29 Ekim 1935 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5

29 Ekim 1935 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Matbuatında GÖRDÜKLERİMİZ | __ Cibuti “ Altına Hücum,, Şehri Burada, şim- di, en çok içilen şeg iç- kidir limandır ve bir demiryolu ile Adisababaya| bağlıdır. İtalya ile Habeşin' harbe girişmiş bulunmaları, Cibutide, her cins ve milliyet- ten adamın toplanmasına vesile — vermi Cibuti, şu Şarlonun meşhur «Altına bü -| cum» filmindeki şimal reuntakasını andırır, | büyük menfaat getirici bir merkezdir. Ha- ber verildiğine göre şimdi orada içilen içki. hiç bir yerde içilmiyormuş. Bötün otellerde tek bir boş oda yoktur ve İngiltereye, 4000 sandık viski ısmarlanmıştır. Cibuti, — Habeşistanla hariç dünyanın en kolay temas merkezi - dir. Çünkü Cibuti bir| * Tarihi tlim- | Taribi filim çevirmek ler pahalıya | çok masraflı olduğu mal olmyor | için birçok - girketler, bu nevi filimler yapmayı asgari hadda in-! dirmişlerdir. Meselâ (Radio Pictures) in makyaj şefine göre, bu müessese, — geçen #ene, yalnız peruka ve kozmatik parası ola- rak 100,000 dolardan fazla para sarfet miştir. Çünkü geçen sene, bu mücssesa çok tarihi Elim yapmıştır. Hele Üç Silâhşorlar filminde, Dartanyanın beygirinin bayasını her sabah değiştirmek ve tekrar da boaya - mak (âzım gelmiştir. Sonra bu müersesenin kadin sanatkârları, 660 çift sun'i kirpik sar- fetmişlerdir. Sarfedilen krem miktarı 300, 'dudak boyası 25 kilodur. * Amerikada ondan faz- la şehir ve köy vardır ki hepsinin adı Paris- tir. Bunlardan bazıları mühimcedir de. Ga- zetesi olanlar dahi vardır. Meselâ bu şe - hizlerden birinin gazetesi olan Paris Ev - ning Newe, diğer şehirlere ve meselâ Pa ris Texas'a rica ediyor ki başka bir isim bulsun. Çünkü isim birliği birçok yanlışlık- ları mucip oluyor. Fakat henüz verilmiş bir karar yoktur. Şimalde Fırtına Var Riga 28 (A.A.)— Baltık denizinde | hüküm süren fırtına, bir şok Letonya köyünü harap etmiştir. Saatte 400 Klilometro Sür'at Roma 28 (Telsizle)— Yeni yapılan | Breva sistemi bir uçağın tecrübesi ya-| Pilmiştir. Uçak saatte 400 kilemetro | DEKLİY — Hafakanlarım tuttu, çarpıntıdan Slüyordum... Ertesi gün, akşam eza- nından sonra, ortalık kararırken Zeki- 'ye ile Pakize, nihayet göründüler. Z.e- kiye boynuma sarıldı, beni ü, öp- tü... İkisi de bir ağızdan söyliyorlardı. Zekiyenin pek üstüne düşmîi'kn':— ğer kalmazsan, annenin ölüsünü öp demişler... Hiç böyle, üste düşmek olur Mu? Ne düşüncesiz insanlar var, dün- Yada,,, Boynunu büktü, yüzüme bılnı:' | — Hasta olmasınlar da... Çckıl_eıı Unutuluyor... Yavrucakların, lı:ı_ıun 'üzülmeme telâş etmeleri de, yüreğime ,Pek dokundu... V Ellerini dizlerine koydu. gövdesini İki yana iğerek sallandı: — İkisi de, bir yorgun, bir yorgun | geldiler ki sorma... Uyku gözlerin - den akıyor, duracak halleri yok... Ye- Meği yerken uyukluyorlardı. Kendile -| Tini yataklarına attılar; cansız, bir ka- hp yatıp uyudular... Genç çocuklar, akranldrile bir araya geldiler mi, lâkır- diya kanmazlar ki... Oturmuşlar, sa- ıı-::!lırn kadar gülüşmüş, konuşmuş - Sol elini dizind_enıçzlıli. benim di- dizime vurdu: , * |lamışlardır. P*HİSMET ” Faşizm Bayramı Roma Y üşünün Yıl- dönümü Kutlulandı Roma 28 (A.A.)— Roma üzerine yü- rüyüşün 13 üncü yıldönümü bugün kyt- lulanmaktadır. Bütün dükkânlar kapa- hıdır. Faşist direktuarı, bu sabah Verano mezarlığına giderek inkılâp için ölen- lerin hatırasını taziz etmiştir. Sant 6 da parti bayrağı, Venedik sa- rayının balkonuna çekilmiştir. Bütün şebirlerde buna benzer tören- ler yapılacaktır. Bundan başka faşizmin 13 üncü yılı içinde başarılmış olan işlerin açılış tö- renleri yapılacaktır. Bu işler için iki buçuk milyar kadar bir para sarfedil. miştir. — İsviçrede Seçim - Bern 28 (A.A.)— Ulusal meclis için yapılan ve henüz büyük kantonların ıııııieolıriıl ihtiva etmiyen seçim sonuç- larma göre, cephe taraftarları önemsiz |bir muvaffakiyet kazanmışlardır. Sos- yalistler şimdiye kadar 3 saylavlık sağ- Bâle'de, burjuva namzet yerini bir sosyaliste bırakmıştır. Melburn Hava Rekoru Varşova 28 (Özel)— Molburn hava rekorunu kırmak için yola çıkan tayya- re, ilk durak yeri İstanbul olduğu hal- /de 8 saatlik bir uçuştan sonra motorö- rüne arız olan bir sakatlıktan dolayı Bükreşte yere inmiştir. —— Rusyada 5 Suikastçı Kur- şuna Dizildi Roma 28 (Telsizle)— Rigadan bil. dirildiğine göre son komplo teşebbüsü ile alâkadar 180 kişinin muhakemesi | |ya iki Fransız deniz eksperi gönderile- Fransada Ye ni Bir Kabine Buhranı Muhakkak... Buhran, Parlamento Açıldıktan Sonra Baş Gösterecekmiş! Paris 28 (A.A.)— Bu sabahki Paris gezeteleri, radikaller kongresinin akis- lerini muhakeme ediyorlar. Humanite şu mütaleayı yürütüyor: Radikallerin kongresi, ulusal cephe- ye iltihakını resmen teyit etmiştir. Journal şunu yazıyor: «İstensin, istenmesin, kabine buhra- |mı filen başlamıştır. Kabinenin düşmesi 'voya istifa etmesi, parlamente açıldık- tan bir iki gün sonrası için, yani üç haf« ta içerisinde muühakkaktır.» Fransa Ve Deniz Konferansı Londra 28 (Özel)— Fransa hükü. meti 26 kânunuevvelde Londrada içti- ma edecek elan deniz konferansına İş- tirak edeceğini bildirmiştir. Paris me- hafilinden bildirildiğine göre, ilk temas- larda bulunmak üzere yakında Londra- cektir. Paris mehafilinde, İngiltere ile Fransanın daha şimdiden esas üzerinde anlaştıkları ve hattâ Fransanın 35000 tonluk gemiler yerine 25000 tonluk ge- miler hgıııııı_!ırıfur olduğu bildiril. mektedir. Fransız bahri mehafili, tonajla adet tahdidatı arasındaki nisbetlere itiraz et- mekte ve bilhassa denizaltı gemilerinin ne adet ve ne de tonaj itibarile tahdide tâbi tutulamıyacağını söylemektedir. Esrarengiz Bir Tayyare Paris 28 (Özel)— Bir kaç gece evvel Mulhase şehrindeki Habshelim askeri |tayyare meydanından ansızın ışıkları jJsöndürülmüş bir tayyare hbavalanmıştır. İlı tayyarenin esrarengiz bazı işlerde kullanıldığı şüphesi uyanmıştır. Yapı - (devam etmektedir. Yalnız bunlardan 1 araştırmalardan B M Bo el bir maden müdürü ile dört kişi kurşuna | pmamıştır. dizilmişlerdir. Yeniden bazı tevkifler yapılmıştır. 6 Polis Riga 28 (Özel)— Verilen malümata güü ü etmekte olan 6 polisin Kıral Karol Evleni- yormuş — | Sofya 28 (Özel)— Buraya bildirildi.- kesi ile alâakadar olduğu anlaşılmıştır. ,henlohe ile evlenecekmiş. n ; - —e aa aa aa aa rfllc uçmuştur. In.kıınnı da boyatmış... Zaten alımlı/natayım... Ama, Zekiye, çaresini bul- ENLER. | — Zekiyenin kılığını bir görmeliy- din... Bir şık, bir şık ki dil i mam sana... Güvezi bir ipekli.. se, göğüs, kollar açık... Sağ elini, yelpaze gibi oynatıyordu: — Çocucağa da pek yaraşmış... Kar- şımda durup döndü; anne, yakışmış |mı? diye sordu. Ah, ıııııııun_lmzuıu. ! ,Yııııımııı. yakışmış ta söz mü? Hani, açmak olursa, rucağı, bir konca gül gibi açmış... İçi kabarmıştı, tekrar bir sigara sar- idi: B Efendim, arkadaşı Necmiyenin vücudu, Zekiyenin vücudu ludırmı.ı Baloya böyle çıplak kollu esvapla gidi- lirmiş... Zekiyeciğimin esvapçığı ka- palı... Gözleri gibi yuvnleığu?... Nec- miye, bu esvabı vermiş, Zekiyeye de .. Necmiye; sana, bu ıv lyırm;ıeninohmldı- İsiş.” Necmiye, çok zenginmiş... Ze- İkiye, kabul etmek istememiş ama, 'Necmiye, yeminlerle, andlarla — kabul | € 'ler, saçlarını kıvırtmışlar... Çocuca - İğem, olmamış ma bir bebek... Keyifli keyifli sigarasını çekiyordu: — Bebek mi, bebek!.. Gözler sür - meli, dudaklar kırmızı kırmızı... Tır-| anlata- , En-|taklarımı, kendi elceğizimle - çiçekler bu kadar olur... Yav - itirmiş... Sonra, berbere de gitmiş - idi; bir içim su olmuş... Uzun uzun göğüs geçirdi: — Para insana neler yaptırmıyor!.. Para, insanı değiştiriveriyor.., Çirkin- leri güzelleştiriyor; güzeli, daha güzel yapıyor.. Zekiyeye bakarken düşünü- yordum. Bol param olsaydı da, çocu- gibi giydirip kuşatsaydım, bebekler gi- bi süsleseydim... İnsanm baktıkça, ba- kacaği geliyor... Ah, onları alacak er- |kekler, kadir gecesinde doğmuşlardır.. |Erkeklerin — talihlileri, yavrucaklarımı alacaklardır... Mangalın kenarında duran — kahva har olur mu? Ah, babacıkları da sağ | cezvesini aldı: Z — Sana bir kahve yapayım mı? Ni- ye yüzünü buruşturuyorsun? İstemi - yor musun? Ben, içeceğim... İrikten su doldurdu: vane gibi dolaşıyorlarmış! Kurnaz kurnaz gülüyordu: — Kız, iki kat güzelleşti; elbette... |En müşkülpesent erkek, meftun olur., Fakat neşesi çok sürmedi, alnı kı rıştı: Siyas? sol partiler taratından tenkit odileni Fransız Başbakanı Haiti Adalarında Su Baskınında Ölenler 2000 Portoprens » Haiti « 28 (A.A.)— Su baskını yüzünden ölenlerle kaybolanla- rin sayısı resmen 2,000 tahmin edili - yor. Ölenlerden çoğunun, iel ile denize sürüklendikleri zannedilmektedir. Avusturya Ve Macar Baş- vekilleri Romaya Gidiyorlar Roma 28 (Telsizle)— Gelecek ayın Marinpal fabrikalarına —nezaret| Bine göre Kral Karol, yakında anası | İŞerisinde Macaristan Başvekili Göm- de suikast şebe- tarafından akrabası olan Prenses Ho-| böş ile Avusturya Başvekili Şuşing Ro- İmayı ziyaret edeceklerdir. du... Necmiye ile ayrı gayrıları yok - muş; içtikleri su, ayrı gitmiyormuş!.. Ben, Necmiyeden isterim! dedi. Aman kızım, ayıptır, diyecek oldum, ağzıma tıkadı; anne, Necmiye, öyle kız değil- dir. Bilâkis memnun olur, dedi. Senin anlıyacağın, - Pekizerde, - Zekiyeciğim gibi çiçekleşti, bebekleşti! İkisi, kar - şımda süslenip kiritiyorlardı. kendimi tutamadım, hüngür hüngür ağladım! Gözleri yaşarmıştı, mendilini çıkar- — Bir ana için, bundan büyük ifti- olmalı idi de, onları, bu halde görme - Gözlerini uğuştura uğuştura sildi; sesi, birden burkulmuştu: Toların da hiç arkası kesilmiyor... He- ye ile Pakize, dün gittiler, hâlâ gelme- diler... Tevekkülle bakıyordu: — Artık alıştım... Kim bilir, ne gün gelirler!.. Huriyeciğim de, yavaştan ya- vaştan kanat kaldırıyor... Eğer o da, celerce, evde yalnır, ne yaparım? Opıdaklarını kımıldatarak, kendi ken- dine imiş gibi söyleniyordu: — Bu kış, çok çekiyorum... Yazın, balo olmazmış... Hayırlısı ise, bir yaz gelsel., İnanma Orta okullarda okutulan fen bilgisi adlı bir kitap var. Osmanlıca kırması bir dille yazılmıştır, anlaşılması hayli güçtür. İşte o kitapta çok yemenin ömrü azalttığını belirt- mek için konulmuş bir resim gördüm. İkiz doğdukları halde biri bol beslenip irilmiş, biri az yedirildiği için cılız kalmış iki fare kü bu snamayı yapanların - söylediğine göre tişkosu öbüründen dâha çabuk ölmüş imiş!. Az yemenin çok yaşama getireceğini ben © kitapta ve bu gazetede okuyunca — Veli efendi oğlunun bir işini batırladım .Malüm ya, Veli efendi, on sekizinci asırda iki kere şeyhislâm olan Osmanlı — hocalarındandır. Oğlu Mehmet Emin efendiye büyük bir ser- vet bıraktı. Şimdi Üzerinde at yarışları ya- pılan Veli efendi adını taşıyan çayır da o |miras arasında bulunuyordu. Emin efendi, |tam bir mirasyedi gibi yaşadı, hâlâ söylenen bir çok hikâyelerin kahramanı oldu. İşte bu Mehmet Emin efendi bir gün bir. hamala takılmak ister, Çarşıdan aldığı iki üç düzine tabağı, çanağı bir küfeye doldur-. tup hamalın sırtına yükletir ve sonra; — Sana şu yükü taşıdığın için iki akçe mi vereyim, Üç güzel öğüt mü? Hamal bakar ki kerli ferli bir hoca, Böy. le bir adamın vereceği üç öğüdün iki akçe den daha değerli olacağım düşünür: — Para nasıl olsa ele geçer, der, sen şw öğütlerini ver bakalım, Veli efendi oğlu, ağırlığını — takınarak öğütlerini vermeğe başlar: — İyi dinle, der, birinci Gğüdü veriyo rum: Kocalık gençlikten iyi derlerse inan- ma! İ HKamal kızar, lâkin ikinci ve üçüncü öğü- dün değerli çıkabileceğini düşünerek dişle. ı;u' sıkar, sesin! — çıkarmaz. Beriki devam ler: — Bekârlık — evlilikten iyidir derlerse inanma, Hamalın — kızgınlıktan — damarları gişer, fakat üçüncü öğüdün hatırı için gene susar. Veli efendi oğlu da bir hayli düşündükten sonra ve konağa yaklaştığı sırada son öğü- dü de verir: — Açlık tokluktan iyi derlerse inanmıa! Hamalın sabrı çoktan tükendiği için ar. tık dayanamaz, küfeyi bızlı hızlı sallayıp yere çarpar ve bağırır: kaldı derlerse sen de inanmal.. Şu fen bilgisi kitabındaki farelerden aç kalanın çok — yaşaması da hamala verilen öğütleri andırmıyor mu?.. — M. 'T. TAN Pa V' | İhsan ablanın posta ile gönderdiği mektubu tekrar tekrar okuyor, açık bir mana çıkaramıyorum: «İki gözüm evlâdım, ' «Beni gel gör, seninle konuşacakla- rım var, İşim var, yok deme. Muhak - kak gel. Seni bekliyorum. Gelmezsen gücenirim. Kırk yılda bir benim için bir zahmet ediver. Yüzüne bir daha bak « Mam,..» İmza da: «Topkapıda İhsan» dı. İh: san abla, bu mektubu, kızlarına değil, Fkomçulurmn yazdırmış olacaktı. Eğer kızlarına yazdırmış — olsaydı; — onlar, «Topkapıda İhsan» diye imza atmaz - lardı. Mektubu yazan komşu, — İhsan abla, ne söyledi ise, ağzından nasıl çık- mışsa, öyle yazmıştı. j Bundan, İhsan ablanın benimle ko - Cezveyi mangala sürdü, lilçii-k ib -| — Hepsi iyi, hepsi hoş ama, bu ba-|nuşacaklarının, danışacaklarının, kız - larından gizli olduğunu anlıyordum. — Baloda, Zekiyenin etrafında per- |*? her haftanın başı bir balo... Zeki-| — Bana da merak olmuştu. Acele işle- rimi bile düşünmedim; Topkapıya yol- landım. İhsan abla, beni, soluk, bitik bir yüz. le karşıladı: — Hemen gelmenle, ne büyük seva- ba girdiğini bilemezsin... — Zekiyeyi gören Pakize de imren-|*Plalarına takılırsa, ben, günlerce, ge-| — Elini ağzına siper etmişti, sesini de mez mi? Canı cana ölçmeli.., Cençtir, çocuktur, canı çekmez, imrenmez olur mu? İşin sonu, buraya varacağını, ben, Zekiyeyi o kılıkta görür görmez, kes- tirmiştim... Kelden köseye imdat,.. E- lim yermez ki Pakizeyi, ablası gibi do. | yavaşlattı: — Kaç gündür, kapı çalınmıyor mu, yüreğim ağzıma geliyor... Beni, hemen mutfağa götürdü: — Sen, kapıyı çaldığın zamam, tit. (Arkası var) — CCT *N

Bu sayıdan diğer sayfalar: