26 Kasım 1936 Tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 17

26 Kasım 1936 tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 17
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

No. 2101—416 - Sahnenin yukarımndan doğru bir çiçek yağmuru düşmeğe başladı ve orkestra son icat edilen bir musiki âletinin sivri sesinin çınla- ması üzerine yavaşça durdu. Bütün kapılar açıl- dı ve tiyatro salonuna bitişik olan kış bahçesin- den bir cazbandın gümbürtüsü duyuldu. Mösyö Jurden, sükünetten sıkılmıştı. Ken- disine düşünmek için zaman bırakılmasını iste- miyordu. Çünkü, düşünmek demek ölmek de- mekti. Mur, bir aralık halkı tetkike zaman bulmuş ve sahneye yakın bir locaya henüz yeni gelen bir çifti görmüştü. Fevkalâde giyinmiş olma- #ına rağmen genç kadında gene bir köylü hali farkediliyor; yakasındabüyük bir beyaz karanfil olarak giymiş olduğu güzel bir frakla çok şık görünen adamın hasta yüzü ve vaktinden evvel ihtiyarlamış hali zerafetile bir tezat teşkil edi. yordu. Adam, muvazeneyi temin için iki kat vücu- dile ağırca koltuğa yerleşti. Bu, mumya yüzlü Prens Rodiniydı. Perde kalkınca, Murun kalbi kuvvetli kuv- vetli atmağa başladı. Kendisini buraya cezbeden hissi manzarayı artık seyretmek zamanı gelmişti. Bütün seyirciler, ayni sabırsızlıkla, vahşi bir hal almışlardı. Boyunlarını sahneye doğru uzatıyorlar, balmumundan adam, locasından ga- yet lâkayd duruyor ve hiç bir şeyle alâkadar ol. muyormuş gibi görünüyordu. Bu esnada rövü, Roma İmparatoru Eliyoga- baldan Napoleona kadar olan yirmi asırlık bir zamana ait tarihi sahneleri, muhtelif figüranlar ve mükemmel yapılmış nefis tablolarla göstere- rek devam ediyordu. Binlerce sene evvelki zaferler sanki bir ziya ile kazanılmışa benziyor; cihan tarihi resmi geçitler ve muhtelif rakslar- Ja projektörlerin ziyası altında cereyan ediyordu. Mur, kendi kendine söyleniyor; fakat onun sesini kimse işitmiyor; müzik sesini boğuyordu. Medeniyet, beşeriyet nereden geçti? Ancak para -sathından başka bir mevcudiyet gösteremiyen dünyayı tamamen boşaltmak kabil midir ki, bu- nun kimse farkına varmıyor... Artık ne muva- zenet, ne de merkezi sıklet var... Her saniye arzın bir sabun köpüğü gibi patlaması ihtimali mevcut. Müzik nihayeti gelmez, uzun bir merdive- ne tırmanıyormuş gibi bir his duyan Muru he- yecana getiriyordu. Düşünüyordu : Arzuların yerine gelecek... Her bir metha- le sana daha parlak bir şekilde yaklaşıyor; ar. UYANIŞ 15 tık sona geliyorsun... Merhalenin sonuncusu üze- rinde, ağına saklanmış olan muhteşem örümceğe vâsıl olacaksın... İşte o zaman bütün dünyayı idare eden büyük sırrı, büyük istihfam işaretini ve her şeyin mahiyetini anlıyacaksın. Öniki trampet darbesi Muru dalmış olduğu kâbustan çekip çıkardı. Hepsi frak ve beyaz yelek giymiş, iki sıra genç adam, gözlerinde tek gözlük, parmakları yüzüklerle süslü olarak, ellerindeki ince baston- ları sallıyarak sahneye çıkmağa başlamışlardı. Sahneden salona doğru uzanan iki merdivenden inerek kendileri gibi giyinmiş diğer bir sira genç adamla karşılaştılar. Sanki biribirlerini halka takdim eder gibi görünerek her tarafa dağıldelar. 'Trampetin onikinci vuruşile bütün soluk çeh- reler hep birden ayni noktaya doğru çevrildi. Salonun ışıkları söndü ve o ana kadar hiç gö- rünmiyen sahne üstündeki ikinci bir sahne Üze- rine bütün projektörler ziya demetlerini attılar. Siyah kadifeden bir perdenin önünde yarı çıplak bir kadın bütün halka bakıyordu. Müzik olanca şiddetinden sonra, sanki bir canbazhanede tehlikeli bir oyun esnasında gibi, birdenbire susmuştu. Bu ani duruş halkın asâ- bını germişti. Yukarda bulunan lâhuti bir şe- kilde hareketsiz duruyordu, Yüzü bir maske ile örtülmüştü. Fakat, bu saf ve çıplaklıkta ne bir his venede bir şehvet vardı. O, bütün adi arzuları, hırsları öldürüyor; bilâkis hürmet tel- kin ediyordu. Bu mağrur, mağlüp edici tam bir güzellikti. Bu, ışıldıyan zinet, ışık saçan mabude bütün salona hâkim oluyordu. Sükünet tahammül edilmez bir hale gelmişti. Mur: Bu kadın kim? diye düşündü. Aman Ya- rabbi, yoksa bu Tatyana mıydı? Hayır, o de- gildi; o olmazdı. Perde yavaşça inmiş; alkışlarla orkestranın gürültüsü biribirine karışmıştı. v Kâtip, Murun önünde mütevazi bir tavırla iğilerek: — Beni mazur görmelerini Mösyöden rica ederim, dedi. İki ay oluyor ki, Madamın hiz- metinde bulunuyorum ve bundan da çok iftihar duyuyorum. Birçok seyahatler yaptık; hep ayni tenbih... Madam kimseyi kabul etmek istemiyor. Vazitenı ziyaretçileri geri göndermekten ibaret» 5

Bu sayıdan diğer sayfalar: