28 Ağustos 1934 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

28 Ağustos 1934 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İşe Dair İşin yoksa şahit ol, paran Çoksa kefil ol; demişler.. İşim $ok, param yok amma; ne şahit oldum, ne de kefil; gazeteci o dum. Bu yetişmez mi? İşin sonu- ha bak tesellisile yaşıyoruz. Eyi İş te altı aydan aşağı çıkmaz, ben altı aydan vazgeçtim, altı seneye bile razıyım! * İşten artmaz dişten artarmış, #öyleyen hata etmiş, işten artar, dişten artar, dişiden — artmaz. Biz de iş işten geçti. İşini bilen borazancı olurmuş, bekârlar ibret alsın da borazancıbaşı olmasalar bile, borularını öttürmeyi bilsinler. * İdıılı iş$ş demiyorum. Bu sözü Tepebaşı bahçesinde operet oy- nayanlar kabullenmiş, yok kıskan- Mam varsın onların olsun, işi $ocuk — oyuncağına çevirdikten #onra bu işten pek hayır bekle- mesinler.. Herkes İş çığrından çıktı, diyor. * İş bilenin kılıç kuşananınmış, Iş bilirim iş benim olmadı. Kılıç kuşansam kılıç benim olacak mı | acaba? * | Iş içinde İş var deııılııleı.'dl. ' y baktım iş bitmiş kavga savulmuş, #«h dedim, iş olacağına varır. * Bu da mı iş? Tabil bu da İş, hem de çene işi. İşimi bilirim Vesselâm; — iş İşten — geçinceye kadar işim İş! Pazarola Yolda Hasan Bey Paristen gelen birine #ordu: — Her halde Pariste tiyatroya Kitmişsindir. Hangi artisti gördün? — Mari Beli gördüm.. hem de tam sekiz defa.. — Beğendin mi? — Hayır beğenmedim! — Bağenmediğin halde neye sekiz defa tiyatroya onu görmeye Yittin? — Tiyatroda görmedim, yolda tesadüf ettim! — Bütün erkekler de senin gibi budala mıdır'ar? | — Hiç zannetmem, — dünya | yüzünde bekâr yaşıyan milyon- larca erkek varl. İyi Olur Hasan Beyin karısı söyledi: — Kapının önünde bir dilenci var, pişirdiğim yemeklerden birer parça versem nasıl olur.. — Çok İyi olur karıcığım, bir kere o yemekleri yedikten sovra bir daha ömrü oldukça kapımıza gelip bizi rahatsız etmez. Yü 'zmek bilmiyorum! giki bağırıyor muyum? — Yüzmek - bilmiyorum, yüzmek imdat., yetişin bilmiyorum, — Ne bağırıyorsun, bak ben de yüzmek bilmiyorum amma #senin | | Habsburglar Avusturya'ya Radyo_gelâsı Beşıma yıkılmıştı hane, Almali imişim bir tane; Hem rengi de açık kestane Kızımla karımın - radyosu, Komşununki çalarken çardaş; Bizimkiler döküyormuş yap, Olacakmış eyi arkadaş Kızımla kariının radyosü.. Maaşı almıştık bu salı, Üste satıldı. birkaç halır Alındı ve şenlendi yalı, Kızımla karımın - radyosu. Parisli madamın feryadı, Bilmem ne kıralımı adı; Ev yerli yerinden oyaadı Kızımla Kurimın — radyosu.. P. O, H. B. A | Donkişotla Sanşo Panşa Onun İçin Hasan Beyin karısının köpeği merdivenden —aşağı — yuvarlan- mıştı. Kadın Hasan Beye çıkıştı: — Sen köpeğin yuvarlandı- ğım duydun da koşmadın hal — Vallahi karıcığım - köpe- gin düştüğünü bilemedim. Bir ses İşittim, sen düşüyorsun zannettim, onun için yerimden kımıldamadım| Zarar Yok Hasan Bey ekspres trene bin- mişti. Biletçi biletini yoklarken: —Sizin biletiniz, dedi, adi ka- tar için; bu tren eksprestir. — Zarar yok, yalnız makiniste söyleyin ben bu trene bindiğim için biraz yavaş götürsün! Söz Vereceğim — Hasan Bey bana beş lira verir misin? — İmkânı yok veremem! — Ne olur hiç olmazssa az bir şey verl — Peki öyle ise vereyim? — Ne vareceksin Hasan Bey? — Söz vereceğim, bir daha yine aynı maksatla yanıma gelir- sen sana bir temiz dayak atmak borcum olsun! PAZAR OLA ASA N BEY — Diün gece rüya gördüm | Hasan Bey, bir işe girmişim; ha- rıl harıl çalışıyorum.. — Desene korkulu bir rüya görmüşsün! Dönlüyor Niye — Ah Hasan Bey sen neka- dar değiştin, ilk evlendiğimiz xa- manlarda ağladığımı görürsen he- men sebebini sorardın? kuyorum.. — Neye korkuyorsun? — Kaç paralık birşey - istedi- ğgini bilmiyorum ki! buraya getirirsin.. — Ya kaynananız gelmezse? — Yine sorarım amma kor- Temizdir Hasan Bey otelde bir gece kalacaklardı, otelciye sordu: — Yatak çarşafları temiz mi? — Temizdir. efendim, sizden evvelki müşteri tam iki ay kak- mıştı amma her hafta Cuma gün- leri yıkanırdı. Oğlu Hasan Beye sordu: — Baba biz seninle tanışırız değil mi? — Tanışırız çocuğum! — Bizi kim tanıştırdı? İrsi Hasan B. bir tembele darıldı: — Sen böyle hergün sabah- tan akşama kadar bir İş gör- meden mi oturacaksın? — Ne yapayım Hasan Bey bu irst bir haldir.. — Yani baban da tembelin biri mi idi? — Hayir tembel değildi amma inmeli idi, yerinden kalkamazdı. Biliyordum Hasan Beyi bir tanıdığı evine çağırmıştı, Hasan Bey gidince, çağırdığının sebebini anlattı: — Senden on lira borç isti- yecektim de... — Niye bunun için beni evine çağırdın da, sen kalkıp benim evime gelmedin.. — Senin evine gelseydim, kapı dışarı edeceğini biliyordum.. Ben De Kadınlardan bahsediyorlardı, çapkın tavırlı bir adam: — Ben, dedi kocası ölmüş genç kadınlardan hoşlanırım. Hasan bey söze karıştı: — Ben de, dedi, amma bu kadın benden dul kalmış olma- mak şartile! İrsi Kadın beş sene evvel evlen- mişti. Çocuğu olmuyordu, Hasan Beye söyledi; — Vah vah hammefendi, bu sakın irsi birşey olmasın — Efendim? — Annenizin de çocuğu madisal ok — Al şu elli kuruşu, istasyonda kaynanamı karşılar, eşyalarını — Kaynanam kelmezse haber getir, elli kuruş daha vereyim..

Bu sayıdan diğer sayfalar: