10 Ocak 1937 Tarihli Türk Dili Gazetesi Sayfa 3

10 Ocak 1937 tarihli Türk Dili Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Zekânın Biz * Froid,, e istiııkîl—ııyiı. Başka manada bir merkeziyet doğru değildir. Ancak ve yalnız zekâ ve tüh vardır. Her İşi ruh ta değil zekâda halledeceğiz.. Zekâ, liberaldir. Her şeyi her şekilde düşünebilir, Ve onun bu. düşüncelerine ah lâk, içtimailik ve'medeniyet mani olamaz. Bütün bunlara bakılırsa elbette zekâye, ah- lâksz dememiz icabeder. Halbuki bu, İzekâ eh!âktır.) İddiamıza hiçde uygun düş müyor Bununla beraber biz gene zekânın ahlâksız oldu ğunu iddiada cesaretsiz ka lamayız. Zekâ, hem telkile re uygun gelmiyen bunca şeyleri düşünür hem de ah lâklıdır. Şimdi zekâyi bera- ber tanımağa — buaşladıkça onun cidden ne kadar ahlâk h olduğunu göreceğiz Zekânın bir nevi heyecanı| vardır. Ve zekâ yaşlandıkça bu heyecan da olgun'laşır. Bu heyecan zekâdan başka yer de bulunmaz, belki oradan dağılır Zekâ her doğan yavruda ayni olduğuna göre bu his de| aynidir. Çünkü doğar doğmaz her çocuk ilk anda ayni bis le annesinin memesine sarı- hr. Biz bu hisse cinsiyet di yoruz. O; zekâ ile beraber büyür. Çönkü zekânın ya rattığı bir şeydir. Diğer ta raftan herkesce —bilinmekte dir ki yaşla beraber “Uzuv, larda büyüyor, ve her uzuy eğer İcabediyorsa kendine Bit bir usare yapır ıiı'bıı lar, Çocuğun bülüğa ermesi tenasül uzvunun bu kemali- dir. Biz, “Froid .e iştirak et meyiz * Başka manâda bir merke ziyet doğru değildir. Zekâ — Nin cinsiyet denilen heyecamı bu usareyi idare eder. Çün- kü zekânın, yalnız görmek Fi'lile dahi bu ifrazatı yap- tırdığı görülüyor. Eğer cin siyet zekânın eseri olmasay di, ancak o uzvun temasile faaliyete gelecekti. İyi terbiye edilmemiş bir Zekânın, heyecanına gem vu- ramıyacağı için heyecan ve UZuv baş başa kalıyor, Bu suretle hayvaniyet artıyor. Zekâlar, kemale doğru yYürüdükçe bu bisleri daha çok fakat sekinetli olur. Nor maldir. Anormallikten kpr tarmak için arzularına mey Ül_- vermek dalma icabet Mez, ve baskı hariçten ya Pilmaz. Bizzat ve zekâ ta rafından teessüs — etmesine themmiyet — verilir. Bunun için de zekânın kemale gel mesi lâzımdır. Zekâdan ayrı olmıyan bi. lâükis kendisinin olan ve ke ndisinde bulunan cinsiyet, /— zekâyi her zaman gayri ah “lâki düşündürür, “Froid. in dediği gibi bu düşünceler ze- kânın elile derhal tutularak ruha atı'ır. Bunlar sübdü hakikaten bir takım trav. malar yaparlar Biz, Pisikoaralizin tezauf Hazariyesini doğru bu'muyo Tüz. Ancak ve yalınız zekâ ve cmh. vardır. Zek ü ruhun bir kıszmına değil her kjıınıııı her istediği zaman bakabilir. Her zaman - iste verir, diklerini Terbiye Ve Ruhiyat: Fazileti rini — alır. Tahteşşuür şuür balleri değil zekâ ve ruh vardır. Şu halde zekâ ahlâkli ol duğu için fena düşündükle rini ruha atıyor. Fakat böy lece ruhu hasta yapıyor. Froid sadece terapik — usüle müracaat ederek ihtibasa uğramış fikirleri tektar 2e kâye geri aldırarak ruhi ha stal ktan kurtarıyor. Fakat bu ne işe yarar. Bu sefer de zekânın krakteri bozuluyor Sanki bunları mübah telâk ki ediyor. Ve tatbik etme- ğe bile kalkışıyor. Şu halde bu, hiç de iyi bir sistem değildir. Biz pr- ensip olarak ber işi ruhda değil zekâda halletmeliyiz. Ruh her zaman zekâdan sonra gelir ve ikinci derece- de kalır. Buna göre bir ihtibaslara | ve böylece travmaların vü ve cut bulmasına mani - olaca ğız Tedaviye değil, hastalık meydana gelmemesine ehe mmiyet vereceğiz. Bu iş hi- çte göründüğü kadar zor değildir. Bunun için ahlâklı olan zekâyı faziletli yapm ak kâfidir. Fazilet nedir ta- rif edelim: Fazilet zekânın, düşündü ğö, ahlâka ve medeniliğe uymıyan her fikri ihtibas et tirmeden açık ve olduğu gibi söylemesidir. Bir keli me ile ifade etmek icap ederse “ fazilet samimiyet tir.. Bu suretle bütün ruh ha stalıklarının önü alınmış ol- ur. Mücebbilere ve öğrelm enlere bir. vazife düşüyor. | Şu telkinde bulunmak: | İnsan zekâsı hiç olmıya- | cak, insanı utandıracak bir. | çok şeyler düşünür. Fakat | bunları düşünmek ahlâksız - | lık değildir. Ancak bu dü şünce'er utanmak, korkmak yüzünden düşer İaosanı hasta eder, ve bu ahlâksızlık olur. En saç ma, en kötü şey'eri düşü nen, bunu derhal söylesin... Ve zekâsını onun ağırlığın dan kurtarsın. Bütün düşüncelerimizi bir sovuca bağ'amak İâzımsa; zekâye fazilet vermek, ruhu hastalıktan ve ah âksızlıktan korumak demektir. Şükrü Galip e— 36 Ciltüik Sovyet c0 yâsi, Sovyetler birliği ilim ak - | ademesi, 36 - ciltlik büyük ve çok eşaslı bir. Sovyetler | birliği coğrafyası telifi işine | başlamış bulunmakladır. t | saklanırsa — uha Bu muazzam eser, okuy” ucuya, memleketin tabii şe Temti, Sövyetler Birliğinin is- | tıhsal kuvvetleri, ekonomi nin inkişafı ve birlik dahi linde yaşıyan bütün kavim” lerin kö'tür gseviye'eri ve yaşayiş şera ti hakkında en | Mufassal en doğru ve en istedikle- | yeni malümati verecektir. | hık meselesinde, Fi ans Amele Grevleri.. 30 ilkânun tarıhli Taymis gazetesi, “Fransız grevleri, başlığı altında yazdığı bir öke aed ei & tinin Ehemmiyeti Ve Siyasası.. Parisin yiyece k dükkân- larındaki işçilerle patronlar arasındaki ihtilâf yüzünden işçiler, bir saat süren bir “protesto grevi, — yaptılar Sunların şikâyetleri haziran da fabrikaların içinde kal mak suretile birçok endüst ri kollarında yapılmış olan grevler neticesinde onlara verilen imtiyazlardan kendi | lerinin istifade etmemiş ol- malarıdır Bunların dilek'eri, aşağı yukarı, makü! göründüğü için Paris belediye meclisi- nin, hükümetin müzasdesini alarak bunları tatırin edece ği beklenebilir. Fakat büd cedeki büyük açığın bunla | rin istediği şekilde ücret art- tırılmasına imkân bırakmı- yacağı — zannedilmektedir. Bununla beraber, Paristeki L ve Moböj- larda ve doku ma fabrikalarındaki grev ha reketlerine kıyas edilecek olursa geçici ve ehemmiyetsiz| ka'ır Bu hareketlere karşı, bir tedbir olmak üzere pat ronlarla işçiler arasındaki ihtilâflar, halledilmez bir ha- le geldiği takdirde mecburi bir hakem'ik ihdası için bir lâyiha kabul edilmek üze. ııd/ir. Vu hareketler, bir takım hususi istiraplardan ileri gel- mektedir. ve yazın vukua gelen grev hareketlerine nis- betle tali sayılmak icabeder. Bir yandan da - patronlar matinyon anlaşması prensip- lerine riayetsizlik etmekte ve grevlerde ele başılık et- miş olan işçileri yeniden işe almamak hususunda ayak diremektedirler Her ne kadar bunlar Fr ansız patronlarının bir ekal- liyetini teşkil etmekte ve ekseriyet büyük bir sadakat le anlaşmıya bağlı bulun makta iselerde Fransiz işçi insanların bütün iş erinde olduğu gibi, müfrit davranan bir ekalliyet mutedil ve sakin davrsnan bir ekşeriyete rağmen İstı- rapların sebebi olular. İşçi ler tarafında da — baksızlık eden kimseler vardır ve bu iki kısım, Fransadaki endü #tri mücadelesini körükle mektedir Bu memnun olmıyan işçi- lerinin teessürünü bir taraf- tan ücretler düşerken bir ta raftan da hayat bahallığını artan son dört beş sene bü tün bütün artırmış ve acılaş- tırmıştır. t Bazı patronlar, yeni bir kuüvvet tecrübesi yapmak, bu suretle amele arasındaki komünist tahriklerini durdur- mak, ticaret birliklerini işe sokmak — suüretile yapılmak istenilen yarı Sovyetleştirme- ğe mani olmak dirler istemekte- ——H———— İ İdmanbirliği Başkanlığından: Üye'erimizin bugün saat “ |4 de kulubümüz kurağın- da bulunmalarını rica ede- riz. K ÜÇÜK ASYA VE Ka TRAKYA.. 'Genç Türkiyenin Coğrafi Vaziye- Fransa, Anadolu ve Trakya kadar bütün vasıflariyle Tü- rk olan bu İskenderun ve Antakya Sancağını Türkiye ye iade etmelidir. Fransa ile Türkiye arasında bir “Alsas Loren, meselesi yaralıla maz “Antakya ve İskende- run Sancağı,, hakkındaki ih tilâf kolaylıkla halledilebilir Esasen Türkiye, İskenderun | limanını zenginleştirmiş olan Fransaya kendi menfaatleri- nin masuniyetini reddetmi- yecektir. Hattâ üstelik, bu meselenin dürüst bir şekilde halli Fransız - Türk ticaret münasebetlerinin son derece inkişalına yol açacaktır. Nihayet, bütün büyük de vletlerin sonuncusu olarak, İngiltere de Türkiye ile normal münasebetler - tesis etli. Garp devlet'eri tarafından karşı açılmış olan öldürücü mücadelenin canlandırıcı ve başlıca aktörü olarak İngil- tere Lozanda gözlediğini el de etti. Boğazların silâhsz: lanması ve Musul vilâ yeti nin perdeli bir şekilde Tür- kiyeden ayrılması. Montrö konferansı bu mü: kellefiyetlerin ilkine son ve: diği için İngiliz Türk yakın: laşması husule gelmekte ge- Hindistan Kongresi 30 İlkkânun 936 tarıhli Deyli telgraf gazetesi, “Hi nd konogresindeki ihtilâf ar, hakkında yazdığı bir başm akalede, kısaca diyor ki: Her ne kadar Hind milli kongresinin senelik toplantısı Hind ana kanununun istik balini aydınlatamadı ise de kongre liderlerinin ne - gibi güç üklerle karşı karşıya bu- lunduklarını ortaya çıkarmı: ştır. esas karar bu meselenin gö: rüşülmesini eyaletlerde ya pılacak seçimde kongre aza larının mevki ve vazife ka bul edip etmemelerine göre bu seçimden sonraya bıra kılmıştır. Bir takım eski İtderler se çim mücadelesine girişmenin ve bu vesile ile mevki ve Ana kanunu itham eden | lığıl cıkıis— Oıınıııhr imparatorluğuna | cikmedi Unutulan Kanun , Nevyork, 8 (Radyo) Bir memur unutulmuş olan bir kanunu meydana çıkar mıştır. Vu kanuna göre ya- bancı memleketlerde ceryan eden muharebeleri kayı! ve yayan kimselerin 3 sene ha- pis ve 1000 dolar para ce- zasna çarpacaklarıdır. Sıvııtlıı»ışl;ı—ııı kolk- hozları. Sovyetler Birliğinde pa- muk rekoltesi sona ermek | üzeredir. Bu yıl pamuk iş- leyen kolkhozların bu sene | içindeki hasılatı geçen sene ler hasılatını çok geçmekte: dir. Daha kânunuevvelin bi- | dayetinde kolkhozlar devle | te verdikleri pamuk muka- vazife kabul etmenin tehlike | bilinde 3 milyar 200 bin doğuracağını, böyle bir va- ziyetin Hınduları en kuvvet- N oldulları yerlerde zayıf düşüreceğini söylemektedir- ler Böyle bir politikanın ne: ticesi kongrenin Hindistan kamoyu üzerindeki tesirini ve Hind endüstri adamları nıin müzaheretini gevşetece ktir. Bunlardan fazla nüfus u olan bir takım kimseler, şimdiden, kongre namzetle rine rey verilmesine muha lefete karar vermişlerdir İki sene politika âlemin sustuktaa sonra — «öz söyli- yen Gandinin ancak kendi taraftarlarınca manası anla şılan nutkunda da - bu ihti- lâfları yatıştıran — bir görülmemiştir. Bu —bputukta, Gandinin maksadı, hind hükümetini daha genis bir demokratik esas üzerinde kurmak oldu ğü görü'mektedir. Gandi, çok zamandanberi bu kadar kuvvetsiz söyleme mişti. — Kongreya taraftar olan bir gazete de bu nu tuk dolayısiyle yaptığı bir tefsirde, Uind nasyonalizmi paratik olmıyan bir idealiz: min mihrabında kurban edi liyor, diyordu. Kongrenin yeni liderleri, yeni bir ana kanunda — bir çok menfaatler bulan Hin- distan hislerile temas halin: de değillerdir Oaların Moskovadan ithal edilme doktridleri, hinduizm organizasyonuna — o kadar zıddir ki bugün milli olma ktan çıkıp çetin bir partiler, savaş — yeri haline gelen kongreyi parçalayabilir taraf ll ö ö rüble almış bulunuyorlardı. Pamuk istihsal edea kolk- hozlarda bir kolkhoz ailesi nin vasati geliri 35 bin rub le tutmaktadır Muvakkat hesaplara göre Sovyetler birliği dahilindeki pamuk kolkhozlarının umu mi hasılatı, geçen senenin kinden 1 milyar 100 — mil: yon Ffazlasile 3 milyar 600 milyon ruble tutacaktır. Zaharofun MilıınlıMm— kayuşacak, Daily Express gazetesinin İstanbul muhabirinin yazdı ğma göre, &1 âh taciri Zaha rofun yegenleri — olduğunu iddia eden 80 yaşındaki Me. lpone ve Aleksandır Zahar- ofun milyonlarına varis ol mak teşebbüsüne giriş miş- lerdir, Londra ve Pariste avukatlara — vasiyetnameyi M. Kemalpaşadan Durmuş oğlu Tahsin güzel Balıkesir otelinde oturmaktadır. Ken- disi sabıkalılardandır. Sarhoş olarak müşteri al: mak yüzünden Mirzabey mahallesinden İsmall oğlu Fevzi ile bir kavga çıkmış ve bıçak göstermek suretile tehdit ve tahkir etmiştir. Polis tarafından yakala- * nan Tahsin adliyeye veril- miştir. S Yatak ııîıMı çalmış Cıhan otelinde oturan Üs. küplü İdris oğlu Hallaç Mu- barrem otele ait yatak pa. muklarını çalmış ve satmış- tır. Şikâyet üzerine suçlu adliyeye verilmiştir. bti iskambil. Kâğıdı çalmışlar Kayabey mahallesinde Ce- mil oğlu kahveci Şeref ve Altay mahallesinde Ahmet oğlu fırıncı Ahmet, Paşa- cami — civarında — kahveci İksanın kahves nden bir des- te iskambil kâğıdı çalmışlar- dır. Çaldıkları kâğıtla yakala- nan suçlular adliyeye veril: mişlerdir. Koca bulma kaygısı Geçen yaz Yunan — kralı ikinci Corç Tisalyaya seya” hat ettiği zaman koscasız ka lan 1500 Yunan kız! evlen mek istedikleri halde koca bulamadıklarından krala şi- kâyet etmişlerdi. Kral da o kasabayı bir alayın merkezi ittihaz ederek kızlara — böy: lece koca bulmak imkânla- rinı hazırlamıştı. İngiliz kız- ları ise başka türlü bir ça- reye başvurmuşlardır. Bun- lar Mançesterde topladıkları bir kongrede elli yaşına ka- dar evlenemiyen kızlar için tetkik etmeleri için talimat. | hükümetten tekaüdiye isten- vermiştir ’llllllllllllllllllll BONO Mübadil ve gayri mübadil bonoların Bilumum banka ve şirket hisse se- netleri yüzde 5 ve iki faizli hazine tahvilâtı alınır ve satılır. mesine karar vermişlerdir Illl“lllllllllllll— Adres: İzer irde Kemer Altında Hacı Hasan Otelinde 60 Numarada Cavit: Telefon 3903 İto â Ki ee © ZaZi düdün t zz l At

Bu sayıdan diğer sayfalar: