2 Haziran 1931 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 4

2 Haziran 1931 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

—Yavrum, niye ağlıyorsun? Ne oldu. —Benim babam sabon tücçarıdır Ha- nim teyze sabunlarının iyi köpürdüğünü göstermek için her müşteri geldikçe beni banyoya sokup yıkayor. Koridordaki gürültü Otellerin birisinde oturan bir müş- teri, gece odasının dışındaki koridor- da gelip gidenlerin gürültüsünden, malasından bizar oluyordu. Bir m! det, belki diner, biter diye ( bekledi. Halbuki dinmek ne gezer. Koşuşmalar, gürültüler gittikçe dahâ ziyade artr- yordu. Müşterinin tahammülü kalmadı, dahili telefonla otel müdürünün oda: sini buldu ve çıkıştı: — Yahu odamın dışarsındaki ko- rfdördâ o kadar gürültü oluyor ki hir türlü uyuyamıyorum. Bu adamlara bir emir veriniz de gürültüyü kessinler, Otel müdürü şu cevabı verdi — Efendim, maalesef yangın sön- dürmek vazifesile uğraşan itfaiyeye e- mir vermek salâhiyetimiz dahilinde de ğildir, Sıkı ağızlık Adamın biri bir saraç dükkânma girerek bir hayvan ağızlığı istedi. Dik Münci bir iki tane çıkardı. Müşteri bun Varın hepsini muayene ettikten sonra: — Yok dedi; bunlar ağiı fazla $ı Kar; daha geniş ve çevşekleri yok mu? Dükkâncı mallarını mütemadiyen methediyordu. Nihayet müşteriyi al- mağa ikna edebilmek için: — Efendim, dedi, daha demin bir kadın geldi, bunları beğendi, muvafık buldu, aldı, Müşteri bunun üzerine: — Olabilir, dedi, kadına” muvafık gelebilir. Fakat ben köpek için bir a- gızlık istiyorum. Ayı balığı Bir pansiyonda oturan bekâr bir delikanlı ile sevdiği bir kız birlikte bir plâja gitmeğe karar verdiler, Yürüyor lardı. Plâja yaklaştıkları sırada kız, bir den denizi göstererek: —A, dedi, bü nasıl plâj böyle? 2- yol ta burnunun dibinde ayı balıkları yüzüyor... Delikanlı güldü: — Korkma sevgilim, dedi, benim ex sahibi kadın burada banyo yapar. Stenografi Hüsnü Bey, stenografi derslerine devam etmiş ve güzelce öğrenmişti, Bi raz çâlgene olan karısı kocasının öğ- rendiği bu yeni hünerle çok öğünüyor- du. Bir gün konu komşu yanında sordu: «— Hüsnücüğüm, benim konuştuğum kadar sürâtle yazabilir misin? Kocası şu cevabı verdi: »— O kadar süratli, fakat o kadar uzun değil, Çocuk ve mektep Bir küçük çocuğa sordular: — Mektebin hangi halini en çok se versin? Şu cevabı verdi: — Kapalı halini.. Bir telgraf Çiftçinin birimin ikiz çocuğu dünya ya gelmişti. Hemen postaneye giderek baldızma şöyle bir telgraf çekti. “İki çocuğum dünyaya geldi, maha di yarn). EEE Miras meziyetler Mağrur baba — Oğlum. Her hâlde Ikızımla evlenmek üzere olduğun için iftihar etmelisin. Zira “kızım çok sahi, cömert, iyi kalpli bir kızdır. Müstakbel damat — İftihar ederim efendim, ve her halde ümit ederim ki kızımız bu saydığınız güzel meziyetleri babasından tevarüs etmiştir. Zengin âşık Zengin bir adam, kıza ilânı aşk e- derken: — Ah sevgilim, dedi benim zengin bir adam olduğumu (bilirsin, benimle evlenmeğe razı olursan bütün paramı atlarımı, mücevherlerimi, yatımı ve ev lerimi sana veririm. Kız bu teklif üzerine sordu: — Peki ama, sonra sen ne yapacak “ Temiz mutfak Adamın biri otelin (lokantasında yemeğini yedikten sonra lokanta m'i- dürünü çağırıp dedi ki: — Zannederim ki pek temiz mutfağınız var. değil mi? Müdür: — Evet efendim, diye cevap verdi, fakat neden soruyorsunuz? Müşteri: — Yediğim yemeklerin hepsinde s1 bun tadı vardı da ondan, dedi. Şapkanın bedeli Güzel sesli bir kadın, evde kocusı na dedi. ki: Kocacığım, bugün bir ım. Bak, nasıl oldu? Mağazada bir şapka beğendim. Fa- kat almakta tereddüt ediyordum. Ma. gaza sahibi beni tanıyordu. — Madam; dedi, tereddüt etmeyin, alın, bunun bedelini ödemek için bir şarkı söylemeniz kifayet eder. Bunun üzerine ben de aldım. Kadın, bunu söyledikten sonra he sap puslasını kocasına gösterdi. Adam cağız.bu puslayı gördükten sonra: — Karıcığım, dedi, bu işte galiba bir yanlışlık var; şapkacı seni meşhur bir muganniye zannetmiş mutlaka. Dalgınlık yüzünden Adamın biri tramvayda yâhindâ o turan bir zata dert yamyordu: — Ah, diyordu, hiçbir zaman dal- gın olmayınız. Ben bir zamanlar ka zancı pek yerinde bir doktordum. Lâ kin ufak bir dalgmirk bütün hastaları mın beni terketmesini mucip oldu. —'Nasil dalgınlık? — Efendim, hastalarımdan birisi vefat etmişti. Ülümü İçin rapor vermek lâzımdı. O gün dalgınlıkla “vefatın se bebi,, hanesine imzamı atıvermiştim. Yangına karşı Sinirli evhamlı ve yaşlı bir kadın, otelde bir oda tutmuştu. Odaya yerles) tikteh sonra aşağı İnip sokağa çıkıyor. da, Kapıcıyı gördü: — Aman, kapıcı efendi, dedi, be- nim oda pek yüksek. Penceresinden baktım da caddeden ne kadar uzak ol duğunu grödüm. Acaba yangın ihtima line karşı iyi tedbirler alınmış mıdır? biri şapka al Eilerek: — Evet efendim, dedi, bütün tedbir ler alınmıştır. Meselâ otel sahibi bina. yı ve eşyayı tam İki misli değerine si- gorta ettirmiştir. Teselli Kadının Kocası ölmüştü. Biçare ağ lâyıp duruyordu. Yaşlı bir adam, ya nına geldi, ve Allahın teselli İhsan e-! deceğini kastederek: — Hanım, dedi, ağlama, elbet de senj düşünen birisi vardır, o sana te selli verir. Kadm, hınçkırarak cevap verdi: | alır mı 6? Kadın yaşı İki memur konuşuyor: — Kuzum, sizin müdürün kar'sı kaç yaşında? — Kendi söylemesine bakılırsa © kadar genç ki bir hesap ettim kadinın doğduğu esnada büyük oğlunun 2 ya şında olması lâzım geliyor. Kapıcı kadının önünde hürmetle i-'| > — Evet:ama, beni üç “çocuğumla! Sağa mı, sola mı? Bir karı koca, iki kişilik bir otomo- bilde idiler. Araba tam sokağın köşe- sine geldiği zaman erkek sağ kolunu uzatarak sağ tarafa gitmek istediğine, kadın ise sol kolunu uzatıp mukabil ta- rafa işaret ettiler, Birbirine zıt olan bu işaretler üze- rine orada seyriseferi idare eden polis.| arabayı durdurdu ve: — Karı koca olduğunuz anlaşılıyor.| dedi, ne o, biribirinizden ayrılmak mu istiyorsunuz? Geç kalan koca Evleneli çok olmamış, genç bir ka| dın, bir arkadaşına dert yanıyordu: — Kocam akşamları çok geç geli. yor. Dört gözüm yolda, kendisini bek- leyip duruyorum. Felâketin büyüğü, ben onu bekleyip dururken onun nere lerde vakit geçirdiğini bilmiyorum. Arkadaş gün görmüş, tecrübe ye çirmiş bir kadındı. Genç arkadaşına: — Şükür et ki iki gözüm, dedi, ne relere gittiğini bilmiyorsun... Bilecek olursan mutlaka derdin, tasan İki mis li artar. — Monşemdün #esmserçisine girlim, yalnız senin şablonu seyrettim. — Teşekkür ederim dostum, İltifat ediyersun . — Çünkü öteki tablolann önü © ka- dar kalabalıkn ki görmek kabil olmi- yordu .. i Zenginin kararı — Yirmi yaşında iken (mutlaka zengin olmağa karar vermiştim. — Fakat ibr türlü olamadınız del gil mi? — Hayır, bir müddet sonra bu ka- rarrmı değiştirmeği zengin olmaktan daha kolay buldum. Opüşürken ... — Öpüşmek hakkında fikrin nedir? — Hiçbir fikrim yok dostum, çüh- kül ben o hâdise olurken gözlerimi ka parım. — Mustandk bana kaç yaşında — Ey. ne dedin ? olduğumu sorduğu ; zaman bir türlü yirmi dört yaşında muyım, yirmi beşinde miyim haurlyamadım. On sekiz dedim çıktım işin içinden .. e Eğ ae Evin hakimi Adamın biri, evde kendisinin hâ- kim olduğundan, karısından hiç kork madığından bahsediyordu. Anlattı” | — Dün akşam müthiş bir kasya yaptık. Karım beni kovaladı, kaçıp bir dolaba girdim. Dolabı kendim için den kilitledim. Sonra kârım “Dişar çıksana!,, Diye bağırdı. — Ey, ne yaptın? — Hiç... Hiç korkmadım dışarı çık- tım. Malüm ya, ben evimde hâkimim! Bir davet Küçük bir kız. aile ahpaplarından birisi tarafından verilen bir ziyafete çağırılmamıştı. Bundan dolayı - duy. iduğu tesiri belli etmemek için annesi» İne dedi ki: , — Onlar beni cağırmadılar; ziyanı yok, bak ben de onlarâ ne yapacağını. Annesi, sordu: — Ne yapacaksın? — Büyüyünce büyük bir ziyafet ve rip onlardan hiç birisini çağırmiyacâ-. gım. Anlaşılmıyan yazı i Gazete sahibi heveskâr bir muhar- geriç hahıma sordular: vat Geçen gün getirdiğiniz makale AEP AE yi'okudum. dedi, fena” değil” beğin| unuz beğendim mir dim. Fakat biz gazetemize öyle maka h z 0 leler koymak isteriz ki onları en ah-i id A0aR: verdi, .kontei mak bir adam bilesokur okumaz anla. Ciagının,yeki vesisski) dükeNe . ““İşapka, ne modaya uygun bir biz İgöstermediler. Heveskâr muharrir ne diyeceğin: Mahcup genç şaşırarak: — Affedersiniz, dedi neresini an- Kıza sordular: — Demek ki delikanlı senj © lamadmızsa verin de tadil edeyim. Kanarya ve Mocal. Jöptü ha, peki o halde ne'diye Miniminilere hayvanlar ve kuşlar|basmadn? İhakkında bir konferans veren bir hoca) - Kız şu cveabı verdi: | hanım sordu: — Pek mahcup bir adamdı, İ O — Haydi küçükler. sorduğum şeJutancından kaçar diye düşündü ye cevap verin: Bir kanaryanm yapıp Sığırları tahk el erin Ml Bir lokantâya giren müşte a y acan ve zeki r çocuk cevap ver tirttiği yemeği beğenmemişti. Yeli siz nükte yapmak, mazmun si itiyadında bulunan bu müşteri y — Beyo odasında yalaneikn ye opmayıp Yıkanmadığını annen na Sus abla - sign” uhütmşum Beğenilmiyen ko” ferans Kadın birliğinde bir konfer” irilmişti. Bu Konferansta buluna” sabunu ii ri di: i gli Küçük bir filcan tabağının içinde banyo elmeK hoca hanım, i , yanına çağırdı ve: Tavuksuz yumurta | pa nasıl kotlet dedi, hir Hokkabazın birisi bir sünmet düğü| riya böyle bir kotlet getirmek, 'nüinde elindeki boş bir külühın içersin-| ketteki bütün sığırları tahkir den mütemadiyen yumurta çıkarıyor, dömektiri etrafını almış olan insanları, bilhassa çocukları hayretten hayrete düşürüyor! du. Bir aralık, Künerini dikkatli ve ze- aseladisia'ur80i ki gözleri tinekte ölün bi | — Affedersiniz © m, de piri Yar bileğini sizi tahkir edecek bir vaziyette © — Nasıl küçük, annen böyle tavuk|madım. J suz yumurta elde edebilirmi? Tirende Küçük çocuk hokkabazın hiç bekle Trende kondüktör, yolcuys bir ihtarda bulundu: mediği bir cevap verdi: — Evet! — Efendim, burası yataklı Hokkabaz hayretle sordu: dur, burada cigara içmek meli” 7, Semi'alar, but lütfen cigarafırmı söndürür müs” Çocuğum cevabı şu idi: Yolcu hayretle cevap verdif — Nasıl olacak hindi besler, — Tuhaf şey, demin oya ğe mahsus olan vagognda bir #. İyuyordu; ona hiç bir ihtardâ madınız) ; Bu garip nüktenin gavamı#” N miyen garson, müşterinin iğilerek : Dalgıçlar Zevki bir parça edebiyatı © zında terbiye edilmiş olan balde kayın pederi olacak ol" yanmda bir gün dedi ki: — Kızınızdan ayrı kaldığı gâmelerde bir deryayı bipayan' “gi” re dalıyor, uzun müddet ele” liklerinde kalıyorum. r Kızin babasi bu Söz üzeri 4 lüğünü düzeltti ve çehresini rarak; — Öyleyse affedersin oğlu cevap verdi, ben kızımı dalg'$ “ği mem, # “Eskiyen şapk” Kadın, kocasina diyordu * — Kocacığım, ne yapıp ii na yeni bir şapka almalısm- | şapkayı giyemem. Çünkü DU “gi ki senedir, Bu şapka ile gerdi il kes biliyor. Artık daha fazla # lamam, çak : Koca hiç istifini bazmıy#””” verdi; — Kariciğim, telâş etm, başka bir şehre göç ederi i

Bu sayıdan diğer sayfalar: