11 Eylül 1934 Tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 5

11 Eylül 1934 tarihli Vakit Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

5 — VAKİT? NEYLOLUSU — a 2 İVAKII ın Tefrikası: 44 Ölüme Susayan Gönül mm Yazan . Selâmi İzzet EE Tİ PE TeYNR SARAYLARINDA NEFRİKA NO. 2) Dârâ, hassa TAR AŞ Ti elile bir kadeh şarap verdi Geçit resmini sarayın penceresinden seyrediyorlardı. Bu sırada (Arşe) farkında olmiyarak içini çekmişti. Dârâ, pencereye bakan yakışıklı bir asker gördü ve.. Nihayet bir kamçı darbesi, Çin- li cellâdr harekete (getirmişti. Ching — Vong silkindi., Doğrul. du.. Ve palâsını genç kadının boy- nuna indirdi. (Fravartis) in karısının başı vücudunda yarı kesilmiş bir hal- de sallanıp kalmıştı. Senç kadmın gözleri açıktı. Ve cellâda bakıyordu. Hâlâ yaşıyor gibiydi. Cellât: — Kirpiklerini kırpıyor.. Hâlâ ölmemiş... Diyerek elindeki palâsını yere attı ve bir kaç adım geriye çekil di. — Şu halde sizi, iddia ettiğiniz gibi, hırsızlık maksadile katle te- sebbüs etmemişler, Mahir Bey bunu sert ve kat'i söyledi. & Bu tezadı yakalayınca, hakikati meydana çıkarmış ola - caktı... İşin iç yüzü anlaşılacaktı. Fakat yaralı, konuşmaktan yo- rulmuş, bitkin bir tavırla yatağı- na uzanmıştı. Başı yastıklarda kaydı. Dudakları morardı, yüzü daha fazla sarardı., Doktor müdahale etti. Filvaki endişesi biraz mubala- galı idi ama gene de müdahale et- ti. Mahir beye sokuldu, usulca: — Sorguya devam etmek tehli- kelidir... du... Yarın devam edersiniz. Mahir bey düşündü: — Peki.... Şakağını kaşıdı ve ilâve etti: — Ama bir şartla. — Söyleyiniz. — Bugün kendisini ( diğer iki şerikle karşılaştıramaz mıyız? YAZAN: ISHAK FERDİ dedi. Hastam çok yorul- | Düşünmek sırası doktora geldi: ! İki kafadar, son bir ümitle ruldular, “3 Yaralı kaşlarını çattı... Mahir bey karyolaya yaklaştı ve sualini teker teker bir daha söyledi; Ni — Şu iki adama iyi bakınız Katil bunlar değil mi? Yaralı müphem bir işaret yaptı, Mahir bey fena sinirlendi. Fena inkisari hayale uğramıştı. Fakat kendini tuttu. Dokto, dediğini yapmaktan başka “ yoktu. Komisere: — Bu iki adamı götürünüz, de- di. Balıkçı Mehmedi de alınız. Bi, raz sonra onun hakkında tahli kararı vereceğim... Doktor Mahir beyi kapıya ka tar geçirdi. Kapıda Mahir bey dardu: z - Yarın hastanızı istediğim gi bi sorguya çekebilecek miyim? v — Evet.. — Emin misiniz? — Evet.. Bugün öğleden yatağından kalkmasına mü Çinli cellât, başı gövdesinden — Olur, dedi, edeceğim... Bu gece de dinlen r, ayrılmıyan ölüm mahkümların - T v kida ve li z z Ve o da ilâve etti: yarın sabah kendini iyice toplar, ' ye m ale e ET 4 e nahit) ine iç, Taspa! i, dırcmm karısı boş bulun| (| i ii gelecek... Palâmın bana / ihanet | artık yurdumuz fena ruhlu mah - | muştu.. İçini çektiğinin U bile far- Yi Yalnız bir tek sual soracak" | (© Beklerim. Ni Derd böyle bir hâdiseye ilk defa lüklardan temizlendi. Bu yıl | » | kında değildi. 'Dârâ güzel sevgi- — Peki ll saat sonra, > balık liga SEP ; ran topraklarmda mahsul bol o - | lisinin maiyet askerlerinden biri- KN Di — Mehmet, sevincinden sıçrıy: 1 Diye söyleniyordu. lncak.. Halkımız zenginleşecek. | ne gönül vermesi ihtimalini düşü-| || Op; b vi diş evine döndü. Tilki odasında söy- bi Taspa, cellât o yamaklarından | Anahit, yurdumuza refah ve be - | nerek başını pencereye çevirdi.. — Bini 7 getirsinler. leniyordu: p5 vi çi ediz ini reket verecek., Hükümdar tahminlerinde al - — Evet.. j Ne re Nİ : va Ne öre bir şey yok... n dan kopar! Taspa, çadırcının elinden şarap | danmamıştı, Üç dakika sonra, Tilki, başı ö- hakki öner kg Ellerinde delil yok. diye haykırdı. Cellât yamağı yerde duran . tasin palâsmı aldı ve gen nm başımı vücudundan ami Ching -— Vong hayretle bakı « yordu: —- Acaba Gomotanm ruhu bu - ralarda mı dolaşıyordu? Fakat, cesur (o Taspaya habis ruhların hiç birisi sataşamıyordu. Taspa habis ruhlardan, ölüm- deği, şenmetten, büyüden ve fırtı - nalardan korkmayan bir adam - dı. Hassa kumandanı işini bitir - mişti, j Asi (Fravartis) in ve karısının başlarmı ayrı ayrı birer bohçaya koydu.. “(Ölüm meydanı) ndan dönü - yorlardı. . . » Çadırcının karısı Dârânım ya - mmdn otururken, Taspa elindeki bobçalarla içeriye girdi. “ — Hükümdarın bir endisesi var - dı: (Fravartis) in karısını öldü « remezlerse... Bu habis ruhlu kadı sr kim öldürecekti? Taspa elindeki bohçalardan bi- Hini açtı: “ — Bu, rakibinizin başıdır, haş- metmöap! Dârânın gözü öteki bohçaday- ör. Acaba onun içinde kimin başi vardı? Taspa ikinci bohçayı açtı: — Bu da (Fravartis) in karısı- nm başı. Dürâ kesik kadın başını görün- ce sevindi: — Ahora intikamımı aldı. Bun- dan sonra sehirbaz (Gomata) nm babis ruhu, etrafımızda dolaşmı- yacak. Ve Karsa Kumandanma (Arşe) . ge bir kadeh şarap unzta- — Bunu, bereket mabudesi (A- kadehini aldı.. İçti. Dârâ, (Fravartis) in karısının shâlâ açık dna gözlerine, EE mi a — Bu meşum kafaları e, uzaklaştır, Taspa! Onları sarayın arka kapısındaki binek taşının üstüne bırak.. Ve şehir de müna- dilerle halka ilân edilsin.. Herkes bu canavarların akibetini o gelip görsün. Haydi, benim ölümden ve kasırgalardan yılmıyan cesur aslanım! Taspa kesik kafaları saçların - dan tutup kaldırdı ve (saraydan bahçeye çıktı.. Hükümdarın arzu- su veçhile binek taşının o önüne geldi.. Kafaları taşın üstüne bı - raktı. Münadiler şehirde dolaşarak, halkı, (Fravartis) in ve karısının başlarını görmeğe davet ediyor - lardı. ... Dârâ, çadırcının karısı (Arşe) yi yanmdan ayırmıyordu. O gün maiyet askerlerinin hep- si sarayın bahçesinde talim edi- yorlardı. Dârâ askerlerin talim- leşini seyretmekten çok hoşlanm- dı. Hükümdarın yirmi altı kıya- fette askeri vardı. Ordular semt semte harbe gititkleri halde, Dö- râ, bunlardan Babilde daima bi- rer bölük bulundururdu. Hükümdar pazartesi bu askerleri sarayın bahçesinde bir araya toplar ve ardı sıra ge - çerlerken, kendisi pencereden bu küçük geçit resmini Obüyük bir zevkle seyrederdi. O gün gene pencereden asker- leri seyrederken, birden, yanında» ki sevgilisinin içini çektiğini his- setti; — Arşe., Ne oldun? Diye sordu: günleri | Yakışıklı ve genç bir hassa as- nünde, gözleri dan bakarak; keri çok dalgın bir yürüyüşle ge- inis çiyordu.. Gözünü pencereye dik- | odaya girdiler, MAM AŞ m Ikisine dö ayni zamanda yaralı- Dârâ bu genç askerden şüphe - | yı gösterdiler. lendi.. Kapınm önünde duran Bu wüvacehe onların üzeri hassa kumandanına: bemsbasie Liz EM — de ——Tepal Şu slğei kabarık gö ; 7 : ” > Tilki sarardı, zangır zangır tit- verimi remizden ay- remeğe başladı. Ölü gibi gözleri- li i En sekerin başını bana ge nin feri kaçtı, boğazında dar ağa- “ cı ipinin temasını hisseder | gibi Diye bağırdı. oldu. Yutkundu, o boğuluyordu... | Dârâ bu sözleri söylerken, sev- gilisinin yüzüne bakıyordu. Arşenin benzi sapsarı olmuştu, Bu zamana kadar neden İstanbu- la sevkedilmediklerinin sebebini Hükümdara: anladı. ; Kekeledi; — Onu vurdurmayın! Ü iğ Diyemezdi.. — Vay anam... Olmemiş be... Öyleyse biz ölümlerden ölüm be- O vakit her şey meydana çıka - ğenelim!... cak ve kendi hayatı da tehlikeye düşecekti. Dârâ, bu emri kastan vermişti. Hükümdar, bir kadın uğruna hiç bir askerini feda edemezdi. (Ar. şe) nin temayülünü © anladıktan sonra, pencereden tekrar seslen- çıkmıştı. Saçları diken diken ol - muş, gözleri yerinden uğramıştı... Ama gözlerine inanmak istemi - yordu. Yatakta yatana bakıyordu. Halleriyle kendilerini ele ver - diler, Bu cinayette methaldar ol « di: duklarına kimsenin şüphesi kal - — Taspa! O askeri canlı olarak | madı... imsenin şüphesi buraya getir. Ve palânı kmına| Mahir bey, daha vazih bir iti - sok! ğ raf almak için yaralıya döndü: — Şu iki adama iyi bakınız... Katil bunlar değil mi? Ayı ile Tilki boyunlarını uzat- mışlar, cevabı bekliyorlardı. Cevap çıkmadı... re arar sene ann 030000 es yor. Meselâ Şitak değil Şatak, Çildir değil Çıldır, Avcular değil o Avcılar, Köksun değil Göksun, Sindirgi değil Sındırgı, Gördus değil, Gördes, Bu - lancık değil Bulancak'dır. Buna benzer kelimeler çoktur. Mevki ismihasların imlâsı olsun resmi kitaplarımızda de- Zişmemelidir. Bunun teminini rica e - . (Devamr var) —— m Yeni n at Belediye istatistiki Statistik umum müdürü belediye- lerin 1931 - 1933 gelir ve masraf va- ziyetlerini gösterir bir cilt meşretti. Bu ciltte bütçelerin © muhammen rakamlariyle birlikte gelirler, masraf- lar başlıca zümreleri ayrılarak ta tas nif ve mütales olunmaktadır. Bundan başka gayri menkullerin kıymetleri, memur adetleri de böyle tasnif edilmiştir. Statistik umum mü. | Sİ” : dürlüğünün — öteden beri çalışmasını Holivut takdir edenlerdeniz. Ancak, bu yeni Holivut'un 12 Eylül nüshası bu cildin neşri dolayısiyle bir noktaya i- | hafta açılacak sinemaların film mev- şaret edeceğiz: Bazı belediyelerin ad- ları dahiliyece bastırılan - kitaplardaki imlâların gösterdiği talaffuza uymı - zuları ile bir çok sinema haberlerini ve çok güzel artist resimlerini havi olarak intişar etmiştir. Ayı tehlike önünde kudurmuş gibi | İ meğe uğraştı. Gözlerini karani İ az rabıtası kalmıştı.. Küçük bir a- Ayı, insanlıktan © bütün bütün | “leke sürmek değil miydi? Ucuz kurtulacağız... . * Gece hayli ilerlemişti. ii Doktorun evinde herkes uyu : yordu. Koridordaki saat on iki yi çaldı. Dışarda rüzgâr esiyordu... d Bir yataktan, usul usul bir el w- zandı. yorganları sıyırdı. Bir baş ğa alıştırıyordu... İ Yataktan kalktı, oda kapısının önüne geldi. Bu, Celil Asaftı. İki aydanberi, kendini bilmi » yerek yaşıyan, iki aylık öm uykuda geçiren Celil hayata p rıza, bu Tabıtayı da koparabilir» di. | Fakat daha henüz yarası ka" panmadan, gırtlağnın acısı « meden, konuşamadan evvel, şeyi hatırladı; Nesrini. Hatırladı. Kızı yapyalnız bırak tığı odayı hatırladı. Kızın fe larını duyar gibi oldu... Düşündü. Hafızasını toplıyas rak, bütün hâdiseleri yanyan, tirdi. Uğradıkları taarruz evinde hazırlanmış olacaktı... Onları bu hale koyan, Nesrinin nefret ettiği, kin bağladığı erkek: ten başka kimse olamazdı... ; Ve Celil makul nazariyeler yü rütüyordu. O adam, Nesrini niş tekrar köşke götürmüş olacaki Doğan çocuğu öldürmüş olacaktı. Kendisine, Mahir Beyin geleci ğini haber verdikleri zaman kat'f kararını vermişti, r Itham etmek, katilleri ele ver - mek, doğruyu söylemek, Nesrin! rezil etmek, Nesrinin namusu Katili teslim etmek, Ne mahvetmek demekti. (Devamı

Bu sayıdan diğer sayfalar: