6 Mart 1961 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 27

6 Mart 1961 tarihli Akis Dergisi Sayfa 27
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

KİTAPLAR Destan Gece (Vural Vahit Suiçmezin röpor- e Kitap yayınları, Röportaj bölü- I, Bas-Yay Matbaası, İstanbul 1960, 60 sayfa 200 kuruş). 07 Mayıs ve öncesi de pek çek bü- yük olay gibi ne yazık ki sanat dünyamızda gereken yeri bulamadı. Sağda solda yayınlanan bir iki kırık dökük şiir kitabı, bir iki özentili marş bestesi, birkaç yazı ve birkaç röpor- taj bu büyük destanı dile getirmek- ten çok uzak. Vural Vahit bu desta- nın hiç değilse bir köşesinden tut- muş, bir 29 Nisan gününü dile getir- miş. Vural Vahit Suiçmez bir gazeteci- dir. 27 Mayıstan önceki günlerde, hem çok daha önceki günlerde, o Nisan hâdiselerinin dahi çıkmadığı günler- de polis coplarım yemiş, koma halin- de hastahanelere kaldırılmış, D. P. devrinin terörünü bütün şiddeti ile sâdece vicdanında değil, bizzat bede- ninde de yaşamış genç bir gazeteci- dir. 27 Mayısı doğuran günlerden bi- rinde, 29 Nisanda istanbulda Beyazıt meydanında, İstanbul Üniversitesi- nin bahçesinde kutsal Hürriyet Sa- vaşım bir gazeteci olarak izlemeye gitmiş, kendini bu savaşın içinde bir savaşçı olarak bulmuş, "Kanlı Per- şembe" diye adlandırılan perşembe- nin sonrasındaki gün, bütün bir Üni- versite (o gençliğinin Oo Üniversitenin bahçesinde dayanışına karışmış, bir geceyi o gençlerle birlikte geçirmiş, bir mutlu sabah gelecek diye sabah- ları beklemiştir. Vural Vahitle birlikte bütün Türk gençliğinin, bütün Türk milletinin beklediği mutlu sabah, o 20 Nisan- dan bir ay sonra. bir 27 Mayıs sa- bahı gelmiştir. Vural Vahit, o mutlu sabahı gören mutlu Türk gençlerin* den biridir. 27 Masasın sarhoşluğu içinde 29 Nişanı unutmamış, tuttuğu notlardan, o gün yaşadıklarım otur- muş bir bir dile getirmiştir. İşte, elli sayfalık Destan Gece adlı kitap bu notlardan meydana gelmiştir. Destan Geceyi okumak bir yürek işi. İnsan bu kitabı okurken, ister is- mez 27 Mayıs öncesinin havasına giriyor. Dudaklar kenetlenip, yum- ruklar sıkılıyor. Bir kere daha, 27 Mayıstan önceki günleri yasıyor. Vu- ral Vahit kitabım yazarken ilinden geldiği kadar satırlarını şiirlendir- miş. Şiirlendirmese de u Bir gençliğin hürriyet mücadelesi zaten bizatihi şiirdir, bizatihi destandır. Vural Vahit bu arada olayları tâ içinden görmüş bir müşahittir. Ama dikkatli, meslek alışkanlıkları içinde AKİS, 6 MART 1961 keskin gözlü bir müşahit. Her hâdi- seyi en can alacak noktasından yaka- lamış, ay tutup orta yere koyu- vermişti Vural 0) yazdığı önsözde kita- bım şöyle tanıtıyor: "İşte bu kitap o zalim karanlığın gecesini anlatır. Destan Gece, ilk kelimesinden son kelimesine kadar, o gece yaşanırken yazılmış, ya da o geceyi yaşayan tek gazetecinin, o geceyi yaşarken tuttu- gu notlardan doğmuştur. Bu kitapta- ki konuşmalar, o geceyi yaratan Üni- versite gençlerinin (okonuşmalarıdır. Bu konuşmalar, yarınki kuşaklara özgürlük savaşının anlamını duyura- cak belge değeri taşıyor. Destan Ge- ce, biraz da bu belgeler yarınlara kal- sın diye çıkıyor." Vural Vahit Suiçmezin kalemi bun- dan sonrasını bir sinema senaryosu gibi ele almıştır. Önce 29 Nisan gü- nünün Beyazıt meydanı, Üniversite bahçesi anlatılıyor. Üniversitenin Be- yazıt meydanına bakan bahçe kapı- sının burçlarında dövizler: "Beş şe- hit verdik", "Katil polis", "Diktatö- re ölüm!". Bütün bunlar beyaz kar- tonların üzerine kan rengi omürek- keplerle, kimbilir belki de gerçek kanlarla yazılmıştır. Bahçenin dışın- da asker ve polis, içinde öğrenciler kaynaşıyor. Saatler saatleri kovala- maktadır, Öğrenciler birbirlerine ke- netlenmiş, bahçeden ne bir adım ge- ri çekiliyorlar, me de dağılıyorlar. Ardarda konuşmalar yapılıyor, şiir- ler okunuyor. -Bu sırada bir genç yüksekçe bir yere çıkmış arkadaşla- rına sesleniyor. Bir yeni marş dü- zenlenmiştir. Bu marşın sözlerini yaz- dırıyor. Binlerce öğrenci ellerinde kalem kâğıt, arkadaşlarının yazdır- dığı satırları oOkâğıda geçiriyorlar. Yazılan bu marş biraz sonra Üniver- site bahçesinden yükselecek ve bü- tün yurda dağılacaktır: o "Olur mu böyle olur mu? — Kardeş kardeşi vurur mu? — Kahrolası diktatörler — Bu dünya size kalır mı? İşte Vural oVahitin dile getirdiği bir tablo. Bir destan tablosu. 29 Ni- san akşamı saat 20.05 "Postahaneye gidiyorum. oÜniver- site postahanesine. o Telefonların 6- nünde kapıdan dışarıya taşan kuy- ruklar. Evlerine, analarına, babala- rına, kardeşlerine telefon ediyorlar. Kızlar, erkekler — Merak etmeyin. Üniversite as- kerle çevrildi. İçerdeyiz. Bize birşey vr < Merak etmeyin, düşünmeyin "Dikkat ediyorum, kimse, ben de- miyor, "biz" di Postahane Müdürü, telefonla konuşuyor: — Üniversitede memur olarak bir biz kaldık. Kapatamıyoruz burayı. Kapatsak kapıları (okıracaklar, yine girecekler. Birşey değil, biz de kalı- rız ama, yiyecek birşeyimiz yok. Son ra ışıkları söndüreceklermiş. Gemici fenerlerimiz bile yok. Karanlıkta ne yaparız? Konuşmayı dinlediğim için daya- namıyorum. Beni ve öğrenci sanan müdüre sesleniyorum — Biz size gaz da, emici feneri de, ekmek de buluruz. Amirinize bil- irin. Müdür, Baş Müdür Bize gaz da, ii feneri de balim. Sesini alçaltıyor, bana duyurma- mağa çalışarak devam ediyor: — Ama siz durumu yine de Örfi İdareye bildirseniz. Birşeyler yapsa- lar Baş müdürle Kabak başlı, pis sesli, sevimsiz bir adamdı bu. Belki de öyle değildi ama, o anda sesi kulağıma öyle gelmiş, yüzü gözüme öyle görünmüştü." Bir başka sayfada bir başka saat- te ise Beyazıt Beydanında, Üniversi- te bahçesinde olanları Vural Vahit şöyle anlatıyor: "Gecenin içinde telörgü, çemberi altında yükselen, böyle olur mu türküsü laklarında çınladıkça başları öne eği- liyor, gözleri yaşarıyor. Dikenli tellerin odışındaki bir on- başı, ortalıkta dolaşan subaylara bi- le bakmadan bize doğru eğiliyor. Güneş yanığı yüzünde iri kara göz- leri olan bir Anadolu çocuğu. Ağla- maklı bir sesle, 'etmeyin be karda- şım diyor, 'kim vuracakmış Sizi? Böyle yanık yanık söylemeyin allah- aşkına, ağlatmayın bizi. Destan Gece işte bu hava içinde saat saat, dakika dakika tutulmuş notlardan meydana gelmiş. Dikkatle, ibretle okunacak bir kitap. Yassıada- ya gidenlerin niçin gittiklerinden ha- beriniz yoksa, bu kitabı okumanız ge- rek. Eğer Yassıadadakilere acıyorsa- nız, gene bu kitabı okumanız gerek. 21 süngü

Bu sayıdan diğer sayfalar: