28 Nisan 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4

28 Nisan 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YYAN . , * M(_eİ_aksas ın Reisicumhura 28 -4 - 935 LA LA AL L L L ALA ALLL L İLL Bugün SARAY SİNEMASINDA g £ Film birden z BRODVEY GECELERİ ! Oynıyan: CONSTANCE CUMİNGS Ayrıca: Emil Zola'nın eseri (Başı 1 nci sahifede) NANA Mümessilesi ANNASTEN Aradan on on beş gün geçti- | ' MAUNTDMAİLİLAKIİD0D NNU UNK 1 AK UN FULDARAKA UNK CKN D1 KYUK UK EKA KUN NU TUNERm ği halde hiç bir şey yapılmış de- | <20mk 101 1X0010MMD0L0 0N YU0 4001 100 ylL AD U e A aA AUA AM Silan 1 8 Yazan: Aziz Hüdayi Akdemir — | gildir. Ve sansör ile örfi idare - Bugün SÜMER SİNEMASINDA " nin F- olmazsa imüııbıtıııânzo— 2 Büyük film birden tuz ; n evvel kaldırılması lâzım gelirken bu tedbirler hakikaten KIRMIZI VAGON şayanı teessüf bir şekilde devam Aşk esrar ve heyecan filmi İngilizlerin * Casusluga Karşı Casusluk,, Teşkilât- larının Düşmanın SGözünü Bağlamaktaki Ustalığ Portsmouth'da, 2 Ağustos pa- zar günü seferberliğimiz haberi- ni aldım. Alman casusluğu ala- bildiğine çalıştyordu. 29 Tem - muzda birinci filomuz bilinme- yen bir semte doğru Portland İtmanımdan ayrıldı, Gerek sefer- berliğimizi ve gerek bu filonun hareketini Almanlar derhal ha- ber aldılar, İngiliz kontr espio- najının düşmanın gözünü bağla- mak hususundaki tesirini yine Almanlardan öğrenelim. “İngiliz istihbarat zabitleri - nin yıllardan beri Ingilteredeki 22 Alman gizli ajanının her mektubunu okumakta olduğunu ve bu vasıta ile bunların bağlı oldukları şefleri öğrenmiş ol- duklarmı Berlin — bilmiyordu. Halbuki merkezi Berlinde bulu- nan büyük örümcek ağı bizce te- mamen meydana çıkmıştı. Buna ne suretle muvaifak olmuştuk? Yüksok rütbeli bir Alman zabi - tini takip etmek suretiyle: “.. Bu zabit Kayserin maiye- tin servise mensuptu. Bir aralık İngiltereye geldi. — Res- mi işleri arasında biır gün Lon- dranın şimalinde bir kaza mer- kezine gitti; ötede beride dolaş- tıktan sonra bir berber salonu- na girdi. Burası İngilterede doğ muş E... adında bir Almanın i - daresinde idi. Biraz tetkik edir ce bunun bir “posta kutusu” ol- duğunu anladık.... Almanyadan birçok mektuplar alıyor ve üzer lerine ln"ılız posta pulları ya - pıştıra: muhtelif adreslere gönderiyordu. Bu buluş bize memleketin her tarafına dağıl -. mış birçok Alman gizli ajanla - rının mevcüut o.du şunu gösterdi. müthişti.... Şans! dı,cccksıniz Belki; fa - kat bu şans daha ziyade Alman şkilât ve merkeziyet hu- hırslarından ileri geliyordu. Eğer ajanlar ayrı ay- rı muhabere etseydiler belki de biz bu neticeyi bulamıyacaktık. Hazarda yetiştirilmiş ve harpte işe başlamış 22 Alman gizli aja- nından yirmi biri tutuldu, Bün- ları sadece göz hapisine aldık. Gürültülü muhakeme edilmele- rine ve bu suretle tutuldukları - min duyulmasına meydan verme dik, Yalnız bir ajan kaçabilmiş- ti ki o da her halde mühim bir rapor götürmemiş olacak, çün - kü Kluk.tamamen habersiz av- lanmıştı. (1) 200 şüpheli adam da göz altına almmış ve Alman denizaltı kabloları erkenden ke- gilmişti. Şimdi Fon Klukla süvari kol Bürhan CAHİD Orhan eski arkadaşları rahat rahat konuşturmak için iyi bir şey düşünmüş. Hiç olmazsa ya- rım saat geçmelden — yanımıza gelmelerini kalmlara yasak et- miş. Madam Muhtarın dediko- dusu başlamıştı ki kapı açıldı. Uç kadın içer: girdi, Tanıttılar. — Bayan Rıza Çetin. — Bayan Niyazı Doğan. Ve sonra Orhan karısını ya - nıuma çağırdı: — İşte her zaman lâkırdısını ettiğim Turgut. Sevimli yüzlü, esmere yakın bir kadın, Salonun — havasındaki koku tazelendi. Konuşr alarm tem - posu değişti. Onlar ara sıra bu- luşuyorlar olacak ki biribirlerile daha teklifsizler, Rıza, Faruk 'Tekin'e takıldı: e— Kâfir kavruktur ama,adam Plânlar üzerinde.... | ozdlusu kumandanı Marwit?'i, “görünmeyen elin yumruğu ne- reden geleceğini” aramakta bı - rakalım. Bu sırada bazı kimseler ufak tefek hadiselerden fena halde sinirleniyorlardı.Meselâ bazı ga | zete ve tütün satıcılarının dük - kânlarını kapatması, büyük bir otel garsonunun birden bire or- tadan kaybolması, yabancı bir flimin birden bire tetkiklerine nihayet vermesi... Sosyete kadınlarından pek ço ğu “güzellik muallimlerinden se vimli Fransız kadını”nın nere - ğe gğmn;ı;ıenk edı!orhrdı kit fal açtıkları veya ellerine baktırdıkları falcı kadınlarının kayboluşlarmı bir türlü anlıya - mıyorlardı. Harpten evvel faleı- lık san'atı İngiliz hayatında büyük bir mevki tutmakta idi. Bazı şüpheli alâmetler de bi- zi kuşkulandırmakta idi. Bir gün bir kadım mağazaların vit - rinlerine bakarken bilmiyerek arkasında iyi giyimli, kumral saçlı bir adamın ayağına bastı. Bu adam can acısiyle Almanca 1 (datmnın) diye bağırdı. Bu muhak | kak bir Alman zabiti idi. Sonra bazı tenis kortları aşırı kalın du- varlarla çevriliyordu. Bunlar şüphesiz düşman mermilerine amaç hizmeti görecekti. Tavan aralarından zeplinlere işaret ve- rildiği, zemin katlarında şüphe- li ışıklar dolaştığı görülüyordu. İstihbarat servisinde halk ta- bakasını saf ve zekâsız addet - mek tehlikeli bir zandır. Satıcı akıllı kazakm- Gezer, eğlenir, sanki kırk yıllık brkârdır. O kendini müdafaa Lile etmi- | yordu: — Halbuki dört çocuk baba- sı değil mi? Diye ilâve etti. Yeni romanlarda okuduğum Istanbulun yeni aile ve cemiyet hayatında — Türk kadınlarının şimdi aralarındayım. Sohbet genişledikçe konüş - ma mevzuları ayarını düşürdü. Yavaş yavaş kadın sesleri hâ - kim olmağa başladı. Rıza Çetin'in karısı biraz Av- rupa görmüş, cerbezeli bir ka dın. Fakat bütün mehareti çe - nesinde... Düm düz konuşuyor ama dinleniyor da. Orhan biraz rakı içmek ıçın bizi öteki salo- na geçirinciye kadar hep onu dinledik. Hepsi bir noktada iş- leyen uyanık bir zekâsı var. Lâ- kırdıyı — ustalıkla çeviriyor ve her bahsin içine Avrupadaki gö rüşlerinden birini karıştırma - nin yolunu buluyor. Orhanın karısı sakin, kendi halinde... Öyle hissettim ki gü- köylülerin satış ve pazarlık ediş lerindeki kurnazlıklara dikkat ediniz.. Ben bir vakit Afrikada görünüşte pek aptal bir Boer köylüsünden güzel bir ders al - mıştttıtm da...” Güsteriş Ceneral Aston devam ediyor “Küçük kıt'alarla sahte hare- ketler yapmak ve düşmanı telâ- şa düşürecek şayialar çıkar- mak harpte istihbarat servisleri nin kabul ve tatbik ettik. leri bir şekildir. Şimdi çok muvaffak — olduğumuz, Belçi- kzya asker çıkarma “blöf” ü- mün hikâyesime — geleilm. D4 nu o zaman harp şürası aza- sından, deniz nezareti birinci Lordu Mister winston Churchill tertip etmişti. 25 Ağustos 1914 de İngiliz ordusunun vaziyeti çok karanlık görünüyordu. An- latacağım hikâye küçük bir iş - tir. Fakat gezici ve iyi müceh - hez (iki yaşayışlı) amphibic (1) kuvvetlerle neler yapabileceği hakkmda iyi bir örnek olduğu için anlatmağa değer. Bu, sak - lanmak istenen bir sırrımn nasıl saklaydığını değil, tersine ola - rak düşmanın kulağına gitmesi istenen ve onu yanlış yollara ve yanlış işlere düşürecek olan sah (Arkası var) (1) Hemen bütün -ngiliz neşriyatı İngilteredeki Alman ajanlarını 22 gös m.yoı ve bunlar tutulduktan sonra ilterede tek bir ajan kalmadığını ân ediyorlar. Almanlar buna ne di- yor bilmiyoruz. Fakat Lord Kiçner hadisesi gibi esrerengiz vak'alar In- gilizlerin bu iddiasını çürütmektedir. rültülü, teşrifatlı salon hayatın- dan pek zevk almıyor. Bu kadar misafiri evinde — toplamasına sebeb de kocası olsa gerek. Içki ve yemek pek uzun sür- dü. Bayan Niyazi'nin Avrupa se- yahati hâtıraları artık yeniden tazeleniyordu ki ilk önce Faruk gitmek için izin istedi. Bu bir çözülüş başlangıcı ol- du. Hepimiz kalktık. Orhan be- nim yakın olduğumu söyliyerek biraz daha kalmamı istedi. Ba- şım ağrımağa başlamıştı. Siga- ra dumanları, içki, Bayan Niya- zinin Avrupa konferansları ne zamandır alıştığım uyuşuk sa - atlerimi bir demir fabrikası ha- line getirmişti. Özür diledim. Istanbulun yeni başlayan ce- miyet hayatından bir parçası bu idi sanırım... Yatmazdan önce uzun uzun temizlendim. — Kendimi âdeta bir kirli ve isli tünelden geçmiş sanıyordum. Penceremi aralık birakarak yatağıma uzandım. E&ki arkadaşları birer birer etmekte ve hükümetiniz bu libe- ral olmayan tedbirleri halkın hissiyatının tezahürüne mani o- lacak şekilde kullanmaktadır. Ayni zamanda, hükümetiniz, in- tihabat arifesinde dairelerdeki memurin tasfiyesi bahanesile bu vaziyeti istismar etmekte, sa dece intihabat listelerini kendi lehine doldurmak için çıkarılan memurlar yerine başkalarını ta- yin suretile bir çok vicdanları sa tın almaktadır. Ayni zamanda memurları yerlerinden mak tehdidile bir tethiş rejıml tatbik etmektedir. Bundan baş- ka sansör delâletile hükümet, bu hâdiselerin kontroluna ma- ni olarak efkârı umumiyenin bunlardan ve memleket için fe- na neticeler verecek politikasın- dan haberdar olmasına mâni ol- maktadır. Yaralı Yunan milleti için 300 mebus bile fazla iken, bunlar yetişmiyormuş gibi,neza retler kapılarında toplanarak hep ». birer mebusluk - isteyen politikacıları memnün etmek i- | çin mebus sayısı da arttırılmış - tır. Artık tamirine vakit darlığı yüzünden imkân olmayan bu vaziyet karşısında intihabatı le- hine çevirmek maksadile hare - ket eden ve mesuliyetlerine iş - tirak ettiğiniz hükümetin halk hâkimiyeti — mânasını ortadan yok ettiğine kimsenin şüphesi kalmamıştır. Bunun memleket için ağır ve fena neticelerini bil memenize ihtimal vermek im - kânsızdır. Cümhuriyet rejiminin muhak kak surette iflâsmda yalnız hü- kümetin değil, reisicümhur si- fatila aizin da meanlivetinir ala. caktır. Bizzat koruyucuları ta - rafından tahrik edilen bu iflâs- tan sonra, hak ve hürriyet mef- humlarını tamamen muhafaza eden büyük halk kütlesi, artık sizden bir şey beklemiyerek, mâ nevi nizam ihtiyaçlarına tekabll eden ve vatandaşların iptidai haklarını zıman altımna alan ye- ni bir nizamı kabul ettirmek i- çin yalnız kendi kuvvetlerine i - nanarak çetin olacak bir müca - deleye girişmesine mecbuür ola- caktır. — METAKSAS,, Şu noktaya nazarı dikkati çek mek isterim ki, bugünkü Çalda - ris hükümeti, intihabat için fır- kaların proğramlarını neşretme- lerine müsaade etmiştir. Ve gerek Çaldaris, gerek başbakan muavini Kondilis muhtelif be - yanatlari ile divanıharp faaliyeti bitince, alman zecri tedbirlerin kaldırılacaklarını bildirmişler - dir. Esasen, bu tedbirler netice- sinde kapatılan Venizelos taraf- görmek hoşuma gidiyor. Fakat şu Muhtar Arif hakkındaki de- dikodular beni gittikçe meraka düşürüyor. Bana öyle geliyor ki bu dedikodularda biraz şişirme var. Öyledir. Görülmeyen, yal- nız şatafatı uzaktan seyredilen yaşayışların dedikodusu oldu - ğundan çok artıktır. Her ne o - lursa olsun (Muhtar Arif) in hayatı İstanbulu epi dillendiri- yor. Demek ki Muhtar Arif'in hı- yatında bir şeyler var. Onu görmek istiyorum, Bu kadar yüksek ekonomik işler arasında onun beni arayıp bulmasıma imkân yok. Madem ki benden bahsetmiş. Her hal - de unutmamış olacak. Şu halde onu görmeğe gidersem eski za- yıf, çürük hatıralarını — tazele - mekten çekinen — yeni insanlar gibi tanınmamak acısını tatmı - yacağım...,, Mühendis Muhtar Arit * Muhtar Arif her sabah ol- duğu gibi yatak odasından geç Ayrıca: PRENSESİN ÇILGINLIKLARI beri Prejean - Marie Bell - Armand Bernard taratfındar.ll LA L L L L LAİ L L G 0 TU GA U ÜN L UN AA U L NN 0 L K O ÜN GU GNUN UU GONUN A AUA L U GARAR KU UNN z Harik Hayat Sigortalarınızı Galatada Ünyon Hanında Kâin UNYON SIĞORTASINA yaptırımnız. Türkiyede bilâfasıla ieray; muamele etmekte olan ÜNYON Kumpanyasına bir kere uğramadan sigorta yaptırmayınız. 'Telefon : SA VÜU CU KA OO V CKK K KUKU 0 . U GA O U AAA K U V AAA N S O S 0 y NK g a AAA C v UNN a g N D n Buğday Yolsuzluğu Vilâyet idare heyeti , İstanhul ziraat bankasınca yapılan buğ- day alım ve satımına ait yolşuz- luk tahkikat — fezlekesinin oku “ını bitirmiştir. Şimdi teftiş heyetince fezlekeye konulan ve- sikalar gözden geçirilmekte, suç luların sözleri karşılaştırılmak- tadır. Idare heyeti, suçlular hakkım da muhakeme edilmek karaıı ve rir ve suçlular itiraz ederle:se kâğıtlar devlet şurasına gönde- rilecektir. İtiraz etmezlerse doğ- ruca mahkemeye — verilecekler- dir. Köy mekteplerinin okutma seviyyesi yükseltilecek Kültür Bakanlığı, — yurdun mühtelif yerlerindeki köy mek- seplerinde bi yaklama yapter mıştır Bu yoklamalarda köy mekteplerindeki tedrisatın se - viyesi araştırılmıştır. Bir mese- le hakkında bakanlık bu rapor hazırlamıştır. Bu rapor C, H. partisi gurupuna — verilmiştir. Partinin umumi toplantısır.dan sonra, grup toplantısında, ilk tedrisat mesclesi bir kül halinde görüşülecek ve meselenin kökü ne dokunan bazı mühin barar - lar verilecektir. Hükümet köy mekteplerini esaslı şekilde islah edecek, bugünkü verimi artıra - caktır, tarı gazetelerden sahipleri doğ- rudan doğruya isyan ile alâka - dar olmayıp mevkuf bulunma - yanların gazetelerinin tekrar çıkmasına müsaade edilmiş ol - ması da Çaldaris hükümetinin hüsnüniyetine delâlet eder ma - hiyette tefsir edilebilir. Fikret Adil çıktı. Hizmetçinin gümüş tepsi i - çinde yazıhanesindeki masası - nin üzerine bıraktığı mektupla- ra endişeli bir göz attı. Zarfların üstünde (İstanbul) ve memleket damgası görürse kaşları çatılıyor. Hele bazı baş- lıklı mektuplar - inatçı bir ala - caklı gibi onu ürkütüyordu. Bu sabah şehir ve memleket postası azdı. Yalnız bir mektup neşesini kaçırmıştı. Bu, yeni aldığı ka - palı otomobilin — acentesinden geliyordu. Geri kalan iki taksi - tin ödenme zamanının pek uza - dığı nezaketle haber veriliyor - du. Öteki mektuplar da Nadya' - nın Beyoğlu — mağazalarından yaptığı ufak tefek alış verişlerin hesaplarına aitti. Mühendis Muhtar Arif vazi- yeti pek iyi görmüyordu. O her sabah bu endişe veren mektupları — altp sinirlenirken karısı her günkü yaşayışından bir adım bile aksamadan prog - ramına devam ediyor. Evinde Kaza ve Otomobil 4.4888. 2383 v HK GA 0 VAA UU UNDT UUKU V0 LK DAUA YU0 VA || sinır ve akıı has- talıkları mütehassısı Dr. Etem Vassat Muayenehane: Cağaloğlu O han Bey Apartımanı Tel. 2203. Ev: Kadıköy Bahariye İler saamn Sokak Tel : 60791 eee VEFAT Selânik eşrafından — mevlevi şeyhi oğlu Bay Sadrettin — rahmeti hakka kavuşmuştur. Cenazesi * bugün (pa- zar) Büyükadada Yılmaz Türk cad- desindeki 23 No li evinden kaldı- Tılacaktr. 925 ve 10,45 köprüden kalkan vapurlarla gelinebilir. Kayseri fabrikası için yeni Sovyet işçileri geldi Sümer Bankın Kayberi fabri- kasmnda çalışmak üzere dün sa - YÖON LCeTİN. VAPUTNE MUTYEUaL | şehrimize 17 uştabaşı gelmirtir. Mühendis Sökolu'nun başkarı lığı altında bulunan ustabaşılar Sovyet ticaret mümessill'gi ta- rafından karşılanmış, Londra o- teline misafir edilmişlerdir. Rus ustabaşıları bugün Kayseriye gönderileceklerdir. Roamen talebesinin müsameresi Şehrimizdeki Romen üniver- sitelileri dün akşam Tepebaşı ti- yatrosunda bir dostlük müsame- resi verdiler .Bu müsamereye saat 18 de İstiklâl marşile baş - landı ve bunu Romen milli mar- şı takip etti. Bundan sonra Ro- men profesörü tarafından armo nize edilmiş Türk ve Romen halk şarkıları söylenildi, milli o- yunlar oynandı ve derin bir sa - ı[ııiâiyet içinde müsamere biti « rildi. kabüller yapıyor. Çaylar, ziya - fetler veriyordu. Hizmetçiler de patronlarıma karşı birlik olmuşlardı. — Rum, Ermeni, —Yahudi hizmetçiler Muhtarın olmasa bile Nadyanın elbette bu sıkıntıya bir çare bu- lacağını ümit ediyorlardı. Mühehndis yeni yeni işler ha- zırlamak, şirketler kurmak, cs- ki göhretinden istifade ederek biraz para toplamak fikrinde idi. Fakat bunun — için de bazı dedikoducuların ve ahur cubur alacaklıların ağzını kapatmak, gazetelere de biraz yüksek gö - rünmek lâzımdı. Bu da para ile olabilecekti. Halbuki karşıla - mak — mecburiyetinde olduğu borçlardan bir para kalmıyor « du. Hâlâ başında — bulunduğu şirketlerden aldığı para kum çö- lüne serpilmiş bir avuç su gibi emilip gidiyordu. Mühendis Muhtar, bu alacak h mektuplarını birer birer fırla- tıp atarken Üüzerinde (Çorlu) damgası taşıyan bir mektup &- line geçince sevincinden yüzü (Arkası var) «

Bu sayıdan diğer sayfalar: