8 Haziran 1938 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 11

8 Haziran 1938 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 11
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

DA ilyoner olan Türk tütüncüsü maceralarını anlatıyor b.ı::" Kadri Türkmen adında bir Türk, $ sene evvel, on parasız olarak İs - Ayrılıp Amerikaya gitmiş. Ve o - bir çok maceralar atlatlıktan — sonra, bir servet kazanmış. k:':: Hu anda, İstanbula — dönmüş, ve ün ” Jerleşmiş bulunuyor. Arkadaşımız —_G"““ıh. Bay İsmall Kadri ile görüş - BU bater, t İsm; '*san mülâkatın dün çıkan kısmın- | âll Kadri şunları anlatmıştır: lı.,:“"" tütüncü idi. Ben de çekirdekten | Ü Yetiştim, Günün birinde İstanbula —"ıl' Cibali fabrikasına eksper stajiyeri | Meyiy yi harmancı başısı oldum. Fakat bu | Beni tatmin etmedi. Daha büyük İş- | t#k, memur olmamak istiyordıum. | M findan, Bozok meb'usu — İbrahime [.Ç:“hl yardım vâdetti W İsmail Kadri anlatmıya de- » Setli saylavdan bu vâdi koparışım- B irkaç gün sonra davet edildim. ihim: . Ha € oldu... Biz, bir şirket kuruyo- 'Nı #irkete, seni de alaca, Puîı- ı.l.wkwuyuruı Sen de, sermaye öla- & e onun bütün hayatını dinlemişti. Bu 5 Jütleştim. Kısa bir zaman zarlında .!.:::-nhv maksadımı, babamım en yakın ediyor.)| » Delikanlı... dedi... Talihin varmış... tün işlerindeki kabiliyelini, anla- tetrübeni, bilgini vereceksin. ı.î““k. eski Sıvas valisi Bay Ahmed Aag ai Aldığımız ortaklardan birisi de, Adında bir zat... *Pimiz, yüzde yirmi hisseye sahib 9- Geri kalan yüzde yirmi de, şir-| bagiiHÜYat akçesi olarak muhafaza edi- |) Ve sen, birkaç gün sönra, Bay Ahmed- lıh' Amerikaya hareket edecek- | bî':»'hfıhun. bütün bunları söyledik- Nfa, yanıma gelip sırlıma vürdu Haydi bakalırıt... dedi... Git... Hazır ” Ondan sonra da: Marşi.. Ğ Bon derece inandığım ve güven- W . Muhatabıma hiçbir şey sormadım İtrit Glünmaz bir sevinç içinda ye- ırken, Bey İbra- Arkamdan seslendi: 'arın öğleden sonra, Sâ: Hep beraber topla- < at ikide mut- AY İlcahimn dedikleri çıktı. Ben, bu n tam bir hafta sonra, ve bu- MiT dokuz sene evvel, Boy Ahmedle Stanbuldan ldım!.. %lümn şirketi idi ve niyetimiz, laki büyük tütün kumpanyala- 'ıx,:“"k mikdarda 'Nürk tütünü sat- j Şıı Makbul oldu N.,:'"?hkaı.ıar. 'Türk tütü Bildikleri ü _Ylnı Y lardı. Çünkü Türk tü K yilan, darını sanıyorlardı. "lm.'k" Bulgar tütünlerine müşte- istiyen bazı Türk düşmanları, Şi lar Amerikada Türk diye tanıt- Mi Sük 4a Vakâ, demişler, Türk — tütünleri, ten nefistir. Ancak, o kadar az ye- h, bütün 'Nürkiyede çıkan tütünler Ü. bir tek fabrikaya kâfi gel- Stelik te, mikdarı çok az olduğu hej n almak dehşetli pahalıya pat- lilar, bu garezkârane iftirala- Kd caranı %H işlar ve Türk tütünü bulmak- lerini kesmişler... tün bunları, ve bu işde bizim â- Şevrilen bir sürü dalavereleri için, Türk tütünlerine istedi- e;,:“d" müşteri bulacağımızdan e- lepiiç BU suretle, biz hem Türk tü- ha e Müşteri bulmuş, bem propâa- ’;P'nı: hem bu saçma zihniyı » tm Türk köylüsüne mümkü, dir temin etmiş, hem de kendi- Dmiş olacaktık!.. Bag, “Aktadla Amerikaya giderken, va- İayA iadüf bizi Çapaçini adında bir hhldı: tanıştırdı. Âmerikaya gidinci- Mikda, , GOSİluk ettiğimiz bu adama, bir '“âıı,:“'k Sigarası hediye — etmiştik. ':ı düwh'd!yeyi verirken, hiçbir men- dej Nmüş, hiçbir mukabele bekle- idik, N h*:dya varışımızdan bir buçuk ay " ? gün bulunduğumuz ot Ü. y 'L!'kl 'e iki Amerikalı ile karçılaşlık. |Ahmed, Türk — Siz, dediler, İstanbuldan Çapaçini ile birlikte gelen Türkler misiniz? Merak ve hayretle cevab verdik: — Evet.., Biziz!.. Amerikalıların, bu cevabı alınca duy- dukları sevinci, belki Amerikayı keşfet- İtiği zaman Kristof Kolamb bile duyma- | mıştır. Bize sual soran Amerikalı, cebinden bir Yenice paketi çıkardı ve ayni teha- Tükle, ikinci bir sual sordu: — Bu sigaraları, Çapaçiniye siz mi ver- diniz? — Evet!.. Bize, bu sigaraların tütününden bu- L Bu sual bize, bir buçuk aydır peşinde koştuğumuz fırsatın ayağımıza gel Ben derhal cevab verdim niz kadar! », bizimle ortak çalışmı ter misiniz? Bi niyetimiz, bir sigara fabrikası kurmak. Biz bu kararı, şu sizin Çapaçiniye verdiğiniz sigarayı — tesadü- SON POSTA buğday sıkıntısı var (Baştarajı 1 inci sayfada) lanması tavsiye olunmuştur. Bu sebeb- den şimdiye kadar tahmin edilen zarar ve ziyan 65 milyon Türk lirasımı müte- cavizdir. İtalyada faşizmin iktidar mevküne gel- digi yıldanberi kaydedilmemiş ilk fena rekolte tahmin edilmektedir. Bu noksan- lk yüzünden İtalyanın altı milyon ton tahmin edilen buğday ihtiyacının üçte birinin hariçten idhaline mecburiyet hiâ- sıl olacağı muhakkaktır. İdhal edilecek buğdayın tutarı ise doksan beş milyon 'Türk lirasına yakındır. Ayni vaziyet Fransa için de varid olup Fransanın bu sene 4 milyon liralık buğ- day idhaline mecbur kalacağı muhak- kaktır. Fransanın bu idhalâtı kısmen A- merika ve kısmen de Orta Avrupa ve Balkanlardan temin edeceği memuldür. Diğer taraftan Sovyet rekoltesinin © 33 zayıf olduğu ve Almanyanın da iki milyon ton buğday idhal edeceği muhak- kak görülmektedir. Hülâsa aylardanberi Avrupada devam fen gördükten, içtikten sonra - verdik... Sizi; ne kadar zamandır aradığımızı bi- lemezsiniz. Koca Nevyorkta, uğramadık ötel birakmadık. Bugün Amerika, zehir gibi bir tütün içiyor. Burada, şu sırma gibi tütünün tatlı rengini henüz görmemiş, nefis lezzelini henüz tatmamış milyonlarca insan var... bu milyonlarca insanı, içtikleri sim- ah tütünden kurtarıp ta, bu nefis tüne kavuşlurursak, üstelik milyonlar kazanabiliriz. Fakat bizim, öyle fabrika kuracak kadar sermayemiz yok!.. Bu cevabım, iki Amerikalıyı uzun w- zun güldürdü. Bir tanesi: — Siz, dedi, çocuk gibi düşünüyorsu- r İnsanın elinde, bu nefis, bu eşsiz tünden daha büyük sermaye mi olur? R:- zim tam 19 milyonumuz var... Eğer siz, bu tütünden bulmak imkânına hakika- ten sahibseniz, bu işe girmeye, ve sizi, on paranızı istemeden ortak almıya han- rız'» Bu iki sevimli Amerikalı ile bu şekilde başlıvan konuşma, anlaşma Ile neticelen- di ve biz, şirketimiz namına, bu adam- larla ortak olduk!.. Bu anlaşmadan sonra, birimizin mem- lekete dönmesi ve tütün satın alması icab etti. Tütünden iyi anladığım için, bu işi benim yapmam lâzımdı. Fakat Bay Ahmed: — Ben, dedi, daussılaya — tutuldum. Memlekette çocuğum, ailem var. Onların ine de katlanamamaya başladım. ır fırsat çıkmışken, ben gideyim. Kendisine, bu hareketin menfaatimize mugayir olduğunu uzun uzun anlattım. ©, Israr edince, arzusuna boyun eğ- mek mecburiyetinde kaldım. Neticede ise, korktuğuma uğradım. Çünkü Bay eden, tütün yerine yığın | yığın çalı, çamur getirdi!.. Ve ben, bu çe- eden kuraklık ve danların bir rekolte buhranı tevlid edecek mahiyette olduğu muhakkaktır. Tarih sergisini 141,131 kişi gezdi Ankara 7 (A.A.) — Türk Tarih Ku- rumundan bize verilen malümata gö - e, Mayıs 1938 ayı içinde Dolmabah- çe sarayındaki Tarih sergisini 4852 si talebe, 15.143 # halktan olmak üzere 19.995 kişi ziyaret etmiştir. Serginin açıldığı tarihten — bugüne kadar ziyaret edenlerin — yekünu ise 141,130 kişii dumanı, maka mudadan çektim! Diyordu. Bu tebrikname, bizim İçin, eşsiz, em- salsiz bir reklâm vesilesi oldu!.. Sigara- maza reklâm yapmak için, bu mektubdan daha mükemmel hiçbir fırsa! bulamaz- dik!, (Arkası var) hyı, çamuru temizliyebilmek için, 40 de- rece hararet altında, tam üç ey geceli gündüzlü uğraştım. Netlcede, muvaffak ta oldum. Fabrika kuruldu. Bu ilk tütünlerden, sar, ve Galgta İsimlerila iki nevi si- gara çıkardık. Bu markalar, Amerikada, görülmemi; bir rağbet uyandırdı ve biz, talihin yü- zümüze gülmiye başladığına mandık. Bu markalar tutulunca, Maka muda ismi bir sigara daha çıkârdık. Bu markanı manası «Çok güzel» demektir. Size diye-, bilirim ki, ben, Amerikadaki muvaffa- kiyetimin büyük bir kısmını, Maka mu- daya borcluyumdur. Bunda da, fevkalâ de bir tesadüfün mühim bir rolü olmuş- tur. Anlatayım!.. Bay İsmail Kadri, ceketinin mendil ce- binden çıkardığı püroyu bana uzattı: — Ağzınızdaki bittikten sonra, bunu içersiniz.. Maka muda budur... Sonra beni fazla merakta birrakmamak için, hayatında mühim rol oynamış olan ikinci tesadüfün hikâyesini de anlattı: — Tam bu sigarayı çıkardığımzı gıra- larda, Amerikaya, Prens dö Gal gelmişti... Prens dö Gele, bir paket Maki muda |hediye ettik ve bu hediyeyi gönderişi- mizden birkaç gün sonra da, Prens dö | Gülden bir siparişle, bir moktub aldık. Prens dö Gal, Maka mudadan 300 pa- |ket ısmarlıyor ve yazdığı tebriknamede: A — Hayatımda savurduğum en nefis Avrupanın her tarafında Sayfa 11 (Baştarafı 2 tnci sayfada) na «hafızlık» derler; medeniyet mek> tir. 'Türkiye, bugün idhaline mecbur oldu- ğu teknik ve kimya medeniyetini mem- lekete sokabilmek için harice mal ya mecburdur. Aksi takdirde döviz müş- külâtı içinde sıkılır dururuz. Türkiyenin Jihracatını arlırabilmesi için de, yapaca- |ğı ve yapmakta olduğu diğer bir takım şeyler arasında mühim olan bir tanesi vardır: Prim, cişle- * Türkiye, er veya geç bu «prim» usu- Küne gelecektir. Çünkü başka memleket- ler bu usulü en geniş şekilde tatbik edi yorlar. Yukarıda bahsi geçen sardal ve buna benzer könserve işlerinde üç sene evvel yaptığım tedkikle İtalyanın yüzde ondan yüzde kırka kadar çıkar atbik etmekte olduğunu |gö im. Bundan birkaç gün evvel de Yugoslavyanın - o da bizim gibi bir büdce sahibi olmasına rağmen - bir takım maddeler üzerine prim vermeği kabul etmiş olduğunu gördüm. fakir Türkiyenin, çok mal ihracına mecbur ketin iktısadi nabzını teerübeli bir dok- İtor ihtisası İle elinde tutan Celâl Bayar- |dır. Yaptığı birçok işler, bilhassa kömür ve maden politikası, İngiltere ile imza- lanan son itilâf, diğer birçok şeylerle birlikte, onun bu meseleye ne kadar e- bemmiyet verdiğini gösterir. Hazırlan- makta olan buğday politikası da galiba |bu prim ruhuna yabancı olmıyacaktır. Bu bakımdan, bizim bu sözlerimiz de ne | yeni, ne de taze bir fikir demek olur. kat, bütün bunlara rağmen, zanneı |ruz ki, kat'1 ve açık bir prim siy doğru gitmemiz gü hissettirem bir zaruret oluyor. Paramızın kıymeti hâlen yüksektir. Onun kıymeti- ni düşürmeden harice karşı mahmizı v tuzlatmanın en güzel yolu bu primdir. Bu sene memlekette mahsul bolluğu ola- cak zannediyoruz. Böyle zamanlarda biül- İhassa serbest dövizle yapılacak işler içki olduğunu hepimizden iyi bilen, memle-| . |rlaya İngi nden güne kendisini |* — Fantezi ve ticaret prim meşelesini kat'i sur çok hayırlı olsa gerektir. Muhi Hatay meselesi iyi | bir safhaya girci | (Baş tarafı 1 inci sayfada) tay meselesinin bidayetindi diği safahalın bir tarihçe: | k devreleri de zi İson kr Paris nazırı aras; * eden müzakere- hükümetinin ta. le teyid etti hâdiseler bu müsatâ taki> devam ettiği takdir | & varmak ümidinin besler n bâsıl olacağını beyan etmi | Müzakereler neticelendi Paris 7 (A bhususi muhabi I devam cimekte olan nuniyete şayan bir surette neticelenmiş- tir. Burada yarın bir tebliğ neşre si muhtemeldir. B. Bönne, eğylülde Ankar runda bulundu; da gazetelerde çıkan haberleri yid eylemiştir. Kayıp İngiliz Tayyaresi ağaçlar Üzerinde bulundu boksör bolan askeri tayyarey! aramakta olan tay - İyareler, kayıp tayyareyi Limpopo'nun 30 kis re şimalinde kâin Evangelina civarında görmüşlerdir. Görünüşe göre ağaçların üstüne düşmüş olan ağır surette hasara üğramiş- yi kurtarmağa gelenler kaza « sede tayyarede hiç bir hayat i göreme-, dikleri için kesif nebatatın — arasından bir yol açmağa mecbur olacaklardır. Kaza ma- balline bu akşam veya yarın sabahlan ev- vel gidemivecekleri zannedilmektedir. — ———

Bu sayıdan diğer sayfalar: