19 Ekim 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 14

19 Ekim 1937 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 14
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Son Posta'nın siyasi tefrikası : 60 Talât Paş ü A SA Jüri hey'eti nihayet-salona avdet ederek kararı bildirdi: “«-Maznun Salamon Tayliryan 1927 Martının 15 inci günü bir adamı, Talât Paşayı, taammüden katlettiğinden dolayı müttehim değildir! ,, Yalnız Ermeniler değil, orada bulu-) nan Türkler dahi, neticeyi kat'i surette bildikleri halde, gene bir taraf endişeye 'SON POSTA Son Postanın tefrikası: 74 Yazan : Arif Cemil Hele bir Nevyorka gelir gelmez etrafımı derhal hafiyeler D_enlıierin_, Makyaveli Kaptan Bum Bu Çeviren: Ahmet Cemalettin Saraçoğlu tanesi peşimi bırakmıyordu itirazlarına rağmen kalil lehine ifade-| HRaaısa gazetecilerden — birisi kuy * ler veren bir çok şahitler dinlendi. Pa- |ruklu bir yalan yumurtlamış ve benim pas Lepsius'un saatlerce devam eden | Almanya imparatorundan almış oldu- ve diğer taraf da ümide kapılmaktan | hayali ifadelerine karşı hiç ses çıkarıl- | ğum bir emri mahsus üzerine Ameri - kendisini alamıyordu. Nihayet jüri heyeti mahkeme salonuna geri geldi. Heyetin reisi olan zat verilen kararı şu suretle tebliğ etti: « — Jüri azasının şu kararına namu - sum ve vicdanım üzerine şahadet ediyo- rum: Maznun Salomon Tayliryan, 1921 senesi martının on beşinci günü Şarlot- tenbergte bir adamı, Talât paşayı, ta- ammüden katlettiğinden dolayı mütte - him midir.?» « — Hayir!» Bu karar tefhim edildiği zaman mah- keme salonunda büyük bir hareket gö- rüldü. Türkler hariç olmak üzere herkes kararı şiddetle alkışlamağa başladı. Ka- rar reis tarafından imzalandıktan sonra mahkeme kâtibi tarafından tekrar okun- du ve katile de tereüme edildi. Nihıyetl jüri heyetinin kararı mahkeme kararı bağlandı, bunu mahkeme roisi daki surette tebliğ etli; gel aşağı « — Maznun, mahkeme masarifi dev-|etmiş olduğu gün gibi aşikârdı. Jet kasasından tediye edilmek üzere be- raet eylemiştir. Çünkü jüri azası tarafın- dan sadir olan karardan dolayı maznun kendisine atfedilen cürümle müttechem değildir. Binaenaleyh hakkındaki tevkif madı ve jüri azasına yanlış telkinat ya- | kaya gelmiş olduğumu ve hususi bir pilmiş oldu. vazife ile tavzif edildiğimi yazmıştı. Bir çok Türkler ve Türkiyede bulun- |Başka birisi de gene imparatordan hiç muş Almanlar şahit olarak dinlenmele- | bir kimseye ifşaatta bulunmamak için ri için istida verdikleri halde bunların şahadetine lüzum gösterilmedi. Gerek Türkiye ve gerek Ermeni meseleleri hakkında en doğru malümatı vermeğe muktedir olan bu şahadetlerin katil a- leyhine çıkmasından korkuldu. Bu yüz- den jüri heyeti tamamile karşı tarafın tesiri altına girdi. Katil Tayliryan Berline gelmeden evvel Pariste idi ve oradan Cenevreye geçmişti. Bu iki şehirde eskidenberi Ermenilerin kömite teşkilâtı mevcut olduğu herkesin malümıydı. Hattâ Ta- lât paşayı öldürmeden evvel Paristen katile on iki bin mark gönderilmişci. Bu cihetler muhakeme esnasında kat'i- yen dikkate alınmadı, Katilin Talât paşayı adım adım takip Bu nokta hakkında ona bir şey sorulduğu işitilmedi. Halbuki ananın hayali ve| rüyaları şiddetle ileri sürülerek haki- kat yerine hayaletle uğraşıldı. Dünyanın her yerinde bir türlü ada - emir aldığımı yazıyordu. Şu gazeteciler yaman şeyler vesse- lâm. Yalanın bu derecesi insanda tıp- kı bir şaheser seyrediyormuş — hissini uyandırıyor. *«Sanfransisko» da sekiz gün kaldım | ve vaktimin büyük bir kısmını (Pana- |ma - Pasifik) sergisinin harikalarını seyretmekle geçirdim. Bilvesile şura- snı da söyliyeyim ki . (Sanfransisko) pek sevdiğim bir limandır, lokantaları ipek hoşuma gider, Sonra yeniden hüviyetimi değiştire- irek trene atladım. Bu sefer Danimar - kalı doktor «Larsen» olmuştum. Ö sa- bah erkenden hareket eden trece atlı- İyan iriyarı bir yolcu kompartımanın b'ır[ köşesine büzü'üyor ve yol arkadaşla- rından mümkün mertebe uzak kalarak, | Hâkırdıya karışmıyarak — sessiz sadasız seyahat ediyordu. Böyle ağzımı açmadan şimendilerle (3000) millik bir mesafe katetmek hiç olmuştum. Kendisi iyi kalbli, mert bir |dım. Çünkü «Orion» «Stokholmi adamdı, bana: 4 decekti ve azami sür'atile ” — Yakında kömür hamulesile hare - şartile bu seyahati ancak (32) ket edeceğiz. Siz sintinede saklanirsı - | yapabilecekti. Bu uzun müddet nız. Ben de size manikalar vasıtasile|da ben havasız ve daracık bir yiyecek, içecek indirilmesine dikkat e-|kömür yığınları üzerinde yaşi derim; aç, susuz kalmazsınız. Siz bir | ciğerlerim kömür tozile dolmuş b an evvel gemiye gidiniz!.. demişti. de ömür geçirecektim. Dünyada bi «Örion» vapuru — «Filâdelfiya» da,|insan buna tahammül edemerzdi. «Richmond Poinde de demir üzerinde| Binaenaleyh kaptana bir kartp yatıyormuş. Hemen o gece trene atla « | yazarak: dım ve Filâdelfiyaya vardım. « Gemiyi gördüm. Sizinle gidel Bu şehri esasen iyi tanırdım. Binaen- |ceğim. Daha müsait bir fırsata aleyh «Orione vapurunu bulmak be-|edeceğim!.» dedim ve Nevyorka nim için güç olmadı. Lâkin gemiye gi-|düm ve bizim polis hafiyesi ile btf rince bu vapurla yurduma dönmenin |tad köşe kapmaca oyununa b mün olamıyacağını duh.ıı b İ ğ .k Müstesna bır“es?r:l dS Fotografla Türkiye | Günlük sazı Matbuat Genel Direktörlüğü bu ydın || Notlarından — (*) hem fayda, hem zarafet, hem de güzellik itibarile en muvaffak eserin; denilebilir ki bu son hafta içinde neştetmiştir. Bu erer «Fotografla Türkiye» adını taşıyor. İsminden de anlaşıldığı gibi içinde yazı yoktur, sadece fotoğraf vardır. Bu fotojğ- raflar ne kadar iyi olmak mümkünse o kadar iyi alınmış ve azami itina ile basıl- maştır. Hurufu heca sırası ile Ankaradan £vlerimizi Isıtlma meselesi mahsulâtla odaların havasının kararı da refedilmiştir.. Bundan sonra katilin - taraftarlarının sevinçlerini görmeliydi! Arkadaşları, ya- ni cürüm şerikleri onu kucaklarında let olabilir. Halbuki Tayliryan davası- |te hoşa gider bir şey değildi amma is - na bakan mahkemenin, bu işde adalet |eT İstemez buna katlanmak icap edi- fikrini o zamanki hükümetinden almış / YOTdu. Nihayet «Nevyork» a geldik. olduğu apaşikâr meydana çıktı. Bütün | İlk işim «Manhattan» da general başlıyarak memleketin birçok köşelerini Bgöstermekte, ayrıca memleketimizin te- | rıkki harslelerini de safha safha tesbit | etmektedir. Denilebilir ki «Fotoğrafla | Junması meselesidir. Yakılan mahrukattan hamın B humzu karbon, duman, su buharı, İ sair sülp ve gaz mahsulât intişef mahkeme salonundan dışarıya çıkarır - larken bir kızmı da avukatlarının etrafı- ni alarak muvaffakiyetlerinden dolayı kendcilerini tebrik ediyorlardı. Alkışla - yanlar, tebrik edenler arasında bir çok da kadın vardı. İnsan kendisini bir ti - yatro kapısının önünde zannediyordu. Sanki meşhur bir artist sahnedeki mu- vaffakiyetinden sonra seyirciler tarafın- dan kapının önünde alkışlanıyordu! Filhakika, geçen vak'a bir oyundan ibaretti. Bü oyun evvelâ facia olarak Hardenberg sokağında başlamış, ondan sonra mahkeme salonunda pek ayıp ve gülünç bir komedya şeklinde devam et- miş ve nihayet bir taraf için mes'ut ve diğer taraf için acıklı bir tarzda hitam bulmuştu. « Muhakemeyi başından sonuna kadar ftakip cden Türkler arasında doktor Ba- hacddin Şakir de bulunuyordu. Türkler aleyhinde söylendiğini yanında Almanca bilenlerden öğrendikçe gözlerinin parıl- dadığı görülüyordu. Karar tefhim edil- dikten sonra Bahaeddin Şakir çok hid- detlendi ve yapılan haksızlıklardan dola- yı söylemedik söz bırakmadı. Sadrazam Talât paşaya karşı Alman topraklarında bir cinayet işlendikten sonra ilk iş bu cinayelin tenvirine uğraş- mak olacak iken hâdisenin mahiyetj ta- mamile gizli kaldı, yalnız Ermeni mese- lesinden uzun uzadıya bahsedilmiş oldu. Alman hükümeti ve Alman adliyesi jyalnız katil meselesile meşgul olacak i- ken yalnız Türk, Ermeni meselesini ortaya attı. Tayliryan ilk ifadelerinde kendisinin İran tabilyetinde olduğunu söylediği halde, sonradan Türk tabiye- tinde olduğu tüdiası kabul olundu. Hal- buki İranlı bir Ermeninin Türk sadra- zamını öldürmesini Alman hükümeti- nin âdi bir cinayet gibi kabul eltmesi Tâzamdı. Alman zabıtasının mahareti herkesçe malümdu. Onun cinayetteki esrar per- desini yırtmağa muvaffak olacağına herkes kani bulunuyordu. Halbuki bu kanaatlar tamamile boşa çıktı. Katilin hüviyetini ve ifadelerini tahkik etmek için hiç bir teşebbüs yapılmadı. Mah- keme katilin bütün ifadelerini birer hakikat gibi kabulde tereddüt etmedi. Katil ile beraber bir pansiyonda otur- muş olan arkadaşlarının cürüm şerik- leri olması ihtimali çok kuvvetliydi. İlk tahkikatta zaten bu neticeye varilmiş- tı Bu şerirler de mahkemeye verilmek Tâzım gelirken bilâkis he katil lehine şahit olarak dinlendiler, hem de ken- dilerine tercümanlık yaptırdılar, hâkimler, avukatların hiç bir taraftan itiraz görmiyen uydurma ifadelerinin tesiri altında kaldılar. Nihayet, katil serbest bırakıldığı gi- bi dört sene mütemadiyen Almanya amuz omuza harp etmiş olan Türk mil- leti de, ciğeri on para etmiyen insanlar tarafından tahkir edilmiş oldu ve mah- keme bu tahkirlere karşı sesini çıkar - madı. Muhakemenin aldığı acıklı netice üzerine Berlinde bulunan bütün şark- lılar toplanarak bir protesto imzaladılar ve bunu Almanya adliyesine tevdi et- tiler. Bu protestoyu imzalayanlar era- sında Türklerden başka, Mısırlılar, A- raplar, Azerbaycanlar, Hindliler, İran- hblar ve Tatarlar da vardı. Bundan başka Mısırlı doktor Man - sur Rıfat da o zamanki Almanya cum- hurreisi Eberte bir protesto telgrafı çe- kerek dedi ki: « Almağıyanın bu zamanlarda dahil- de ve hariçte yaptığı azim mücadele- ler karşısında, Türk-Ermeni meseleleri ve bunların son neticesi olan Talât pa- şanm katli ve katilin muhakemesi gibi meseleler şüphesiz ehemmiyetli sayı- lır. Şayet adaletin şan ve şerefi o mu- hakemede suiistimal edilmemiş olsay- dı, mesele hakikaten ehemmiyet kes- betmezdi. Biz, cumhuriyetin en büyük memuru ve adaletin koruyucusu olan şahsınıza müracaat etmeden evvel, a- dalete vurulan bu darbenin üzerinden Bgeçip gidemiyeceğiz. Yapılan haksızlı- Bin herhangi bir süretle tamir edilme- sini beyhude bekledikten sonra sizin kapınızdan başka vurulacak kapı bula- mıyorum. (Arkası var) Nöbetci Eczaneler konsolosumuzu ziyaret etmek oldu. «Nevyork» konsolosumuz da bana mah- m ve hususi bir vazife verdi ve «Va- şington» da Alman sefirine teslim edil- |mek üzere bir takım gizli evrak tevdi etti. Benim «Nevyork» a gelmiş olduğu- mu kimin ifşa ettiğini bilmiyorum am- ma, muvasalatımın ertesi günü gaze- teler bir fotografımı hasmak — suretile şehirierine gelmiş olduğumu yazdılar. Belki de bu oyunu bana İngilizler oy - namışlardı. Zira mütemadiyen pesim - de- koştuklarını biliyordum. Bir müd - det sonfa nereye gidersem hafiyeler | tarafından tekip edilmekte olduğumun | da farkına vardım. İnsan daima peşin- sonra alışıyor ve kendilerini derhal ta- nıyor. Beni takip eden herif bir İngi - Hze benziyordu. Ben de kendisini pe - şime takar, onu otel demez, müze de- mez, kilise demez dolaştırın dururdum. Bacakları kuvvetli bir adam olduğum- dan herif: — Aman izini kaybetmiyeyimi.. di » ye ayak teper, ter döker dururdu. Bu herifi yormak, onunla mütema - diyen alay etmek benim için artık bir meşgale, bir eğlence olmuştu. Bazan yüksek binalara asansörle çıkar, sonra bhızlı adımlarla yaya olarak merdi - venlerden inerdim. Bazan da girdiğim bir binanın hiç urnulmıyacak bir yeri- ne gizlenir, saklanırdım. O zaman pe - şimdeki hafiye bozulur, şaşırırdı, lâkin ni bırakmaz, gölgem gibi beni takip- ten usanmazdı. eVaşington» daki selirimize götüre- ceğim gizli evrak meselesi için bu şeh- re gitmekliğim icap ediyordu. «Vaşing- ton» a ayni gün zarfında gittim ve döndüm. Tabif bizim hafiye bay da bu seyahati benimle birlikte yaptı. Muhakkak ki bu adam beni munta- zaman devam ettiğim lokantada bulu- yor olmalı idi. Zira «Nevyork» ta mun- tazam olarak devam ettiğim yegâne yer İskandinavya lokantası idi. Bu lokantaya devam etmekliğime sebep ise Amerikadan Avrupaya gezmek için yapacağım yolculuğu bitaraf bir İs - kandinavya gemisinde yapmıya karar vermiş olmaklığımdı. «Nevyork> ta bu- lunan şimali memleketli kaptanlar, de- nizciler hep bu lokantaya devam edi - yorlardı. Ben İsveççeyi oldukça temiz konuşurum. Ayni zamanda İsveçli de- nizcilerin açıktan para kazanmayı se- ver kişiler olduklarını da dünya bilir. «Örions vapurunun kaptanı ile ahbap arkı a İbin Turanlı nahiyesinde bulduklarını söyle- de yürüyen bu iğrenç mahlüklara biraz |mektedirler. Türkiye» elinde tutanın gözleri önünde açılmış renkli bir Türkiye Bahçes!dlr.ı Tirke zevk, cenebiye de Türkiye hakkın- da doğru bir fikir vereceklir. Matbuat M rlüğünü samimiyetle tebrik ve her- esin salonunda bu eserden bir nüsha bulundurabilmesini temenni ederiz. Bergamada tütün rekoltesi Bergama (Husust) — Bu yıl, tütün rekol- tesi geçen yılların çok fevkindedir. Tütün fazla olmasına rağmen, Ege havalisinin en iyi tütünü sayılan Bergama tötünlerine rağ- | bet de fazladır. Maamafiti, henüiz tütün pi- yasası açılmış değildir. Tütünlerimizin yük- sek flat bulacağı kuvvetle tahmin olunmak- | tadır. Tütün eksperleri en iyi tütünü Bergama- n ederiz. Natamam yanan d daha çok semdar gazlar çıkar. BU maada sobaların, şörminelerin N şon derece sağlam ve mazbut olarak fi pılması lâzımdır. Boruların ve backNi” duman ve gazları çok güzel ve sür'atlt, kecek sürette İnşasına çok eheml vermelidir. Yakılacak maddelere gelince: Bir kilo Üzerine yapılan hesaplarda kilo odunun ancak 2000-3000 kalori İ ret tevlit edebildiği görülmüştür. odunun içinde mevcut su ve rutubil raretin yüzde 30-40 a kadar müDif kısmını bel'etmektedir. Bu sebeple yakilacak odunların S0f rece kuru olmasına dikkat etmek V Havza panayırı başladı Havza (Hususi) — Havza panayiri başla- maştır. Bir hafta devam edecek olan pana- yir İçin civar kazalardan pehlivanlar gel - mekte, satıcılar akın etmektedir. t A * d . Nafıa Vekâletinden: 6/Birincikânun/937 Pazartesi günü saat 15 de Ankarada Vekâlet Eksiltme Komisyonunda 25,500 lira muh ammen bedelli font boru ve yf teslim müddeti uzatılarak yeniden kapalı zarf usulile eskiltmeye konulmu$ " Eksiltme şartnamesi ve teferrüatı 128 kuruş mükabilinde Ankarada * Malzeme Müdürlüğünden alınabilir. Muvakkat teminat 1912,5 liradır. İsteklilerm teklif mektublarını talimatnamesine göre Vekâtetten alınmif | zeme Müteahhitliği vesikası ile birlikte 6/12/937 Pazartesi günü saat 14 Ö€Üğ Vekâlet Malzeme Eksiltme Komisyonuna vermeleri lâzımdır. — <3900> istanbul Eelediyesi İlânları | Senelik muhammen kirası 5 lira olan İstinyede Emirgân caddesinde, ** 74/88 No, 7760 metre murabba tarla 938 veya 939 ve 940 seneleri mayı$ kadar kiraya verilmek üzere açık arttırmaya konultmuştur. Şartnamesi * çe Müdürlüğünde görülebilir. İstekli olanlar 38 kuruşluk ilk teminat y Taskbuzu ile 25/10/937 Pazartesi günü saat 14 de Daimi Encümende bü dırlar. — (B.) (6878) — eZi ĞÜ Zei .. a . Dahiliye Vekâletinden : 1 -- Vekâletin 937 mali yılı ihtiyacı için «350> ton Sömikok «Türk AF kömürünün mübayaası kapalı zarfla eksiltmeye konmüştur. yi 2 — Eksiltme 3/İkinciteşrin/937 Çarşamba bünü saat 15,30 da ı.nluf" y şehirde Vekâlet binasında toplanacak Satınalma Komisyonunca yap 3 — Muhammen bedel — <10150» liradır. 4 — Muvakkat teminat «761> lira «25>» kuruştur. 5 — İsteklilerin bu baptaki şartname yi Vekâlet Levazımından 6 — İsteklilerin 3/İkinciteşrin/937 gün ü saat 14,30 za kadar ıeııuw: Satınalma Komisyonu Refsliğine makbu z mukabilinde vermeleri iCü 7 — Posta ile gönderilecek teklif mek tublarının altıncı mıddcd! “kadatr Reisliğe gelmiş bulunması şarttır. Postada olacak (a | Z a ' ğ

Bu sayıdan diğer sayfalar: