9 Ağustos 1932 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

9 Ağustos 1932 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

PAZAR N BEY H;zrfğhdazlara Bir Tavsiye! Anlaşıldı. Bu gidişle kadın- lardan erkeklere ekmek kalmıya- | yacak... Doktor oldular, hâkim ol- dular, avukat oldu- lar, âmir ve memur oldular... Şimdi de merkez — memuru ve polis oluyorlar! Bu haberi işi- birçok bilâ ihtiyar ten seler gülümiyerek: — Yok canım... Diyorlar. Na- | sıl olur?.. , Ben bu gibilere hemen şim- diden haber vereyim: olur, hem- de pek âlâ olur! Hem> göreceksiniz bunun ne büyük faydaları dokunacak... Me- selâ kadınlar polis olduktan sonra sokakta kadınlara söz etmak, sarkıntılık etmek gibi berbat âdetler ister istemez — ortadan kalkacak. Bundan sanra baddine düşmüşse bir erkek yolda bir kadına yan baksın! Öyle ya... Yolda genç, güzel bir kadın gördünüz. O sırada zemin ve zamana uygun iki cümle de ta dilinizin ucuna kadar geldi. Fakat gel de haddin varsa baklayı ağzından çıkar. Ya bir sivil memursa ?.. Ya maazallah of mıntakanın merkez memuru ise?.. Sonra gel de ayıkla pirincin taşını!.. Onun için yolda harfendazlık etmeyi âdet edinmiş olanlara şimdiden haber vereyim... Malüm a, can çıkar, huy çıkmaz, derler. Hemen bugünden itibaren bu buylarından kurtulmıya baksın- lar... Yoksa, Pazar Ola söylemedi demesinler, 1 Eylülden sonra bitiktir halleri vallahi!... Pazar Ola İnkisar — Hasan B. birine inkisar edeceğin zaman ne dersin!.. — İnşallah günün birinde bir etomobilin olur derim.. — Bu nasıl inkisar Bey.. Bu dua bul.. — Sen onu otomobili olanla- ra sor, başları belâdan kurtulu- yor mu acabal.. Hasan ŞA İstidat — Merhaba Ha- san Bey, ne ver? Beni bugün biraz Bir şeye mi canın sıkıldı. —Hiç — sormu azizim, hem ne gı kılmak!. Ne oldu söy- le bakalım !.. — Şu Afacan bizim yok muf.. —Eh ne ola- Gak, —Alacan ne yap —Daha ne miş ev « mış h — Aman Nasan Boy bu: €ak ne kızıla- Desene senla çocuk büyü- düğü zaman kanâ: Hzasşyon mütehas- #i olacak, kim- | Pazar Ola Ğ Tincan Döyla Birkörüşusu Yenda - | dolandırıcılıkla maznunen muhake- me ediliyordu. Bir gün Hasan Beye tesadüf etti. Hasan Bey sordu: — Hazret işlerin nasıl oldu?.. — Sorma Nasan Bey bir ha- tayı adliye maruz kaldım;.. Hasan Bey güldü.. — Hakkın var azizim ben de duydum seni beraet ettirmişler. Yekün — Hasan B.! otuz otuz daha kaç eder? — Elli yedi.. — Canım Hasan Bey hesap bilmiyor musun otuz otuz daha altmış eder. | Komşu — Haberii man Icat ettiği bir fişeğe bini gidocekmiş... Ne dersin ? Pazar Ola — Ne diyeceğim, bilere Türkçede “Deli fişek » derler L.. — O eskidenmiş şğmdi eli | yedi ediyor, çünki ikinci otuzdan buhran vergisi kesiyorlar.. n var mı Hasan Bey. Bir A- erek üç günde (aya Sormazsınız adostlar başıma neter geldi ? Bir güzele vuruldum Sanayi sergis'nde... Bakışı sihirli ok gibi kalbimi deldi ... Bir güzele vuruldum Sanay! Sergisinde! ee B a komşu? Bu gl- OLA HASA - Hasan Bey, deniz hamamlarına tidiyor mus8un ? Ne gezer hanımcığım ?... Yal parasına can dayanmıyor ki... Onun için ben işin çıkar tarafını buldum: Deniz banyosunda teyemmiüm usulünü tatbik ediyorum! ——— | Fistanının kuma: | şüphe yok ayni KOMŞUNUN ERİĞİ Hasan Bey komşusunun evde olmamasından istifade edip bah- | çesine girdi.. Erik ağacına çıktı, bir yandan koparıp yiyor, bir yandan da ceplerine yordu. Komşusu, eve geldi, Hasan | Beyi erik ağacında görünce kız- | dı. Bağırıp çağırmıya başladı.. — Sen ne hakla, benim bah- | çemdeki erikleri kop&rıyoısıın!.. Hasan B. sanki hiç kabahat- | sizmiş gibi cevap verdi; — Erik koparmayım da ne yapayım.. Armut ağacında bir tek armut bırakmış mısiniz Ne gariptir: Keriman Halis H. Dünya güzeli oldu diye bir köşe- | | başı muharriri de beni azarlamı- ya kalktı!. Bundan on beş gün sahifede — yazdığı- mız Türk — güzeline “ inşallah ünya güzeli olursun !, temennisile başlamış- tık. Allah hulüsi niyetinden emin olduğu — kullarının - duasını ya- bana atmaz ve onları işte böyle bu yazıya, evvel | sevindirir... Güzellik müsabakası- | nın' neticesini öğrendikten sonra evvelce yazdığım — yazının hiç- bir noktasını değiştirmek munü — hissetmemiş — biri o da benim! Bu zat bir de hasetten bah- sediyor. Mensup olduğum gaze- teyi böyle bir. şaibeden — ta- mamen tenzih etmekle beraber, ona şunu söylemek işterim ki kimin arabasına binerse onun türküsünü çağıran ben değilim. Hicap meselesine gelince, evvelki yazımda, şayet — memleketimizin İâalettayin sekiz güzeli içinden seçilen bir güzel, Dünya güzeli olursa biz asıl o zaman iftihara hak kazanacağız demiştim. Bugün ne duyduğum) o sözümden anlaşı- labilir. varsa dolduru- | lüze- | SANAYİ SERGİSİNDE... şı halls Bursa ipeği... maldan krepdöşin gömleği... | Yâni tam manasile bir yeril mal bebeği! | Bir güzele vuruldum Sanayi Sergisinde! C n Hasan Bey sökakta yörüyor- du, biri ayağına bastı, Hasan Bey kızıp bağırdı. — Sersem herif.. Adam iri yarı idi, Haaan Beyin yakasını yakaladı. — Sen bana ne hakla sersem dersin? Hasan Bey düşündü serseme günün birinde beyefen- di dise kızar mı.. — Hayır kızmaz.. mişim beyefendi.. cakmış... iş açıyor! Kaf ğini | ki | idi. Musikişinaslardan — Arkadaş, dedi insan bir | — Öyleyse affedin, hata et- | (Keseriz Ha!.. “Hurma Kıralı,, namile şöhret bulmuş Iraklı bir milyonerin ken- dine Türk ha- nımlarından mü- nasip bir zevce bulmak — üzere şebrimize geldi- gazetede okuduğum — za- man hemen Pa- zar olaya koş- tum, — Meseleyi S anlattıktan sonra sordum: — Ne dersin? Hasan Bey? Pazar ola bir iki gevrek kah- | kahâdan sonra: — Hurma kıralı bul.. Ağzının dadını ne iyi biliyor?. Sonra ilâve etti: $ — Azizim, bu iş bununla kal mıyacak... Türk güzeli dünya güzeli oldu mu olmadı mı?.. Artık evlenmek için İstanbula koşanları asıl sen bundan sonra seyret!... Dünyada kesesine güvenir ne kadar “kral, varsa — evlenme- ğe teşebbüe etti mi doğru solu- gu İstanbulda alacak.. Yalnız bunlara şimdiden haber verelim Türkiye mühim bir ibracat amma, — kadınları- ihracat emteamız arasına | sokmıya — hiç niyetimiz yok.. Sonra, artık kontenjanla mı olur, ne ile olur, postayı büsbütün keseriz ha!.. İki Sesli Bir mecliste musikiden bahse- diliyordu. Hasan Bey de orada biri iki sesle söylenen şarkıların çok ho- şuna gittiğini söyledi. memleketidir mızı Hasan Bey atıldı: iki — İsterseniz, ben - size sesli bir şarkı söyliyeyim, Güldüler : — Nasıl olur canım Hasan Bey, sen yalnız başına nasıl iki sesli şarkı söylersin. — Neden söylemez mişim.. Bir benim sesim, bir de sesimin Pürüzü birleşince iki sesli şarkı olur... Kübik Hasan Bey bir kitap — okuyordu, sordum, Hasan — Bey bu okuduğun kitap nedir ? — Kübik L - Kübik ne demek canım kita- bin iİsmi yok mu?. Kübik!.. —Peoki — ismi kübik olsun, içinde ne yazıyor. Hasan mevgnu Ca ye demek ?, Ne — der olduğunu bilmiyor İnsanın niyereği şilpor diyorlar. musan ? aklı — Hasan Bey, İstanbul beladiyesi İstanbulaa | Işsizlik meselesini tetkik edip İşsizlere iş bula- Pazar Ola — Desenekli belediye İşsiz başına

Bu sayıdan diğer sayfalar: