18 Haziran 1939 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 9

18 Haziran 1939 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

——— 18.6.939 1 çaki. > Tefrika No. 78 Yeni Kabine Kuruluyordu Fakat Toplananlar Eski Kabineyi Çekiştirmekten Vakit Bulup da Listeyi Tanzim hmet Rıza boy ogün yine çok müteessir ve coşkun- ül saymıyor, sabık kabinenin tını, çok acı bir surette tenkit ediyordu. Hele har- biye ve dahiliye nazırlarını fena halde hırpalıyordu. Damat Feri- de de dokundurmuyor değildi. Fa- kat, her nedense biraz saygı gös- teriyor, hatır gözetiyordu. Ka- bâhatlerini kapalı geçiyor ve da. ha doğrusu setre çalışıyordu. Bil- hassa, İzmir kolordusunun, İşgal vukuunun muhakkak bulunma. sına rağmen, İzmirde alıkonul- masını ve kumanda heyetiyle za. bitanın bile bile düşmanların ta- arruz ve hakaretine maruz bıra. kılmasını pek ağır bir suç telâkki ediyor, Şakir paşsyı hemen he- men memlekete ve orduya ihanet etmekle ithama kadar ileri varı. yordu. Dahiliye nazı liye kat'i ve sarih bir talimat ver. memekle suçlandırıyor, siyaset namına ağır teessü! yan ediyordu. gün, Ali Kemal' de, Ahmet Rıza beyden aşağı kalmı. yordu. Tarihten, bilhassa Osman- Wi tarihinde mazbut idari ve si. yasi tedennilerden bahsediyor, İzmir işgalinde yapılan idari ve Siyasi kusurlarla mukayeseler ya Pıyor ve neticede o da, Ahmet Rı- za bey gibi harbiye ve dahiliye bazırlarına çatıyordu. Damat Fe. ridi de boş bırakmıyordu, onu da vükelâ heyetiyle istişareye lüzum görmeksizin hodbehot iş görmek- le yordu ve: — Emin olunuz ki, © paşalar, beyler, divordu. Osmanlı tarihi, şimdiye kadar, bu derece şsibe. dar olmamıştır, Tarihin hakkı- mızda vereceği hüküm pek ağır olacak ve bu hüküm bizlerden daha ziyade evlât ve ahfadımızın | yüzlerini kızartacak ve hepsinin bednâm olmalarını intaç edecek. tir, hamlara, hükümlere karşı kendini müdata- aya çalışıyordu. Damat Feridin hünkârla görüşmek üzece diğer $: londa bulunan telefona gitme: den istifade ile, © İzmire verdiği bütün emirlerin sadrazam paşa i- le İstişareden sonra ve onun idare ve tensibi ile yazıldığını ileri sü. rerek tebriyei nefs? uğraşıyordu ve hattâ, kendisinin Harbiyn Na- zirı sıfatile, Yunanlılara kısşı 5a- hiri bir mukavemet gösterilmesi, ve kolordünun bir kaç çarpışma» dan sonra, iç Anadoluya çekilmesi lüzumunu ve bunun vükelâ heye- tinde müzakeresini teklif ettiği hel- de, sadrazam paşanın, kan dökmek- ten ictinap ile, bu tavsiyeyi red- dettiğini bile söylüyordu. Mübahase uzamıştı, Damat Fe- rit, hünkârla sık sık telefon mü- kâlemesi yapmak üzere, ssabi ha“ reketler, telâşk vaziyetlerle diğer salona gidip geliyor, ara sirada Şevket Turgut paşa ile, Ahmet Ri- za Beyi, bulunduğu salona çağırtı- yor, gizli görüşmeler yapıyordu. Bir aralık başmabeynci kalktı. Söze karıştı ve telâşlı bir tavırla: — Oğle vaktine bir buçuk saati- miz kaldı, dedi. Yekdiğeri tenkit ve muaheze İle kaçırılan fırsatın ele geçirilmesi ihtimali ve olsa bi- le bilmem artık bunun bir fayda- sı var midir? Şevketmeap efendi- mizin, cuma selâmliğim müteakıp yeni heyeti vükeli listesinin zatı şahanelerine takdimini irade ve ferman buyurmuş olduklarını ha- tırlstmak mecburiyetini hissadiyo- rum. Rica ederim, vaktimizi bos yere israf etmiyelim. amat Ferit, bu haklı ihtar karşısında biraz kızardı ve kızar gibi oldu. Zorla gülüyor gi- bi görünmiye çalışarak; — Evet efendilerim, dedi, Baş- mabeynci Paşa hazretlerinin tırlatmak lütfunda bulundukları i rade ve arzuyu şahane, şimdi tele- fonla tarafı şehriyâriden tekit bu- yuruldu. Artık, olmuş vâkıalar ü- zerinde tevakku? etmekten ve hiç- bir güna suiniyete makrun olmi- yan efalden dolayr yekdiğerimizi muaheze ile rencide hatır eylemek- ten sarfı nazar buyurulsa çok iyi olur. Damat Feridin sözleri hazır bu- lunanlar üzerinde tesirini göster- miş ve Şevket Turgut paşa ile Şa- kir paşa arasında devam eden mü- nakaşayı kestirmişti. Ferit, bu sü- künetten istifade ile tekrar söze başladı ve: — Efendilerim, dedi, yeni kabi- neme dahil olacak arkadaşlarımı bendeniz daha bu sabahtan tefrik ve intihap etmiştim. Zatı şebriyâ- rinin izhar buyurdukları arzu üze- rine Harbiye Nezaretinin, üçün- cü ordu müfettişi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinden kabulünü rics edecektim. Bu husustaki teklifimi kendilerine arzetmek üzere giden Ali Fuat Paşa, Mustafa Kemal Pa- şanın Şevketmeabımıza arzı veda etmek üzere saraya teşrifleri ha- berini almış ve mabeyni hümayu- na gitmişlerdi. Huzurda bulunduk- ları sırada, Mustafa Kemal paşa- an, Harbiye Nezaretini kabulde bazı müzeretler dermiyan ile, ordu müfettişliğini tercih ve ısrar bu- yurduklarım şimdi, efendimiz te- lefon ile ihbar ve listenin derhal tanzim ve arzını irade buyurdular. Bu vaziyette Ahmet Rıza Böye- Edememişlerdi fendi Harieiye, Şevket Turgut Pa- şa Hazretleri Harbiye ve Ali Ke- mal Beyefendi hazretleri de Dahi- liye Nezaretlerini kabule muvafa- kat buyurdukları takdirde listemi- amat Feridin bu teklif ve beyanatı hazirunu bir hayli düşündürdü. Salonu dinlendiren ve bir kaç dakika süren bu manalı sessizliği, en evvel, heyecanlı bir sada ve tutkun bir oda İle söze baş- lıyan Ahmet Rıza Bey ihlâl etti. Evvelâ vaziyeti hazırayı gerçek - ten derin bir vukuf ile tahlil ve teşrih ettikten sonra, teklif olunan Hariciye Nezaretini kabul etmek için bazı mukabil teklifler ve şart- lar dermiyan eyledi. Bilhassa, da- hil olacağı kabinede, beraberce ça- ışacağı zevatın şahsiyetlerini, si- yasi akidelerini tanımak ve bilmek lüzum ve vücubu üzerinde ehem- miyetle durdu. Kendi noktai naza- rma göre, memleketi ve milleti halâs ve selâmete kavuşturmak (- çin takibi icap eden siyaset hak- kında uzun uzadıya malümat ver- di ve nihayet sözlerini şu teklifle bitirdi: — Pek tabiidir ki, bu kabinede ve paşa hazretlerinin etrafında bi- zi ve diğer arkadaşları ancak, va- zih ve sarih bir surette tebellür et miş, esaslı surette tanzim edilmiş bir program topliyabilir. MESANE TAŞLARI Pek sayin bir okuyucumuz da mektubunda mesane (taşlarından şikâyet ederek: — Benim halim nereye vara. cak?, Diye soruyor. Halinin nereye varacağım söylemeden önce, bu sayın zatı tebrik edeceğim... Bir -afında zürap duyan bir zatı bundan dolayı tebi'k etimek bel, ki garip görünür ama, mesane taşlarından — gelen ıztırap, her hangi bir sebepten gelen karın ağrısı gibi, bayağı bir ıztırap de. gildir. ztırap büyük adamla, rın çektikleri ıztıraptır. Mesane taşları, çocuklukta 0. lursa, fena alâmettir, sefalet has. talığı sayılır. Fakat olgun yaşta meydana çıkınca, hem fil hetinden, hem de ik i seviye bakımından kibarlık alimeti de. mektir.. Mesane taşları her vakit fikir adamlarının en meşhur has. talığı diye tanınmıştır. İlkin filozoflar arasında mesane taşlarından ıztırap çekenleri sa- yalım: Lüter'in bundan dolayı hangi gün kendine ameliyat ya- pıldığı bile kitaplara geçmiştir: 27 Şubat 1537... Ondan biraz önce Erasm filozof ta mesane taşların. dan acı acı şikâyet etmişti, Daha sonra PFranklen, Volter ve dah bir çokları, 7, 3. Russo da mesi t âlimi Bülen'un mesanesinde tam elli yedi tane taş bulunmuştu, her biri — bihte hata olmazsa — bezelye ta. nesiyle zeytin tanesi arasında bü. yüklükte... Hekimlerden, şairlerden, meş- bur tarihçilerden mesane taşları- Bin acısını çekmiş olanlar say- makkla bitmez.. OO kadar ki, bu hastalığı en iyi tetkik etmiş olan Civiale hekim, bu hastalığı fikir adamları için zaruri bir şey suyar ve fikir adamlarının hepsinin ha- yatları doğrusu doğrusuna yazıl- mış olsaydı, hepsinde mutlaka mesane taşları bulunmuş olacağı- nı iddia eder. Yalnıx, kadınlar arasinda me- sane taşlariyle şöhret almış bir tek kişi vardır. O da pek eski Al- man prenseslerinden Elizaber, U- zun dilli olanlar bunu kadınların gerçekten fikir adami olumıyacak- | larına bir delil olarak gösterir lerse de, safra yolu taşları da en çok kadınlarda olduğu düşünü - İünee tablatin kadınlarla erkek- ler arasında bir adalet göstermek istediğine hamletmek daha doğru | olar... Mesane taslarının içtimai se- viye bakımından da kibarlık alâ- meti olmasına gelince, bu da taş ların fazlaca iyi yeyip içmekten ileri gelmesindendir. Karm lâ- yıkile doyamıyan kimseler: ara- sında mesane taşlarından ıztırap çekenler pek te, çok bilinmez. Demek ki, bü sayın okuyucu - muz, hem yüksek fik'rli, hem de temiz — belki biraz da fazlaca — yemek seven bir zattır, o Mesane taşlarına sebep olan bu iki mezi- yet te, şüphesiz, tebrike değeri ©- lan şeylerdir. Vâkıâ, mesane taşlarının bu İyi- liğ'ne karşı mahzurları yok deni- lemez. Meselâ insan temitce ye- Yİp içtikten sonra, otomobilde gezmek İster. Halbuki bu hastalık otomobil safasının en büyük düş- manıdır. Hele yollar düzgün ol- mazsa, faşların verdiği | ıztırap pek şiddetli olur. Yaya giderken de, arkadaşlarla birlikte gezmeğe mâni olur, sık sık srkadaşlardan ayrılarak bir kenara (o çekilmeğe ihtiyaç görülmesi insana sıkıntı verir, Bununla beraber, pek te endise m bir hastalık değildir. Bü- yıldığı vakit seksen yaşına müştı. Mesane taşlarım zalim bir cellâda benzetmiş olan Erasm fi- lezol ta, yetmişine kadar yaşamı N Zaten taşlar pek çok rahatsız- lık verdiği vakit, ona karşı ame- liyat yapılır, Operatörün tensibi- ne göre, kesmeden de, keserek te... Bu zamanda operatörlerin yaptık- ları ameliyatlardan “artık korku kalmamıstır, dez İİİ de ilkini (2237722223732737323732722377372777232722722723222222222 0232322333333 & Ticaret mektebine girdi. ği günlerdenberi hep na- sil para kazanılacağını düşünü- yordu. Bir bunka memurunun oğ- Ju olduğu için paraya karşı sempa- tisini babasından tevarüs etmişti, O da annesi de ona macun parala- rını biriktirmek ve hem gayet u- cuz, hem dayanıklı olan tahta kum- baralarda saklamak itiyadını ver- mişti. Bu miras ve bu itiyat iki kuvvetli tesir halinde onun seciye- sine karışmışlardı. Biraz büyüyüp hayata bakmıya başlayınca da ora- da paradan başka bir şey görme - mişti. Mektep dönüşü sokaklarda dolaşır. Ticarethanelerin önünde u- zun uzun durur, diğer arkadaşla- rının aşk bulyaları kurduğu 'bir çağda o hep büyük bir servet ka- Zanmanın çarelerini düşünürdü. Bu gidişle ilerde büyük bir zen- gin, bir belik veya çuval kralı o- lacağı tahmin olunuyordu. Babası oğluna verdiği bu İktisadi terbiye İle iftihar ediyor, komşular müs- rif çocuklarma onu misal gösteri- yorlardı. O ayni zamanda, herke- sin meslek ve mektep intihabın- da bocaladığı bir devirde tam se- eiyesine ve idealine uygun mek- tebi bulmuş olmakla takdir edili, yordu. Görenekten ve terbiyeden gelen hasletlerini Ticaret mektebi» nin ilmi ile yaldızlıyacak, pek kı- sa bir zaman sonra da şıkır şıkır paraları kazanmıya başlıyacaktı. P*“ kazanmak ve harcamak hususunda o kadar hesaplı ve metodlu hareket ediyordu ki, yüzde hiç olmazsa on kâr getire- ceği muhakkak olmıyan hiçbir İ- arfetmiyordu. Bir taraf- te okurken öbür taral- tan bazı yakm taşra mağazalarına komisyonculuk yaparak ayda beş, on İire kazandığı ve “kazanma iti- yadını kuvvetlendirir, diye tahsil masrafının yalnız yarısını veren babasının cimriliğini telâfiye mec- bür olduğu halde kolay, havadan kazançlar teminine yeltenmiyor, beş kuruş kazanmak için bile “İk- tusadi metod,larla hareket ediyor. du, Halbuki bir tüccar oğlu olan ar- kadaşı hiç te öyle değildi. O işin en kolay tarafına gidiyor, daima en kestirme yolu tercih ediyordu. Paraya ihtiyacı oldukça hastalık, cüzdanını düşürmek, fakir bir ar- kadaşa yardım bahünelerile amca- sından, dayısından, ihtiyar hala - sından beşer, onar lira koparıyor ve ayni hesapsızlıkla harcıyordu- Piyango bileti alıyordu. Bir kere elli, bir kere de otuz lira kazan- mıştı. Bu hususta şanslı olduğu arkadaşları arasında söyleniyordu. Mektepteki küçük piyangolarda da ona her zaman mendil, kazik, fo- toğraf- makinesi gibi ikramiyeler isabet ediyordu. Halbuki müstakbel balık kralı DA bir tek piyango bileti satmak | imkânı yoktu. Mektepteki piyan- golardan sarfı nazar, yılbaşında yirmi beşer kurüş vererek sınıf na- mına ortak tayyare piyango bileti alma teşebbüslerine bile girmiyor- du. Onun yirmi beş kuruş verme- si için mukabilinde en az yüzde ondan iki buçuk Kuruş kazanaca- ğı muhakkak olmalıydı. Halbuki, bu kârı kim temin edebilirdi? Tay- yare piyangosunda İkramiye, hele büytik ikramiye kazanmak mil. yonda bir ihtimal dahilinde (idi. Böyle milyonda bir kazanç ihtima- li olan işe nasıl para yatırılırdı? iyangonun umulmadık ser. vetler kazandırdığını söy- liyen arkadaşlarına meşhur Kont Kavurun şu sözile mukabele eder- di: “Piyango ahmaklar üzerine mevzu bir vergidir!,, ve o ahmak değildi. Hayatında hiçbir zaman da ahmak olmiyacaktı. Memlekette ciddi emekler sarfına ve derece, derece artan sermayeler yatirılma- sına İhtiyaç gösteren ve fakat ka- zanç ihtimali bir ih- Yazan: İrfan Konur >22233233337X» timal olmaktan çıkacak derecede muhakkak olan nice iş sahaları vardı. Zamanı gelince, şimdi kafasında gömülü olan o ha- zineleri bir bir işleyecek ve havü- dan kazanıp havaya savurmak he- veşlişi arkadaşlarını hayretler i- çinde bırakacaktı. Şu Ingiliz dar- bı meseli tam onun içindi: “Yavaş yavaş.. Fakat emniyetle?,, Bir gün akşam üzeri tüccar zade arkadaşı kendisine geldi: — Selâmi, dedi, vazgeç şu sev- dadan.. Bir kere orucunu boz ne olur? Bu gece yılbaşı piyangosu çe- kiliyor. Ben beş liralık bir bilet aldım, gel şuna ortak ol! Çıkarsa on bin lira alacağız. Beş bini senin beş bini benim. Az para değil Iki buçuk liraya beş bin lira, Selâmi arkasını döndü: — Ben abdal değilim, dedi, ab- dallık vergisi veremem. Arkadaşı ısrar ediyordu: — Ama pişman olacaksin. Içime öyle doğuyor ki, bu bilete vura- cak bir şeyler. Beş bin lira senin müstakbel projelerinin Uk serma- yesi olabilir. Si dinlemedi ve hafifçe “aptal, diye mırıldanarak yürüdü. Bunca senedir arkadaşlık ettikleri halde bir türlü şu çocu- Zu ıslah edememişti. Hâli piyan- godan, kuradan, bahsi müşterek- ten kazanç umup durüyordu. Bununla beraber b“ iş üzerinde çok düşünmedi. Pansiyonuna gitti, Denizde sabih bir onsirve fab- rikası haline getirilecek bir gemi- de tütulan balıkların doğrudan doğruya konserve #dilere ara vi pürlarile derhal yehirlere sevki zerindeki projesine devam etti ve geç vakit yattı, Sabaha doğru derinden gelen görültülerle uş.11* o Apartmanın vapısı vuruluyu BB: taraftan zil 4 Haziran 939 tarihli Çocuk sayfamız. ledenlerden hediye kazananl, Dolma kurşun kalemi kazananlar: Görlepe Güz sokak ? numarada İnel Yetiş, Haydarpaşa Validebağ Pravan- toryumunda Necati Patruna, Karagüm- rük Derviş Ali mahallesi Kurtağa çeşmesi 80 numarada Sevda Payger. Mürekkepli kalem kazananları Fatih Fevzi Paşa caddesi Rüştü Efendi sökük 9 numaradı Semiha, Kabataş Er- kek Lisesi 1790 Necip Arvas, Moda Pazl Paşa soksk 14 numarada Naciye Hasan, Albüm kazananlar: İstanbul Tophane Keğiriler yokuşu Yağcı çıkıaz 44 numarada Gülten Tun- cay, Kütahya Lisesi 190 Ahmet Mercan, İznik ilkmektebi Fahriye Yazscroğlu, Resim Modeli Kazananları İstanbul Kadıktiy Moda caddesi 48 mu- marada Munise Kesik, İstanbul Aksaray Diyarbakır Cihan Ülker. Sulu boya kazanan'ari Bor Selçuk crahallesinde Muallim Meh met oğlu Bahaettin Özlen, Urla Yaylak karası sabık musllimi ve İhsan kızı Gü- &zanesi Raşip kizi meş Çelikcan, Üsküdar bitinci ortaokul 181 Sabm Kuttaş. HİKÂYE APTALLIK VERGİSİ & Imıyotdu. Ev sonr: leri ya bu gü- ütüyü düym“» :rlac yahut evde İulunmuyorlar 4, Böyle geç vakit gelen hangi çılg rdi? Ya- *ahtan çıkarken bu gere yihaşı ge- ses olduğunu ha'isıddı. Pencere- den bekti. Kapısı önünde bir o- tomobil duruyor, bir kaç adam yol- dakı elektrik eğ'ğı İçinde kapı ile «#.mobil arasına gidip geliyorlar. İde bir Selâmin'n penceresme değru bakıyorla-dı. Selâmi cami sördü. Soğuk kış havası yüzüne çarptığı için birdenvire bir şey s“yiyemedi. Aşığ.daktler daha ev- vsi davrandılar. Çox 'yi tanıdığı bı: 3€s, evet tüczur zade arkadaşı- Bn sesi kendi tini çağırıyordu. Stlâmi camı iyice» kaldırarak sor- dai — Bu vakitte ne istiyorsun ya- bu! aklını mi kaybetun” Arkadaşı seslendi: — Selâmi, satın son defa soru- serum, Piyango bhctinş ortak © İLyor musun, olmuvo: musun” gı arkadaşının bu Mi- zipliğin: ve bu sululuğuna adamakıllı kızm.şin — Sana kaç defa söyliyeceğim, diye bağırdı. Ban aptal değilim. Arkudaşı elsi Yüraoasının al tnu doğru yaklaştı, işiğin en paz & olduğu noktıyi ge'ines elin- dek: çantayı açı. Demet dernet pa- 1w'ar çıkarıp şaaz a şeşkım bakan Sâminin göz.eri önünde evirp, çevirerek tekrar çantaya koydu. — Tam on bin iira, dedi. Ortak oluyorum deseyci'n Leş bini senin Gscuktu. Ve sonra ötmeyi bekiyen arkadaş'ar: #ücren baştnı 43 yendisini doğru yü icar pencereye heh Selâmi sanki drsmüşta. Çocuk Bilmecemizde Hediye Kazananlar Kalem boyası kazananlar: İzmir Keslelli caddesi 106 numtarada Mimit Şerbetçioğlu, “Çatalağzı başmuala Um Mehmet Emin Çeri, Bursn tuz pa- zarında berber Mustafa oğlu Tabsin Al- tandiş. Pergel kazananlar Erenköy Özenç $. Meliha, Pertevniyal Lisesi” 318 Talha, Kuyulubağ sokak 45 numarsda Birsen. Kart kazananlar: İstanbul Gedikpaşa Wkmiektebi 358 A- Ws Suna Çapyan, Urfa Yaylak kazası Ma arif memura Ali Rıza kizi Güleren Ünm- lan, İslanbul Fatih Gelenbevi caddesi 41 numarada Şedii Azun. İstanbul Pangelta Bayan, Nevşehirde Çocuklara Yardım ğ Nevşehir (TAN) — Çocuk esirge. Haseki caddesi 30 numarada Hayriye | me kurumunun geçen sene İ4 ten İ- baret olan âza adedi bugün 126 ya çıkmıştır. Kurum, beş ikmektepte- ki 103 fakir çocuğa cıbise Yaptır mış olduğu gibi, merke Umunu hisselerini de mumazaman gönder, mektedir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: