6 Mayıs 1932 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 4

6 Mayıs 1932 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Binbirdirek... İstanbul cihetindeki ev kira- larının pahalılığından - bahsedili- yordu. Arkadaşlardan biri dert yandı : I — Aybaşı gelmiyor mu, sıfırı | tüketiyorum. Az para da deçil canım.. Tamam altmış beş lira ! Elektriği suyu da başka. Hen kaç oda bilir misiniz? Üç buçuk oda.. Sorduk : — Nerede oturuyorsun? Boynunu büktü: — Binbirdirekte !.. Arkadaşlardan biri atıldı: — Azizim, sen bu para ile Binbirdirekte değil, bin bir direk Üstünde oturuyorum de!.. Zehir - Olsun.. Dehşetli cıgara tiryakisidir amma, yanında paket taşımar. Ve iki lâf arasında hemen, atılır: — Haydi, çok konuştuk. Ver bir cigara.. Bu cıgara arsızlığını, o dere- ceye vardırdı ki son günlerde tanıdıkları, onu görünce uzaktan yan çizmiye başladılar, Geçen gü beni yolda yakaladı. İstemesine meydan — vermeden hemen bir cigara uzattım. Fosurdatarak içer- ken sordum: — Ciıgara otlakçılığından memnunsun değil mi? Elile göğsünü gösterdi: Dokunuyor azizim. — Neden dokunuyor, tütün- | Güldü : — Yok Azizim. Ondan değil! — Ya, neden? — Vallahi, bilmem amma, werirken içlerinden “zehir olsun!., diyorlar galiba !.. Otomobilomani ! Otomobile yaslanıp keyif çat- masını pek seven bir arkadaşı- mız vardır, İsmini — söylesem, belki yazılarından siz de tanır- sınız. Bu zat, ayni zamanda san'atkârdır, ve bütün san'atkâr- lar gibi - söz aramızda - züğürt- çedir. Yalnız, ne yapıp napar, akşamları — otomobile — verecek yetmiş kuruşu mutlaka bir yer- den tedarik eder. Onun otomo- bilsiz, bir gün evine döndüğünü hatırlamıyorum. En büyük hasım binenlerdir. Dün, bir aralık Sirkecideki gramofon — mağazaları — önünde gşarkı — dinleyenlerden kendisine bahsettim: — Hatta dedim, dün akşam, tramvaya binerken güzel bir şar- kı işittim. Kadının tatlı sesi var- dı. Tramvay kalkmasaydı, sonuna kadar lezzetle dinliycektim. Mağrurane gülümsedi: — Gördün mü otomobilin fa- ziletini?. Ben, her akşam arabamı bir gramofon mağazası önünde durdurtur, — beğendiğim — şarkıyı rahatça dinleriml.. Artık dayanamadım: — Peki amma, dedim, on ak- şam otomobile verdiğin para ile bir gramofon alıp evinde çalsan daha iyi olmaz mı? tramvaya Doktor İhtiyacı Havza ( Hususi ) — Kasaba- | mızda soön zamanlarda doktor ih- | tiyacı kendinj hissettirmektedir. | Gerçi kasabamızda bir hükümet | doktoru vardır. Fakat bu tek doktor ihtiyaca kâfi gelmemek- tedir. | kil Trabzonun İhiyaçları Orada Kadın Ve ğrkek, Biribirinden | Tamamen Ayrı İki Dünyadır Trabzon ( Hu- susi) — Şehrimi- zin — güzelliğini ve cazibesini in- kâr etmek, öyle sanıyorum — ki, nankörlük olur. Fakat — burada tabil güzellikten başka - bir şey görmek, bugün için mümkün ©- Tamıyor. Burada belki her şey vardır. — Ancak medeni - ihtiyaç- Tarımızı — tatmin edecek — tesisat- tan şimdilik mahrum bulunuyoruz. Trabzonumuz, Türkiyenin belli başlı vilâyet merkezlerindendir. Böyle olduğu halde hayat ve eğ- lence şart ve imkânları pek na- | dirdir. Bu arada kadın ve erkek ayrılığım da zikretmek isterim. Bizim memlekette kadın ve erkek biribirinden tamamen ayrı iki dün- ya vaziyetindedir. Bu ayrılık ne- tice itibarile kadın ve erkeğe ayrı Vanda Halk Evi Çok Çalışıyor Van, (Hususi ) — Şehrimizde memleketimizin tarihi ve mazisi hbakkında birçok konferanslar ve- rilmektedir. Haftada iki üç kon- ferans verilerek halk irşat edil- mektedir. Vali Bey memleketin mazisi hakkında kürsüde söz söylerken şehrimizin istikbali hakkında da masıl ve ne şekilde çalışmak lâ- zımgeldini de ilâve etmişlerdir. Maarif Müdürü Mevlüt Bey mem- leketin tarihi hakkında uzun kon- feranslarına devam etmektedir. Ortamektep Müdürü Müştak Bey edebi ve içtimat - konferanslarını memleket gençliğine zevkle dix- letmektedir. Kaçakçılıkla mücadele hak- kında verilen konferanslar kaçak- çılığın Fenalığını ve memlekette yaptıgı tahribatı halka tamamen öğretmiş ve ahali Üüzerinde iyi tesirler hâsıl etmiştir. Konferans günleri Halk Evi müsamere salo- nu hıncahiınç memleket gençliği ve memleket halkı ile doluyor. Şehrimizde — faaliyete geçen İhtısas Mahkemesi büyük gay- retle çalışmaktadır. Mahkemede öyle gayret sarfediliyor ki pek yakında —memleketimiz — kaçak- çılığın şerrinden ve fenalıkların- dan tamamen kurtulacaktır. Şeh- rin her taharriyatına başlanmıştır. VAMIK FAİK İntihap Dairesinde Aksaray (Hususi) — Meb'usumuz — Riza Müsta- Bey | —t < vep Trabzon iskelesinin bir vapur günü manzarası ayrı muhitler hazırlamıştır. Şunu da haber vereyim ki buraya ka- dınların tahsil seviyelerini yük- seltecek derecede bir irfan mü- essesi İâzımdır. Böyle bir mües- sese vücuda getirildiği takdirde memleket irfanma ve bilhassa kadınlığa çok büyük bir hizmet edilmiş olacaktır. Çünkü bugün biraz Trabzon — kadınlıyı tahsil noktasından geri kalmıştır. — Diğer . Akhisarda Çok Garip « a J. Bir Hâdise Akhisarda bulunan ve evli bir kadın olan artis Suzan H. birdenbire ortadan kaybolmuştur. Hafız Ahmet Beyle evvelce Ak- hisara giden ve tayyare sinema- sında konser veren Suzan H. İstan- bula avdet etmiş, bir müddet sonra tekrar zevci Recai Beyle Akhisara gelmiştir. Hanendelik ve artistlik yapan bu Hamım, Akhisarda bir köfteci dükkânı açmıştı. Soura dükkânı kapatarak zevcile Turan gazinosunda bu- lunmakta idi. İki gün evvel Su- zan Hanım mücevherlerini ve zevcini terkederek ortadan kay- bolmuştur.: Fakat taharriyat neticesinde Suzan H. köylü kadın kıyafetin- de bulunmuştur. Bandırmada Küçük Bir Çocuk Kuyuya Düşüp Eoğuldu Bandırma — (Hususi) — Dün Kasabamızın Livadya mevkiinde bulunan dedesine yemek götür- | mekte olan balıkçı Recep ağanın 12 yaşlarındaki oğlu Hikmetih, tarafında kaçak eşya | dün şehrimize geldi. Halkla ya- | kından temasta bulunmakta ve Aksarayın mübrem ihtiyaçlarile alâkadar olmaktadır. oynamakta olduğu bir kamış © civarda bulunan bir kuyuya düş- müş ve çocuk kamışı almak için kuyuya indiği vakit ayakları kay- mış ve Hikmet çocuk kuyuya yuvarlanıp boğulmuştur. Adanada Ağaç Faaliyeti Adana « A3.A.)— Memlekette ağaç yetiştirilmesini teşvik mak- sadile —Adana Ziraal Mektebi tarafından zürraa ve ziraat mü- essesatına meyvalı ve meyvasız olarak meccanen 28000 ağaç tevzi edilmiştir. bazı — şehirleri- mizle mukayese edecek olursak, Trabzon kadın- larına tahsil hu- susunda daha az numara vermek mecburiyeti hâsıl olacaktır. Trab- zon kadınlığının eğlencesi, kom- şuluk münasebe- tinden ileri geçe- mez. Erkeklere ge- lince; Buradaki erkekler için eğlence — namına kahve ve kulüpten başka biçbir vasıta yoktur. Memlekette tam manasile temiz, güzel bir gazino yoktur. Şehir civarında gayet zengin mesire mahalleri bulundu- gu halde maalesef - bunlardan henüz istifade edilemiyor. Bil- hassa — Soğuksu sayfiyesinde zümrüt gibi çamlıklar bakımsız- hk yözünden ıstırap çekmektedir. K.R. Tirede Güzel Bir Gün Geçirildi Tire Üleeil)er Geşeni sene < B | ilkbaharda olduğu gibi bu sene de Aydın kumpanyası tarafından irden Tireye tenezzüh trenleri tertip edilmişti. Sabahleyin İzmirden biri 6 da | diğeri altı buçukta hareket eden iki tenezzüh treninde 1800 den fazla İzmirli vardı. Misafirlerimiz bando muzika ile istikbal edik diler. İstirahatlerinin temini için belediye — tarafından lâzımgelen tedbirler alındı. Cuma olmasına rağmen dükkânların açılmasına müsaade idildi. Bu münasebetle Aydın kum- | panyası Spor Klübü ile Tire İd- man yurdu takımı bir maç yapa- rak bire karşı 3 sayı ile Tireliler galip gelmişlerdir. İstasyon ciyarında mahşeri bir kalabalık vardı. Halk, kovanından boşanmış arılar gibi kaynıyordu. O kadar ki şimendifer lokomotifi manevra yapmak için insan kütle- lerini yaramaz oldu. Mesire yer- lerinde oturacak yer bulunmuyor- du. Hülâsa Tireliler o gün müs- tesna bir bayram yaptılar. Kömür Haline Gelen Beygirler Adana ( Hususi ) — Hilâliah- mer Cemiyeti önünde kopan bir elektrik teline takılan bir araba- nın iki hayvanı hemen kömür haline gelmiştir. Bereketli Yağmurlar Aksaray, (Hususi) — İki gün- denberi gayet bereketli yağmur- lar-yağmaktadır. Geçende yağan dolu bizi bu sene meyvadan | mahrum bırakmış gibidir. Ağaç- lar kısmen çiçeklerini dökmüş, kısmen de soğuklardan müteessir olmuştur. | sesi Müşahedeler | Paşa (Kâzım Yanlış yazılmış değildir. İşiti miye alıştığımız gibi paşa isirr| den sonra gelmiyor. Paşa Kâzı Ankara muhitinde çok !ınınmı; tır. Kendisi Devlet Demiryollar rında müfettiş olduğu için şimem difercilerce pek maruftur. Paşâ Kâzım, Çanakkalelidir. İnkılâbır bidayetindenberi — Ankaradadır. Sınhati yerindedir. ve bnndıl; dolayı da fevkalâde neşelidir. Kısaya yakın orta - boylu, mir lâhham, yüzü dolgun ve kır? mizidir |— Duruşları, ve hareketleri dine mahsustur, Her lisanı taklidile konuşur kendisini tanımıyanlar bu li ciddiyetine — inanırlar. Harekâli tecessüslerini celbeder. Sadası alayları işitenlerin hoşlarına gider: Paşa Kâzım hakkında za: zaman gazetelerde yazılar fıkralar yazılmış, resmi basılmı Hiddetinde, iltifatında hususi $ killeri vardır. Etrafındakileri t essüre düşürecek derecede ci diyetle ağlar ve birdenbire va geçerek kahkaha ile güler güldürür. Paşa Kâzım, fotoğ çektirirken, — sıfatile — mütenasi tavır ve vaziyetler alır. Bilhassa ilmi fikir ve mütalı Tarı sıfatının isminden evvel gel mesile mütenasiptir. Kendisile y lan bir musahabede söylediği sö: ler ve fikirlerden bir nümune yazıyoruz. Paşa ile bu mühi musahabe Balıkesir hattının resi küşadında yemek vagonundu yemek esnasında geçmiştir. İste: — Gıda meselei mühimm esbak Dreybüs meselesile alâkı dardır. Çünki bu muzafüniley ler dolayısile maddei imtisaliyenii mukarini hakikatine temayül miş demektir. Amerikanın hattı müdafa; bir dereceye kadar aynen ispal hüviyet edebilmiştir. Lindber, | çocuğunun kürei arz huzurund. dünya yüzüne vüruduna intizerı hbükmünü ispata kalkışan madd leri, rekabet tefsir etmiştir. Bununla beraber iş © rak betin tefsirini de — ezmiştir ezecektir. Çünkü bahir mana' ralarla havaf — fişek, harcırabı mazbata, yeşil — zeytin, fanilâ kakao gibi esasatı spor hayati na atılan ecramı semaviye &! sında biçbir yıldız. kevakibil tesa Bf edilmesine imkânbahş mamıştır. Paşa Kâzım arasıra bu gibi il mevzularla etrafındakileri hayreti düşürmektedir. — Paşa — Kâözimil bin bir menakıbi vardır. tanesi: Bir gün — vazifesi başmı şimendiferle — seyahat büyüklerden bir iltifat ederek on miştir. Paşa bunu cebine ko! duktan sonra yürüyüş muvazen: bozulmuş ve paranın olduğu rafa doğru meylederek gitmi! ve bu suretle dolaşmıya baş! mıştır. Bu muvazenesizliğin « bebi sorulduğu zaman: — Bu tarafta para var. A basıyor da ondan. Cevabımı v miş ve müvazene için maka tarafa da ayni miktarda paran! konulmasını anlatmak istemiştil Fakat müvazenenin — kendisini ifham etmek istediği bu şekild başka suretle de mümkün oldu, kendisine — derhal — anlatı'nışti Yani parası cebinden alınınışf HALİL LOTFİ

Bu sayıdan diğer sayfalar: