11 Mart 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9

11 Mart 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Monoloğ : ya AN Reçeli Çok Severim Reçeli çok severim, çok severim de ns demek, reçele bayılırım. Sabah akşam, gece gündüz, velhasıl ker yemekte reçel yesem gene duymam. Aksiliğe bakın. ki reçeli bu kadar çok sevdiğim halde an- 'nem bana istediğim kadar bol reçel ver- mez. Sabah kahvaltısında ufacık bir ta- bağa biraz koyar: — Al sana reçel de verdim. Der, halbuki ben öyle isterim &i kos- koca reçel kavanozunu önüme koysunlar, büyük bir kaşık alayım, kavanoza daldı- rayım; doyasıya reçelle karnımı doyura- yım.. aksilik bir türlü bu emelime mail olamam, Bir gün annem evde yoktu. Fırsat bu fırsattı, mutfağa girdim. Reçel kavanozu rafta idi. Ne de güzel görünüyordu bil- seniz, mutfağın camından içeri giren gü- neş ışığı reçel kavanozunu parl panl parlatıyordu. Hele o tanelerin güzelliğini görmeyin, ne güzel, ne cana yakım şey- lerdi, Ayağımın altına bir sandalya koy- dum. Rafa*yetişmiştim, Kavanozu dik- katle raftan indirdim. Masanın Üzerine koydum. Kaşığı #radım buldum. Artık zevkime payan yoktu. Kavanozda reçelin damlasını bırakmayıncaya kadar yiye - cek, karnımı bir iyi doyuracaktım, Ben bu emelle kavanoza kaşığı daldırır dal- dırmaz, kapının zili zar, diye çalmasın mı, gördünüz mü başıma geleni, kırk yıl da bir muradıma erecekken böyle aksilik olur mu? Gelen annemse yandım, mahvoldum demekti, Fakat kapıyı açmadan evvel re- çel kâvanozunu yerine kaldırmalı idim. Eğer annem reçel kavanorunu masanm üzerinde görecek olursa, benim ne yap- mak istediğimi anlıyacak, reçel kavanozu İbir daha ele geçirmek değil, rafta görmek bile benim için mümkün olmuyacaktı. Kendi kendime: — İyisi mi, dedim, kavanozu gene ye- rine kaldırırım, Annem hiçbir şey anla- maz! Kavanoz elimde iskemleye çıktım. Fa- kat birdenbire ne oldu bilmem, iskemle-| nin ayağı mi kaydı, benim ayağım mı| kaydı. Bir şey oldu işte ben sırtüstü yere | yuvarlandım. Kavanoz bir yana fırladı, fakat fırlarken tersine döndü. Kavanoz- daki bütün reçeller başımdan aşağı dö- küldü. Ne hale geldiğim'n pek farkına varmamıştım amma, herhalde pek te hoş bir vaziyette değildim, Kapı mütemadi.) yen nr zır çalınıyordu. Çare yoktu. Aç- mak lâzımdı. Kapıya gittim, Kapıyı aç-| $ım, Gelen annemmiş, beni görür görmez avazı çıktığı kadar: — Bu ne hal? Diye bağırdı. — Hiç anne, şey kaza 1/6. Diyecek oldum. Fakat annem beni fa7- la söyletmedi: — Seni yaramaz obur seni, benim evde bulunmamamdan istifade edip reçel ye- mek istedin hal | Tekin uyanıyor —— | Yaramaz Tekin gece yatarken bir mu- riblük düşünmüş, karyolasının ayak ucuna başını koymuş ve bir ayağının Üzerime babasının silindir çapkasım geçirmiş uyumuştu. Sabahleyin annesi Tekini uyandırmak için odaya girdi. Tekin uyanmıyordu. elinde vu güuğumıle tekrar odaya — Hele, dedi, şu şapkanın üzerine bir kaç damla sw damlalayım. Tekinin yü- sü de biraz ıslanıncz şimdi yataktan fırlar. Suyu damlatırken birdenbire şaşırdı. Bir çare düşündü. Çalar saati aldı, Te- kinin başucunda çaldı. Tekin gene v- yanmadı. Artık annesi kizmıştı: — Bu şaka yapıyor, hele ben de ona bir şaka yapayım. Nasil olur? Diyerek odadan çıktı. m başımı göreceği yerde oyuğım ü. gör , öbür ucundan Tekinin sesi ge- Yatağın Byordu: — Ne yopten &nne, ayaklarım su içinde kaldı. Annesi çok hem çok şaşırmışi Mutfağa gitti. Ben de arkasından Xİ rüdüm, Mutfaktaki hali görünce büsbü- tün hiddetlendi:; — Bir dâha sen reçel bulur da yersin? Bu resi rüzden bir hafta bana reçelin kat- i bile vermedi. Tövbeler tövbesi bir daha böyle şeyler yapar mıyım hiç! Yaptığıma yapacağıma bin defa pişman olmuştum amma, he ça- re ki olen olmuş, ben de cezamı görmüş- tüm, Ne o, besma gelene mi gülüyorsunuz? İnsan bu, başma böyle şeyler de gelebi- Vir.. hem kuzum, size şunu sorayım, böyle şey yalnız benim başıma mi geldi sanı - yorsunuz.. hani bizim karşı komşu, Gü- ner var ya, onun başına gelen daha fe - nadır, O da benm gibi reçel sever. Reçei sevdiği için o da da'ma bir fırsatını bu - İup reçel kavanozuna yanaşmak ister Boyu benim böyumdan çok kısa ne yap - sın. düşünmüş, taşınmış şu çöreye baş vurmuş. Bir sopanın ucuna bir dilim ek- mek bağlamış Ekmeği galdırmşı, raftaki kevanozun kapağını kaydırmış ve ekmeği tam kavanoza daldıracağı sirada ekmek dilimi kavanoza düşmüş. onun da annesi işi anlamış, Görmedim amma, o galiba bu yüzden annesinden biraz da dayak ye- miş. oda şimdi benim gibi bir daha böy- le şeyler yapmıya tövbeli! Kendine ve - rildiği kadar reçele kanaat ediyor, faz - lasmı ele geçirmek hevesine kapılmıyor. 'Lâfı daha fazla uzatmıyayım.. kısacası, oburluk heves eğilen bir şey amma, ne - ticesi hiç te İyi olmuyor.. hem canım ne tolacak, reçel kavanozla yenecek olsaydı, annelerimiz de bize kavanozla verirlerdi. ** Bilmecelerimizde kazananlar Bir Çengel kitabı kazanan Hasanka - lede Orhan Yücetürk Bilmeee- rn isimleri her hafta Pazartesi çi- kan sayımızda ilân edilir. Ve İstan - bulda bulunanla « rn hediyeleri Pa- zartesi, Perşembe günleri (© öğleden sonra Boa “naki ti d Erkek dan verilir. Taş - Msesinden 1665 İsmet rada bulunanlamn hediyeleri (posta İe kendilerine gönderilir. Birinci ve Ikinci hediyeleri kazananlar, hedi. İ yelerini almak için matbaamzıa gelirler. ken iyi çıkmış birer fotoğraflarını da ge- tirmeli. Taşradakiler de fotoğraflarını posta le göndermelidirler. Bu fotoğraf - jar gazeteye konulacaktır, DİKKAT! Bilmeceler hakkında bir dileğiniz olursa bilmece cevabını koy- N duğunuzdan ayrı bir zar? içinde ve zar- Bir kol saati kaza - nan İstanbul 27 inci ilk mektebden 174 Jİ ğın üzerine «İdare» kelimesini yanıp göndermelisiniz, ÇEP s EE“ YA Yıldız, annesinin pudra kutusunu eline geçirmişti. Aynanın karşısına geçti: — Hele ben de annem gibi yüzüme pudra süreyim! Fakat bu sırada annesi odaya girdi. Yıldım bu halde görünce çok hiddet- lendi: — Bu yaşta pudra sürmeye utanmıyor« Dedi ve sürdü. sun ha! diye bağırdı. Yıldıza yününü yıkatı, Yıldız isteksiz östeksiz Yıldız mutfakta ne yapt kurutturdu. Heydi, dedi, şimdi mutfağa, Kedi Yıldıza bakarken bir gürülü duydu. Başını çevirdi, rafın öteki köye- sinde bir fare görmüştü. Kedi fare görür de” hiç durur mu, hemen sıçradı, farenin üzerine atıldı, mutfağın yolunu tuttu. Şimdi orada ne yapacak- : " Sıçrarken un torbasını da devirmişti, Torbanın ağ- zından unlar Yıldızın ba- şma dökülmüş, Yıldız, tepeden tırnağa kadar be- yaza boyanmıştı. Bu hal de mutfaktan çıktı, An- nesile karşılaştı. Annesi hiddetle bağırdı, cağını düşünürken kedi de rafa çıkmış, un torba- “ sinin arkasından ona ba» kiyordu, — Gene pudra süründün. ha Yıldız. Yıldızı yakaladı, bir tes miz dövdü. Yıldızın puds ra sürünmedi başına döküldüğü onla. şıldı amma, bir kere Yil- dız dayak yemiş, canı iyi- ce yanmıştı. Yeni biimecemiz | Bazı insanlar dal gın olurlar amma bu resmi yapan ressam dalgınlıkta bir eşi bu lünmiyacak derecede dalgın bir insanmış Piyano çalan ayni za manda da şarkı söyli- yen bir . bayanın Teş- mii yapmak istemiş, faks dalgınlıkla Te simde öyle bir hate yapmış ki sormayın, Işın ressamın yap. « tığı hatayı buldunuz mu? Buldunuzsa, res. mi gazeteden kesin," hatanın se olduğunu bir kâğıdı yazıp re stmie berâber bize gönderin. Doğru bi- İlenlerden bir kişiye mükemmel ve gok uzağı gösteren bir &p projektörü, bir kişiye de bir Cengel kitabı, yöz kişiye de ayrıca güzel ve kıymetli hediyeler vereceğiz. nı veb verme müddeti on beş gündür. Bilmece cevabını bize gönderdi z zarfın. üzerine bilmece kelimesini ve bilmecen'n gazetede çıktığı tarihi yazınız.

Bu sayıdan diğer sayfalar: