22 Mart 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8

22 Mart 1934 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

—3—VAKIT 22 MART 1934 Çanakkale Harbinde :8 Tuzağa düşen İngiliz denizaltı gemisinin akıbeti İngiliz amirali Sir Corç Gors'un hatıralarından: Kumandan Nasmith'in 1915 yı- linm 13 eylülünde o Marmaradan dönüşü, içinde yaşadığım men-| fur havayı temizliyen (bir hadise| idi. Kendisi gene E 11 le İstanbu: la gitmiş ve yüklü bir vapuru tor- pillemiş ve vapur batmıştı. Bu sırada İtalyan sefarethanesi henüz İstanbulda bulunduğu için bu hamulenin tafsilâtımı alabilmiş- tik. Bu vapurun karadenizden 3000 ton kömürle henüz geldiği anlaşı- | Iryordu. Vapurun, muvasalatı u- mumi bir memnuniyetle karşılan- mıştı. Resmi memurlardan müte- şekkil bir komite vapurun içinde idi. Haydarpaşadan biraz mesa- fede duran geminin içinde çalışan bu heyet kömürün nasıl dağıtıla- cağını düşünüyordu. Demir yolla- rının, gemilerin, un değirmenle- rinin, elektrik, ve sairenin işle- mesi Karadenizden © gelecek kö-| müre bağlı idi. Komite O heyeti, meseleyi görüşüyorken gemi tor- pillenmiş ve onların gözü önünde berhava olmuştur. Kumandan Boyle 12 ağustosta Marmarayı bırakmca yerini ku- mandan Stoks'a bırakmıştı. Stoks E 2 tahtelbahirinde idi. Kendisi azimkâr ve hö--erli bir tahtelbahir- ci idi. Harpten evel de şöhret ka- zanmıştı, B» “Jet demiryolu üzerinde, İz- mit kl bezi yerde bir köprü vardır, Nasmith ile Stoks bu köprüyü birlikte bom- bardıman etmişler, Türkler, onları kovmak için buraya toplar getir- mişlerdi. Bunun üzerine karanlık bir ge- ce, ay saat 2 de battıktan sonra, Nasmith'in maiyetindeki mülâzim Hughs, elbisesini taşıyarak ve ya” nma bir rovelver, son derece kes- — kin bir süngü ve büyük bir bomba ile elbisesini alarak ve bir (tahta parçasını (o sürüklüyerek denizde yüzdü. Maksadı köprüyü berhava etmekti. Hughs, köprüden bir mil öte- de karaya çıkacaktı, çıktı ve köp- rüye doğru yol aldı. Kendisi, kü- çük bir ırmağın üzerindeki köprü- cük altımda ateş yakmış oturan üç aşkerin eline düşmek © üzere idi. Hughs bu askerlerden 150 yarda mesafede idi. Hughs geri dönerek ve bir tur yaparak bir çiftliğe düştü, Köpek- ler, tavuklar uyanmış, fakat çift» | lik sahibi uyanmamışlardı. Kendi- si köprüye varmakla beraber ora- da bir sürü adamların çalıştıkları- nı ve ateşin tahribatını tamir et- tiklerini, sonra bir makinenin bu- har saçtığını gördü. Hughs, köprüye yaklaşmanın imkânsız olduğunu anladı. Hat ü- zerinden dönerek başka bir nokta bulmak istedi, fakatüç askerin muhafaza ettikleri kemere varın cıya kadar bir şey (bulamadı! ve bombayı kemerin altına koyma: | yı düşündü. Gece son derece sakindi. Hughs bombayı yerleştirerek vaktiyle a- teşini vererek kaçtı. Üç asker ye- rinden sıçrıyarak üzerine yürüdü- Ter. Hughs hat üzerinde koştu. ikide bir geri bakarak rovelveri ile ateş ediyor ve kendisini takip © denleri durdurmak O istiyordu. Kendisi, rayların denize (o yakın olduğu yerden denize atılarak dö- necekti, Hughs buradan denize atladı. | Geçeceği mesafe üç çeyrek mil kadar vardı. E 11 onu beklemekte idi. Hughs'in suya atılması üzerine müthiş bir infilâk duyuldu ve in- filâkın serpintileri © tahtelbahirin etrafına düştü. Hughs 400, 500 metre ilerledik- ten sonra sahil boyunca (gitti ve kâh kâh ıslık Ooçalarak kendini göstermek istedi. Bu sırada, onun üzerine mütemadiyen ateş edili- yordu. Nasmith, ateşleri duyuyor, fa- kat ıslıkları © işitmiyordu. Onun için tahtelbahiri yavaş yavaş içeri aldr. Bu sırada her taraf harekete geçmiş bulunuyordu. Şafak sök- mekte idi. Hughs yaklaştığı bu- runda dinlendikten © sonra tekrar yüzmeğe (başladı vebir Türk kayığı zannettiği şeyin tahtelbahir | olduğunu görerek içine girdi. Biraz sonra ortalık daha iyi gö- ründüğünden tahtelbahir de hare- ket etti. “ Bu sıralarda © tayyarelerimiz. Akbaş limanımda dört oevazır- gemisinin bulunduğunu ve anl: .» lan buraya levazım çıkardığını ha-. ber verdi. Akbaş limanı Türk ordusunun en belli başlı (o deposu idi. Bunun üzerine Nasmith'e işa ret vererek, bu işaretle onu tehli- keli vaziyete attığımızı biliyorduk. Fakat onun hünerine çok güveni: yorduk. Nasmith sabah (yedide vararak gemilerin muhafaza altın- da bulunduğunu görmüş, onun attığı torpil, bir gambotun altma gitmiş ve sahilde ufak tefek nakli- ye vasıtalarının altında patlamış- tı. Bunun üzerine Nasmith tahtel- bahirinin preskopunu göstererek takip edilmesini kolaylaştırmış, sa- ! hildeki küçük muhafız harp gemi- İleri onu takibe çıkıp ele geçirmek | istedikleri zaman derine dalmış, sonra etrafı boşalan levazım ge- milerinin altına gelerek bunlardan ikisini torpilemiş ve ikisini batm- mişti. Nasmith bu işide bitirdikten sonra boğazı seksen kadem dipten giderek geçmek istemiş, (o kuleye tedavi Paris Tıp fakültesi profesörle- rinden Dr. Kanti muhtelif hasta- i İrklar ve Kanser hastalığı hakkın- da dikkate şayan bir makele yaz» mıştır. Centpresse neşriyat ajansı ta- rafmdan neşrolunan bu makalede deniliyor ki: “Tababet büyük bir terakkiye mazhar olmuş bulunmakla bera- ber beşeriyet daha uzun zaman muhtelif hastalıklara katlanmak mecburiyetindedir. Son seneler zarfında doktor- luk bir çok hastalıkların tesirleri ni azaltmıştır ve yahut bir çokla- Hughs'i koymuş, ikisi de boğaz- daki torpil şebekesini keşfe çalış- mışlardı. Nasmith döndükten sonra onun İ yerini Cochran aldı. Maksadı İs- tanbul Haliçine girmek ve orada tahribat yapmaktı, rmı tamamen tesirsiz bırakmıştır. Nitekim bugün difteri eski za" manlarda olduğu gibi tehlikeli bir hastalık değildir, hele kızamr- ğm hiç bir tehlikesi kalmamıştır. Bu hastalığın seyri huzurla tekip olunabilir. Bugün tababeti en çok işgal e Cochran, hareketinden evel bu | plânmı benimle birlikte görüştü. | Fakat Cochran'm idare ettiği E 7 şebekeye takıldı. Bu yükden per- | vane muattal kalmış ve tahtelba- hir yüz kadem derinliğinde tuzağa düşmüştü. Cochran 12 saat kadar uğraşıp didişerek kurtulmak © istemiş, ta- savvur edilecek her şeyi o yapmış, bir aralık 240 kadem kadar diple- sinmiş ve buyüzden gemiyesu ızmıştı. Nihayet gemiye pek ya: km bir yerde bir infilâk bu yüzden öğün bütün elektrik teritbatı bözülMüş, oda deniz üstüne çıkmağa mecbur kalmıştı. olmuş, Bu suretle tayfanın kaçmasını te- min etmek istedi. Cochran bunu yaptıktan sonra tahtelbahiri o ba- tırdı. Kendisiyle arkadaşları esir almmışlardı. SON KURBANINIZI P TAYYARE | CEMİYETİNE (<5 ( KARDEŞLER; Göklerimiz pek çok tayyare isteyor. Bu iş bu gün hiç para etmeyen deri ve bağırsaklarla başa çıkarılamaz. Kurbanlarımızı canlı olarak tayyareye vermeliyiz . Eğer kaçımız toplanıp bu işi yapmalıyız YURT BUNU BiZE EMREDİYOR ahut kurban alacağımız parayı Yahut ARASINI | şı başımıza bunu veremezsek bir İsi icap eden şeylerden biri dei mak'üzere ilân olunur. den hastalıklar ihtiyarlık zama» nında husule gelen hastalıklardır. Hastalıkların bir çoğu ihtiyarlık zamanında zühur etmekte ve in- san vücudünün hayatiyet kuvve- tini kaybetmiş olduğunu göster- mektedirler. Damarlardaki tahavvüller ve hafif kalp arızaları ihtiyarlığın yaklaşmakta olduğuna (alâmet teşkil etmektedir. (Fakat böyle normal bir devreye mahsus olmr- | yan bir hastalık ta kanserdir. İnsanlar bu hastalıktan çok korkmaktadırlar. Bu korku ne- “dah ileri geliyor? Bu Kötku”hüs- talığın tanımmazıllğl ve ulürasm pek ani olarak ortaya * çikmasm- dan ileri gelmektedir. İnsanlar, başlangıç halinde kanserin daha | kolayca tedavi edildiğini bilseler her halde daha az korkarlardı. İngiliz tababet cemiyeti kam ser hastalığının seyri hakkında bir | film yapmıştır. Bu filmde hastalr ğm bütün safhaları ; gösterilmek- tedir. Bu film gösterildiği zaman sahnelerden bazıları izah o olun- maktadır. Fakat halk gene bu hastalıktan sükünetle bahsetmek» ten henüz çok uzaktır. Bundan 30 sene evvel frengi ve veremden| kimse bahsetmeğe cesaret edemi: | yordu; bugün de kanserden bah- sedilemiyor. Hali hazırda kanser noktai nas zarından (halli ve aydınlanması icap eden iki mesele vardır. Bun- lardan biri hastalığın espabını tetkik, ikincisi de tedavisi çarele- | İ ridir. Tedavi çareleri meselesi efkârı umumiyeyi (alâkadar edemez; çünkü bir ilim ve ihtisas işidir. Bu bapta en lâzrm olan $€Y has talığın sık sık ve daha derin bir surette muayenesi imkânın! bah- şedecek hastahaneler tesisidir. Hastalığın menşei noktai nâ- zarından halkın iki noktayı bilme- si lâzımdır. Bir aile oefradından birinin kansere yakalanması di- İridir.” ğer aile efradmin da yakalanma” sı tehlikesini mucip olduğu anlar| şılmamalıdır. Ayni veçhile hasta- ! İığın bazı yemeklerden ve içkiler- | na 24-2-934 tarihinde karar veril- den ileri geldiği hakkındaki iddi | Kanser, | da sadır olan ilâmın a dahi doğru değildir. muasır medeniyetin icabatından değildir, Çünkü çok zaman evvel Kanser hastalığı ve usulleri hastalığın arazıdır. Meselâ, dilde tümörler hastalığın © vücudünü gösterir. Fakat hastalığın vakit ve zamanile tedavisi © çarelerine tevessül olunursa kolayca (o teda- visi kabildir. Romatizma hakkında da bir çok efsaneler vardır. Romatizma bir tek hastalık değildir. Arazı, mafsallarda ve adalelerde ağrılar suretinde ortaya çıkan bu hasta» liğm bir çok şebekeleri vardır. Bu da muasır medeniyet hastalık» larından addolunuyor. Halbuki tarihten evvel yaşıyan bayvanla- rın kemiklerinde bile romatizma izlerine tesadüf olunuyor. Roma» tizmanm sebeplerini tayine çalı» şanlardan biri Dr, Strangvey'dir. Buna göre henüz ölen bir adamm kemiklerindeki romatizma ölüm- den sonra da imkişaf edebilmek» te ve bunu filme çekmek (o kabil bulunmaktadır. Son zamanlarda bir çok hasta» Irklar şiddet peyda ettikleri gibi bir çokları da şiddetlerini kaybet- mişlerdir ve yahut hafif bir şekil almışlardır. Nitekim - frengi bun» dan yüz sene evvel yaptığı tahri- batı yapamamaktadır. OZaman& mızda çiçeğe adetâ tesadüf olüm- muyor, Zamanımızda insanlarm yemeğe ve içkiye tahsis o edebil- dikleri para az olduğundan artre- tzm azalıyor. Rachitis son zas manlarda en kolaylıkla tedavi €- debildiğimiz hastalıktır, Bu hasta- lik kaybolacak hastalıklardan bi- Velhazıl k--!;1-- galan vik roplarm mucip oldukları hasta- lıkların sür'atle tedavisi kabildir, denilebilir, Bugün tedavi usulle- ri fevkalâde mükemmel bir hale gelmiştir. Yalnız muhtelif tedavi wsullerinden hangisinin intihabı lâzım geldiği işi ile halk kat'iy- yen meşgul olmamalıdır. Bunu doktorlar ve tedavi müesseseleri yapmalıdırlar. İstanbul asliye birinci (o hukuk mahkemesinden: Müddei Pangaltıda Altın Bak- kalda 133 numarada mukim İste- pan Mikailyan efendi ile müddea- aleyh müteveffa Nerses Nersesyan efendi mirasçıları Kirkor Nerses- yan efendi karısı madam Nuvart ve amca kızları Kumkapıda Ara yıcı sokağında 24 numaralı hane- de Aznif, Osanna ve Agavni ha- nımlar arasmda mütekevvin meni müdahale davasının icra o kılınan muhakemesi neticesinde mütevef- fa Nerses Nersesyan efendinin mu- tasarrıf olduğu İstanbulda Fincan- cılar caddesinde tomruk sokağın- da kâin 23 numaralı hanedeki nr- sıf hissesini 10 teşrinievel 931 tari- hinden beş sene müddetle müdde- iye kiralayıp kira bedelini aldığı sabit olduğundan (Omezkür icar müddetinin hitamına kadar vere- senin mezkür hane ve kirasına mü- dahale ve muarazanın menine ve bu hususta bidayeten verilen işbu hükmün iktisabı katiyetine değin tedbiri ihtiyati kararmı devamı- diği bu bapta 34/33 No su tahtın- ikametgâhı hazıraları meçhul olan müddeaa» leyhlerden Osanna ve Agavni ha- mevcuttu. Halkım bilhassa bilme | nımlara tebliğ makamına kaim ol- (1).

Bu sayıdan diğer sayfalar: