14 Ekim 1932 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8

14 Ekim 1932 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Sayıfa 8 Kurultaydan sonra intibalar (Baş tarafı 1 inci sayıfada) rapmış olanların hep birden ka- bul ettikleri bir hakikattir. Bakımsızlık neticesi Yalnız saltanatlar zamanında | hükümdarların türkçeden gayri dillere göstermiş oldukları mu habbet yüzünden ve bakımsızlık - tan türkçedeki güzel kelimeler - den bir çoğu zamanla unutulmuş- tur. Medresenin tesiri altında bil- hassa arabi kelimeler onların ye- rine kullanılmıya başlandı. Böyle ce Türk camiasında iki türlü dil konuşuluyordu. Birisi halkın te - miz türkçesi diğeri münevverle - rin muhtelif lisanlardan toplan - mış unsurlarla dolu olan ve bir parçalı bohçaya benziyen düşün - me ve yazma türkçesi, Son yarım asırdanberi bu iki- likten kurtulmak için bir hareket başlamıştır. Fakat bu hareket fer- di idi. Şuursuzdu. Zaman itibarile kısa fakat içine aldığı inkılâp ha- reketleri ve hamleleri itibarile çok geniş ve zengin bir tarihi olan cümhuryet idaresinde milli me - selelerin büyük bir itina ile takip edildiği bir devirde dil işinin dü- zelmesi için bir hareketin, bun « dan evvelki inkılâp hareketlerini ve bilhassa harf inkilâbını ta- mamlryan bir dil inkilâbının ya- pilması bütün Türkleri ancak ve ancak sevindirecek bir hadisedir. * tahsilde — Bu inkılâbı zaruri kılan se- | bepler hakkında ne düşünüyorsu- nuz? — Tahsin derecesi farklı olan bütün Türkler için dil inkılâbını | zaruri kılan ayrı ayrı sebepler var dır. İlk tahsilde çocuk kullandığı kelimelerin büyük bir kısmını ai- le ocağında alır. İlk tahsilin mu- vaffakıyetle verilebilmesi için o - | rada bir taraftan hocanın diğer taraftan mektep kitabının çocuk- lara mümkün olduğu kadar ana li sanı ile söz söylemesi ve çocukla- rım zekâsını, manasını birdenbi - re kavramak kabil olmıyan ya - bancı klişelerle yormaması terbi - | ye noktasından gayet mühimdir. Şimdiye kadar bu zaruret mual « limlerden ve kitap (yazanlardan bir çoklarma kendini duyurmuş - tur. Orta mektepte iş tamamile de- ğişiyor. Çocuklar ( hocalarının ve kitapların o zamana kadar hiç a- lışık olmadıkları bir lisanla ken- dilerine söz söylediklerini görün - ce sendelemiye başlıyor âz bir müddet hocalık etmiş olanlar bile bu hakikati görmüşlerdir. Orta mektep birinci sınıfında her sene ilk mektepten gelmiş ço- cukların dönek nispeti yüzde 30 ile yüzde elli arasındadır. Çocuk babaları da, muallimler de daima bunun sebebini araştırıyorlar. Ka- naatine göre bu sebep her şeyden evvel konuşulan dilde ve kullanı» lan ıstılahlarda toplanır. Beheme- hal bu hale bir nihayet vermek lâ- zımdır. © Yüksek tahsilde “Yüksek tahsilde yazı ve ders verme lisanında büyük bir anarşi vardır, Medeni mefhumların her biri için henüz bir karşılık bulun- mamışlır. Herkes işine geleni kul- Tanır. Bu kararsızlık O karşısında hoca ve kitap değiştiren talebenin | ne kadar büyük sıkıntılara uğra- dığını hepimiz her gün görüyo - | ruz ve gene hepimiz buna bir ça- | re bulunmasını günlerden beri bekliyoruz. Unutmamak lâzımdır ki halk İ hükümetinde -İ sinin yükselmesi her şeyden evvel düşünülmek icap eden bir mefkü- redir. Kitapların, gazetelerin hal- ka halkın lisanından başka bir li- sanla hitap eylemesi bu mefküre- nin hakikat (Oolmasını imkânsız dan şikâyet ediyor, Halka kendi dilile hitap etmezsek bu hal da - ha uzun bir müddet devam &de - cektir. inkılâbın neticeleri — Bu inkılâbın vereceği neti - celer hnliknda ne düşünüyorsu - nuz? — Ben doğrudan doğruya dil işlerinde mütehassıs değilim. Fa - kat bir tarihçi sıfatile size temin edebilirim ki, milli şuurunu idrak &den ve muasır beynelmilel me - deniyeti kabule karar vermiş o - lan cemiyetlerin hemen hepsin- de dil işinin muayyen bir prog - ram dahilinde ve bilgisini, tecrü « besini bu işe tahsis edecek kimse- İer tarafından, dil heyetleri ve a- kademiler vasıtasile ( halledilmiş olması bir hakikattir. Bu kadar mühim bir ihtiyacın kendikendine ve tedrici bir suret- İ te giderilmesini bekliyecek halde değiliz. Hepimizin elimizden (geldiği kadar mesaisine yardım etmek ve vazifemiz olan dil. heyetinin bir an evvel bir Türk lügati hazırla- mak suretile bu günkü karışık va- ziyete nihayet vermesini sabırsız- lıkla bekliyoruz. Tekrar ediyo - rum ; dil inkrlâbı Cümhuriyet dev- rinde biribirini takip eden inkı - lâp hamlelerini ve tır, bir hamledir. Bu işi başa çrkarmanın yolu | mütehassıs bir heyet (o marifetile bu işi idare etmektir. Böyle ol - mazsa ve mesai tanzim edilmezse ayni mevzu üzerine birçok kişi ça- lışabilir ve bir çok mevzular ih - male maruz kalır. İş yürümez, za- man kaybolur. Korkulacak bir şey yok bir nokta yoktur. Bilâkis bu inkı- lâp memleket için büyük bir is - tikbal vadeden bir hamledir. Böyle olunca hepimizin vazife- si bu milli işin bir an evvel başa- rılmasını kolaylaştırmak için yar- dım etmek olmalıdır. Halk lisa - nı ve bilhassa İstanbulda konuşu» lan türkçemiz ecnebi kelimelerin boyunduruğundan © kurtulabile - cek zengin, iptidai omaddelerle doludur. Onları aramak lâzım. Böylece ortaya çıkan lisan, bir ta- kım kimselerin çekindikleri gibi konuşmamızı ve anlaşmamızı güç leştiren bir dil değil, bilâkis bü - tün Türklerin biribirlerile anlaş - masını kolaylaştıracak bir dil ola- | caktır, İtiyatların ve yahut açıktan söylenmiye cesaret ( edilemiyen hislerin tesiri altında bu harekete dil uzatmak, en hafif bir tabirle İ saygısızlık olur, dark halkin bilgi seviye- | : | kılar. Kitap yazanlar ve gazete | ! çıkaranlar her gün satışın azlığın- | j Süt mü, su mu? Yarı yarıya | 5C bin kılonun 33 bin kilosu süt Belediye, süt işini esaslı bir surette haletmeye karar vermiş- | tir. Belediye reisi Mubittin bey bu işle bizzat uğraşmaya başla” mıştır, Yakında mütahassıs kim- selerden bir komisyon seçilerek halka temiz süt içirme işi görü- şülecektir. Halen Istanbulda günde 33490 kilo süt çıkarılmaktadır. Bunun 28490 kilosu İstanbul dabilinde elde edilmekte, geri kalanı Ya- i lovadan gelmektedir. bilhassa harf ! inkılâbını temamlıyan bir inkılâp- | Dil inkılâbında korkulacak hiç | İstanbulun günlük süt sarfiyatı 50000 kilodur. İstihal miktarı 33490 kilo olduğuna göre geri ka- lan mikdarın su olduğu da mey- dandadır. Sütçüler cemiyeti seyyar sötçülerin çoğaldığını ve bunların süte yarı yarıya, hatta daha fazla su karıştırdıklarını iddia etmekte ve bu halin önüne geçmek için tedbir alacaklarını söylemektedir- ler, Belediye, sütcüler cemiyeti- nin bu teşebbüsünü beğenmekte ve elden gelen yardımı esirgeme- yeceğini söylemektedir, Belediye, son bir sene zarfında adetleri 3000 geçen seyyar süt- çülerin miktarını azaltmağa, bun- ları sıhhi muayeneye tabi kılma- ğa, sütlerin sık, muayene edilme- sini temine çalışacaktır. Musiki sam'atkârları cemiyeti İstanbul musiki san'atkârları cemiyeti merkezinin yeni ve da | ba müsait bir binaya faşınacağı nı yazmıştık. Cemiyetin yeni merkezi Beyoğlunda Bursa soka- ğındadır, Açılma merasimi bugün saat on beşte yapılacaktır. Kont Gravina'nın cenazesi ajansından; Geçenlerde ölen kont Gravina'nın cenazesi bu sabah Italyaya gönderilmiştir. panama, Malüllerimiz Harp malülleri cemiyeti umu- mi merkezinden: 1 — Harp malüllerinin maaş- larile terfih zamlarının 1847 su- nin A ve D fıkraları mücibince kazanç ve 1890 No.lı kanunun ikinci maddesinin B fıkrası mü- cibince buhran vergisinden müş- tesna tutulmaları Jâzım geldiğini Maliye vekâleti celilesinin3634-34 numaralı emirlerile bilumum def- terdarlıklara tamim edilmiştir. 2— 551 No.hı terfih kanunu mücibince 200lira değerinde erazı tefvizi İcap eden beşinci ve altın- cı dereceden malül efrattan şim- diye kader arazi almayanlara is- tikkaklarının derhal tefvizi lüzu- mu Maliye vekâleti celilesinin 394-28 No. lı emirnamelerile def- terdarlklara tsmim o'unmuştur. Gerek vergiler hakkında yan- lışlığa maruz kalmış o'an ve ge- rekse arazi almayan ma'ül ar- kadaşlarım derhal merbut bulun- dukları malmüdürlüklerine müra- caatları rica olunur. Mütercimi : Zonguldak mebusu Halil | A İLE Cemiyette delikanlının ne? başka istinat noktası yokti Delikanlı işte kendini kapıp cemiyete koyverdi. Fakat cemi- yet nedir, henüz bilmiyor. Eğer nefsinden ve ailesinden başka istinat edecek bir kuvvet ve fa. zilet mebdei bulabileceğini ümit ederse aldanır, Cemiyet, her ta- | rafı buz tulmuş, boş ve ıssiz bir beyabandır, ondan hiç bir sıcak duyğu beklemeyiniz; onun sizinle hiç bir alâkası yotur, sizi tanı- maz, © $izi yalnız bir oyuncak telâkki eder, sizi eyletcelerile, fenalığa sevkeden heveslerile al- datarak uçurumlara yuvarlar, he- le ayaklarınız, bir dolaşsın, sizi derhal parçalar, hiçbir şey olma mış gibi yörümesine, koşmasına ve mezarınızın Üzerinde tepinüp oynamasına devam eder. Cemiyette delikanlının, kendi nefsinden başka hiç bir istinat noktası, hiç bir kuvvet mebdei yoktur. Fakat acaba, insanları idare eden hareket mebdeleri içinde gençliğe en müsait olanı hangisidir? Meşbur bir siyasi nazariyeye göre, her biri hususi bir amil ile müteharrik olmak üzre öç tane idare şekli vardır; İstibdat idaresi, korkoya; meş- rutiyet idaresi şerefe; cümhuri- yet idaresi, fazilete istinat eder, Monteskiğönüun bu uydurma ha- zariyesini, doğrumudur, yanlışmı» dır, münakaşa etmeksizin ruh- ların; (ablâki idare) sine tatbik | edebiliriz. Çocukluğa hakim olan şey, şefkat mebdeile karıştıtdı- | ğımız. korku .mebdeidir. Olgun insanlara bak ve vazife, yani fa- zilet mebdei, gençliğe de şeref | ve namus mebdei hakimdir. Korku, gençlik için, hiç bir fayda umulmıyacak kadar fena bir kuvvei muharrikedir : Çünkü, ya aptallaşlırır ve yabut isyan eltirir. Şefkat ve nevaziş daha i çok müessir olmakla beraber te- Delikanlı ! İ annesinin huzurunda pek temiz | İ o Dantzig, 13 (A.A) — Volf| siri devamlı değildir: duygulara malik olabilir; fakat ondan bir kere ayrılıp ta hürri- yetine kavuştumu, bu duygula- rın ibtirasla karşısında derman- dan düşecekleri o muhakkaktır. Vazife ve fazilet mefhumu. ise olgun bir yaşa gelinmedikçe an- laşılamaz. Terbiyeciler tarafından ifrat ile tekrar olunan ve yaşla” rının henüz müsait olmamasından dolayı çocuklara azap ve ıstırap maralı kanunun 2 inci maddesi- ile müteradif gibi görünen . bul muazzam fazilet kelimesinin ma- naşına, ancak hayat ve mesainin ciddi icapları içinde yuvarlandık- tan sonra nüfuz edebiliriz. Halbuki delikanlı, henüz ço- cuk'uğun ilk intibalarından kur- tulmuş değildir. Fazilet onun genç muhayyelesine pek az şey- ler anlatabilir. Gerçi büyük mih- netlerle karşılaşan bazı ruhların sinlerine mahsus fikir seviyesini geçebileceklerini inkâr edemez“ sek de gençlik üzerinde en mües- sir ve en çok itimada lâyık meb- dein (şeref) olduğuna kaniiz. Şeref nedir? Şeref bizi, ken- di öz nazarımızda yükseltecek hareketler yapmıya ve bilâkis al çalmamızı mucip olan şeylerden sakmmıya sevk ve icbar eden bir mebdedir. Vazife ve fazilet mebdei; saf ve sadedir, müsta- kil ve mutlaktır, şabsımızla alâ- kadar değildir. Halhebi saraf mebdei, < bizim hi büyüklüğümüzle sevk ve idare fazilet, şahsi büyü. mez, o bizatihi büYÜ beti bilmekten ve” azadedir. Fazilet, 9 ğü feda etmeyi ve © let ve hakarete göze aldıra bilir. bu müntehaya var” Bilâkis, ekseriya &* yüklüğümüze mert” müba'âğalı bir fikir *i mühim vazifeleri İ z sebep olur. Şu halde sen pek na kâfi ve | ahlâk mebdeidir, Fi bizi yüksek hareke” maya ve alçak olaf maya sevkeder, gö” men vakışacağın tur. Gençlikten, be” i doğru değildir. i esası kurtarmaya € melidir. (Şeref) mâ! şühret hırsından dabi Çare Kralcıların . ” göre h çekilm? Atina, 13(A,A) “ " kaya mensup meb't İ darisin Reisicümhur göndermiş olduğu vip etmektedirler. £W reisi bu mektubu birlik hükümetinin beplere binaen me i faaline ve arzusuna | dığını izah ve eni i nin Venize kabine olacağını ilâve etm Yer fıslığı t€ yapılıy* Tekirdağı ve civ# sene yer fıstığı eki rübe yapılmıştı. d Bu tecrübe çok i vermiş olduğundan Ziraat odasın yerlerde yer fıstığı © teşebbüslerde bulu! Sanayiimizde yağı yerfıstığında” caret odası yerfıst > hemmiyet vermek Verilen mal odası yerfıstığı bedava olarak t9* oda heyetinden tir, il »bi 2 4 | 4 al .İ N 7 | 1 1 , e Türkler, en #* fındık yiyen Halbuki Türk”. fındık memlek* Üzüm, incir» meyen milletleri, Türkiye'den La buki, biz, ker de yetişen 0P” lerimize, fin“ etmiyoruz. BY Mul Ker ze N vi EY YE ri

Bu sayıdan diğer sayfalar: