2 Kasım 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 31

2 Kasım 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 31
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

S | Filmcilik Geri çevrilenler ürkiyede sinemacılık hayatının en garip teşekkullerınden biri de hiç şüphesiz sansür denilen bir müessese- dir.. Bu müessese başka memleket- lerde de bulunmaktadır. Ama oralar- da ne işe yaradığı az çok. bilinir. Me- sela Amerikan sansürünün ahlaki, Fransız sansürünün siyasi meseleler- deki hassasiyeti yerli — sinemacıları bu konularda daha dikkatli olmaya sevketmekte, yabancı filmler ise bu bakımlardan gözden geçmektedir. Ingılız sansürü ise şiddet düşmanı- dır. Bunun yanında krallıklarla idare edilen memleketlerin sansürü krali- yet aleyhdarı filmleri yasaklamak- ta, Asya ve Afrika ülkelerinin bir ço- ğunda ırk meselelerini — ilgilendiren filmler daha sıkı kontrol edilmekte- dir. Fakat bugüne kadar Türk san- ürünün esas olarak nelerden en çok rahatsızlık duyduğunu, Türk sansür heyetini meydana getiren adamca- ğızların kim ve neci olduklarım, ney le geçinip, neden anlayıp, neye göre hüküm verdiklerini daha kimse kes- tirememiştir. Gerçi bir sansür kanu- nu vardır. Ama o kadar muğlak ve elastikidir ki kimin aklına esip çeker- se o tarafa doğru uzamaktadır. Böy- lelikle ana hatlarıyla Hitler Alman- yası ve Mussolini İtalyası sansür ka- nununun bir benzeri olan bizim ni- zamnameler bol tefsir kabiliyetleri sayesinde oradakilerden daha işgü- zarca muamelelerin tatbikine yol aç- maktadır. Bu, bilhassa yabancı film- ler hakkındaki hükümlerde kendini göstermektedir. Yoksa yerli filmci- er suya sabuna dokunmayan verem hikayeleriyle sansürün hışmından kurtulmayı öğrenmişlerdir. Buna rağ- men yerli filmlerin arasında da bi- raz daha aklım başına toplamaya gayret edenler çıktığı zaman sansür- le burun buruna gelmektedir. Metin Erksanın Aşık Veyselı Ziya Me- tinin "Namus Düşmanı" köyü oldu- ğu gibi göstermeğe çalıştıkları için kuşa çevrılmış, Lütfi Akadın — "Be- yaz Mendil'i ile Atıf Yılmazın "Ge- linin Muradı"na memleket dışına çı- kamaz kaydı konmuştu. n çok dikkati çeken noktalardan biri de sansürün mesele filmlerine karşı düşmanlığıdır. Sinemaseverle- rin görmekten mahrum bırakıldıkla- rı filmlerin hemen hepsi bir meseleyi yaratıcılarının görüş açısından işle- meye gayret edenlerdir. Ayrıca de- ğerleri, kazandıkları mükâfatlar ve dış basında uyandırdıkları akislerle belli olmuştur. ü sinemacılığı- nın en ilgi çekici mahsullerı arasında bulunan bu eserleri sansürümüzün reddediş sebebleri de acayip kelime- Syle izah edilebilecek gibi değildir. ia Kazanın 1947 de yaptıgı "The Gentlemen's Agreement" o yı- lın hem en iyi film, hem de en iyi mizansen — oskarlarını kazanmıştı. AKİS, 2 KASIM 1957 N E M A Bir gazetecinin kendine yahudi sü- sü vererek Amerikadaki yahudi düş- manlığını araştırmasını hikâye eden filin hangi düşünceye dayanarak biz- de reddedildi bılınmez Muhakkak o- lan, ilgi çekici bir Amerikan filmini seyretmek fırsatının kaçırılmış — ol- masıdır. Kaçırılan bir başka Amerıkan fil- mi de Robert Aldrich'in "Att - Hücum"uydu. 1956 Venedik Festıva— linde İtalyan tenkitçilerinin mükâfa- tım kazanan film İkinci Dünya Sa- vaşı Avrupa çıkartması sırasında Al- manlarla çarpışmakta olan küçük bir Amerikan askeri birliğinin hikâye- sini anlatıyor, Amerikan ordusunda rütbeden başka birşey düşünmeyen fer bir eseri olduğu gibi Brando da ilk olarak bu film 1le beyaz perdede gorunuyordu rümüze şirin görünmeyen filmler arasında hukukçu sinemacı Andre Cayatte'ın "Avant le deluge- Tufandan Önce" adlı filmi de bulu- nuyordu. Gençlik suçları üzerinde du- ran filmi bizimkiler gayri ahlâki bul- muşlardı. Sırası gelmişken "Avant le deluge'un da milletler arası film fes- tivali şampiyonlarından olduğunu i- lâve etmek yerinde olur. emleketimizde oynatılması uy- gun gorulmeyen ülmlerden biri - de Julien Duvivier'nin "Le Mon- de de Don Ca mıllo .Don Camıllo_nun Küçük Dünyası" adlı eseriydi. İtal- yanın kuzey köylerinden birinde bir katolik papazıyla komünist belediye reisininin mücadelelerini — eğlenceli bir şekilde anlatan filmin adapte e- dıldıgı roman, daha önce Turkçeye "Karatahta ormanı" Çifte sansüre doğru... beceriksiz ve korkak kumandanlar yüzünden meydana gelen askeri felâ- ketleri gösteriyordu. Aldrich, Fran- sız ve İtalyan tenkıtçılerınce zama- nımızın en büyük rejisörlerinden biri sayılıyordu "Atta k" da onun şah- siyetini en iyi ortay n, en ba- şarılı eserlerinden bırıydı Aldrich'in birkaç muhımsenmeyecek fılmini gö- ren Türk sey n "At- tack" 1 harp aleyhdarı bulup reddet- mesi yüzünden, bu rejisörü — yakın- dan tanımak, hakkında tam bir hük- me varmak fırsatım bulamıyacaktı. aleyhdarı olduğu için red- dedilen f'ılmlerden bırı de Fred Zin- nemann'ın " adlı eserıydı Zinnemann burada Vaştan dönen yaralı askerlerin kendılerını sivil ha— yata uydurmakta karşılaştıkları guç— lükleri hikâye ediyordu. "The Men usta bir rejisörün çok dikkate de— çevrilerek bir günlük gazetede neşre- nsüre dair en garip vakalardan biri de "Citizen Kane - Yurttaş Ka- ne" meselesiydi. Orson Welles'in dün- yâda fırtına yaratan bu ilk filmini getiren firma — eserin iş yapmıyaca- ğına hukmetmış, sansür ise firma- nın boş yere ziyanım önlemek için "Citizen Kane"i siyasi ve ahlâki nok- talardan olmasa bile sıhhi bakımdan reddedecek bir kulp bulmuştu: "Ci- tizen Kane"in fotoğrafları gözleri rahatsız ediciydi, şu halde Türkiyede gösterilmeğe lâyık değildi. en tuhaf şey Richard Bro- oks'un Blackboard Jungle — Kara- tahta Ormanı'nın başına gelmişti. Bu hâdise tuhaf olduğu kadar bilhas- sa 1lerısı için duşundurucuydu de. ckboard Jungle"ın Venedik Fes- tivalinde başına gelenleri hemen he- 31

Bu sayıdan diğer sayfalar: