7 Mart 1959 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 23

7 Mart 1959 tarihli Akis Dergisi Sayfa 23
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

parayı bloke etmişti. Ayrıca, İsmaili- yP ssü ve Mısırda devletleştı— riyen obur İngiliz malları için tazmi- nat istiyordu. Ayrıca, iki devlet ara- sında gerginliğin devam ettiği, müd- detçe, Mısır makamları -aralarında Osmanlı Bankasının da bulunduğu - 350 kadar İngiliz şirketine el koy- muşlar, bu şirketlerin, hayli zarar etmesine sebep olmuşlardı. Fakat bütün bunlara karşılık Mısırın da bü- yük bir talebi vardı. Çarpışmalar sı- rasında İskenderiyede, Kahirede ve İsmailiyede yapılan hasarın tazmin edilmesini istiyor! Bütün bu puruzlu noktalar takri- ben altı hafta önce 17 Ocak 1959 gü- nü parafe edilen bir anlaşma ile or- tadan kaldırılmıştır Elden Zamanın- dan beri Orta Doğudaki tutumunu hayli degıştıren lngıltere Nâsırla İyi geçinmenin en kârlı yol olacağı- nı anlamakta gecikmemiştir. Vak- tiyle Arab Milliyetçiliğini ve Nâsırı bir kaşık suda boğabileceğim zanne- den Londra hükümeti, şimdi Kahi- redeki kuvveti bir vakıa olarak ka- bul, etmekte, hatta Mısırla iyi geçın— mek pahasına muazzam mali tâviz- ler vermektedir. Dünya Bankası Genel Müdürü Eugene Black'ın aylarca süren gay- retleri sonunda geçen Ocakta parefe edilen anlaşmaya göre, İngiltere 280 milyon dolarlık Mısır parasını deblo- ke etmeğe Trazı olmaktadır. Hatta, Mısır bu paraları yalnız Ingıltereyle olan ticareti için kullan b riyetinde de değildir. Bundan başka, İngiltere,, Mısır tarafından el konan muazzam, servete karşılık sadece 17 milyon dolarlık tazminat verilmesini kabul etmektedir. Mısıra gelince, bu kadar müsait şartlardan sonra, Ka- hire hükümeti de Eden'in ettıklerını MacMillan'a Ödetmeye, yani harp tazminatı istememeğe karar vermiş- tir. Bir bezirgân yüzünden vvel zaman içinde -gecen asrın ortasında. Kraliçe Victoria haz- retleri denizlere hâkimken, Atinada bir karışıklık çıkmış, bu karışıklık sırasında d Cebelitarık doğumlu, fakat lngılız tabiıyetınde bir yahudi- nin evi yıkılmıştı. Meşhur Lord Pal— merston sırf o yıkılan ev için taz nat verilmiyor diye, koskoca Ingılız donanmasını yollamış Atina limanı- nı abluka altına almıştı. O zamanki İngiliz dışişleri bakam, "İngiliz ta- biyetinde bir kimse hangi memleket- te olursa olsun, İngilterenin kuvvetli kolu onu haksızlıga karşı daima ko- ruyacaktır" demiş Geçen haftaki Kahıre müzakerele- Ti sırasında, yine İngiliz tabiyetinde, Fakat Irakta doğmuş bir yahudinin erveti görüşülürken, lngilterenın kuvvetli kolu meydanlarda yokt ondradan gelen temsilciler bir be— zirgan yüzünden Nasırı darıltmak niyetinde değildiler. Anlaşmanın parafe edilmesiyle res- mi imza merasimi arasında altı haf- talık, bir zaman geçmişine ve arabu- AKİS, 7 MART 1959 lucu Eugene Black'ın telâş içinde o- radan oraya koşmasına sebep olan -namı — diğer Joseph- Smouha adında bir adamın çevırdı— ği dolaplardan çıkmıştı. Uzun müd- det Yakın Doğu pazarları ile İngil- tere arasında ticaret yaparak mu- azzam bir servet biriktiren bu adam, Mısırdaki İngilizlerin en zenginiydi. Bu serveti, yetmiyormuş gıbi bazı arsa spekulasyonlarına rişmiş, Kral Farukun babası Birinci Fuac_lla anlaşarak milyonlar vurmuştu. İs- kenderiye yakınlarında âdeta bedava elde ettiği yeni yüz dönümlük batak arazinin yarısı hükümet kararıyla belediye sınırları içine alınmış kuru- lan oteller, spor kulüpleri ve eglence yerleri sayesınde Yasef Smouha hay- kazanmıştı. Arazinin öbür -ileride fiyatlar — yükselince daha fazla para alabilmek maksa- dıyla tarla olarak bırakılmış, vergi DÜNYADA OLUP BİTENLER Karşılıklı saygı S mouha'nın parasını ödeyemeyen İngiltere, artık Victoria zamanın- da olduğu gibi kabadayılık da tasla yamazdı; Nasırla tekrar bozuşmak demek, iki yıldan beri güç belâ tamir edilebilen münasebetleri tekrar çık- maza sokmak demekti. Bunun üzeri- ne Amerikaya adamlar yollandı, Eu- gene — Black'tan rica edildi ve bir zahmet, yine Kahireye kadar gitme- si istendi. Uzun uğraşmalar sonunda yarılan hâl çaresine göre, ne İngiliz hükümetinin kasasından para eksile- cektir, ne de Mısır hükümetinin.. asef Smouha, vaktiyle ziraat top— rağı sayılan, fakat şimdi arsa kate- gorisine dahil edilen, topraklarına tekrar kavuşacak, imkân bulursa bol bol vergi ödeyecektir. Herşey tamamlandıktan ve hafta sonunda da imza merasimi ya- pıldıktan sonra, anlaşmanın metni Vicky'nin çizgileriyle MacMillan ve Nâsır İngiliz aslanı beyannamelerine'de bu kayıtla geçi- rilerek az masrafla elde tutulması teminat altına alınmıştı. 27 Ocaktaki anlaşmayla Mısırlıla- rın ödemeğe razı oldukları 27 milyon sterlinlik veya milyon dolarlık tazminat, İngilizlere ait ziraat top- raklarının devletleştirilmesine, — bir de muvakkaten elkonan şirketlerin “"zararlarını karşılayacaktı. Mısır hü- kümeti Yasef Smouha'ıun toprakları— da -kurnaz bezirgan vergi mak- satları için bunları tarla olarak gös- termemiş miydi- bu tazminata dahil saymıştı. Londradaki Hazine Bakan- lığına müracaat eden ihtiyar yahudi, alınan paraların tam 30 milyon dola- rım kendi topraklarının tazminatı diye işletmeye başlamıştı. Halbuki İngiliz hükümetinin binbir güçlükle kopardıgı cüz'i tazminat ancak di- ğer hakiki mülk sahiplerini tatmin etmeğe bile zor yetecekti. ile cesur terbiyeci resmen pazartesi günü öğleden sonra açıklandı. İki taraf da böyle netame- li bir dâvanın halledilmiş olmasına pek memnundular. Zaten Mısırla İn- giltere arasında anlaşma ihtimalleri belirir belirmez, iki memleketin kar- şılıklı ticaretlerinde büyük bir artış muştu. Ticaret hacmi bakımından son Ocak ayının ortalaması, Süyeyş- ten önceki Ocak ortalamasının yan- sına yaklaşmıştır. Fakat bütün bu olup bitenlerden sonra, dünya siyaset cephesinde a- sıl mühim olan şey, Mısır İktisat Ba- kanının Kahire hava meydanında söylediği sözlerdir. Bakan, İngiltere ile Mısır arasındakı münasebetlerin bundan sonra "karşılıklı saygı" esa- sına göre yürütüleceğini söylemiştir, Victorya devrindeki tepeden bakma- ların artık hayal olduğu bundan daha iyi bir şekilde ifade edilemezdi. 23

Bu sayıdan diğer sayfalar: