12 Nisan 1934 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6

12 Nisan 1934 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

6 Sayfa Dünya Hüâdiseleri Torunları Nerelerde ? Bir Tolstoy'un 87 Torunu Rus gazetecisi tanınmış Rus — ediplerinin çocuklarının — ve torunlarının — bu- Var günkü — vaziyetini tetkik etmeyi merak etmiş ve derin araştırmalara koyulmuştur. Meraklı gâazetecinin tetkikleri | neticesi şöyle çıkmıştırı Meşhur edip Puzkin'in birçok — torunları bugün Moskovada oturmaktadır- | lar. Herzen'in bir torunu meşhur bir cerrah imiş. Gogol'ün'bir kız torunu da Moskovanın fabrikala- rından birinde muhasebeci imiş. Dostoyefski'nin bir — torunu Leningrad Üniversitesinde talebe- dir. Meşhur edip Tolstoy'e ge- lincet Bu zat 87 tane evlât ve torun bırakmıştır. Bunlar dünyanın her - tarafına yayılmış bulunmaktadır. Bir kısmmı Moskova'da, bir kısmı Romada, Bir kasmı Amerikada Pariste ve hatta Afrikada bulunmaktadırlar. Tolstoy'ün kızlarından biri bir zamanlar İstanbulda idi. Rus gazetecisin İstanbuldan bahsetme- dığine nazaran bu hanımın burayı terketmiş olduğu anlaşılmaktadır. , Siluyı'ıın Görliç hrinin belediye dairesindeki umu- Tt yenlş senedenberi yanlı,; B?.S':t ayar edilir veyöyl: işler. Sebebi şudur: 1253 senesinde bir çete tara- fından şehir meclisi azasına karşı bir suikast tertip edilir. Harekete geçmek için pek az zaman kal- dığı bir zamanda çete efradından birinin vicdanıma bir üzüntü arız olur, cayar ve ne yapıp yapıp şehir umumi saatini yirmi dakika ileri alır. Bu suretle randevu yerine yirmi dakika erken gelen arkadaşlarını polise tutturur. Bu hadisenin ebedi bir hatırası olmak Üüzere bu şehrin umumi saati (680) senedir hep yirmi gakika ileridir. Şebir halkı bunu bildiği için kimse yanılmaz, Fakat seyyahlar, yabancılar ilk zaman- larda bu yüzden hayh sıkıntı çekerler. Yarlış Ancak bu halin birçok kim- | senin işine yaradığını iddia eden- ler var. Çünkü bu şebirde hiç kimse treni kaçırmaz, randevu- suna geç gelmezmiş, SON POSTA İLÂN FİATLARI Leİlânın tek sütun 1 satırı gezetenin metin yarzısile vasati 4 kelimedir. 92— Ayni yazının 2 ratırı ? sanüimdir. 3-—Diha kalın ve daha ince yazılar esatim ile besap edilir. 4 — Sayfasına göre ilünlar aşağıdaki fiatlara tâbidü £ SON POSTA lla!ıza Kuvvetinin Hârikaları Rus Ediplerinin — İmparator Napolyon Ezbercilik İşinde Radgo Makineterti De Büyük Şöhret Kazanmıştı Yirmi Günde Koca Bir CıldıEzberIıyenler, En Güç Hesap Meselelerini Bir Çırpıda Halleden Çocuklar Hafıza kuvvetinde büyük bir şöhret kazanan İmparator Napolgona ait târihi bir resim Geçenlerde — gazeteler — Tas ajansından naklen Rusyada bir çocuğun hayret verici bir bafızaya malik olduğunu — yazmışlardı. Henüz sekiz yaşımı bitirmemiş olan bu Rus çocuğu, duyduğu her hangi bir şeyi hiç unutmuyor, hesap gibi, hendese gibi riyarzi ilimlere ait çetin meseleleri bile güçlük çekmeden — hallediveri- yormuş. İk bakışta İnamlmıyacak ka- dar garip görünen bu hâdisenin eşi arandığı vakit birçok misal- lere tesadüf edilebilir. Söylendiğine bakılırsa insan terakkisinin başlangıcı olan on dokuzuncu hattâ on sekizinci asır içinde bu kabilden harikalar na- dir değildi. Bu arada terakki ari- tıkça ve ilimler hergün biraz güç- leşip çetinleştikçe böyle istisna- lara tesadüf etmenin sık sık müm- kün olacağını iddia edenler de vardır. Belçika âlimlerinden Lips isminde bür zat, yirmi gün zarfında üç yüz elli sayfalık Lâtinca bir | eseri ezber etmiş ve son gün de şöyle bir iddiaya girişmişti: Kendisi okuyacak, karşısında- kiler dinliyecekler. Birisi de elin- | de keskin bir hançer bulundura- caktı. Küçük bir yanlış buldular mı hançeri âlimin göğsüne sap- hyacaklardı. Lips, bu dehşetli ve korkunç imtihandan, iddiayı kazanmış bir halde çıktı. Skaliger isminde diğer bir zat, eski Yunan eserlerinden İlyada ve Odise'yi yirmi gün için- | de ezber etmişti. Hele 17 nci asrın Cezvit papazlarından birisi büsbütün garip bir tarzda hafıza- sının kuvvetini ispat etmişti. Bu adam karışık ve biribirini tutmaz 2000 kelimeyi hafızasında tutarak sırasile tekrarlamıştı. İs- veç kıraliçesinin huzurunda söy- lenmiş ve derhal kaydedilmiş olan bu kelimeler Cezvit papazının ağzından — sırasile ve - biribiri ardında çıkıyor ve herkesi bir mucize karşısında imiş gibi hay- retler içinde bırakıyordu, Fakat iddia edildiğine göre İmparator Napolyonun bafızası bütün bun- ları gölgede bırakacak derecede kuvvetli ve süratlidir. Bu —imparator, — zamanımnda Fransa posta müdürlüğü yapmış olan M. Lavalet diyor ki: «Napolyon benim vazifelerimin hepsini teferruatına kadar bilirdi. Hiçbir zaman verdiği talimata veya kendisine söylenen en ehem- miyetsiz geyleri unuttuğu vaki olmazdı.» Napolyon M. Dö Segür'e bu- en kuvvetli hafızalılardan meşhur musikişines Mozar dut istihkâmlarının teftişi vazife- sini vermişti. Bu rzat işini bitir- dikten sonra bir rapor verdi, İmparator raporları tetkik etti ve sonunda : — Raporda mevzubahs etme- diğiniz iki küçük top var, dedi ve bunların yerlerini birer birer tayin — etti. Bir gün bir muharebe esna- sında yolunu şaşırmış birkaç ne- fere tesadüf etti. Hangi alaydan olduklarını sordu. Neferler alayları- nın numarasını söyleyince Napol- yon bu alayın birkaç gün evvel nerede bulunduğunu, ne vakit, nereye hareket etmiş olduğunu düşündü ve neferlere: — Alayınızı flân yerde bula- caksınız, dedi. Halbuki o esnada Napolyonun kumandasında ikiyüz bin kşilik ordu ve yüzlerce alay vardı. Hafıza kuyveti rekorunda de- rece alanlar arasında bir de M, Mondö isminde bir zat vardır. Mondö hbenüz çocuk denilecek yaşta Parise geldiği vakit okuma- mış bir köylü idi. Fransız fen akademisi huzu- yapılan imtihanda onbeş rakamlı adetlerin ellinci derece- den cezrini birkaç saniyede kafa- sından buluyordu. Ondan elli sene sonra şöbret alan italyan İnodi ayni imtihanı ayni muvaffakıyetle vermişti. Fa- | kat İnodinin şayamı hayret bir hususiyeti vardı. Küçük bir ma- salı aklınde tutamaz, iki mısralık bir güri —ezberliyemezdi. Anr- cak — yirmi — yaşma — gelince okuyup yazmayı öğranebildi. 1892 senesinde fen akademisi huzurun- da yaplan imtihanda şu sualler sorulmuştu: 1 — 418,974,234,178 raka- | mından 312,139,797,778 rakamını çıkarınız. 2 — 3600 adedinin murabbar ile mik'abı mecmuu nedir? 3 — 1822 senesinin martının on biri haftanın hangi gününe düşer? İnodi sorulan bu suallerin ce- vabımnı inanılmıyacak derece kısa, yani 35 saniyede ve hiç yanlışsız vermiştir. Bununla beraber ne Mondö ve de İnodi hesap nazariyelerine hiçbir şey ilâve edemeden göçüp gitmişlerdir. Meşhur Arap şairi Ebül'ulânın iki gözü de âmâ idi. Arap edebi- yatına ebedi şaheserler hediye eden bu kıymetli hekim birkaç yollca ile at Üzerinde seyahat ediyordu. Geçtikleri yolün bir noktasında büyük bir ağaç, dalını uzatmış, yolcuların başlarını eğ- dirmiye mecbur ediyordu. Yanın- dakiler Ebul'ulâya : — Üzstat başımı eğ. Bir ağa- cın altından geçiyoruz. Dediler, Ebul'ulâ başını eğdi ve geçtiler. Aradan iki sene geçmişti. Ebul'ulâ ayni noktadan geçerken başımı eğdi ve ağaç dalının altın Kari M ekhıp!nn Hakkında Bir Mütalea Son zamanlarda radyo neşri- yatı sadece musiki zevkine mün- hasır kalmamakta, mühim bir bilği ve propaganda vasıtası ol- maktadır. Almanayda bunun fay- dası anlaşılmış ve her ailenin bir radyo sahibi olabilmesi için bizim paramızla 38 liraya mal olan balk radyoları yapılnuştır. Bu radyolan biz burada ancak 120 liraya alabiliyoruz. Bilhassa taşrada radyo çok mühim bir ihtiyaç oluyor. Bilfarx İsmet Paşa Hazretlerinin inkılâp dersini radyo e dinlemek için balk büyük tehalük gösterdi. Stüt yolarımızda halk için faydalı bik giler neşrediyorlar, bilhassa ajans we borsa haberleri şehirler için mühim olmasa bile taşra için çok mühimdir. Bizim halkımızın da bu halk radyolarından birer tane edi- nebilmeleri için hiç olmazsa clli liraya satılmasını radyo şirketi temin edemez mi? Münbasran bu halk radyolarından gümrük ve radyo şirketi resmi alınmazsa radyoların bu fiata tedariki müm- kün olacaktır. Zongukdak: Doktot; Hayri Bir Kariin Teşekkürü Radyo Şirketinin Şehir Tiyat- rosu temsillerini abonelerine din- letmesini Son Posta vasıtasile rica etmiştim. Son Posta bu kıy- metli tavassutunu esirgemedi ve Radyo Şirketi de abonelerinin bu arzusunu yerine getirdi. Son Pose tanın neşriyatı nazarıdikkate alın- dığı için abonelerinden biri . sıfas tile teşekkür ederim. Beyoğlu Aymalıçeşmede: Mümtaz ' Cevaplarımız ı Ali Beye: — Bulvar şeklindeki cadde- lerde tramvay kapılarının soldan açılması ve yolcularımn Refüjler üzerinden inip binmesi belediye hizamlarındandır. Edirnekapı d şındaki Otakçılarla Fatih beledis ye garaji arasındaki mesafe bu- günkü itfaiye — vesailine nisbetle uzak değildir efendim, dan gözü açık bir insanın dikkati ile geçti. Bu zat hiç kimseyi görmediği halde hiç —kimsenin — isminde yanılmamıştı. Görme hissinin eksikliğini ge- riye kalan dört hissi hafızasına sadık bir ayna gibi aksettirmiş ve hafızası, işittiği hiçbir. sözü bütün hayatınca unutmak gafle- tinde bulunmamıştı. Hafıza kuv- veti münevver kimselerde deh- şetli bir kuvvettır. Fakat tesadüf ekseriyetle bunu alil veya cahil kimselere bol bol verir. Sonra hafıza herkeste ayni şey« ler için ayni kuvyette değildir. Bazısı rakamlarla çok dost oldu- ğu halde aklında hiç isim tuta« maz. Kimisi şiiri pek güzel ezber« leyebilir fakat rakamların üste- sinden gelemerz. Bazısının da mu- sikiye karşı kulağı deliktir. Meş- hur musikişinas Mozar Romaya geldiği vakit bir klisede ilâhi söy- leniyordu. Notası tamim edilme- miş olan bu dini şarkı papalara mahsus olarak telâklü ediliyordu. Mozar bir kerre dinledi ve o akşam notasını caburiaden yazdı, ; z

Bu sayıdan diğer sayfalar: