23 Ekim 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8

23 Ekim 1937 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Rüzgâr tohu mu dünyaya nasıl getirdi? Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde şu dünya yüzünde taş, toprak, su varmış, evet ağaç yokmuş. O zaman rüz- gâr gene dünya yüzünde esermiş amma, ağaç olmadığı için dalları sallamaz, çi- men olmadığı için çimenleri okşamaz, de- re kenarlarında sazlar olmadığı için saz- ları yere eğmezmiş. Rüzgâr esermiş amma, bu iş hiç hoşu- nâ gitmezmiş. — Zevki yok esmenin, der, ikide bir biddetlenir, hiddetini almak için kendi- ni kayalara çarpar, denizleri dalgalan - dırırmış. Rüzgâr, günün birinde uzak, çok uzak bir yere gitmiş; sarp bir tepenin Üzerin- den geçerken bir oyuk görmüş, morak etmiş: — Hele, demiş, şu oyuktan içeri girip bakayım: Neler var, neler yok? gâr oyuktan içeri girmiş. Birden - rmış. Her taraf o ana kadar gör- mediği bir takım ufak ufak eşya ile dolu imiş. Rüzgâr: — Vuuuuuunu Diye ötmüş.. Karşıdan bir ses gelmiş: — Hu ne istiyorsun, sen kimsin? Rüzgâr cevap vermiş. Bana rüzgâr derler, dünyanın yü - beni tanımıyan tur. Her ta - ta eserim, Ya sen kimsin? Ben tohum bekçisiyim. Rüzgâr tohum kelimesini 0 zamana ka- dar duymamışmış. 'Tohum nedir bilmiyorum, sen nasıl bir kimsesin, görmüyorum. Kendini gös- ter ve bana tohumun ne olduğunu anlat! — BSen nasıl kendini göstermiyorsan, ben de kimseye kendimi göstermem Yalnız tohumun ne olduğunu sana âan- latayım.. Bu öyle bir şeydir ki toprağı tılınca, filizlenir, ot olur, ağaç olur... Rüzgâr, onun ne olduğunu bilmediği; ağaç nedir görmediği için merak etmiş: — Ağaç nedir, ot nedi. Görmezsen, bilemezsin, aumma gör- mene de imkân yok! — Neden? Ben burada bekçiyim, bir tek tohum bile dişarı çıkartmam ki toprakta büyü- yüp ot, ağaç olsun. Rüzgârın merakı artmış, tohumlar bek- çisine yalvarmış. Aman, demiş, zaman demiş: Etme, eyleme demiş, bana Bir tek tohum olsun var, Öteki vermemekle ısrar etmiş. Nihayet aralarında kavga - çıkmış. Tohumların bekçisi kızmış, rüzgür da kızmıs Tohumların bekçisi rürgüra' — Defoll diye bağırmış, Rüzgâr cevap vermiş: - Canım ister, giderim, canım İstemez gitmem! Burası benim yerim, sen dışarıdan gelmiş bir yabancısın. Rüzgâr düşünmüş, bu sözü haklı bul - muş, 'Tohumların da senin olsun, ben de gidiyorum. Demiş ve hızlıca dışarı çıkmış. BON POSTA || Meraklı ve Faydalı | Transatlantik yarışı Fransızlar Normandi gemisini yapmış- lardı. Bu gemi dünyanın en büyük tran- satlântiği olmuş - tu. İngilizler de boş durmuyorlar - dı.. Onlar da Kü- in Mari transat « lantiğini yaptılar. ” Her iki gemi Av - rupa ile Amerika arasında sefer yapı - yorlardı. Normandi Küih Mariden daha çöbuk sefer yaptı. Ve Bahri Muhiti en çabuk geçen gemilerin kazandıkları mavi Z—- P Ü — AAA — Amcam bize gelmiş uyuyor, oh ne ölâ.. Amcamı da ben çok severim, ne olur her zaman bize gelse... kordelâyı kazandı. İngilizler şimdi mavi kordelâyı Fransızlardan almak istiyor - lar, Yeniden gemi plânları hazırlamıya başlamışlardır. Yeni plânlarda bacaları daha alçaltıyorlar, gemiye hava muka - vemetine karşı gelebilecek şekil veri « yorlar, n Tütün içme cezası — Şimdiden sonra amcam bizde olmadı ğı zaman da gene onu hatırlamanın yo- lTunu buldum. Bir zamanlar Çarlık Rusyada tütün İç- mek yasak edilmişti. Tütün içenler bu - runları kesilmek suretile cezalandırılır- lardı Rüzgâr hızlı gidince ne olur bilir mi- tiniz?. Yerde toz, toprak ne bulursa hep- sini toparlar götürür. Oradan da çıkar- ken bilmiyerek yerdeki tohumların bir kısmını toparlamış, götürmüş. Çıktıktan biraz sonra hiddeti geçmiş, hızi azalmış, Hazı azalinca götürdüğü tohumlar dâ te- ker teker toprağa dökülmüye başlamış. Bir kaç zaman sonra dünyanın toprak yüzünde otlar çıkmış, ağaçlar yeti Onlarda çiçekler açmış, ağaç valar ye gelmiş. Yaâlnız rüzgür tohumların bekçisinden kimin tohum alıp dünyaya ektiği bir türlü anlıy: — Ah amcacığım, uyandın ma bundan sonra sen hep bizdesin, seni her vakit göreceğim. Resimsiz hikâye a ida mey- şmiş ve dünya bugünkü hale amamış. Ağaçları, çiçekleri, otları gördükçe Ah, dermiş, bunu dünyaya beri ge - tirecektim.. getiremedim | Bir türlü eserken tohu ber götürdüğü aklına g ları da bera - lmezmiş, * * BeaR AAA AAA AAA ASA AAA ŞA AAA AAA G0 EA AA0 AAAAAAAAAAAAAAAAAAAA AAA 0AAAAMA AAA AAA AAA AAA AAA AAA AAA AAA GAAAAA YENİ BiLMECEMüzk Bu haftaki bilmecemizi doğru yapan okuyucularımızdan bir kişiye bir futbol topu, diğer bir kişiye de bir kilo çiko - lâta ve yüz kişiye de Son Postanın kü - Çük okuyucuları için yaptırdığı güzel hediyelerden vercceğiz. Bilmece güç de- aşağıda #orduğumuz suallerin cevabı olacak ke - Pmelerin harflerile dolduracaksınız? ğildir. Resimdeki dört köşeleri Bilmeceyi 1 ve bize gönde lledince gazeteden keser rsiniz.. (Soldan sağa): Birinci sıra: Sinemaya girmek için ne vermek lâzımdır? Dördüncü sıra: Sinema şeridine ne der- ler? (Yukarıdan aşağı): Birinci sıra: Sinemanın gösterildiği ye- re, yani hayallerin aksettiği satha ne der- ler? Beşinci sıra: Sinemanın — başlıyacağı, sinemada bulunanlara ne çalmarak ha- ber verilir? Yedinci sıra: Bundan epey sene evvel- ki sinema sessizdi, bugünkü sinema öyle değildir. Fazla olarak nesi vardır? Sekizinci sıra: Bu makineye ne maki - nesi derler? Oyu Size güzel bir oyuncak. Bu resmi keser ve bir mukâvvaya yapıştırırsınız, bun - dan sonra ağaçları etraflarındaki kalın çizgilerden makasla oyarsınız.. İki ağacın ortasında gördüğünüz tahtaravalli üze - rindeki iki cocuğu da oyarak çıkarırsımız. Ağaçlı parçanın arkasına mukavva >|parçaya iliştirirsiniz. İşte size bir tabtik dan bir ayak yaparsınız. Çocukların ol - |ravalli. Çocuklardan birini parmağt'” duğu parçadaki «A> noktasında iğne ile | biraz aşağı indirirseniz biri inip öteki © bir delik açarsınız. Bu deliği ağaçlı par-|miya başlarlar. Bu hareketin dahâ e çadaki A noktası üzerine koyarsınız ve| rekli olmasını isterseniz «B> nokt gene bir iğneyle çocuklu parçayı öteki | da ağır bir cisim takarsınız.

Bu sayıdan diğer sayfalar: