21 Ocak 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 13

21 Ocak 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 13
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

— Kar birbirlerinin yüzleri- Tayyarenin bu teniidle. ei takdir etmiş görü- iin işittiğim sözler ve ço- lr hzarası en hayreti- amg aman evinden kovuldu- onan devam ediyordu. inleşen bir kâbus haline p Di karıştı Iğım bu sefil ve perişan Her ayr klar beni korkutuyorlar- an içinde biraz daha ka“ de onlar gibi olmam ih- GA am ei ane titriyordu. buradan çıkıp gitmek is- kikat, nzadıkça uzuyordu. YA e hergün zarfında de, lerim altüst oluyordu. İn acı şenmetlerine na 1, bedbaht çocuklar, znü- win Yatlarından, macerala - vak'alarından bahsedi- am çıktıktan sonra yapa- Baz için, birbirlerine cesaret » Utugımz yol, vanlış- Nm ra yoktu. Bu bedhahtlar in bu derin ve mülevves çu n Ma biç kimsenin aklın- imz Fd. Kendi zihniyetler! ve tay e başbaşa bırakılmış olen vi #ocukların burada ne yap- İm klar, nasıl ya » Mm kimse merak etmiyor, bu koğuşun semtine uğ- — * Be mtyormm? Mak Sevak, Soran, Tayyare !di.. Male ber verdim: « ademi beni yarın çıkaracaklar. €mi alan memur, öyle söy- v3 Memhun ol. Mademki çıkacak- — Mg erman . Titri- olmak, kolay, Fakat, çık- a iş m e. düşündü”ün şeye Ber de gikiyorum. İster- çalışırız. İktifa ettim, Urün düşüncelerle geçir - ye aa, eniştemden da- İe göze alarak, doğruca öm beni anneme İçin yalvarmıya karar giri tnarimiz, dostum. yi bugünkü feci hkibete erden biri de, ekseriya pe Meş'um tesadüflerdir. *koy,n kalın ve kaba sesi, uzak- ma koğuşundan.. Tayyare Giri Hayreddin, namı di- men bu sese kulak bekliyen Tayyare, bana Kiri Kada, Fecuklar, Mi teşyi için Beldiler. Bilhassa Tay - İle samlmane veda etti- yarıda yapılacak işler hak- Sk siparişler verdiler. Ve serbest hayata kavuşur iÇ andım, Yüzüme mtistehzi tk Tabi bekan Tayyar Mustafaya: ». deği mir, Hapsolunmak, Ve biç hoşa gitmiyen bir e RMdandım, » çehresinde avni istihzayı #ierek, mukabele etti: ve tükenmez hırsızlk| kenan Pasa Zade Sararim Köprü altındaki otel Yazan: ZİYA ŞAKİR O geteyi uzun — Hakkın var. Hapsolunmak, ilk de- İa korkumç gelir. Fakat bir kaç kere hapsolunduktan sonra, artık bu korku İ kalmaz. İnsan, derhal oraya da alışı verir. Onun için bu cihet, o kadar eh- emmiyet verilecek şey değildir. Hoşa gitmemek meselesine gelince; bunda, ben de seninle beraberim. Âlâ, şu ser - düşüncelerle geçirdim. caksın?, Gece, nerede yatacaksın?, Bu snaller, kalbime adeta dehşet ver- di... Tayyare, büyük bir cidâiyetle sö- züne devam et — Eğer beni dinlersen, bu gece be- nim misafirim olursun. Mükemmel yer, İçeriz. Arkadaşlarla da buluşup biraz havadis aldıktan sonra, rahat bir uyku best kaldırımlar. etrafmda cvıldaşan | çekeriz. Sabahleyin, istersen ablana gi arkadaşlar.. enine boyuna gezip dolaş- malar dururken, dört duvar arasına ka- panıp kalmak, hiç şüphesiz ki hoşa #i- decek şey değildir. Onun için, i rürken mümkün olduğu kadar ac davranmalı. ele geçmemelidir. Ne ise. şimdi, bunları bir tarafa bırakalım. Sen, ne yanacaksın?. Söyle bakalım. Omuzlarımı kaldırarak, tereddüdle cevab verdim. — Doğruca, ablamın evine gideyim, diyorum. — Eniştenden gene davak yersin. — Onu da göze akyorum — Ya, ablan eve kabul etmezse.? — İşte asıl, ondan korkuyorum. — Sana akıllıca bir nasihat vereyim, dinler misin? — Eh.. dinlenilecek gibi ise... — Bak yavrum. Vakit, iki saat sonra, her taraf zifiri karan'ık olacak... Farzet ki, ablanın evine gittin. Ablan, seni kabul etmedi. O zaman ne vapacaksın?. Karnını nerede doyura - akşam. Birldü debilirsin. O dak'kadaki vaziyetime nazaran bü nasihat, hakikaten akilâne bir teklifti. Gece vakti aç ve yapayalnız sokak or- tasmda kalmaktan ise, 'Tavvarenin sö- zünü dinliverek ablama ertesi sün git- mek, daha akıllıca bir hareketti — Mükemmelen ver içeriz diyorsun amma,. bende metelik'yok. — Bende. vüz vara var, — Bu. kâfi mi?. Tavvave, bir kahkaha attı: — Yrhu, e'imdh vüz vara sermave olduktan sonra, on kişinin karnını du- vururum. Dive bağırdı. Konusa konuşa Sirkeciye kadar gel- mistik. Team Dörtwal ağ#zmda, Tayyare dur , Firafa söz mezdirdi. — Rurada İş vanamayız. Şuradan, Hornnasaya sapalım, Dedi. (Arkas var) Beyhude ıztırab çekmeyin İz! Bütün ağrıların panzehiridir BİR TEK KAŞE NEVROZİN Bu muannid baş ve diş ağrılarım sür'atle izaleye kâfidir. Roma- tizma evcaı, sinir, mafsal ve ada- le ıztırabları NEVROZİN'le tedavi edilir. Nezle, Grip ve Bronşite karşı en müessir ilâç NEVROZİN'dir NEVROZİN 'i tercih ediniz. İcabında günde İsmine dikkat, taklidlerinden 3 kaşe alınabilir sakininiz ve Nevrozin yerine başka bir marka verirlerse şiddetle reddediniz. Son Posta'nın tefrikası: Baron de Tottun hâtıralar Sayin 13 Rüşvet alan vezir Silâhtarağa kendisinden mührühümayunu aldıktan sonra dehal kesilen başı gümüş tepsi içinde ikinci avlunun kapısında teşhir edildi Atmeydanının nihayetine kadar 88- fire refakat etti Sonra, tekrar kop mağa başlıyarak ilk sıranın başında sokağı geçti, sarayın bahçesinin kapı- larından birinden girerek liman tâ rafındaki kapıdan çıktı ve biz kayığa bi- nerken iskelede (1) tekrar bize yetişti. Biz gidinciye kadar orada kalaı, Sonra tekrar sarayın surları içine girdi, Artık kendisini gözden kaybettik. Atmeydanında bir prens biza refakat ettiği müddetçe, bizi görmek için toplan-| miş olan meraklı insanlardan hiç birinin padişahı tanımış gibi davrandığını gör- medim. Halbuki şüphesiz onu tanımıyan ve huzurundan dolayı korkmıyan bir kimse bile yoktu. Padişahın huzuruna kabul merasimi hakkında hiç tafsilât vermiyeceğim. Sey- yahlar bundan kâfi derecede bahsettik- ler: için sefirlerin bu münasebetle mâ- ruz kaldıkları türlü türlü küçüklükleri, utanılacak şeyleri meskât geçebilirim. Asıl bunlardan kurtulmak çarelerini mevzuu bahsetmeli, Ben yalnız Türkle- rin ahlâk ve âdatını tarif edeceğim. Maamafih. bu mülükatta dikkate şa- yar bir şey oldu. Padişah cevabını tebliğ için sadrazama hitab edecek yerde doğ- rudan doğruya M. de Vergennes'e hitab etti. Babıâli tercümanı bu sözleri tercü- me eyledi. Padişah sefire gayet lütüfkâr şeyler söylüyordu. Bunlar etiket hudud- ları dahilinde kalmış sözler değildi:er. Evvelden hazırlanmış olamazdı. Bunu De- zaket padişaha telkin etmişti. Bir müstebidin çok kere muhtaç oidu- ğu enerjiden mahrum bulunan Sultan Osman mutad bir sabırsızlık ve arada bir hiddet feveranı ile bu noksanı telâfi ediyordu. Genç, nefsine güvenir, kendi- ini vezirliğe terfi etmiş olan efendisi- nin teveccüh ve İltifatına mağrur bir a- dam olan silâhtar paşa pervasızca rüşvet alabileceğine ihtimal verdi. Bu hareket- erir çoğalması umumun şikâyetini da vet etti, Bu türlü şikâyetler hükümdara pek zorlukla erişebildikleri halde Sultan | jrette ifadeye sevkettiği görüldü. Osmanın tebdili kıyafet yaptığı devirler- de kulağına gitti. Gözdesine karşı fena halde gazaba gelen padişah onu müftü- nür. huzu da saraya celbettirdi. Müftü yü de için çağırtmıştı. Padişahın gazabı o kadar şiddetli oldu ki eğer şey- hisiâm imâni olmamış olsa idi bir silâh yakalıyarak bizzat onunla vuracaktı. Sultan Osmanın içinden gelen ilk ham- leye mâni olmak muhakkak ki kendisini kızdırmak demekti. Padişah veziri mah- vetmekte gecikmedi. İç daireden çıkar- kon, arkasından sadır olan bir emir Üze- rıne iki kapı arasında tevkif olundu. Silâhtarağa kendisinden mührü hümae- yunu aldı. Derhal kesilen başı bir gümüş tepsi içinde f#kinei svlunun kapısında teşhir edildi. Bu sadrazamın padişah nez. dinde haiz olduğu teveccühün zevali hakkında henüz kimsede bir malümat yoktu. Ülema, otorite zayıfladığı zaman daf- ma ona tahakküm için faaliyete geçen bu meşhur şeriat adamları, o zamana ka- dar sadrazamın lütüf ve teveccühü saye- sinde rahat dururlarken, şimdi onun 8lü- münden sonra daha korkusuz bir surette hâkim olabilecekleri zehabına kapıldılar, Filhakfka padişahın zâfından o kadar is- tifade ettiler ki bu hareketleri padişahı kızdırmaktan hall kalamaziı, Nihayet müftüye karşı gazabı patlak verdi. Bazan hunharane yahud manasız, çok kere hem hunharane hem manasız ka- nunlar Koymuş olan taassub Türkiyede & lemanın emvali müsadere edilememek, kendilerine idam cezası overilememek, yalnız havanda dövülmek yolunda bir kanur kabul etmiştir. Bu kadar mümtaz surette bir muamele görmenin ne keyfi olabileceğini insan takdir edemez. Fakat bu kadar müthiş işkence misalinin pek nadir görülmüş olacağı tahmin olunabi- lir. Çünkü şeriat adamları bu kabil mi- (17 İskele, kazık üzerine tutturulmuş tah- talardan yahud taştan yapılmış rıhtem gibi bir şeydir ki kayıkların yanaşmasını, eşyanın tahmil ve tahliyesini teshii içindir. sallerin çoğalmasına meydan vermemek» te ınenfaattar idiler. Şüpkesizdir ki müf. tüyü efendisinin tehdidlerini istihfat De karşılamağa sevkeden şey cezasız kalaca- ğı hakkında beslediği itimad olacaktır. Bu mukavemet Sultan Osmanı o derece kızdırdı ki zaman ile bir tarafa atılmış olan havanın ortaya çıkarılması için €- mir verdi, Bu emir pek büyük bir teğir hâsıl citi, Pek haklı olarak dehşe: içinde ka'an ülema hemen boyunlarım eğdiler, Sadarete getirilen meşhur Ragıp Paşa hükümeti muhalefetsiz idare elli. Ragıp gayet teshirkâr bir müfekki. re ile kuvvetli bir karakteri birleştirk yordu, Hiçbir zaman bir sadrazara o mev- kie yakışacak ehliyet ve kabiliyetlere $ nun derecesinde sahib olmamıştır. Ahlâkı meharetle ifsad etmesini ve en cüretkârs ları bile korkutmasını bilirdi, Her zaman dessas ve kötü kalbli idi. Fakat daima mahir ve nefsine hâkim bulunurdu İn- sanlara pek az ehemmiyet verir, hayat. larını hiçe ssyardı. Bu vezir vaktile Kahire paşalığında, bütün imparatorluk içinde ona en az uy- gun gelen bir paşalıkta bulunmuştu. Kuvvetlerine dayanan Memlük beylerin disipiinsizlikleri ona mevkiini muhafa « za için encak pâra ve ifsad yolunu birak- mıştı. Maamafih gene bir tecavüze uğra- mak tehlikesinden masun bulunmuyor. du. Padişah kendisini sadaerte davet et- tiği zaman, Kahiredeki divanında bir ta banca darbesinden yeni kurtulmuştu. Ra- gib istibdad için elzem olan bütün ehli. yet ve kabiliyetlere imparatorluğun iş- lerine faydalı bilgileri de ilâve etmişti. Bunları Belgrad muahedenamesi esna sında iktisab etmiş bulunuyordu. O ara da mektubculuk vazifesini ifa etmekte idi (21. Bu vezirin ihraz etmiş olduğu muhte- lif mansıblar, kimsede onun için elzem | bir mevkide bulunmak ümidini bırak- madığı cihetle, herkesi arzularına hizmet meğs meyyal buldu. Çok geçmeden «- torite :tiyadının onu arzularını garib sus Silâhtar paşanın vefatı ile Ragıbın sa» darete gelmesi arasındaki zaman mütead- did vezirler tarafından işgal edilmişti. İ Bunların bazıları yerlerinde ancak on beş gün kalmışlardır. Bu tebeddüllerin icab ettikleri sık sik mülâkat merasimin- den artık bıkmıştık, Fakst yeni sadraza- mın huzuruna gitmemeğiik edemezdik. Bu münasebetle icrası mutad merâsim ni- hayet bulmuştu. Fakat Ragıb sefir ile dostane konuşmakta devam ettiği sırada, Muzaffer ağs (3) salona girerek paşaya yaklaştı ve kulağına bir şey söyledi Elinin ufki hareketinden başka hiçbir cevab al. madığını gördük. Sonra, sadrazam paşa hazretleri nazik bir tebessümle tekrar konuşmağa başladı. Sefir ile birkaç da- X'ka daha öteden beriden bahsetti, Sonra, kabul salonundan çıkarak merdivenden indik ve beygirlerimize bindik, Birinci kapının dışında bir sıraya dizilmiş dokuz kişinin başvezirin bizim karşımızda yap- muş olduğu işaretin manasını geçerken bize izah ettiler. Her zaman kolayca emredilebilecek bir idam Isırarında böyle istical etmenin faydasızlığı bu muamelenin yeni vezirin çarçabuk odalet vazifesini icra ettirdiği hakkında bize bir kanaat vermek için tertib edilmiş olacağı zannını verdi. Hal buki biz bunda kendisinin insafsızlığın müşahededen başka bir şey yapmıyor. duk. İstibdadın en büyük zembereği bu dur: İstibdad daima ezer, fakat hiçbir za- man teczle etmez. Ragıb muttasıl bu ve staya mürâcaat ediyordu (4). (Arkas var) (3) Mektubeu Babıflinin ikinci derecedeki nasırlarından biridir. Bu mansıb, eğer mev- cud olsa idi, Başvekilin birinci kâtibine ki « yas edilebilirdi. (3) Grand - Prövot. (4) Müstebid bir hükümette, bir memuri- yette bulunan har şahsın hayati (o bizzarure tehlikededir. Hayatını tehlikeye atmadan bip memuriyet Ihraz etmek emeli beslenemez, Şu halde başkalarının hayatına ehemmiyet ves rilmesi kabi midir?

Bu sayıdan diğer sayfalar: