23 Şubat 1939 Tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 4

23 Şubat 1939 tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

210 Bi YL, Değirmedere — Eski Natlir sevgimi ancak benim çok şirin köyümde istediğim gibi tat- bik edebilirim. Her taraf yeşil, her tarafdan sular akar, önde deniz, mavi rengile gözleri kamaştirır, hemen çok defa rakit durduğu için karşıki dağların akisleri denizin içinde bakmakla doyulmaz tablo- lar yapar. Bu keyifli manzaralar üzerine nurlar saçan güneşin Sıca- ğı da gelince ingan yerinde dura- mıyor. Güneşin sıcağı altında yürü- yerek geçen gün arkadaki dağın yamacına yerleşmiş olan asıl De- girmendere köyüne kadar çıkdım. Oraya Seki tepesi derler, bütün körfeze ve Marmaranın bir kıamı- na nazırdır; lüjitiw çıkmedan biraz aşağıda teşekkül etmiş olan mey- danda Değirmenderenin güzel ca misi yapılmıştır, şadırvanından su- lar çağlar. Şadırvanın yanında köy birinci okulu binasını görürsünüz. Üç odah olan bu mektebi ziyaret edeceğimi çalışkan öğretmen Şefi- ke vadetmişdim. Öğretmenin ka- rısı da ayni mektebde öğretmendir. Onlar karı koca çalışırlar. Mektebe girdim. Ne görüyorum, her taraf, her oda, her köşe zeki gözlü gü- ler yüzlü genç çocuk dolu, Öğretme- nin odası da dershane olmuş; sor- dum; — Kaç çocuk var” Hi YA SERVETİFÜNUN — Hayır olanler ikjyüzü biraz geçti, Şaşırdım. Köye bu mekteb ya- pılırken, 1928 de ben köy muhta- rıydım. Yirmi talebe ancak bula- bilmişdik. On sene sonra 200 ü geç- miş ve daima geçecek... Göğsüm iftiharla doldu; çocuklarla konuş- tum. Çocuğun kimin yavrusu ol- duğunu biliyordum. Çocuklar söz arasında okuyacak kitab ve risale istiyorlardı. Onlara sevgi şefkatle baka- rak mektebten çıktım, Mektebin kapısı önünden aşağı doğru inen tatlı yokuştan ideğirmenin su ar- kından geçerek yürüyordum. De- girmendere yokuşu birdenbire ak- uma Babiğli yokuşunu getirdi. Fe- kat, daha eski zaman levhaları kar- şımda teceasüm eyledi. Ama köyde olduğu gibi 10 yıl evveli değil, tam elli yık evveli.. Son yazdığım makalemi tekrer andım. Kültür hayatımızın belkemiği dediğim Ba bıâli yokuşu o zaman nasıldı 7 Sa- yıyorum : Babıâli eamii karşısındaki kö- şede hakkâk Tengir; biraz aşağıda Fiip'in Vakit gazetesi; onun yanın- da üç ermeninin ortak olduğu Şir- keti Mürsttibiye matbaası, sonra ki- tabcı Kirkor, kitabçı Kirkor; kitabcı Ohanes, kitabcı Aleksan, kitabçı İN eediğibe ii Babtâli Şair uzun uzun baktı geceye, Baktı, sevgililer gelecek diye, Söndü birer birer gökte yıldızlar. Fecir, bir gül gibi açıldı, işte | Bir hicran gizlidir her bekleyişte, Gelmedi, yoluna baktığı kızlar ! Romantik Şair! Halid Fahri Ozansoy No. 2918 - 533 zl Yokuşu Değirmendere 22-2 - 1939 Karaber, Karabet matbansı, karşıda Mihran matbaa... Yalnız Ebüseuud caddesinin ba. şında Ahmed Midhat merhumun Kırkambar matbaaşı, o caddenin sonunda Mahmud Bey matbaası ve benim 1890 da kurduğum mat- baam. Benim matbaam daha kurulme- dan mekteb dönüşü biz gençler, Ohanesin, yahut Aleksanıu dükkâ- nına dolardık. Kimlerdik i Şimdi hebsi merhumlardır ; Ahmed Rasim, Mahmud 'Sadık, Nabizade Nâzım, şair Celâl, Şair Safa, Nuri Şeyda, daha çek... Neyi beklerdik 1 Namık Kemal, Recaizade Ek- rem, Ahmed Midhat ve Said Beyin (Lâstik) oradan geçmesini ve göz- lerimizi bu üstadlara dikerek on- lara karşı olan sevgiyi arttırmak hevesi, Bizler birbirimize bağlıydık. Bir. birimizi severdik, çünkü hepimiz de bu yeni üstadların tanımadıkları âşıklarıydık. Bizden başka bir grup daha vardı, onlar muallim Naci ve Şeyh Vasfı taraftarıydılar. Bir- birimizi sevmezdik alma, iş prensib megselesiydi, Husumet ve adavet değil? Şimdi Babiâli yokuşunda neler var I Nekadar Türk kitabcı ve mat- baacı yetişti. Bunları gördükçe ve düşündükçe Değirmendere mekteb çocuklarının kalbinde hâsıl olduğu gördüğüm mütekabil â8vgi ve ça- lışmalardan eski Babıâli yokuşunda dahi dahu mebzul görülmesini te- menni eyliyorüm. Önlşr mazinin eski Babıâli caddesinin nasıl oldu- gunu bilirlerse, elbette göğüsleri iftiharla dolar ve tesanüt ve sevgiyi arttırırlar. 1888 de Babiâli yokuşu müds- vişglerindan ayakta galiba bir ben kaldım; uzun ömür ve tecrübenin verdiği selâhiyetle söylüyorum, kül- tür heyatı saadet, sevgi ve te- sanütten ve ideglist çalmaktan iba- rettir. gear Ahmed İhsan Tokgöz

Bu sayıdan diğer sayfalar: