22 Mart 1939 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 2

22 Mart 1939 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 2
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

| 2 Sayfa Mart 22 Hergün Babil Kulesi Yazan: Muhittin Birgen .. abil Kulesinin bir masal, bir de akikat tarafi vardır, Herkesin bildiği masal tarafı şudur: Bir Babil hü- kümdarı, o kadar gururlanmış ve o kadar büyüklük hissetmiş Ki, nihayet gökyüzü- ne çıkıp orada Allahla muharebe etmek istemiş ve bu maksadla da kendisine gök- lere kadar yükselecek bir kule yaplır- maya karar vermiş. Binlerce amele bu kuleyi inşa için ışmışlar, günün birin- de uyandıkları zaman bakmışlar ki kim- se kimsenin dilinden anlamıyor: Hakikat tarafı da şudur: Bablı, zamanlar ziraat, ticaret ve sanayi merke- zi olan Babil, nihayet mamur ve medeni bir âlem yarattı ve fütuhat yaptı. Fakat, bu medeniyet onların arasında anlaşma- mazlıklar çıkmasına sebeb oldu. Babil- Jor birbirlerine düştüler. Eğer masalm içinde bir hakikat aramak lâzımsa diye- biliriz ki masal bir semboldür; birbirle- rine düşen Babillilerin «birbirlerinin dik derinden anlamaza hale geldiklerini ifade eder, Çok şükür Türkiye böyle bir memleket değildir. İnşallah böyle bir hayat devrini de hiç tanımaz ve Ti birbirlerinin dillerini mükemmelen anlıyan insanlarla meskün bir vatan olmakta her zaman de- vam eder. Türkiye değil, fakat, şu dakikada bü- $üh dünya, bir Babil kulesi halindedir: Radyonun karşısına geçiniz, sabahtan ak- gama ve akşamdan sabaha kadar merale- ket memleket, bütün medeni dünyayı dolaşarak. her memleketin sesini dinleyi- niz; göreceksiniz ki her millet başka bir dille konuşuyor ve kimse kimseyi anla- maya ehemmiyet vermiyor. Herkes bir- birini hi itham etmektedir ve her millet, diğerini zalim, kendisini ma7- Yum göstermeğe çalışıyor. Bütün bu mil Jetler, biran için durup «Nereye gidiyo- Tuz? Bu gidiş, bu medeniyeti de bundan evvelkilerin yanına defnetmeğe kâfi bir gidiştir!» diye düşünmeğe vakit bulamı- yorlar. Vakit bulsalar, belki arada bir ses yükselir; anlaşma için bir çare aranır ve willetler arasında gününe, milletine, işi- ne göre değişmiyen sabit birkaç hak öl- güsü bulunur, Hayır, buna imkân yoktur, milletlerin «işleri» var, birbirlerini dinleyip birbirle- rinin lâflarını anlamakla uğraşamazlar! * Bugünkü bu vaziyet bundan ibarettir. Bütün medeni insanlığın içinde bulundu- Ku bugünkü gürültü, gayet k uzun nümü- nelerini, eskiden kâh Babilde, kâh Feni-| kede, kâh Kartacada, kâh İsparta ve kâh Romada gördüğümi anlaşmamazlığın büyüyüp büyüyüp dünya ölçüsünde nis- betler almış bir şeklinden başka bir şey değildir. Bunun için, son dakikada insan. ık, ya kendisini toplayıp milletler birbir. lerile anlaşmanın esaslı lacaklar, yahud da birbirlerine girip vi evde getirdikleri bu medeniyeti de mah. vedeceklerdir. Münitı konferansı toplandığı sırada bu konferansa hikim olan dünya ruhu, mi). letlerin anlaşmaları bakımından gayet müsa'd bir hava yaratmıştı. Eğer 0 za- man, bu anarşi içinde bulunan dünyanın bir köşesinden manen kuvvetli bir $es yükselip: «— Milletler arasında hakiki va sami. mİ bir anlaşma isteriz! Bunun prensiple- rini koyalım ve bu prensipleri teşkilât haline getirelim!» Demiş olsaydı - bilmem aldanıvor mu- yum? . belki bir fayda cıkabilirdi O za- manlar hava ve ruh müsa'ddi, Milletle- rin medeniyet sofrasındaki haklarım her- kes için müsavi şartlara ve ölçülere göre tamamen tayin edip müsterek ve hakik' bir teminat alınması düsünülsevdi, bw. nun çaresi bulunmaz değildi. Esk: M'ller. Jer Cemiyetini yikip yepyeni esaslar da- bilinde yeni bir Milletler Cemiyeti kur mak ve bu cemiyete, . dünyayı değil, r çok büyük bir ölçüdür - Avrupayı emni. yet altına alabilecek bir kuvvet vermek © zaman çok mümkündü. Fakat, büvük devletler, dünyanın irili ufaklı milletle tile oynamaktan başka bir sev düsünm!' yen cihan kuvvetleri bu yoldan gitmedi er. Bir odaya kapanarak başbaşa, giz! gizli saatlerce konuştular, Bu konuşme Jar hakkında, o zamanlar bu süturlard” hayl: bahsetmiş olduğumu okuyucular el. bet iyi hatırlarlar. Bugün gördüğümüz Her insan «bayat treni; nin bir yolcusudur, doğduğu gün trene biner, öldüğü gün onu bir mevkifte indirirler ve tren $iç menfezi olmıyan bir daire içinde ezeli ve ebedi seyâha» tine devam eder, Bir yolcunun eksikliği veya fazlalığı onun seyri üzerinde külliyen tesirsizdir. | Herhangi bir yolculuğa çıktığınız zaman arkadaşlarınıza ———— e ———— bakarsanız iki sınıfa ayrıldıklarını görürsünüz. Bir kısmı bir köşeye çek'lip uyumayı tercih eder, diğer kısmı ise hiç yor« gunluk bilmeksizin pencerenin önünde durur, Birtnei kısmı teşkil edenler ikinci kısımdakilerden çoktur, Birinci kısım- dâkiler hiçbir şey görmezler, ikinci kısımdakiler ise hayat- tan nasibleriri almışlardır. e Şi imeemneransenesanasananasanansanasussss0sanranı Say Dev Karnera Evlendi! i ; i : ; ; Hergün bir fikra Şaka söyledim Karısı ölen adem cenazenin gömül- düğü günün ertesi günü mezarı ziya rete gitmişti. Mezarın başında otwrd — Ne olur karıcığım, dedi, mezar ; aç; ölmedim, diye ortaya çık. bilirsin : ben sensiz yaşıyamam. Tam bu esnada toprak altında kal muş bir köstebek harekete gelmiş, me- zarın üzerindeki toprak kımıldar gibi olmuştu. Aadam birdenbire şaşırdı: — Karıvığım, karıcığım; diye bağır dı. Sen dünyada iken benim hiç bir sözüme inmmazdın, gene inanma, sü na şaka söyledim. Londra belediye meclisi Reisi o'an kadın Dev adam lâkâbı ile tanınmış olan İ. takyan boksörü Karneranın evlendiğini) Elli senedenbe bu sütunlarda yazmıştık. Resmimiz, Kar.|ri ilk defe olarak nerâyı, yeni karısile birlikte gösteriyor.!iLondra belediye Gelin, düğün günü olarak Martın 13 ünü| reisliğine eski mu MUS sllimelerden ma - şeyler, hep o saatlerce süren gizli konuş-|dam Lo tayin e « İmaların neticesidir, Unutmıyalım ki mil. | dilmiştir. Madam letler için iyi ve güzel şeyleri konuşmak | Lo'nun reisliği de- bahsi gelince, devlet adamları kapıları)... cdtiği i sımakı Kapalı odalara çekmezler, belki | v273 “(ği müd de radyoların ve fotograf makinelerinin |detee O #nayasa karşılarına geçerler. mucibince kendi- sine .sör, vev” Bilmem, hata ediyor muyum? O tarih-| bay reis diye hi - *e, dünya dalaverelerinde alâkaları bü-| #ab olunacaktır. lanmıyan, buna mukabil hakiki bir Mil- letler Cemiyeti kurulmasında pek çok| Fakat, bizde de o devir Atatürkün hâsta- menfaatleri olan milletler arasındanllığı devri idi, Belki de bundun dolayı, bu | kimse çıkıp bu fikri müdafaa etmedi.İbüyük politikayı düşünmeğe vakit bula. Yalnız, o zamanlar bu sütunlarda bu fik-İmadık. ri ben müdafaa ettim ve benim gibi, baş-| Bugün her şey geçmiş midir? Bilmiyo- ka memleketlerde, kenarda kalmış bazı |ruz. Herhalde, şartlar çok daha az mü- fikir adamları buna dair bazı şeyler yaz-|saiddir. Buna rağmen, Avrupa milletleri dılar. O kadar, Hattâ, benim kanaatime le bir anlaşmanın çaresini ârama tec- bilmek için Türkiye en müsaid şartlar)leftirler. Mücerred mefhum halinde bir içinde bulunan bir memleketti. Hiçbir|hak davası ve karşılıklı Mhamlar dünya- milletle ihtilâfı olmıyan, gâyet realist bir| yı kâfi derecede Babil kulesine benzetti, görüşle kendi hududu içinde kendisine Bundan sonrası artik vuruşmadır. Hem refah yaratmaya çalışmaktan bâşka bir de öyle bir vuruşma Ki onun içinden, an- *ırs taşımıyan ve her tarafta dostları bu.|cak galibler de mağl&blar kadar perişan Tunan bir memleket sıfatile Türkiye, o olarak çıkacaklardır! zamanlar böyle bir hareket yaratabilirdi. İSTER Bir arkadaş anlattı: «İngiliz gazetelerinde bir elbise ticarethanesinin İlârını görmüştüm, merak ederek büş bir günümde bir mektub yaz- dım, bana 24 tane nümunelik parça gönderdiler, Flatlarına baktım, ucuzdu, fakat parasını peşin istiyorlardı. Bankadan İ döviz koparmak mümkün olmadı, getirtemedim. Bu sabah Beyoğlu caddesinden geçiyordum. Londradan getirtmiş ol- duğum nümunelik parçalardan birinin topunu büyük bir ma- ğazanın camekânında görmiyeyim mi? Beğenmiştim de. He. men girerek sordum: İSTER Muhittin Birgen İNAN, İSTER Dona kaldım. İSTER İNAN, Dünyanın en uzun Foylu adamı davacı Dünyanın en uzun boylu adamı sayı lan Ajmerikalı Röbert Vadlo, Nevyork tib mecmuasında yakışık almıyacak bir şekilde kendisinden bahsettiği için şehrin en meşlrur doktorlarından birini dava et- miştir, Resmimiz asrın dev adamını, mah- keme salonundan içeriye girerken göste riyor, Çemberlayn şemsiyesini asıp bir silâh aldı! Fransiz gazeteleri, son günlerin siyasi hâdiseleri ve Çeko-Slovakyanın Almanyâ- ya illinkı münasebetile, İngiliz Başvekili Çemberlaynin şiddeti nutkuna telmih e- derek şunu söylüyorlar: «Çemberelayn artık şemsiyesini yerine göre, o tarihte böyle bir harekeli yapa- |rübesini olsun ihmal etmemekle mükel.Jastı ve bir silâh omuzladı!» Göring tenis oynıyor! Son Çeko-Slovak hâdiseleri münasebe- tle alelâcele Berline dönen Feldmareşal Göring, San Remoda bulunurken, hergün tenis oynamıştır. Merakhlar oMareşalin, saçları dağılmasın diye başına bir file ge- çirdiğini görmüşlerdir. İNANMA! —Üç metrelik bir kupondur, fiatı 66 lira, dediler. Halbuki bende nümünesi ve fiatı olduğu için pek iyi bil. yordum, Londrada yardası bizim para ile #80 kuruştu, söy- ledim, adam tasdik etti ve şu cevabı verdi: — Evet, 480 kuruştur. Fakat biz bu 490 kuruşu takastan dolayı bir misline yakın fazlasile 880 kuruş olarak öderiz, üstelik metre başına ağırlığına göre takriben 4 lira da güm- rük resmi veririz. Yekün 1280 kuruş eder, Üç metreliği 37 İira 40 kuruş eder, biz 64 liraya satıyoruz. İhtiyar ettiğimiz bu kadar zahmete göre yüzde (90) kâr fazla mıdır?» INANMA! Sözün kısası Yeni Millet Meclisi /1ar— i2l3 E. Talu er tarafta, ikinci müntehib sa çimi sonuna erdi. Şu bir iki gün zarfında meb'us namzedlerinin de ilân edilerek inthabatın ikmal edilmesi bek- leniyor, Nisan iptidasında toplanacak olan yeni Millet Meclisinin bünyesi ve arzedeceği manzara hakkında şimdiden az çok bir fikir edinmiş bulunuyoruz. Mili Şef bunun, evvelkilerden daha ziyade verimli olmasını temin için, Halk Partisi ile birlikte, bir takım takyidat koymayı münesib görmüşlerdir. Bunların en başında, meb'uslarımızm millet ve memleket işlerile ve teşri (ovazifelerile daha yakından ve münhasıran alâkadar olabilmeleri için; meb'usluk sıfatının baş» ka herhungi bir sıfatla kabili telif olamıs yacağıdır. Bu suretle, şimdiye kadar teli. fi câiz görülen meclisi idare azslıklarile profesörlük gibi munzam vazifelerden; millet vekilleri el çekmek mecburiyetine de kalacaklardır. Bu karardaki #sabeti uzun uzadıya ie barüz ettirmeğe hacet yoktur. Müntehib- lerinin vekâletini hakkile ifa etmeğe azmeden bir meb'usun Meclis dışarısında başka şeylerle iştiğni etmesine imkân o lamaz, Millet Meclisinin umumi toplantı- (arın haricinde, daha mühim encümen , top da vardır ki, kanunlar, nk İzan Jar, Kararlar burada incelenir, tekâ- İmül eder ve heyeti umumiyenin takdir ve tasvibine olgun bir halde arzedilir, en- cümenlerdeki çalışmalar hemen daimi gibidir. Ve herhangi bir encümene İşti- rak eden meb'usun o encümenin çalışma- larma bütün dikkatini, bilgisini, mantı- İğını, aklı selimini hasretmesi lâzımdır kt oradan çıkacak olan ve memleketin mü- him bir ihtiyacını karşılıyan eser en mü- kemmel şeklini iktisab eylemiş olsun. Bundan büşkü, meb'us evvelâ kendi in- tihab dairesile, müntehiblerile, sonra da yurdun her #ucağile datmi temas halinde bulunmalıdır. Onu seçip, ona vekâlet ves rp te, devlet merkezine, Büyük Millet Meclisine gönderenler ondan elbette hiz- mot beklerler. Her vilâyetin bin türlü derdi vardır, Devlet merkezinde, hükü- met makamları nezdinde bu derdlere ter- cüman olacak, bu derdlerin dermanını te» mine çalışacak meb'ustur. Devlete aid nâ- kil vasıtalarında bilâcret seyahat etmek imtiyazma nail bulunan millet vekilleri bu imtiyazı #eyfi seyahatler için değih intihab dairelerine sık sık gidip gelmek için kullanmahdırlar, Esasen bu imtiya- zın bahşolunmasındaki hikmet te budur: Memleket dahilinde serbesço dolaşarak, yurdun noksanlarını görmek, yurddaşla- rın derdlerini dinlemek içindir. Son mukarrerat; gelecek Meclisin muh- terem azasına işte bu fırsatı daha geniş bir surette vermek maksadile ittihaz o- Yunmuştur. Diğer taraftan gene işitiyoruz ki yeni Meclise girecek meb'usların azam! kıy. mette olmalarını teminen, namzed isim- lerinin ve şahıslarının üzerinde her za- mankinden daha büyük bir itina ve has- sasiyetle durulmakfa, memleketin her cepheden ihtiyaçlarna hizme; edecek kabiliyetler aranmaktadır. Böylece, «İnönü» devrinin ilk Milet Meclisi keyfiyet itibarile büyük ümidler verecek bir manzara arzedecektir ki bu- na şüphesiz hepimiz sevinmekteyiz. al

Bu sayıdan diğer sayfalar: