütçe ile vilâyet merkezinin 8 binden fazla olan ilk- mektep talebelerini istiap ğinden dolayı bir kısım mekteplerde yapılan yarım tedrisata nihayet ver- mek için tertibat almacak © ve buna bir çare düşünülecektir. 520 Yüniş başlıyor ANKARA, 21 (Telefonla) — İş tamamen malı olan yünlü mensucat fabrikası (Yüniş) bir ay son ra bütün kabiliyetile çalışabilecektir. Malümdur ki bu fabrikanın tesisatı ve kabiliyeti yeniden iki misli daha arttırım güzel yünlü elbiselik | İngiliz maları mefamslinde İnmğlni” mieri caktır. ANKARA'D Yeni mezunlar Gazi Terbiye Enstitü- sünden çıkanlar ve acı bir mesele ANKARA, 21 (Telefonla) — C ta mekteplere muallim ve ilk tedrisa- ta müfettiş yetiştirmek açılmış olan Gazi Terbiye Enstitüsünün imti- han zamanları şubata rastgelir. Bu seneki imtihanlar martın ilk haftası sonlarında bitmiş, neticeleri alınarak yeni mezunların listeleri Maarif Ve- kâletine verilmiştir. Yeni mezunlar 39 hanım ve beydir. | Bunlardan 17 si pedagoji şubesinden, 5 i edebiyat, 12 si tarih - coğrafya, 8 i de riyaziye şubelerinden çıkmıştır: Her şubeden çıkanların isimleri şun lerdir: Edebiyat takımından: Behzat, Fikri, Haydar, Raşit, Sabri Beyler. Fit- Tarih - coğrafya takımından İ nat, Nahide, Sadiye, Seher, Rebia Ha- nımlar; Çağatay, Fevzi, Kemal, Mu ammer, Şakir, Şeref, Zekeriyya B-ler. Riyaziye takımından: Arif, Cemal, Esat, Hulüsi, Nüshet Beyler. Pedagoji takımından: Meziyet, Su- eda Hanımlı lan, Bedri, Hamdi, Ihsan, Lütfi, Mâdi, Muzaffer, Nabi, Nejat, Niyazi, Tevfik, Remzi, Salih, Şemsi, Şevki ve Turgut Beyler. Bunlardan Pedagoji şubesi mezun- ları ilk tedrisat müfettişliklerine yer” leştirilmek üzere Vekkâletinin İlk tedrisat Müdürlüğüne verildikleri gibi, Edebiyat, Tarih - coğrafya Riyaziye şubelerinden çıkanlar da ile- ride orta mektep muallimi olmak üze- re şimdilik lise ve orta o mekteplerde staj göreceklerdir. Stajiyerleri orta tedrisat müdürlüğü tayin etmektedir. Enstitünün bir Tabiiye şubesi var» dır. Buradan çıkanlar orta mektep- lerde fen bilgisi hocasr olurlar. Bu sene bu şubenin son sömestr dersleri- Bi takip eden iki hanım (ve iki bey vardı. Yapılan imtihanlarda bu dört gencin dördü de kazanamamıştır. Bir şubenin böyle takımile mahsul vermemesi çok acı ve ehemmiyetli bir hâdisedir. Bunun sebebini araştır» dık. Şunları öğrendik: Tabiiye şubesinin üç anadersi var dır: Fizik, kimya, tabii ilimler. Şubo müdavimleri fizik ve kimye derslerinden geçmişlerdir. İçlerinde Gazi Muallim mehtebinden bu sene mezun olanlardan bir grup tam numara alanlar bile vardır. Yal. nız tabif ilimler dersinden açi yapan dört kişilik mümeyyizler yeti, bunların bilgileri kâfi olmadığın dan bir sömestr daha okumaları Jü- zumunu raporla mektebe bildirmiştir. Tabil ilimler dersi, birinei ve ikin- ci sömesirlerde yani geçen sene Dr. Sadi Bey tarafından © okutulmuştu. Bu senebaşmda bu ders münhal kal. muş, bir müddet okutulamamış, mek- tebin muallimlerinden Zihni Bey kısa bir müddet bu derse vekâlet etmişti, Avrupada tahsilini ikmal eden genç- lerden Suat Nigâr Bey bu derse yeni muallim olmuş, henüz gelmiştir. İmtihanı yapan mümeyyizler, mü- davimlerin geçen sene ders yerine vi- talist bir nazariyenin izahını okuduk- larmı, böyle nazariyelerle işgal edi- lirken asıl hayatta vazifeleri olan o- kutma işini. yapacak © vasıtalardan mahrum kaldıklarını iddia etmekte- dirler. Yeni muallim Suat Nigâr Bey ile vekâlet etmiş olan Zihni Bey d. than heyetinde bulunmuşlar v. fikri ileriye sürmüşlerdir. Dört gencin istikbaline tesiri olan yapılmaktadır. Tetkikat neticesinde tedriste kusur olduğu A — Or. | Yüniş mensucat fab- rikasını gezdiler ANKARA, 21 (Telefonla) — Reisicümhur Hazretleri bugün şeh- rimizde bir gezinti © yapmışlar ve Sarıkışla civarındaki İş Bankasının mensucat fabrikâsım gezmişlerdir. Fabrika büyütülmekte © ve yeni makineleri yerlerine konmuş bulun. maktadır. Gazi Hazretleri fabri- | kayı baştan aşağı gezmişler yapa ğı ve Merinos yünleri hakkında i- İ zahat almışlardır. Fabrikanın eski ve yeni kabili- İl yeti hakkında malâmat alan Büyük Gazi, bir baraka halinden büyük bir sanayi varlığı haline gelen mü- İl essesenin bu inhişafından — dolayı takdir ve memnuniyetlerini Iktisat Vekili Celâl Beye söylemişlerdir. Gazi Hazretleri buradan Keçiö- rene giderek Anakucağını gezmiş- ler, Bebe kursunu görmüşlerdir. Reisicümhur Hazretleri gördük- leri intizamdan dolayı mütehassis oldukların söylemişlerdir. ada Yağmurlar ANKARA, 21 (Tayyare ile) — Ankarada son günlerde fasılalı yağ- merlar yağmıştır. Şehrin bahçeleri için faydalı olan bu yağmurlar bahçe sahiplerini sevindirmiştir. Yağmurla. ra rağmen burada havalar ılıktır. Fa- kat Ankaralılar bu güzel havaların arkasından şiddetli soğukların baş göstereceğini bilirler. | İstanbullular belki de bugünlerde £ sobalarmı kal- dırmıya hazırlanıyorlar. Fakat Anka rada odunu, kömürü bitenler daha bir aylık ihtiyaçlarını teminle moşgul- dürler. Zira burada kış geç başlar ve masına doğru asfalt coddeyi gösterir. Önünde otomobiller duran büyük bi- nadir. Altında mağazaları . apartman, denebilir ki, şehrin en mo- der ve temiz yapılarından biridir. Gazi Hz. nin beyanatı ANKARA, 21 (Telefonla) — Gazi Hazretlerinin Ankaraya gelişlerinin yıldönümü için yapılan büyük şenlik günü Büyük Reis kendisine Anka- Yanm saygılarmı sunan heyete o gün- kü duygularını söylemişlerdi. Belediye Meclisi bu tarihi sözlerin bir kitabe haline getirilerek tespitine karar vermişti. Kitabe hazırlanmak» tadır. Bir nisandaki belediye toplan- tama yetiştirilecektir. Ankara SİNEMALARI Bugün bugece Yeni ka Halkımızın en çok sevdiği MAURİCE CHEVALİER ve JEANETTE Mac DONALD tarafından fevkalâde bir surette tem- sil edilen emsalsiz bir eser BU GECE BENİSEV Cazip bir müzik, muazzam dekor, baştan sonuna kadar neş'e dolu se menin en güzel filmi, Ilâveten: Dünya haberleri. Ankarada da Mahmutpa- | şaâlemimibaşladı? | Aynı günde, aynı saat, hatta aynı dakikada çarşıya yapışan yaftalar Hükümet merkezinde tenzilât ANKARA, 21 (Tayyareyle) — | — Hanımlar, Beyler buyaran içeride İ kelepir mallar cayir cayir satılıyor, u İ | euzcu çıktı bu mağazanın adı. Diye bağıran Mahmutpaşa mağa- gün bakarsmız ki Karaoğlan çarşısın | dan tutunuz da Saman Pazarma ka- dar bütün mağazalar birden tenzilât ilân etmişlerdir. | Allah Allah, şaşar kalıramız. Hep #i de ayni günde, ayni saatte hai İ ni dakikada bu “Fevkal yaftalarını hemen camekânlarına Şi- pişi nasıl astılar? l Duvarlarda büyük punto barfler- | le renk renk fevkalâde tenzilât afiş- leri, vitrinlerde ensiz kâğıtlara bastı. rılmış yazılar ve sonra eski ve kaba- rık fiyatleri silinerek altına yenileri yazılmış garip şekilli ve frapan renk Hi etiketler... Bunlar ne çabuk oldu, sözleştiler mi? Bunu bir türlü koşfedemezsiniz. Bir mağazanm evvelden malları ve defterleri birer birer elden geçirerek fiyat tesbiti için epey çalışmak lâzım geldiğini bildiğiniz için mağazaların rekabet için komşusuna bakarak ha- zır ilân ve etiketleri hemen vitrine doğru seferber edişine şaşar şaşar ka aramız. ... Bu sefer de böyle oldu. Bir kaç gün evvel “Rehberi ticaret” isminde- ki manifatura mağazasınmn yüzde on tenzilâtma bütün çarşı imrendi. Kar- #undaki “Davit i Azmi milli” takip etti. “Moda” w ,,Kazmirci” si bü- yüklü, köçüklü manifatura mağaza- İarı hepsi vitrinlerini bin bir çeşit mallarla ve reklâmlaria süsl. rdi- ler. TengAhtarları birer birer gezdim. Onlar herkesin ahbabıdır. Tezgühtar hik ayrı bir meslektir. Herkes yapa» maz, sempatik olmak, ikna kuvvetini baiz bulunmak bu mesleğin icap ettir diği gesiyelerdendir. Onların hepsile lâf attım. Bu hoş sohbet ira ledleri söyle hulâsa ettim: ii — Zaten mevsim sonu idi. Her mevsim sonu tenzilât Adettir, Tenzilâ tm türlü türlü şekilleri vardır. Mese lâ Rehberi ticaret bütün mallar üze- rinden yüzde on ilân etmiş, Azmi milli bazı mallarda yüzde beş, bazısında yüzde on yapmış, hatta bazı mallar- Bugün bugece Kulüp Balta görmemiş ormanların efsanesi. Sıcak memleketlerin | muhayyelemizde canlandırabilmemiz imkânı olmıyan vah- ti hayvanları. Bütün bunlara rağmen in- sanlığını kaybetmiş bir gencin aşkı. TARZAN dünya yüzme şaheserde gar piyonu JOHN WEİSS MÜLLERE ta. rafından şayanı hayret bir surette cam- landırılmalıtadır. İlâveten: Dünya haberleri. yapan mağazalardan biri zaları gibi çığırtkanları yoktur, bir | 57 Bu da bir mevsim sona vitrini da da yüzde elliye kadar çıkmış, bu da bir nevi tenzilât şeklidir. . da Bizim almış Hoş bize türlü rakipler çıktı ya. Meselâ haftada beş defa Ankaranm başka başka semtlerinde kurulan yi satılıyor. Dükkân kira- kurtulmak için galiba bizde seyyar olacağız vesaire vesaire... ... Ankara daha ziyade memur şehri olduğu için ay başları çarşının bali e gere Bana merak ol- muştu? Acaba ay başlerile ay orta ve sonlarınm satış dereceleri ne âlem dedir? Omu da sordum: — Tabii, ay başları İşlerinile tıkı- rındadır. Ab keşke her gün bir ay ba- # olsa... — Peki dedim, meselâ ay orta ve sonları satış nisbeti ay başıma naza” ran beşte bire iner mi? — Aman Beyim, ne söyliyorsun? Sonra biz ne yeriz?. Nihayet nihayet üçte bire filân iner. Maazallah sizin e le dük pe arşın İş sından Demek ki kriz için yapılan şikâyet- ler öyle şişirildiği gibi & ehemmiyetli değildir. , ... Çarşıdan geçerken mağaza came- kânlarma bakıyorum. Elektrik şirketi nin satış mağazası, bilhassa avizeler de inanılmıyacak kadar tenzilât yap mış, fakat işe yarayacak mallar hep eski fiyatta, Salâhattin Refik likidas- yon yapmış bütün eşyasını elden çı Billüriye satan bir mağazada bile tenzilât var.. Her dükkân, her mağaza hemen hemen ilân yapıştır. mış. Yalnız bakkallar müstesna. Acaba bakkallar neye bunu âdet etmemişler? WE Fiatlarda Çok Büyük Tenzilât Şarkın En Muhteşem Oteli Amerikan bar . Lokanta . Oyun salonu . Danslı çay . Hususi salonlar . Kalton . Band orkestrası daimi 1057

Bu sayıdan diğer sayfalar: